

Herşey bir bir yıkılıyordu sanki başımdan aşağı kaynar sular dökülüyordu..Herşey okadar boktan ilerliyordu ki ? Hani çıkmaz bir sokağa girersiniz ve çıkış yoktur geri dönüp yeni bir yok arayacak gücü bulamazsınız ya kendinizde tam olarak öyle bir durumdaydım..İnsan oğlu nasıl savaşıyor çaresizlikle bilmiyorum ama ben kırılmış kanatlarım ve yaralı yüreğimle çaresizlikle savaşamıyorum..
Saatler geçiyordu,geleceğimiz yere çoktan gelmiştik.Şehrin en ücra köşesinden birindeydik.
Bir tabut,bir orman ve çaresi kalmayan biz vardık. Kocaman bir Şehir düşünün şuan şehirde ki hiçbir sesi duyamıyorduk.
Gözlerimle yanıyordu,ağlamak istiyordum ama güçlü durmak zorundaydım..
"Hazırmısın ?" Dedi Kaya gözlerime bakarak insan nasıl böyle bir duruma hazır olabilirdi ? En yakın arkadaşımı gömecektim, toprağa çocukluğumu vericektim ! Nasıl hazır olabilirdim ?
"Sen peki,sen hazırmısın ?" Dedi Deniz Fikret'e bakarak
"Evet hazırım,hadi başlayalım." Dedi Fikret yavaş adımlarla yanımıza yaklaştı ve Kapağını açtığımız tabuta girdi.
Sarılmadı,veda etmedi sadece gömülmeyi seçti.Öylece gitti,son kez gözlerime baktı sanki..
Tabutu kapattılar, nefes almaya çalıştım.Tabuta giren oydu ama nefesi kesilen bendim..
Kazdıkları mezara tabutu bıraktılar önce,sonra Kaya Fikret'i gözlerimin önünde gömdü. Ben Deniz'in göğsüne yaslanıp ağlarken Kaya gözlerimizin önünde Fikret'i gömdü.
Her toprağı atışında içimden bir parça kopuyordu gibiydi. Gömülen oydu ama ölen bendim sanki..
"Gitmemiz gerekiyor Gece" dedi Deniz ve Ege.
"Hayır ben onu bekleyeceğim." Dedim çaresizliğe karışmıştı sesim.
"Bekleyemezsin,kehanetler buna izin vermez. Ölümüne sebep olmak istemezsin değil mi ?" Dedi Kaya gözlerime soğuk,donuk karmaşık hislerle bakıyordu..Belki de hissizdi..
"Geri çıkar onu !" Dedim Ağlayarak,vurmaya yeltendim önce..
"Çıkaramam,üzgünüm." Dedi Ona vurmamı engellemek için bileklerimden tutup Deniz'e bakarak yardım istedi sanki..
"Harbiden biz onu çıkaramazsak ve oda çıkamazsa bu onu son görüşümüz olur Kaya çıkar Fikret'i !" Dedi Ege.
Ege bile gözleri dolu dolu bakıyordu öfkemiz hüznümüze karışmıştı.
"Bu durumdan zevk alıyormuşum gibi davranmayın,İblis olabilirim ama kimseyi gömmekten zevk almıyorum." Dedi Kaya ve beni bırakıp ortadan kayboldu.
Orda kalmıştık işte bir mezar taşının başında,çaresiz..
Çocukluğumuzu koyduk biz o tabuta kolay değil..O çaresizliği size anlatamam her toprak atılışında sanki içimizden bir parça kopmuştu,canımız çıkmıştı sanki ruhumuzdan..
Fikret'ten..
Gözlerimi açtığımda karanlıktan başka birşey yoktu. Kimse yoktu,yalnızdım evet şuan bir tabutun içinde nefes almaya çalışıyordum..Alacağım nefes bile kısıtlıyken kolumda ki saate baktım. Saatin 03:45 olduğunu gördüm. Beni gömmelerinin ardından nerden baksanız üç saat geçmişti ve ben yeni uyanmıştım. Nasıl bayıldığımı bile bilmiyordum,o karanlık korkusunu ölmenin o an ki hissizliğini size tarif edemem sanırım ama şöyle söyleyebilirim.
";Görmek istediğiniz onca harika yaşantı varken,sizin gözleriniz bağlanmış gibi
Yaşamak istediğiniz onca güzel hayal varken sizi bir hücreye kilitli bırakmışlar gibi.
Sarmak istediğiniz bir beden sizi gömmek için vakit kolluyor gibi..
Sevdiklerinize bir daha sarılamayacağınızı düşünmek bile bir ölüm aslında..
Nefes alırsınız ama aldığınız nefes o an okadar kısıtlı gelir ki yutkunamazsınız öyle bir durum..
Ölüm çaresi olmayan bir acı gibi.."
Tabutu yumruklamaya başladım önce bir umut belki bir tahta bile kırılsa içinden çıkabilir yeniden hayata karışabilirdim.
Kırılmıyordu,karanlıktan bir ışık bile sızmıyordu..
Lanet olasıca kehanet beni mahvediyor du..
Odaklanmalı ve burdan çıkmanın bir çaresini bulmalıydım..
Nefes alamıyordum sanki,okadar karanlıktı ki..Cadılar nasıl karanlıkta büyü yapıyordu o an unutmuştum.
Ege'den..
Gece bayıldığı gibi Hep beraber Eve döndük. Gece'yi odaya bıraktım,üstünü örttüm ve yanından ayrıldım.
Salona geçtiğimde Deniz ve Arey kollarını birleştirmiş bana bakıyorlardı.
"Neoluyor ?" Dedim sakince. O öfkeli bakışların altında sebebini bilmediğim ne yatıyordu acaba ?
"Ne işsin sen kardeş ?" Dedi Arey
"Harbiden ya kucağına alıp eve getirmeler,odaya götürüp yatırmalar. Yanından ayrılmamalar filan ?"
"Gece sizin arkadaşınızsa benimde arkadaşım Beyler bence abartıyorsunuz." Dedim sakin kalmalıydım şuan bir kavganın vakti değildi.
"Yutmadım ve gargara da yapmıycam. Gece'yle aranızda neler oluyor ?" Dedi Deniz
"Arkadaşlar kız baygındı ve kucağıma alıp odaya götürdüm yani kısaca tokatlayarak uyandırmaya çalışıp Git uyu dinlen demek yerine olması gerektiği gibi davrandım. Sorun ne Tanrı aşkına ?" Dedim öfkeli bir ses tonuyla
"Gece şuan sevginin ne olduğunu unutmuş durumda,kocaman bir boşlukta." Dedi Arey.
"Yani ?" Dedim anlamıyordum.
"Yani fazla yaklaşır San o boşlukta boğulursunuz.Demek istiyor Arey." Dedi Deniz.
Göz devirdim ve koltuğa oturdum. Onca şeyin arasında şuan bir Aşkın içinde boğulmayı düşünecek durumda değildim.
"Asıl konumuza mı gelsek Arey şimdi Fikret'e neolucak ?" Dedim Arey'in gözlerine bakarak.
"Uzun bir süre nefessiz kalıcak muhtemelen,bayılıcak tekrar tekrar. Korkmaya başlayacak. Umarım böceklerden korkmuyordur." Dedi sakin sakin anlatıyordu bunları.
"Senin korktuğun bişey yokmu Allah aşkına ?" Dedi Deniz
"Var Yılan Dilli olmayan Kadınlar." Dedi Arey sırıtarak koltuğa oturdu.
"72 saat sürmeme ihtimali var mı peki ? Yani daha önce çıkma ihtimali var mı ?" Dedi Deniz ve karşıma oturdu.
"Yani eğer tahmin ettiğinden çok daha güçlüyse evet çok daha önce çıkabilir."
"Ya güçlü değilse ?"
"Ozaman ölür."
"Fikret ölürse Gece düşünmeden kendini öldürür beyler biliyorsunuz değil mi ?" Dedi Deniz endişeyle.
"Hadi git teselli et." Dedi Arey
"Ne saçmalıyorsun sen ! Neler yaşadığımızı görmüyormusun ? Anlamıyormusun hissetmiyormusun çektiğimiz acıyı hadi beni geç ben kendimi hapsetmiş gibiyim fena bir sessizlik var üstümde ama Gece şuan bile yaşayan bir ölü gibi farkında değilmisin ? Rüveyda olayını hatırlamıyormusun hala kızın mezarına gidemiyor diye duvarları yumrukluyor. Fikret'e birşey olursa kafayı yer. Ne teselli etmesi !" Dedi Deniz
"Kadın yaşayan bir ölüye dönüşmüşken çocukluğunun öldüğünü öğrense hangi teselli avutur onu ?" Dedim çaresizce.
Fikret'ten..
Saat 12:00 olmuştu.
Çarelerim tükenmişti ve tabut gereksiz sıcaktı. Atalarımla iletişime geçme vaktiydi..
"Ölmek istemiyorum,lütfen yardım edin." Dedim çaresizce kendi kendime konuşuyordum. Kime söylediğimi bilmeden tekrar tekrar aynı cümleleri kuruyordum." Ayak sesleri duyuyordum sanki ama kimin olduğunu ayırt edemiyordum sadece ayak seslerini duyuyordum bir tek ayak sesleri ve tabuta vurduğumda çıkan o korkunç ses vardı. Çıkamıyorum burdan imdat ! Diye bağırıyordum ama sesim çıkmıyordu sanki.
Derin bir sessizliğe boğuldum önce,odaklanmalıydım..Sakin kalmalıydım ve burdan çıkmanın bir yolunu bulmalıydım.
Gece'den..
Kabuslarım bile yaşantımla aynıydı ! Bağırarak uyanmıştım ve Ayak ucumda oturan Deniz bana anlamsız ifadeyle bakarken Dolaba yaslanmış Ege ve Kapıya yaslanmış Arey'le göz göze geldim.
"Arkadaşlar odamda ne işiniz var ?" Dedim üstümü örterek.
"Salak biz seni bazen Kadın yerine bile koymuyoruz ne diye üstünü örtüyorsun hala aynı kıyafetlerlesin." Dedi Deniz.
Gülümsedim istemsizce
"Deniz'in sana göstermesi gereken birşey var yada anlatması mı demeliydim ?" Dedi Arey.
"Fikret mi çıktı yoksa ?" Dedim sevinçle.
"Hayır henüz değil." Dedi Ege
"Ee ozaman neoluyor ?"
"Yasmin Deniz'i aradı ve bilmeniz gereken birşey olduğunu söyledi." Dedi Ege sakince
"Arkadaşlar bana anlat dediniz ama benden daha çok konuşuyorsunuz." Dedi Deniz gülerek.
"Neolduğunu Deniz söyler siz karışmayın bir dakika." Dedim Deniz'e bakarak " Hadi anlat ne dedi Yasmin ?"
"Kaya dün gece Pelin'lerde kalmış ve beraber uyumuşlar sanırım. Sabah uyandığında Pelin'e bakmak için odaya girmiş ve sarılarak uyuduklarını görmüş."
O an donup kalmıştım,gözlerim dolmadı,öfkem harlanmadı.Kinim büyümedi içimden kocaman bir parça o an yok oldu sanki. Nefesim kesilmiş verecek tepki bulamamıştım.
"Ege sen bana bir kahve yaparmısın ?" Dedim ve sehpanın üzerinde duran paketimden bir dal sigara alıp yaktım ve yatağın içinden çıkmadan pencereyi açtım. Nefes almalıydım.
"Birşey söylemeyecekmisin ?" Dedi Deniz
"Ne söyleyebilirim ki ?" Dedim çaresizlikten o an ölmeyi dilerdim.
"Sen gece Kabuslarla defalarca ağlayarak uyanırken onlar beraber uyumuşlar huzurlu huzurlu hemde." Dedi Arey.
"Sen de Ateşe körükle gidiyorsun." Dedi Ege
"Yani ?" Dedi Arey.
"Yani diyor ki kızdan ne tepki vermesini bekliyorsun ?" Dedim gülümseyerek. Ege göz devirip mutfağa gittiginde gözlerimi tavana diktim bir an ve sonra bir duman daha aldım içime.
Beni içtigim sigara öldürmez di onlarda beni diri diri gömmeyi seçmişti.
Durum buydu evet..
Deniz yatakta biraz daha geriye kayıp duvara yaslanmıştı,Arey'de yere çöküp bağdaj kurdu ve birer dal sigara da onlar yaktı.
"Canın yanıyor sanki ?" Dedi Arey.
"Ne yapayım canım yanıyor diye Dünya'yı ateşe mi vereyim ?" Dedim öfkeyle,ciğerlerime dolan duman yetmiyordu ölmeme. Telefonumu elime alıp Kaya'nın ve Pelin'in numarasını engelleyip bir şarkı açtım ve arkama yaslanıp bir sigara daha yaktım.
"Evlerini ateşe ver sende." Dedi Arey
Deniz okadar sakindi ki fırtınadan önceki sessizlik gibiydi. Umrunda değil gibiydi ama bir yanı benim ki gibi paramparçaydı..
"İntikam al diyorsun yani öyle mi ?" Dedi Deniz.
"Gerekirse evet" dedi Ege elinde getirdiği tepsiyi bize uzatırken. Fincanları aldık ve birer yudum aldık.
"Evlerini ateşe vermek benim içimi soğutmaz zira soğutsa bile işe yaramaz. Değil evleri yansa bina başlarına yıkılsa onlar yinede hatalarından ders çıkarmazlar. Onların evlerinin yanması yetmez şuranın yanması gerekiyor." Dedim sol göğsümü işaret ederek.
"Ölmeleri gerekiyor yani." Dedi Ege
"Ölmüş gibi mi hissediyorsun gerçekten ?" Dedi Arey gözlerime bakarak.
"Hazırlanın da Fikret'in yanına gidelim." Dedim elimde ki kupayı sehpaya bırakıp.
"Saat Kulesinde de beklemedin ama şimdi beklemelisin." Dedi Deniz.
Kaya'dan..
Uyandığımda Pelin kollarımın arasında uyuyordu. Pelin kapıya kaslanmış ve kollarını birleştirmiş bir şekilde çatık kaşlarının arkasından bize bakıyordu.
"Dur tahmin edeyim ? Uyanır uyanmaz giyinip ışınlanıp gidecektin değil mi ?" Dedi bana bakarak.
"Kahvaltımı hazırladıysan kahvaltıya kalabilirim Prenses." Dedim gülümseyerek.
" Sen kahvaltı sevmezsin,hoş sen birini de sevmezsin ama kardeşimi kollarının arasında uyutmuşsun. Neden ?" Dedi sorgular bir ifadeyle.
"Kötü bir gece geçirdim biliyorsun." Dedim yataktan çıkıp Pantalonumu giyerken.
"Gece demişken Dün Fikret'i gömdükten sonra Gece bayılmış sen nasıl o Kadını yalnız bıraktın ?" Dedi
"Madem çok umursuyordun Gece'yi benimle neden yattın ?" Dedim gülerek.
"Seni öldürürüm aynı şey mi gerizekalı ?" Dedi üstüme yürüyerek.
"Bi düşüneyim evet Aynı şey bence." Dedim üstümede tshörtümü alırken.
"Sen dün Fikret'i gömmüş olabilirsin ama Gece'yi öldürdün." Dedi hissiz bakışlarının ardından.
"Çok Dramatize etmeye gerek yok bence,hadi ben kaçtım." Dedim ve gözlerinin önünden kayboldum.
Fikret'i gömdüğüm yere geldim ve mezarın baş ucuna oturdum.
"Umarım kehanet için tabuta girmene değiyordur ? Havalar nasıl orda ? Aa doğru oksijen yokdu demi toprak altında ?" Dedim gülerek.
"Bak sana ne diycem,ben dün gece seni fiziksel olarak gömdüm ya o benim içimi soğutmadı ve bende gidip şey yaptım..
Okadar etkiledi ki bu dramatik yada trajik olay sen karar ver hangisi olduğuna bende teselliyi Pelin'in kollarında aldım." Gülerek söylediklerimi duyuyor olsa kesin tabuttan çıktığı gibi beni öldürürdü. Neyse ki o gücü kendinde bulamayacaktı.
Fikret'ten..
İblis'in her kelimesi kulaklarımda çınlıyordu sanki. Kehanetin en kötü yanıda buydu öfkemi kontrol edemiyordum. Aslında evet tam vaktiydi Atalarımdan güç çekmeyi şuan deneyebilirdim. İşe yararmıydı emin değildim ama İblis'in ağzının ortasına bir tane vurma isteğimi durduramıyordum ki bu bana yetmezdi !
"Carissimi maiores, auxilium et robur a vobis peto. Nunc non vivis, sed vivo et cupio fortiora spiro."
Tekrar tekrar aynı cümleleri kuruyordum. İblis'in gidişinin ardından okadar saat geçmişti ki saate yeniden baktığımda 23:57'ydi..
Bir ara öfkeden ve nefessizlikten bayılmıştım..
Gözlerimi açmamla aynı cümle son bir kez daha çıkmıştı dudaklarımın arasından..
"Carissimi maiores, auxilium et robur a vobis peto. Nunc non vivis, sed vivo et cupio fortiora spiro."
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |