45. Bölüm

Savaşamamıştım

Çilem Akpınar
gulumse_gulumse

Bütün sesler kesilmiş bütün adamlar gitmiş ben tek başıma kalmıştım. Umutla Yağız oğlanın gelip beni kurtarmasını bekliyordum. Ağlamaktan yorulmuş başım omzumun üstüne düşmüş öylece duruyordum. Saatler geçmişti belki altı saat belki daha fazla ama ne gelen vardı ne giden. Ne karar veren vardı nede başka bir şey. Hala karar verememiştim. Kendi canıma karşılık onların canı. Onların canına karşı bütün masum insanların canı vardı ortada. Ben kendimden geçmiştim ama bu örgüt devam ederse daha nicelerin canı yanacaktı.

 

Aç susuz bitkin bir şekilde beklerken birden deponun kapısı açıldı. Kimin geldiği belliydi. Yüzünü görmesemde kötü enerjisi kendini hissettiriyordu.

 

"Feride iyi mi?"

 

"Küçüğüm benim geldiğimi nasıl anladın?"

 

Allah'ım artık çıldıracaktım.

 

"Sana o iyi mi diye sordum?"

 

"Biraz ayağa incinmiş olabilir."

 

Duyduğum gerçekle başımı arkaya çevirip yüzüne baktım.

 

 

"Seni öldüreceğim. Seni kendi ellerimle öldüreceğim."

 

Yanıma yanaşıp büyük bir kahkaha attığında öfkem gittikçe artıyordu.

 

"Sence bugün kimde sıra? Sen bir cevap vermedikçe bir şeyler olacak ona göre."

 

Sertçe yutkunurken korkudan kalbim sıkışmaya başlamıştı.

 

"Beni neden öldürmedin?"

 

Belki biraz kafası dağılırsa planı ertelerdi, belki unuturdu.

 

"Oo gerçekleri artık öğrenmek istiyorsun. Haklısın aslında."

 

Bir sandalye çekip tam karşıma geçerek rahat bir şekilde oturdu.

 

"Amacım seni hiç bir zaman öldürmek değildi. Aslında istiyordum ama bazı kurallar buna engel oluyordu. O zaman sana bir göz dağı vermek istemiştim, bütün kızgınlığımı sadece senden çıkarmak istemiştim. Sende bilgiler olduğunu daha dayım yaşarken öğrenmiştim. Daha doğrusu annene söylerken duymuştum. Ama o bilgiler sana nasıl ulaştı nerede öğrenememiştim. Eğer seni öldürürsem o bilgilerde senle birlikte gidecekti o yüzden öldürmedim."

 

Bu karşımdaki adam gerçekten kötüydü kötününde kötüsüydü.

 

"O bilgiler ne peki?"

 

En merak ettiğim konuydu.

 

"O bilgiler varya bütün yer altı dünyasının kirli çamaşırları. Herkesin bir ifşası var. Eğer onlar elime geçerse işte bu dünyanın tek sahibi ben olurum."

 

Başımı dik tutarak gözlerinin içine baktım

 

"Ya peki diğer varis ortaya çıkarsa ya ben ortaya çıkarsam?"

 

"İşte o zaman ölürsün. Her şeyi unuturum sende olanı unutur öldürürüm seni."

 

Söyledikleriyle büyük bir kahkaha atarken nihayet onun alaycı suratı sönmüştü.

 

"Ben bu örgüte her şeyimi verdim. Daha on beş yaşında elim silah tuttu. Daha o zaman suç işledim. Ben buraya tırnaklarımı kazıyarak geldim."

 

"Sen kimsin? Annen o Kemal'in nasıl kardeşi oluyor? Ve bunu ailem nasıl bilmiyor?"

 

"Çünkü annem gayri meşru çocuk. Çünkü baban onu sonradan buldu ondan haberiniz yok. Sevgili baban çok büyük iyilik yapmış gibi annemi bulmuş ona bakmış ve bu dünyaya sokmuş. Sonrada iş yaptıkları adamın biriyle evlendirmiş. Zorla istemeyerek. Senin o baban var ya beni bu hale getiren adam. Kötü olmama sebep olan insan. "

 

Alex artık gülmüyordu artık onunda canı yanıyordu.

 

"O benim babam değil. Eğer senin içindede o kötülük olmasaydı bu hale gelmezdin."

 

Söylediklerim onu bir anda sinirlendirirken aniden ayağa kalkarak bana doğru gelip çenemden tuttu.

 

"Sen benim çektiğim acıları biliyor musun? Ne yaşadığımı?"

 

"Peki sen bana neler yaşattın haberin var mı?"

 

Gözlerinin içine öfkeyle bakerken onun gözlerinin içi resmen ateş saçıyordu.

 

"O bilgileri nerede saklıyorsun?"

 

"Buse'yi neden öldürdünüz?"

 

Sorusuna karşılık soruydu.

 

"Onu Nahas öldürdü. Biricik sevgilinin nişanlısının babası. O kadın bütün gerçekleri öğrenince canından oldu."

 

Duyduklarımı artık kaldıramıyordum.

 

"Defne biliyor muydu?"

 

Yağız onun babasının yaptıklarını sonradan öğrenmiş demişti ama inanmıyordum.

Alex birden çenemdeki elini çekerek başımda dikilmeye devam etti.

 

"Defne en başından belli biliyordu. Zaten o kadınıda hiç sevmiyordu. Sırf seninkiyle yakın diye. "

 

"Siz nasıl insanlarsınız ya? Ne istiyorsunuz masum insanlardan?"

 

Söylediklerimi hiç duymamış gibi yaparak bana arkasını dönüp uzaklaştı ne yaptığını tam göremesemde karşımdaki ekranın görüntüsü geri geldiğinde anlamış olmuştum.

 

"Bu kadar bilgi yeter küçüğüm. Şimdi icat zamanı. Galiba senin konuşmaya niyetin yok daha."

 

"Alex ne olursun bir şey yapma onlara. Senin derdin benimle değil mi? Bana işkence yap canımı yak ama onlara dokunma."

 

Görüş açıma tekrar girip tam televizyonun önünde durarak parmağıyla bir yeri gösterdi.

 

"Bence sevgili dayıma sıra geldi. Gerçi onunla hiç tanışmadık ama olsun. Aradaki bağ yeter. Gerçi şimdi uzaktan tanışma fırsatı bulacağız."

 

Bedenim korkudan titrerken başımı çaresizce salladım. Eğer ayaklarım bağlı olmasaydı çoktan maf etmiştim onu.Duran gözyaşlarım tekrar akarken bakışlarım ekrandan hiç ayrılmıyordu. Babam evimizin kapının önünde bir duvarın önünde çökmüş öylece duruyordu.

 

"Sevgili dayımı biraz hırpalayacağız ama üzülme sadece birazcık."

 

"Hayır yapamazsın senin aşağılık herif."

 

Sesim depoyu inletirken babamın yanına beş adamın yaklaştığını gördüm. Babam önce farketmemişti taki adamın biri ayağına vurana kadar. Sonra ise olanlar olmuştu. Hıçkırıklarım depoyu doldurken yapma diye bağırmıştım ama dinlememişti.

 

Ekran bir süre daha açık dururken bir süre sonra karanlığa gömülmüştü. Babamı en savunmasız halde yakalamışlardı. Benim için üzülürken birde bu başına gelenler. Allahım dedim canımı al ama onların acısını yaşatma.

 

"Bu sana son ikazım. Yarına kadar düşün kararını ver. Yoksa ne abin kalacak ne sevdiğin adam. Çünkü onlara acımayacağım. Eğer konuşmazsan onları öldü bil. " Dedi ve gitti. Ardında bir enkaz bırakarak çekip gitti. Benim ikilemde bırakarak yalnız bıraktı.

 

Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken başımı çaresizce salladım. Ne yapacaktım şimdi? Beynimdeki cipi söylesem örgütün sonu gelmeyecekti daha çok insanın canı yanakcaktı. Eğer söylemezsem her şeyimi elimden alacaktı. Bitmiştim ben. Resmen yaşarken cesede çevirmişti.

 

Gözlerimin önünden babamın görüntüleri gitmezken bir kez daha o Kemal denen adamdan nefret etmiştim. Bir ara zaman durmuş demiştim ya size, ah işte demez olaydım. Keşke isyan etmez olaydım. Keşke o duran zamanların kıymetini bilseydim. Keşke o günlere şükretseydim. Bazen insanoğlu öyle yanılıyordu ki. Bazen o kadar nankör olabiliyordu ki. Rutin giden hayatımızın kıymetini bilmeden, sadece istediğimiz şeylerin olmadığı zaman isyan ediyorduk ve ne kadar yanılgı içinde olduğumuzun farkında değildik. Her şeyden şikayet ederken halbuki o şikayet ettiğimiz zamanı arayacak hale geliyorduk.

 

Şu anda bende öyleydim geçip giden şikayet ettiğim zamanları şimdi mum gibi arar olmuştum. Sevdiklerimle sınanırken her bir şeyin kıymetini aramıştım. Koskoca on iki saat geçmiş sabah olmuş ve ben cezamı bekliyordum. Ne kurtulma olasılığım vardı, nede gelip kurtaran. O yüzden kendimden geçmiş halde katilimi bekliyordum. O katilde nihayet gelmişti. Kapının açılma sesi duyulmuş, ardından adım sesleri hemen ardından karşımdaki görüntüler tekrar gelmişti. Bu sefer sadece ekranda abim ve Yağız vardı. Bizim evin önünde bir şeyler konuşuyorlardı. Yüzlerini özlemle incelerken ikisininde çökmüş halini görünce canım bir kez daha acımıştı. Resmen perişan haldelerdi.

 

"Evet karar anına gelmiş bulunmaktayız. Sanırım bir karar verdin."

 

Yanımda duran vicdansız adama bakarken,

 

"Ne olur yapma. Allah aşkına benden böyle bir şey isteme. Ne olur."Son kez yalvarmıştım belki insafa gelir diye. Ama insafa gelmeyi bırak başıyla ekranı işaret ederek oraya bakmamı istemişti.

 

"Bak orada adamlarımı görüyor musun? Bir işaretimi bekliyorlar onların beynini dağıtmak için."

 

Söylediği gibi adamları bizim evin karşısındaki, bir evin çatısında pusu kurmuşlardı.

 

"Beni seçim yapmak zorunda bırakma ne olur."

 

Son kez direnmiştim.

 

"Dilruba kararını bekliyorum."

 

Birden cebindeki telefonu çıkartıp birilerini aradı.

 

"Adamlarım benden cevap bekliyor hadi! Seni sabaha kadar bekleyemeğiz. "

 

Başımı çaresizce sallarken oturduğum yerden kıvrandım. Bu esaretten kurtulup canımın diğer yarılarını kurtarmak istiyordum. Ama yapamıyordum.

 

"Ona kadar sayayacağım. "

 

"Hayır ne olur yapma."

 

"On."

 

"Alex yalvarırım."

 

"Dokuz."

 

"Sekiz."

 

"Yedi"

 

"Lanet olsun sana yapma diyorum yapma."

 

"Altı, beş, dört, üç, iki."

 

"Tamam söyleceğim."

 

O bir demeden ben direnişimi çoktan kaybetmiştim. Savaşmıştım babama arkadaşıma zarar vermelerine rağmen savaşmıştım. Belki acır merhamet eder demiştim ama ölüm araya girince yapamamıştım. Abim sevdiğim adam ölüme giderken dayanamamıştım. Pes etmiştim. Ve ben bütün dünyadan o andan itibaren utanmaya başlamıştım. Çünkü kötülerin cezasını verememiştim.

 

Bölüm : 29.01.2026 02:08 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...