

Nefretle doğan herkes nefretle ölür derler. Kimsesiz doğan herkes kimsesiz ölecek o halde değil mi ?
Şikayetiniz sizi yaradana mı yoksa yaradanın yarattıklarına mı ? Nefretinizle mi ölüceksiniz ? Yoksa içinizde ki nefreti mi öldürüceksiniz ? Yada şöyle sorayım içinizde ki nefreti öldürüp kendi hayatınız için yaşayabilecek kadar güçlümüsünüz Yoksa Karanlığa Aşık bir Aptalmısınız ?
Melek yıllarca İblis'e aşkından Karanlığı ezberlemiş aydınlık için uğraşmıştı lakin İblis Karanlıktan vazgeçmiyordu ya Melek Karanlığa aşık olursa ?
Gece'den..
Herşey konuşulmuş ve bir karara varılmıştı. Gece yola çıkıcaktık ve ben kanatlarımı geri alıcaktım kimin ne düşündüğü umrumda değildi.
Fikret,Deniz ve Pelin Mağaranın en fazla 2 kilometre uzağına kadar gelebiliyordu. Doğa Ana'nın garip kurallarından sadece biriydi.
Kaya Pelin ve Deniz'le bekleyecekti. Orman tehlikeli olabilirdi.
Yola çıktığımızdan beri saatler geçiyor herkes sus pus oturuyordu Kaya Pelin ve Deniz üçlüsü susmuyordu tabiki absürt şakaların tam sırasıydı. Yapmasalar olmazdı.
Birkaç adım daha attıktan sonra Fikret'in kardeşi Deniz,Ege ve benim geçebildiğimiz yerden geçemediklerini görünce devamında yalnız olucağımızı anlamıştık.
"Dikkatli olun" dedi Fikret ve sarılıp orda vedalaştık. Veda demeyelimde nebileyim işte garip bir durumdu.
"Korkuyormusun ?" Dedi Ege bana bakarak.
"Hayır ama susadım,dudaklarım kurudu." Dedim tebessümle
"Çantanın kenarında termos var çıkartabilirsin." Dedi yan dönerek. Kenarından termosu alıp biraz su içtim.
"Teşekkür ederim." Dedim tebessüm ederek termosu yerine bıraktım ve Deniz'e bakıp konuştum.
"Neden yalan söylediniz Siz Fikret'in Kardeşi değilsiniz ve neden yardımcı olmaya çalışıyorsunuz Deniz ?"
"Görevimiz bu küçük melek aklından geçen soru bu değil biliyorum ama cevabını vereyim Kaya'ya zarar vermeyeceğiz merak etme eğer verecek olsaydık buraya iki ikişi değil bir kişi gelirdi seninle birlikte." Dedi arkasına dönüp tebessüm ederek.
"Aklımı nasıl o- doğru sende bir İblistin."
"Sahi sen nalız Melez oldun Deniz ?"
"Kaya anlatmadı mı Gece ?"
"Hayır"
"Babam yüzünden,bukadarını bilsen yeter."
"Babalar bir kere sadece baba olsa ya,hepsi yara." Dedim buruk gözlerim dolu bir şekilde.
"Yanında babası yara değil merhem olan biri var." Dedi Ege'ye gülümseyerek. Gıpta ederek bakıyorduk Ege'ye.
Mağaranın girişine geldiğimizde Derin bir nefes aldım ve Ege'nin belime dolanan kolunu hissetmemle Ege'yle karanlıkta göz göze geldim.
"Korumak amaçlı yanlış anlaşılmasın" dedi Ege.
Ya çok flörtözdü yada beni gereğinden fazla koruyordu. Deniz önden gidiyor herhangi bir ihtimale karşı bizi koruyordu.
Adım adım mağarada ilerlerken sanırım sona gelmiştik. Kanatlarım karşımda duruyordu Kaya'nınkilerde öyle.
"İzin vermen gerek Gece" dedi Deniz bana bakarak.
"İblis'in kanatlarını ona götürebilmem için kanatları burdan çıkarabilmem gerek ve seninde buna izin vermen gerekiyor ki çıkarabileyim."
Kaya'nın Kanatlarına ve Deniz'e bakarak "Alabilirsin" dememle Deniz'in kanatları hareket ettirmesi an meselesi olmuştu.
"Gece sana emanet Ege,sadece üç gece zaten sabah olmasına 13 dakika var ben gidiyorum gerisi sende." Dedi Ege'ye bakarak ve gözümüzün önünde kayboldu.
"Ne hissediyorsun ?" Dedi Ege bana gülümseyerek bakarken.
"Çok Mutluyum Ege." Dedim kanatlarıma bakarken.
"Neyi bekliyorsun o zaman ?"
"Doğru sözcükleri unuttum."
"Aynı anda söyleyebiliriz istersen."
"Sen nerden biliyorsun ?"
"147 yaşındayım Ben Güzelim,herşeyi biliyorum."
"Bana gelirmisiniz ? Kanatlar sahibini elbet özlemiştir. Tıpkı sahibinin kanatlarını özlediği ve kanatlarından vazgeçmediği gibi.."
Ege'yle aynı anda kullandığımız cümleyle Kanatlarım sırtımdaki yerini bulmuştu. Kanatlarım yerini bulmuştu ama benim canım yanıyordu. Yere çöktüm ve sabrettim. Mağaranın içinde Kanatlarımın yaydığı ışığa tebessüm ettim. Kafamı kaldırdığımda karşımda gördüğüm Manzara beni etkilemişti etkilemek veya şok etmek kelimeleri yanında az kalırdı.
Mağarada ki ışığın tek sebebi benim kanatlarım değildi. Ege zaten Melezdi..hemde bir İblis'in değil bir Meleğin Meleziydi.
Beyaz teni aynıydı ama o beyaz sandığımız saçları aslında Siyahtı.
Kanatları okadar yumuşak görünüyorduki sırtını şuan göremiyordum ama boynundaki o belli olan adem elmasına kadar inceleyebiliyordum.
Utançtan yerin dibine girebilirdim şuan acıdan kıvranırken bir Meleği inceliyordum.
Güneş yerini almış olucaktı ki gözlerim kapanıyordu..
Fikret'ten..
Deniz gelmiş ve kanatları getirmişti. Pelinin sevinci gözüme batmıştı neden bukadar sevinmişti ?
Deniz:Kaya son beş dakika hadi.
"Saf kötülüğün esas şahitleri sahibinize dönün !"
Bu cümle filmlerde söylense showu kes diyip göz devirirdim ama güneş gökyüzüne dönecekken Dolunayın yeniden yer bulup etrafın karanlığa bürünmesiyle film izlemediğimi anlamak zor olmamıştı. İlk kez bir İblis'in kanatlarını alışına şahit oluyordum.
Kaya' nın gözleri kırmızıya dönerken karanlık yeniden aydınlığa dönüyor Güneş Gökyüzünde yerini buluyordu. Kabus görüyorum sanmıştım bir an.
"Bitti mi şimdi ?" Dedi Pelin
"Bitti." Dedi Kaya ve göz önünden kayboldu.
"Şimdi neolucak ?" Dedi Deniz bana bakarak.
"Neolucağını üç gün sonra anlayacağız şimdilik rahat edebiliriz. " Dedim ve gülümsedim.
Deniz ve Pelin yan yana kaybolup giderken bende artık eve gidebilirdim ama önce herkesi göndermişken Cadı bir Melez olarak şu mağaraya gidebilirdim. Evet onları kandırmıştım ama her ihtimale karşı Gece'yi korumak için yalan söylemek zorundaydık. Cadılar Doğa'nın korucuyularındandı.
Mağaraya gittiğimde gördüğüm manzara beni şaşırtmıştı. Gece baygındı ve Ege'nin dizlerinde yatıyordu garip olan sırtından akan kanlar mağaranın girişine kadar ilerliyordu.
"Neoluyor burda Ege ?" Diye sorguladım Ege'yi
"İnan ilk defa böyle birşeyle karşılaşıyorum,vücudu vampir kanını kabul eder mi bilmiyorum oyüzden deneyemiyorumda. Bırakıp gidemiyorum alıp çıkaramıyorum neyapacağımı bilmiyorum !"
"Eğer Gece bu durumdaysa Kaya'da bu durumda !"
"Kaya bizi ilgilendirmiyor Fikret şuan önceliğimiz Gece." Dedi Ege hala anlamıyordu kalın kafası almıyordu.
"Kaya'ya birşey olursa Gece kendine gelir gelmez öleceğini dahi bilse herkesi öldürür. Bakma sen onlar birbirleriyle kavga ediyorlar hakaret ediyorlar hatta çok ağır şeyler yaşıyorlar ama Gece Kaya'ya birşey olması yerine kendisi ölmeyi yeğler. " Dedim öfkeyle.
"Efsanelerde bununla ilgili birşey yazmıyor mu ?"
"Hayır nerde hata yaptık ?" Diye kendimi sorguluyordum. Telefonun çalmasıyla Deniz'in aradığını gördüm.
"Neoldu?" Diye açtım telefonu şuan kibarlık edecek durumda değildim.
"Kaya hiç iyi değil ve garip olan kendindede değil."
"Dur sen söyleme sırtından kanlar akıyor ve sayıklıyor değil mi ?"
"Evet nerden biliyorsun ?" Diye soruyordu bide beni salak yerine koyuyordu resmen.
"Sence ?" Dedim öfkeyle
"Hayır !" Dedi yanından bir ses Gece'ninde aynı durumda olduğunu anlamıştı herkes.
"Kaya'yı getir Deniz" diyerek telefonu kapattım.
"İblisler bu mağaraya giremezler."
"Şuan ne Gece bir Melek nede Kaya bir İblis ve sanırım benim hatam yüzünden ikiside ölmek üzere."
"O nedemek Fikret nedemek ölmek üzereler ?"
"Efsaneye göre İblis ve Melek önceden birbirine aşık olmuşsa ve Meleğin kanadını alan İblisse birbirlerinden razı olmadan kanatlarını kullanamazlar ve yeniden Gökyüzüne dönemezler."
"Yani ?"
"Gece ben yokken ne sayıkladı ?"
"Benimde yakışıklı olduğumu ama ben dahil olsam bir Kaya etmeyeceğini söyledi."
"Başka daha önemli birşey."
"Kaya'nın onu sevdiği kadar onu sevmediğini söyledi."
"Ama Melek burda İblis orda can çekişiyor." Dedim gülümseyerek
"Yahu ben hiçbirşey anlamadım ne demeye çalışıyorsun ?"
"Gece ve Kaya aynı odaya kapatıldığı zaman Gece Kaya'ya ben o kız değilim demişti. Yeryüzünde yıllarca o kızı unutturmaya çalışmış buda onda travma etkisi bırakmış. O Kaya'nın onu sevmediğine inanıyor."
"Seven insan sevdiğini bu duruma sokmaz." Dedi Ege kaşlarını çatarak.
"Ama hiç sevmemiş biride şuan o durumda olmazdı."
"Birbirlerine gerçekten Aşıklarmış ha ?" Dedi Ege şaşkınlıkla.
"Anlaşılan Gökyüzünde seven biri Yeryüzündede sevebiliyormuş"
"Sonuca gelelim neolucak şimdi ?"
"Efsaneye inanmayı seçicez." Dedim bir umutla çünkü Gece olsa kesinlikle bunu denemeyi seçerdi.
"Efsaneye göre böyle bir durumda içeriye kimse girmeyecek ve onlar yalnız kalacak. 3 Gece ya beraber iyileşecekler yada beraber ölücekler." Dedi Ege hissizce.
"Yalnız bırakmak zorundayız Melek yıllarca onu boşuna sevmiş olamaz."
Ege mağaraya girenlerin adım seslerini duymasıyla kanatlarını kapatıp sihir yapmam için işaret verdi. Bir yatak biraz ışık iki sandalye onlara yeterdi ufakta bir sehpa bırakıyordum onlara. Ege Gece'yi yatağa bıraktı ve yanıma geçti. Denizler ve Pelinler gelmişti. Kaya'yıda yatağa bırakıp bana bakmaya başladılar.
"Arkadaşlar bana böyle bakmayın lütfen şuan mağaranın sihri işe yaramıyor içeri girebilmenizin sebebi bu."
"Neden işe yaramıyor neden kan kaybediyorlar ?"
"İblisler sevdiklerinin kanatlarını asla almazlar.Bizde buyüzden Efsaneye göre hareket etmiştik. Birbilerine hiç aşık olmadıklarını şuan birbirlerinden nefret ettiklerini düşündük tıpkı onların öyle sandığı gibi" dedim Gece ve Kaya'ya bakarak. Mağaradan çıktık ve eve geçtik.
Beni suçluyorlardı ve sanırım biraz haklılardı. Kehanetler hakkında daha fazla bilgi sahibi olan birini tanıyorduk aslında ama bu fikri sunmak bana değil Deniz Uras'a düşerdi evet iki Deniz'i anca bu şekilde ayırt edebiliyordum.
Deniz Uras Kaya'nın hem Gökyüzünde hemde Yeryüzünde ondan asla vazgeçmeyecek tek dostuydu. Sizde böyle ayırt edebilirsiniz.
"Arey'i arayacağım." Dedi herkes tedirginliğini belli ediyordu. Yüz ifadelerine bakılırsa ondan korkuyorlardı özellikle Pelin ve Yasmin'in yüz ifadesi değişmişti.
"Niye böyle bakıyorsunuz ?" Diye sordum çünkü bu yüz ifadesi çok tedirgin olmamı sağlamıştı.
Deniz "Merakını gidereyim Arey Kanatlılardan birisi tam anlamıyla orjinal bir Vampir. Kaya'yı asla umursamaz ama bu durumlardan anlayan tek kişi o ve biraz öfkeli" dedi.
Deniz Uras telefonuna bakıp Arey'in numarasının kaydını arıyordu ve bulduğu gibi görüntülü aramıştı.Arey telefonu açar açmaz Deniz Uras ve Arey gülmeye başlamıştı. Neye gülüyordu bunlar ?
"Gülmeyi bırakıp ciddi bir konu hakkında konuşmamız gerekiyor. Gece ve Kaya ölmek üzere yani sanırım."
"Hangi salak Kehaneti hiçe saydı ? Ve neden beni daha önce aramadınız ?"
"Numaranı bulamadım dürüst olmak gerekirse Arey9429 diye kaydetmişim meğersem"
"G*tümde Plaka mı takılı benim a*ına koyim Arey 9429 ne ?"
Hepimiz gülüyorduk evet durum vahim olabilir ama haklıydı yani gülmemek elde değildi.
"Benden ne istiyorsun Deniz ?" Dedi Arey suratında ciddi bir ifadeyle
"Sence ?" Dedi Deniz
"Yardım istiyorsundur."
"Hayır bu uzaktan yardım edebileceğin bir durum değil."
"Büyü ?"
"Hayır"
" Ne ozaman Kaya'yı mı öldüreyim ?"
"Sakın"
"Zaten denemem sonra birde Gece'nin çenesiyle uğraşamam." Dedi Arey ve göz devirip telefonu alıp konuştum.
"Gelmeni istiyoruz Arey,Bize gerçek bir yardım lazım." Dedim ciddi bir ses tonuyla.
"Kaya'ya yardım etmemi istiyorsunuz."
"Gece için yap Arey" dedi Deniz Uras
"Gece Kaya'ya birşey olursa hepimizi yakar sende dahil ona olan zaafını biliyorsun." Dedim
"Geçmişten nefret ediyorsun biliyorum ama gelmen gerekiyor,hemde hemen." Dedi Deniz Uras. Arey telefonu suratıma kapatıp "İlk uçakla ordayım" yazmıştı.
"Sabah burda olur muhtemelen." Dedim ve telefonu Deniz Uras'a uzattım.
Herkes oturduğu köşede araştırma yapıyor bende kahve yapıyordum. Kapı çalmıştı ve kimse kı*nı kaldırıp bakmıyordu mecburen kahveyi bırakıp kapıyı açtığımda karşımdaki yüz ifadesi beni şok etmişti.
"Kadim dostum hoşgeldin." Dedi arkamdan bir ses.
"Çağırdınız ve geldim hayatım."
"Hoşgeldin." Dedim ve mutfağa geçtim. Bir kahve daha yapıp onada götürmek için Deniz Uras ve Arey'in başbaşa konuştuğu odaya geçtim.
"Belki özel bir an yaşıyoruz,neden kapıyı çalmadan giriyorsun ?" Dedi Arey gülerek.
"Cadı kitapları okuyorsun kör değilim ayrıca unutmayalım bu Dünya'da insan gibi yaşamaya çalışıyoruz insan olalım demi ? Kahve getirdim boş yapma"
"Nekadar ukalasın."
"Senin gibi" dedim ve kahveleri uzattım.
"Ee Cadı Kurabiyesi tarifi var mı bu kitaplarda ?" Dedi Deniz Uras.
"Hayır sadece Kehanetler ve kehanetlerde ki ölümler.."
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |