
Zaman sanki bir yerde takılı kalmış bir türlü ilerlemiyordu. Çalışıyordum, uyuyordum ama olmuyordu.Çünkü zaman kafamda bir cip olduğunu öğrendiğim gün durmuş, ardından Yağız oğlanın nişanlısı arayıp acil İstanbul'a çağırmasıyla takılı kalmıştı. Çünkü gitmişti. Giderkende kötü bir şey yapmamam için tenbih etmişti. Gözlerine gitme diye baktığımda ise gitmem lazım demişti. Bütün kilit noktanın Defne'de olduğunu, gerçekleri öğrenmek için ona katlanmak zorunda olduğunu söyleyip durmuştu.
Bende ne diyecektim ki haklıydı. Defne ve babası kilit nokta olabilirdi. Ama asıl kilit noktanın kuzenim olduğunu ikimizde biliyorduk. Yinede şans vermiştim kötü bir şey yapmadan son bir şans.
Bu şans beni yerle bir ederken eski ben diye bir şey kalmamıştı. Öğrendiğim gerçekleri hazmademezken birde onun yokluğu koyuyordu. Onsuz geçen günlerde hep aramış, mesaj atmıştı fakat hiç birine dönmemiştim. İçimden gelmiyordu. Ailem halimi gördükçe üzülüyorlardı fakat onların elindende bir şey gelmiyordu. Şimdi olduğu gibi yine kendimi odaya kapatmış yatağımda cenin pozisyonunda yatıyordum. Telefonum komidinin üstünde saatlerdir çalıyordu ama açmıyordum.
"Dilruba hadi güzelim şu kapıyı aç bir konuşalım."
"Abi bir şey konuşmak istemiyorum. Beni yalnız bırak."
Abimle her günkü konuşmamızı yapıyorduk ve sonunda pes ederek beni yalnız bırakıyordu. Ama bu sefer takmıştı.Kapıdan bir türlü gitmek bilmiyordu.
"Dilruba bak biri geldi seni görmek istiyor hadi çık odadan."
"Abi o biri Yağız'sa görmek istemiyorum."
Son bir kez daha kapıya açmam için vurmuş, benimde sinirlerimi tepeme tamamen getirmeye başlamıştı.
"Lan ne Yağız'ı Feride geldi."
Feride'nin ismini duyduğum an yataktan nasıl kalktım bilmiyorum. Kapının kilidini hızlıca çevirip hemen açtım. Abim elini yumruk yapmış, tam kapıya vuracakken yakalamıştım.
"Hani arkadaşım nerede?"
"Sonunda çıkabildin."
Ters ters abime bakarak cevap vermesini bekliyordum.
"Tamam kızma hemen aşağıda annemlerle oturuyor. "
Abimi ardımda bırakarak merdivenlerden hızlıca indim ve arkadaşımı gördüğüm an cırlayarak üzerine doğru koştum. Zavallı Feride benim sesimi duyduğu an önce bir korkmuş, sonra üzerine geldiğimi görünce ellerini siper ederek benden yara almamaya çalışmıştı ama artık çok geçti. O koşuşla üzerine bir atladım, canım arkadaşım bir bağırdıki ev titremişti.
"Lan sevdiceğime ne yaptın?"
Abimde telaşla bana bağırmış, sevdiceğine bir şey yaptım diye korkmuştu.
"Ay ne yapacam be görenin bir sevgilisi olmuş.."
Devamını getiremeden Feride'nin elleri dudaklarımı bulmuş susmak zorunda kalmıştım.
"Aaa Dilruba sakın devamını getirme."
Arkadaşım diye söylemiyorum ama kendisi çok naif insandır. Başımı olumlu anlamda sallarken kollarımı boynuna sararak sıkıca sarıldım.
"İyi ki geldin. "
Sesindeki titreme kendini ele verirken Feride boynunda olan ellerimi çözüp başımı kendinden uzaklaştırarak yüzüme baktı. O anda sıkıca tuttuğum gözyaşlarımı kendiliğinden akı vermişti.
Sanırım bir duygusal boşluk yaşıyordum.
"Dilruba ne oldu neden ağlıyorsun?"
Omuzlarımı silkeleyerek cevap vermedim ve hıçkırarak ağlamaya devam ettim hatta ellerimi yüzüme kapatarak.
"Güzelim ne oldu şimdi neden ağlıyorsun?"
Abim ve annemler çoktan yanıma gelmiş bendeki durumu çözmeye çalışıyorlardı.
"Dilruba annem, hadi bana bak ne oldu?"
Annem ellerimi yüzümden çekerek konuşmam için gözlerime baktı. Dudaklarımı büzerek sadece bir şey fısıldadım.
"Yağız oğlanı çok özledim."
Söylediklerimden sonra hepsi bana tuhaf tuhaf bakarken ne diye bir bağırmışım.
"Ne bakıyorsunuz eski sevgilimi özlemek yasakta ben mi bilmiyorum?"
Yani normal bir şey söylemiştim, çünkü özlemden geberiyordum. Fakat gururumdanda vazgeçemiyordum
"Yasakta değilde neden günler sonra birden özlemin depreşti?"
Abimin aklıda bazen doğruyu gösteriyordu.
"Abii özledim diyorum sana neden benimle dalga geçiyorsun? Tabii senin tuzun kuru Feride'n geldi. Ama ben!"
Abime çıkışarak oturduğum yerden kalkıp karşı sandalyeye oturup kollarımı birbirine bağladım ve surat asmaya devem ettim.
"Yeminle bazen kız kardeşimin aklında var diye düşünüyorum."
"Var zaten."
Bir adet cip...Tabiikide sesli bir şekilde onlara söylememiştim. Feride'de dayanamayıp yanıma gelmiş, ellerimden sıkıca tutarak yaşlı gözlerime bakmıştı.
"Şişt bana bu gözlerle bakma. Ne oldu benim cıvıl cıvıl arkadaşıma? Bir eski sevgili yüzünde mi bu hale düştün? Kızım sen Dilruba'sın sana düşmek yakışmaz. Hadi kalk bakalım eğlenmeye gidiyoruz."
Arkadaşım doğruyu söylüyordu. Var mıydı bir eski sevgili uğruna bu hallere düşmek.
"Ama önce süslenelim. Halime baksana."
Feride benden aldığı cevapla kocaman gülümsemiş o sevinçle kolumdan tuttuğu gibi odama sürüklemişti. Sonrası ise büyük bir telaşla hazırlığa başlamıştık. Üzerime güzelce belden yüksel pantolonlumu giymiş, üst kısmımada mavi kısa gömlek giymiştim. Saçlarımıda at kuyruğu yaparak en son yüzümede hafif makyaj yapıp odadan çıkmıştık.
"Feride Hanım beni nereye götüreceksiniz artık öğrenebilir miyim?"
"Buz pateni yapmaya gidiyoruz."
Tam itiraz edecektim ki Feride yine engel olmuş konuşmama izin vermemişti ve yine kolumdan tutup sürüklemişti.Çoktan abimin arabasında yerimizi alırken önde oturan aşk kuşlarını izleyip duruyordum.
"Siz ne ara böyle vıcık vıcık oldunuz?"
İkiside aynı anda dönüp bana baktığında ne deyiverdim.
"Bunu söyleyen eski sevgilisinin yanından ayrılmayan, buldukları her vakit vıcık vıcık olan Dilruba mı söylüyor?"
Bu abimi ne yapmak lazımdı? Bugün çok gıcık gıcık konuşuyordu ve beni deli ediyordu.
"Ne oldu kız cevap veremedin?"
"Abii bana yandan yandan geliyorlar bak fena olacak."
Abim tehditimi aldığı an bakışlarını benden çekip yola odaklanmıştı. Bazen benden korktuğunu hissediyordum ve bu beni çok keyiflendiriyordu. Abimle laf dalaşmamız bitirince bir süre yola bakıp, yakışıklıyı düşünüp durmuştum.Şimdi ne yapıyordu acaba?
"Şu an tam karşıda seni bekliyor."
Feride'nin sesiyle kendime gelip ne söylediğini anlamaya çalıştım.
"Diyorum ki yakışıklı tam karşıda bak."
Feride'nin dediğini yaptım ve karşıya baktım. O anda ise zaman durmuş sadece kalbimdeki özlemin sesi duyulmuştu. Yakışıklı elleri cebinde arabasına yaslanmış bana bakıyordu.
"O hayal değil dimi?"
"Hayır güzelim bak orada seni bekliyor."
Abimin sözlerine ikna olurken elim kapıya gitmiş ve yavaşça açarak dışarıya çıkmıştım. Adımlarım ona doğru ilerlerken o hala aynı şekilde duruyordu. Yalnız gözleri beni gördüğü an bir parlamıştı ki işte dedim karşımda bana aşkla bakan bir adam var. Ve ben bu adam için ölürdüm.
Tam karşısında durunca ellerini cepten çıkartarak bana bakmaya devam etti.
"Geldin demek."
"Evet geldim."
"Biraz geç kalmadın mı?"
"Neden telefonlarımı açmadın?"
"Ne diye açacaktım?"
Evet aramızda neden sözcüğü girdiğine göre inatlaşmaya devam edecektik. Çünkü ben asla pes etmezdim.
"Yakışıklın olarak."
"Eski sevgilim olarak açmam doğru değildi."
Eski sevgilim sözcüğünü duyduğu an gözleri seğermiş ellerini yumruk yapmıştı.
"Ne çabuk eski sevgili olduk?"
"Nişanlı bir adam olduğundan belli!"
"Dilrubaaaaaa!"
Parmağımı kaldırıp ona doğru salladım.
"İsmimi alma ağzına!"
"Bunu sana soracak değilim."
"Peh adamdaki rahatlığa bak be!"
"Özledim seni hemde köpek gibi."
Evet romantik anlara geçiyorduk bu arada abimin çoktan araya girip ismimi bağırması gerekmiyordu muydu? Çaktırmadan başımı hafifçe çevirip arkama baktım. Hala arabada oturuyorlardı. Yok abim cidden bugün iyi değildi.
"Dilruba sana diyorum kızım!"
Yakışıklının seslenmesiyle tekrar ona döndüm.
"Hı ne diyordun?"
"Artık her şey bitti diyorum. O kızla hiç bağım kalmadı. Onları bitirmek için her şeyi öğrendim."
Ben doğru mu duymuştum?
"Ne oldu dedin?"
"Bitti tamamen artık sana geldim. Sana doya doya sarılmaya, öpmeye geldim."
Of Yağız oğlan az ağır ol diyesim geliyordu ama diyemiyordum. Bu ara adımlarını bana doğru çoktan yanaştırmaya başlamıştı.
"Bir şey söylemeyecek misin?"
Şimdi artık çok yakındık. Elini kaldırıp yavaşça yüzüme doğru uzattı ve yanağımı buldu. Ufak ufak okşamaya başlayınca benim beyin artık eror vermeye başlamıştı. Melül melül gözlerine bakarken bile iç geçirdim.
"Gerçekten bitti mi?"
"Bitti deli bal!"
"Artık sana sarılabilir miyim? Artık bana mı aitsin?"
"Ben hep sana aittim."
İşte o anda her şey kopmuştu. Nasıl kollarım boynumu bulmuş nasıl ayaklarım yerden yükselmiş hiç farkında değildim. Yakışıklı belimden tutarak destek olmuş çoktan sarılışıma cevap vermişti. Ama öyle böyle sarılma değildi. Kollarım boynunu iyice sararken başım kulağının hemen altına yaslanmış hasret kaldığım kokusunu çekiyordum.
"Dilruba!"
"Yağız!"
Birbirimizin ismini sessizce fısıldarken yakışıklı boynuma küçük küçük öpücükler konduruyor beni kendimden geçiriyordu.Gözlerimi kapatmış sadece anı yaşıyordum. Boynumdaki dudakları yanaklarımı bulurken orayada küçük küçük öpücükler bırakıyor ve beni iyice mest ediyordu.
"Günlerce telefonumu açmadın deliye döndüm, çıldırdım. "
Yüzümün her yanını öpücüklere boyarken en son dudağımın kenarında durakladı ve geçirdi.
"Şu anda sokakta olmayacaktık, abin olmayacaktı o dudaklarını içime çekecektim."
Eh yuh artık bu kadar sapıklaşmaya gerek yoktu değil mi? Elimle eline vururken istemsizce gülümsedim.Ve o gülümsememden öptü bütün hayat durdu sadece ikimiz vardık. Sadece ikimizin kalbi.
"Yağız seni çok seviyorum. Seni öyle seviyorum ki sensizlik ölüm gibi geliyor. Sen yokken nefes alamıyorum. Sen yokken yaşayamıyorum ben."
İtiraflarım dudaklarımdan bir bir dökülürken her dökülüşünde onun dudaklarına değdi geçti. Her sözde nefesi nefesime karıştı. Dayanamayıp sonunda alnını alnıma yaslarken ikimizinde gözleri kapalıydı.
"Dilrubam sensizlik ölümdü benim için. Şimdi yeniden hayat buldum. Senin kokunla yeniden hayat buldum deli balım."
Ah dedim etme böyle sözler, kalbim var benim. Bir gün gidiverecekti olmayacaktı. Biz kendimize bir dalmıştık ki işte o aradığınız ses nihayet aramıza dönmüştü.
"Dilrubaaaaaaaa!"
Az önce abim nerede kaldı diyorduk değil mi? Ah demez olaydık. Üstelik o son harfi uzatmaz olaydı. Abimin sesini duyduğumuz anda ise yakışıklıyla bende kahkahamıza engel olamamıştık.
"Dilruba bebeğim hadi gel yanıma!"
Bebeğim mi? Abim bana mı diyordu?
"Abi sen beni Feride'yle karıştırdın galiba?"
Elini bana doğru uzatarak yüzünde muhteşem gülümsemesiyle öylece bekliyordu.
"Bebeğim diyorum gel hadi! Yeterince vıcık vıcık oldunuz. Birde bize söylüyordun haline bak."
Ben abime şokla bakarken Feride ve Yağız oğlan kahkaha atıp duruyorlardı. Onların haline sinirlenerek bir bakış attım ikiside susmak zorunda kaldı.
"Hadi paten yapmaya gidelim yoksa iyi şeyler olmayacak."
Hepsi ağızlarına fermuar çekerek başlarıyla onayladılar. Ben önden onlar arkadan içeriye sonunda giriş yaptık. Her şeyi ayarlamış şimdi ise yan yana kaymak için atağa geçmeği bekliyorduk.
"Yağız oğlan senin bizden önce başlaman gerek."
"Kızım niye önce ben başlıyorum?"
"Sen kayak yapan zengin bir yakışıklısın. O yüzden bunuda yapman gerekiyor."
Yağız oğlan kulağımın dibinde gülümseyince başımı yana çevirip yüzüne baktım.
"Ne güzel gülüyorsun be!"
Benim iltifatıma bir kahkaha daha atarken ben çoktan erimiştim. Baygın baygın bakmaya devam ederken, birden üzerime doğru eğilip belimden tuttuğu gibi bizi pistin ortasına doğru çekti. Dudaklarımdan bir çığlık kopmuş kaymamak için omzundan sımsıkı tutmuştum.
"Ya sen deli misin? Böyle birden hareket mi edilir"
Yakışıklıya sertçe çıkışmıştım ama hiç oralı değildi. Belimden daha sıkıca kavrayarak etrafımızda birden dönmeye başlamıştık. Sanki dans eder gibi...Bütün kontrolü ona vermiş kendimi ona bırakmıştım. Ayaklarımda ona uymuş hiç düşmeden ritimlerine ayak uyduruyordum.Dengemi kaybetmeden kaydığımı görünce dudaklarımdan büyük bir kahkaha koptu.
"Yağız bak durabiliyorum."
"Görüyorum güzelim bedenin bile bu romantikliği kaçırmak istemiyor."
Mutlulukla karşımdaki adama bakarken ellerimi ondan yavaşça çekerek biraz uzaklaştım ve tek başıma durmaya başladım. Hatta ayaklarımı ileri geri hareket ettirerek çocuklar gibi eğlenmeye başlamıştım.
Bu mutluluğu kaçırmamak için ellerimi yukarıya doğru kaldırarak etrafımda dönmeye başlamış bir balerin gibi ayaklarımın ucunda hafif yükselmiştim. Tam yakışıklıya hava atayım derken dengem bir anda bozulmuştu, işte o anda yere düşmeyi bekliyordum ama kahramanım her zamanki gibi yetişmiş beni tutmuştu.
"Deli bal henüz hava atmak için usta değilsin."
Seninlede böyle dip dibe olmak hiç iyi değil demek isterdim ama söylemedim. Onun yerine kollarımı kaldırıp boynuna doladım. Boyum yetişmediği için başını biraz eğip yüzlerimizi yakınlaştırdı.
"Ama sakarlıkta bir numarayım değil mi?"
"Sakarlığın olmasa kalbim seni tanıyamazdı güzelim."
Çok doğruydu eğer sakarlıklarım olmazsa o otobüste üzerine düşmez oda beni tutmazdı. Geçmişe tanıştığımız güne hatırlayınca tebessüm edip alnımı alnına yaslayarak gözlerimi kapadım.
"Bana anlatacakların var biliyorum. Beni nelerin beklediğini çok merak ediyorum ama korkuyorum."
"Korkma ben varken asla korkma!"
Alnımı alnına sürterken derin bir iç çektim. Bizim aşk hikayemizde iç çekmek bir gelenekti. Çünkü birbirimize içimiz gidiyordu.
"Şimdi bunları düşünmeyelim ve şu anı yaşayalım olur mu?"
Yakışıklıya olur derken birden ortama bir müzik giriş yaptı. Duyduğum şarkıyla kocaman gülümsedim ve alnımı alnından çekerek gözlerine baktım.
"Söyleyin o benim gökyüzüm, güneşim,
Belki bu dünyaya aşk için gelmişim.
O benim ecelim ona yar demişim.
Ben ona divaneyim.
Aşıklar aşkının yolunda sürünür.
Kalpleri o anda ikiye bölünür.
Her yerde sevdiği gözüne görünür.
Aşkına pervaneyim."
Şarkıya eşlik ederken karşımdaki adama bakarak büyük bir aşk itirafında bulunuyordum.
"Ben sana divaneyim.
Aşkına pervaneyim."
Yağız oğlan bir mucizeymiş gibi bana bakarken elimden tutup avuç içine yerleştirdi, belimdeki elinide sağlamlaştırdı ve birden dans etmeye başladık. Ayaklarımız aynı anda sağa sola gidiyor patenlerimizin ucu ise sonunda birleşip tekrar ayrılıyordu. Ellerinden sıkıca tutarak ondan uzaklaşıp etrafımda döndüm ve tekrar kendimi kollarına bıraktım. Belimdeki eli bir an olsun bedenimden ayrılmıyordu. Ne kadar uzağa gidersem gideyim bırakmıyordu. Tekrar ondan uzaklaşıp gözlerine bakarak döndüm. Ve dudaklarımdan kelimeler ardına ardına döküldü, arka fonda şarkı benim dilimde aşk sözleri...
"Belliki ben dünyaya aşk için gelmişim yakışıklı, senin için gelmişim. Bana nefes vermen için gelmişim."
Kendimi tekrar kollarına bırakarak başımı göğsüne yasladım.
"Dilruba yaktın beni! Ateşinle, aşkınla yaktın."
Kalbim heyecanla artarken başımı kaldırıp yüzüne baktım ve kimseyi umursamadan dudaklarımı dudaklarına mühürledim. O anda bütün sesler kesilmiş sanki koca yerde biz vardık. Nefesi nefesime karışırken birden alkış sesi yükselmişti ve ayrılmak zorunda kalmıştık.Seslerin geldiği tarafa baktığımızda gördüğümüz manzara karşısında şok olduk.Çünkü canım abim elinde kocaman pankart tutuyordu ve pankartta yazılı olan en şokuydu.
"Minik kuşum benimle evlenir misin?"
Yağız oğlanla aynı anda yok artık derken birbirimize bakakaldık. O esnada büyük bağırışla evet cevabını duyunca dönüp Feride'ye baktık.
"Yok artık!"
Bu olanlar hayaldi değil mi? Yani ben hayal görüyordum. Çünkü benim abim Feride'ye evlenme teklifi etmişti oda kabul etmişti.
"İnanamıyorum bizden hızlı çıktıklarına gerçekten inanamıyorum."
Yağız oğlan yanımda söylenirken bende inanamıyordum. Başımı çevirip ona baktım onun ise sinirli bakışları abimin üzerindeydi.
"Gör gör sen beni bir ayda kabullenmezken onlar kaç ayda bu boyuta geçtiler. Allahım demek ki banada düşen bu odun oldu."
"Şişt bir kere orda dur delibal bana odun diyemezsin. Az önce kollarımda sana romantik anlar yaşattım, sözler söyledim biraz ayıp olmuyor mu?"
Ayıp mı dedi o?
"Pehh sözler söylemiş ilk önce kim aşkını ilan etti bir düşün, kim sözler söyledi odun?"
Son sözümü söyleyip konuşmasına dahi izin vermeden sırtımı ona dönerek abime doğru ilerledim. Yani azcık romantik an yaşıyorduk oda ne yapıp edip abim içine etmesini biliyordu. Adam bir şey yapmasa bile kavga sebebimiz oluyordu.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.31k Okunma |
529 Oy |
0 Takip |
48 Bölümlü Kitap |