
Bir sevda daha bu dünyada kavuşmuştu. Bekleyen biri daha kalbinin yolcusunu bulmuştu. Feride sabrının hediyesini nihayet almış mutluluk onada nasip olmuştu. Çünkü abimi umutsuzca beklemişti. Abimin haberi olmadan kalbi onun için atmıştı. Bazen beklemek böyleydi, güzel sonuçlara vesile oluyordu.Şimdi karşımda o beklemenin çifti duruyordu ve ben onlara aşkla bakıyordum. Yanımda kalbim, ellerimden tutmuş oda onlara daha farklı bakıyordu. Kıskanç şekilde.
"Yağız oğlan sen tebrik etmeyecek misin bizi?"
Abime bak sen Yağız oğlan felan, resmen yakışıklıyı deli decekti. Tabii benimki hiç oralı olmayıp Feride'ye dönmüştü.
"Tebrik ederim Feride, işallah çok mutlu olursunuz."
Feride mutlulukla gülümserken bende gülümsemiştim. İnşallah hep mutlu olurlardı.
"Sende inşallah benim kardeşimi mutlu edersin. Çünkü uzun zamandır yüzü gülmüyor."
Bütün mutlu anlar bitmiş ve biz gerçek hayata dönüş yapıyorduk.
"Artık onun yüzünde mutluluk hiç eksik olmayacak."
Ne güzel söylüyordu yakışıklı ama inanarak söylemiyordu bence.
"Bazen insan inanmak ister gerçekten mutluymuş gibi olduğuna."
Benim sözüm ortaya burukça düşerken hepsi dönüp yüzüme bakakalmıştı.
"O ne demek Dilruba?"
Arkadaşımın sorusuyla bakışlarım onu buldu.
"Şu saate kadar yaşadıklarım çok güzeldi. Yağız'ın gelmesi, sizin mutluluğunuz ama reklamlar bitti arkadaşım. Şimdi gerçekler başladı. O yüzden yakışıklı her şeyi anlatmaya başla. Başlaki öğrendiklerim sensiz kaldığım günlere değsin."
"Defne'nin babasının odasında bir defter buldum. Bütün pis işlerinin yazdığı neler yaptığı her şey orada yazıyor. O adam örgütün ortaklarından biriymiş. Yani babanın ortağı. Önce kötü işlerine küçük küçük hırsızlıklarla başlamışlar. Zamanla tefeciye, ordan uyuşturucuya kadar ilerlemiş. Herif teker teker hiç üşenmeden yazmış. Kimden ne aldıkları ne sattıkları. Ben bu adamın bu kadar kötü olduğunu bilmiyordum."
"Yani o adam kadar oda suçlu değil mi?"
Yakışıklının gözleri beni bulurken orada bir şey gördüm, sanki acıma vardı. Acıyordu bana.
"Benim rüyalarımda gördüğüm, beni çok seven o adam çok kötü öyle mi? Herkese zarar veren, bir çok gencin ölümüne sebep olan."
"Dilruba!"
Abim acı çeker gibi ismimi söylerken başımı salladım. Kimse beni avutsun istemiyordum.
"Baban kötü ama sen ondan sorumlu değilsin."
Feride ilk teselliyi vermişti.
"Hadi devam et Yağız!"
Bu arada ne zaman canım yansa ona ismiyle sesleniyordum. Çünkü şu anda canım çok yanıyordu.Yağız oğlan sertçe yutkunurken konuşmaya devam etti.
"Polis çok araştırmış bunları ama hep bir şekilde sığırmışlar. Üstelik adam gerçek ismini değil başka isim kullanıyormuş. İsmi Nahas.İbranicede yılan demek.Siz sormadan ben söyleyeyim oğlu bu davanın peşinde ama babasının gerçek yüzünü bilmiyor. Düşünsenize babanız bir suçlu kendiniz polis. Arda için ne kadar kötü durum. Bunun yanında arkadaşlarınızdan birinin katili."
"Ya peki Defne biliyor muymuş?"
En merak ettiğim oydu.
"İlk başlarda bilmiyormuş. Bilse bizimle birlikte arkadaşının katilini aramazdı. Babasını bulmamız için engeller çıkarırdı. Taki Arda bana babanla ilgili dosyayı verene kadar. O gün buluştuğumuzda Elif felan işte o gün bir şey olduğunu anlamıştım. Tuhaf hareketler sergilemişti. Sonra bu dosyanın doğru olduğu nereden belli deyip durmuştu. Anladım ama geç oldu. Oda geçen İstanbul'a gittiğimde. Gerçek yüzünü gösterdi. Benim seninle olduğunu duymuş ve büyük kavga çıkardı. O günde her şeyi itiraf etti. Benide tehdit etti. "
Gözlerimi büyüterek yakışıklıya baktım.
"Tehdit mi etti?"
"Evet beni seninle tehdit etti. Fakat o tehditin büyük intikamı alındı. Suç defteri elime geçti ve beni yine aynı kişiyle aldattığı için videoları intertene düştü."
Duyduklarıma inanamazken o kadının yaptıklarına aklım ermiyordu. Hangi salak bu adamı aldatırdı? Hemde iki kez.
"Bu defter güvende değil mi?"
Abim endişeyle soru sorarken cevap için yakışıklıya baktık.
"Evet güvende yakında polise gitmek için gününü bekliyor."
"Oğlum neyi bekliyor?"
Başımdaki cipi.
"Kanıtlar eksik bütün örgütü bitirecek yeterli kanıt yok şu anda. Bunlar amcanın döneminde yapılan işler. Polise gitsem bile sadece Nahası alırlar. Çünkü o zaman örgütün farklı ismi varmış. Yılan.Şimdi ismi akrep. Nasıl değişti bilmiyorum ama bu örgütü bitirmeye yetmez. Asıl kanıtları bulmamız gerekir."
"Belkide asıl kanıtlar benim başımdadır."
Bir fısıltı gibi konuşmayı beklerken sesim yüksek çıkmış ortaya bombayı atmış bulunmuştum.
"Ne demek o?"
Abimle Feride bana soru işaretiyle bakarken gözlerimi bir süre kapattım. Çünkü konuşmaya cesaretim yoktu.
"Dilruba konuşsana abim!"
"Çünkü beynimde babam olacak adamın yerleştirdiği bir cip var."
"Nasıl cip var? Kızım sen ne söylediğinin farkında mısın?"
"Dilruba bu gerçek olamaz değil mi?"
Abim ve Feride beni sorgulamaya devam ederken bakışları Yağız oğlana kaymış bir cevap bekliyorlardı.
"Daha küçükken beni kandırmış. Sana çok güzel toka takacaklar demişti. Ama söylediği o toka beynimdeki cipmiş. Asıl kötü yanı ne var biliyor musunuz? Benim bu git gel hallerim psikolojik olmaya bilirmiş bu cipten dolayıda olabilirmiş. Üstelik çıkarılmasıda çok tehlikeymiş."
Yağız oğlandan hariç diğer ikisi şaşkınlıkla beni dinliyor ne söyleyeceklerini bilemiyorlardı. Abim şu anda duyduklarına rağmen hala sakindi.
"Bu şerefsiz adam gerçekten baba mı? Gerçekten benim babamın kardeşimi? "
"O babam değil."
O adam nasıl benim babam olurdu? Katildi. Yüreğimin acısından gözyaşlarım akarken Yağız oğlan sandalyemi kendi tarafına çevirip yüzümü ellerinin arasına aldı.
"Ağlama kurban olduğum. Bu gözyaşların için dünyaya yakarım ben. "
Ama ağlamaya devam ettim hatta ağlamam iç çekmelere dönüşmüştü. Bir süre daha ağlayıp tekrar konuşmaya çalıştım.
"O zaman bu cip onların sonunu getirmeye yeter mi? Mutlaka akrep örgütüyle ilgili bir şey vardır."
Yağız oğlan çaresizce bilmiyorum derken yüzümü avuç içine tamamen yaslayarak acıyla tebessüm ettim.
"Bunun öğrenmenin bir yolu var."
Bir anda parmakları dudaklarımı bulurken susmak zorunda kaldım.
"Sakın yine saçma bir fikir devreye sokma."
Yüzümü ellerinden kurtararak ondan uzaklaştım.
"Saçma değil. Nasıl senin o kadınla sahte nişanlanman sahte değilse her şeyi öğrenmek için bu adımı attıysan bende adım atmak zorundayım."
"Dilruba ne saçmalıyorsun sen? Ne adımı?"
Abim sinirle konuşurken Yağız oğlanın cevabı yetmişti.
"Ersin kardeşin ölmek istiyor. Bile bile o ameliyata girip canını tehlikeye atmak istiyor."
Sakin tarafım yavaş yavaş gidiyordu ve daha fazla dayanamıyordum. O yüzden sessizce ayağa kalkıp tam karşılarına dikildim.
"Sizin hiçbir şey anladığınız yok. Eğer o Alex denen herif yakalanmazsa daha nice insanlar ölecek. Bir çok insanın canı yanacak. İçlerinden biride benim. Şimdi peşimi bıraktığına inanmayın. O sadece izliyor. İp ucu bulabilmek izliyor. Arkamda hep onun gölgesini hissedeceğim. Zaten yıllarca hissetmedim mi? Özgürlüğüm alındı benim. Yeni yeni hayata alışmışken yeniden kapana takıldım ve artık istemiyorum."
Son sözümü söyleyip onlarında konuşmasına fırsat vermeden yanlarından ayrıldım. Ben giderken abim daha çok öfkelenmiş masadaki herşeyi fırlatmıştı. Ardımda bir enkaz bıraktığım farkındaydım ama o enkazdan biri bendim. Nefes alamıyordum. Sanki boğazımı biri sıkıyor nefes almamı engelliyordu. Kendimi o halde tuvalete atıp yüzümü soğuk suyla yıkamaya başladım. Belkide soğuk beni kendime getirirdi.
İşte onca mutluluğun ardından böyle acılarda geliyordu. Önemli olan bunlarla baş edebilmekti ve ben baş edebilmeyi başarabilecek miydim? Son defa yüzüme su çarpıp aynadan kendime bakarken bir yüzle daha karşılaştım. Sonum olacak o yüzle...
"Merhaba miniğim. "
Çünkü akrep örgütün lideri Alex tam arkamda duruyordu.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.31k Okunma |
529 Oy |
0 Takip |
48 Bölümlü Kitap |