

Kimse yaşattığını yaşamadan ölmez diyorlar oysa ne tuhaf ben kimsenin daha yaşattığını yaşadığını görmedim. Bazısı okadar mutlu devam etti ki hayatına şaşkınlıkla izledim.
Sonra düşündüm,intikam almak bile bazıları için fazlaydı.
Bazı insanların takıldığı varlıklar,seçtiği hayatlar bile onların nekadar düşebileceğini gösteriyordu.
İntikam almaya gerek yoktu,onların seçimleri zaten nekadar rezil olduklarını yeterince gösteriyordu.
Bazı varlıkların cezasını Yer yüzün'de beklemeyin bazıları Yer yüzünde ceza almayacak kadar aciz varlıklar çünkü onlar seçimleriyle kendi cezalarını kendileri veriyor.
Hayat okadar kısa ki ve okadar acımasız ki..
Umduğundan az,kaldırabildiğinden fazla..
Yunus balıklarını bilir misiniz ? Nekadar masum görünürler değil mi ? O masumiyetin aksine çok tehlikeli bir balık türüdür aslında. Hepimizin hayatının bir dönemin de çok şirin yüzlü ama çok tehlikeli olduğunu düşündüğü birisi olmuştur. O tehlikeyi bilmesine rağmen güvendiği biri..
Tehlikenin içine düşseydim keşke dediğiniz bir an olmuştur değil mi ?
Etrafım Canavarlarla dolu olsaydı keşke dedirten biri tanımak bile hayatınızda çok şeyi değiştirir.
Gece'den..
Masada herkes köşesine çekilmiş paltosunu giyiyordu,hepimiz etrafı toparlayıp ayrı ayrı eve dağılırken Fikret benimle gelmişti.
Eve girer girmez "Kahve içer miyiz ? Sade ?" Gözleriyle hadi içelimm diye baksada soruyordu.
"Başka seçeneğim var mı ?" Gözlerine bakıp Gülümserken kendimi koltuğa attım.
"Aslında hayır yok ama aklıma ne geldi biliyor musun Gece ?"
"Ne geldi Fikret ?"
Önce cevap vermedi hatta kahveler olana kadar bekledi ve kahveleri fincanlara doldurup geldi.
"Deniz'in bakışlarında ki o öfkeyi hissettin mi ?"
"Hissizliği hissettim sadece."
Flashback..
"O bomboş bakışlarla konuşurken filan aklıma Pelin'in eskilerinden biri geldi. Çok samimi çocuktu be garibim hayat onuda ziyan etmişti ama iyi çocuktu bence."
"Evet ya iyi çocuktu da senin aklına nerden geldi ?"
"Aramız iyiydi ya hani birşey olduğunda arayabiliyorduk filan iyi çocuktu. Bi hal hatır mı sorsak ?"
"Soralım gülüm zaten bende merak ettim şimdi acaba iyi mi ?"
Elime telefonu alıp kahvemden bir yudum daha alıp Kadir'e mesaj attım. Önce normal bir "Selam" mesajı "Nasılsın vb" mesajlardan sonra dm kutusundan mesajları komple silip köşeye attım telefonu.
"Ya neoldu sohbeti uzun tutabilirdin ?"
"Fikret bu muhabbet duyulduğu zaman neolucak biliyor musun ?"
"Neolucak Gece ? Neolucak ? Konuşmadığın insanlar arkandan dedikodu mu çevirecek ? Bırak yapsınlar."
"Tamam iyiymiş sorduk bitti bukadar Güzelim bunca sorunun arasında birde onun meselesi açılmasın tamam arkadaşım ama cidden yorgunum yani."
Gerçekten sadece hissizliği hissetmiştim,o bomboş bakışların ardında ne yatıyordu bilmiyordum ama canının yandığını düşünüyordum.
Aklımdan kesit kesit anılar geçiyordu yine.
"Ne düşünüyorsun sen öyle kara kara ?"
"Kafam hafiften güzel ya kesit kesit anılar var kafamın içinde ama iyi anılar mı kötüler mi bilmiyorum." Yaylana yaylana konuşuyordum ve kahve bana etki etmemişti.
"Bence Kaya yanılıyor biliyor musun ? Senin o Büyük aşkın Ege değildi."
"Fikret başlama ya gözünü seveyim" dedim gözlerimi devirip kahve fincanını masaya bırakıp koltuğa biraz daha yayıldım.
"Ay başlıycam valla ya Ulan başka bir evrende onun yerine geçmek nedir ? Ona zarar gelmesin diye yapmadığın kalmadı cidden. Nasıl nefret bu anlamıyorum ben Gece ? Hem nefret ediyorum diyorsun hemde kıyamıyorsun ?"
"Öyle öfkeyle bakma bana bari sen yapma be,zaten herkes öfkeli bakıyor bana. Herkesin öfkesi kini bir bana mı ?" Çaresiz sözcüklerim dilimden dökülürken Fikret önce sustu ve sonra yanıma gelip saçlarımı okşadı.
"Kalbi yok mu kimsenin niye herkesin kalpsizliği bana ? Ulan annem merhametini esirger başkasının ellerine esir bırakır hayatımı,baba konusuna hiç girmiyorum ordan zaten çıkamayız. Birine aşık olurum yemediğim kazık,görmediğim ihanet,yaşamadığım zorluk kalmaz ama yinede ben kötü olurum ? Niye lan niye ? Onlarca Tanrı var ve ben hangisinin kuluysam en kötü kulu ben miyim ?" Ağlarken artık sözcüklerim boğazıma dizilmeye başladığı an sustum ve ağlamaya devam ettim. Zaten uykum gelmiş ve gözlerim kapanıyordu.
Fikret'den..
Gece ağlarken uyuya kalmıştı ve sessizlik çökmüştü eve. Üstünü örtüp etrafı toparladım tam mutfakta bardakları bulaşık makinesine yerleştirirken Gece'nin dolaptan alıp içtiği ilacı gördüm ve ses etmedim bazı geceler uyuyamaz kabus görürdü ve kabus görmemek için yada uyumak için ilaç kullanırdı. İçer içmez koltuğa gidip tekrar uyudu.
Bende mutfağı toparlayıp bir koltuğa geçtim,odaya geçip uyumaya bile mecalim olmamıştı.
Uyandığımda Siryus baş ucumda durmuş bana tip tip bakıyordu.
"Ne işin var burda ?" Bir gözümü ovuşturup esnerken "Beni o evrene yeniden göndermen gerekiyor ve aynı güne." Diye cevap veren Siryus'a uykulu gözlerle değil şaşkınlıktan açılan gözlerle bakıyordum.
"Yahu o güne dönersen o öldürdüğün Cadı yerine sen ölürsün" dedim net bir ifadeyle gözlerine bakarken.
"Ben ölmeden beni ordan çıkartman gerekicek Fikret o güne dönüp onu yaşatmam gerek."
"Siryus.."
"Biliyorum Fikret ama sana güveniyorum. Sen yaparsın." Diyen Siryus'a bakıp başımla söylediklerini onaylayıp sözcükleri söylemeye başladım.
Ve sonunda başarmıştım, Siryus'u o güne göndermiştim.
Siryus'dan..
Herşeyi bir güne saklasak elimizde ne kalırdı diye düşünürken gözlerimi açmamla kendimi o ormanda bulmam an meselesi oldu.
O güne yeniden dönmüştüm o kulubeyle göz göze geldiğim an kafam dank etmişti şuan tam olarak onu öldürdüğüm o güne geri dönmüştüm.
İnsan sevdiğini öldürür mü diyoruz ya bazen istesemesekde öldürebiliyormuşuz..
Ben o gün büyük bir hata yapıp kurşunu sevdiğim insana sıkmıştım ama inanın o güne geri dönebilseydim onu asla vurmazdım. Beni aldattığı o lanet herife o kurşunu monte ederdim ama şuan geriye dönüşümde ki tek şansım o lanet herifin bana atacağı kurşundu..
Karşılık vermemeye mecburdum..
Ağır adımlarla kulubeye ilerledim ve içeri girdim aynı o gün gibi..
İçerde sevdiğim kadın tanımadığım bir itin kucağında ter içinde yatıyordu. Gözlerimi şuan biri kör edicek olsaydı asla hayır demezdim.
Onur ? Dedi bana bakarak sanki ismimi ilk kez duyuyormuş gibi şaşkınlık içinde bana bakan kadının gözlerinde gördüğüm ihanet beni paramparça etmişti.
"Onur ya Onur aptal yerine koyduğun Onur" dedim yüzümü düşürerek.
Kucağından inip hızlıca toparlanmaya çalışırken gördüm bir zamanlar aşık olduğum kadını,kaçar gibi bakıyordu etrafa ve bana ama kaçamayacaktı biz o günü bugün yeniden yaşayacaktık.
Saniyesi saniyesine..
Gözlerime bakıp pantalonunu çeken it herifi elime aldığım gibi yumruklamaya başladım.
İsyanım göğü deliyordu sanki..
"Birader yapma !" Diye bağıran itin belinden çıkardığı silahla işler yine o raddeye gelmişti ama o bu defa o silahı elinden almak için o refleksleri mi kullanmamıştım..
Elinde silah karşısında ben namluda sevdiğim kadının kalbi vardı sanki.. Bana ihanet edip hiç çekinmeden hala "Yapma o benim sevgilim !" Diye haykıran o kadın sanki bana ihanet etmemiş gibi beni korumaya çalışıyordu.
Mermi çoktan göğsümü delip geçerken "bir daha sık lan erkeksen" diye bağırırken en son duyduğum onun çığlığıydı..
Gözlerime bakıp susuyor hiçbirşey söylemiyordu sadece ağlıyordu.
İhanet bukadar soğuktu işte,insan buz tutuyor da içten içe yanıyordu. Keşke herşeyi başa sarabilseydim o güne yine onu sevmezdim mesela.
Belki severdim..
Kim bilir ?
İhanet eden birini yeniden sevmeyi istemek aptallık mıdır ?
Gözlerinizin içine bakıp ben böyle olsun istemezdim diyorlar ya birde ayar oluyorum. Sanki onlar okadar emeğe rağmen ihanet etmemiş gibi konuşuyor ve bazıları da hatalarını asla kabul etmiyorlardı.
Sanki herşey olup bitiyor ama onların umrunda bile olmuyordu.
İhanet edilen olmadıkça ihaneti sindirmesi kolaydı tabi..
İhanet her ilişkinin son durağıyken ihanet edilenin başladığı yeni bir yoldu..
Oysa ilişkiler başında ne güzel oluyordu değil mi ? Herşey peri masalından ibaret gibi geliyordu insana ama değildi.
Gözlerim kapanıyordu ve acilen gitmem gerekiyordu. Halüsinasyon görüyor gibiydim Fikret'in beni elimden tutup kaldırdığını görüyor gibiydim.
Gözlerim kapanmıştı artık dayanamıyordum..
Gözlerimi yeniden açtığımda Fikret baş ucumda oturuyor iki elini çenesinde birleştirmiş bana bakıyordu Gece karşımda öylece beni izliyordu.
"Sanırım başarmışız ?" Dedim çıkan son sesimle
"Başardık,katil değilsin sen hiç olmadın ve şuan herkes hayatına devam ediyor." Dedi Fikret gülümseyerek.
Yaralarım iyileşiyordu Fikret her ne yapıyorsa kurşun bedenimde artık yoktu.
Kapı çalmadan içeri giren Deniz'in Gece'ye öfkeli gözlerle bakmasının ardından "Senin belanı s**icem" demesi an meselesi olmuştu.
"Ben neyaptım be yine ?" Gece merakla bakarken herşey bir anda yok oluyor gibi hissetmiştim.
"Kadir'e neden yazdın ?"
"Canım istedi selam verdim ne var bunda ilk defa mı yazıyorum ben Kadir'e ?"
"Hani Pelin'in eskisi ya niye yazıyorsun ?"
"Pelin'in avukatı filanmısın ayrıca banane Pelin'in eskisiyse ? Benim de bir zamanlar samimi olduğum bir arkadaşımdı hal hatır sordum yani neolmuş ?"
"Kiminle ne konuştuğuna dikkat et biraz."
"Kadir'e yazdığımı nerden öğrendin ?"
"Ben bilirim." Dedi çok bilen bir adam misali.
"Pelin'den duyduğun şeylerle sen bana geliyorsun ve hesap soruyorsun ? Deniz sen benim hayatımın ekseninin yerini değiştirmiş biriyle hala iletişim halinde olup onunla konuştuğun şeylerle gelip bana konuşamazsın burda ? Lan yeter harbiden kanıtınız yok bişeyiniz yok susup oturun biraz"
"Boş yere kavga çıkarma Gece yoksa harbiden canını sıkacağım."
"Bundan sonra Pelin'le konuştuğun müddetçe bana selam bile verme,Sakın !" Kızıp odasına gitti ve Deniz'de arkasından kapıyı çarpıp evden çıktı.
Fikret "tam da tahmin ettiği gibi oldu." Diye mırıldanırken "Ne oldu ?" Dedim.
"Kadir'e yazmasını isteyen bendim ama onu sorunlu tuttular. Tamda tahmin ettiği gibi oldu. Yine hesabı ona kestiler."
"Ben alıştım valla hesabın bize kitlenmesine , hiç şaşırmıyorum artık" gözlerine bakarken söylediğim cümleyi umursamadı yada duymadı veya duymazdan geldi bilmiyordum ama Gece'nin yanına gitti.
Fikret'den..
Yatakta bağdaj kurmuş saçlarının arasına elini daldırmış Gece'ye bakıyordum.
"Senin bir suçun yok herkes kendi gönlünün ekmeğini yiyecek sonunda sen boşuna kendini yoruyorsun."
"Sevdiğim adam beni öldürmeye çalıştı beni ona sırtımı dönmek zorunda bıraktı. Kardeşim dediğim herkes bana aslında kardeş olmadığımızı hatırlattı. Ve herşey yok oldu Fikret !"
"Belki olması gereken budur ?"
"Nasıl yani ?"
"Hayatımızın sonuna kadar onlarla yaşamayacaktık sonuçta belki onlar sadece anılar içindi."
"Belki ama mahvoldu herşey. Şuan resmen herşey dibe vurdu Fikret."
"Düzelicek Güzelim düzelicek. Hallolucak herşey. En azından bizde hayatımıza devam edicez sana söz."
"Umarım yoksa aksi takdirde kafayı yerim zaten." Harbiden yerdi inanırdım çünkü artık bütün inandığı düzen yıkılmış sevdiği herkes onu sırtını dönmeye mecbur bırakmıştı.Canının acısından normal hayatına bir türlü dönemiyor ama ölüp Gökyüzüne de gidemiyordu..
Bazen hayatınız en tepeden en dibe kadar ters düz olabilirdi.
Evren bu sağı solu belli olmaz en sevdiklerinizle aranıza dağlar koyabilirdi.
Kıyamadığınız bir yüz sizi kırk yerinizden bıçaklayabilir ve sonra siz onun ellerine kan bulaştı diye özür dileyebilirdiniz mesela..
Hayat bu kadar adiydi işte !
Evren öyle oyunlar oynuyordu ki biz kaybediyorduk..
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |