52. Bölüm

51. BÖLÜM ÖN İZLEME :)

Hande Simay
handsimy

Kayra Karaman’ın Anlatımıyla:

Yastığımın yanındaki komodinin üstünde çalan telefonumu komodinin üstünden elime aldım. Telefonun çalması ve aslında birinin beni araması garipti çünkü bu telefonla ancak ben birini arayabilirdim, dışarıdan beni kimse arayamazdı. Bu telefon lüksüm için bile Akça ile çok fazla uğraşmış olsak da sonunda istediğim gibi bir telefona sahip olmuştum. Bu telefon uğruna birçok gizemli gün yüzünde olmayan kişileri patlatarak gün yüzüne çıkarmıştım. Ödediğim bedel tam olarak bu şekilde olmuştu. Bunun için pişman değildim, sonuçta onlarla isteyerek bir iş birliği içerisinde değildim. Fakat eğer olur da buradan çıkarsam o zaman işim yaştı işte çünkü kendi işimi kendi elimle mahvetmiştim ve çıkarım uğruna daha da mahvediyordum her geçen gün. Telefon kapanmadan odadaki kameralarıma bakış atarak elimdeki telefonu açtım. Umarım bunun için ceza almazdım. "Kimsin?"

"Sakin ol, benim Ruhsal."

"Ruhsal mı? Senin benimle ne gibi bir işin olabilir ki Ruhsal? Ayrıca hatırlatayım şu sıralar bir mahkumum ve yakında da-"

"Biliyorum idam edileceksin. Hatta seninle birlikte Deniz katili de idam edilecek."

"Beni bildiğim şeyleri teyit etmek için mi aradın Ruhsal? Eğer öyleyse kapat çünkü senin yüzünden fark edilirse okkalı bir ceza alabilirim." Ruhsal güldü.

"Merak etme, benimle konuştuğun için bir ceza almayacaksın çünkü şu anda o kuş tüyü yatağında hala mışıl mışıl uyumaktasın Kayra."

"Uyuyor muyum? Ne? Aklıma gelenlerle kameralara baktım. Kamera sistemlerine mi ulaştın?"

"Hadi ama bu çok zor bir şey değil. Sende yapmıyor musun sanki?"

"O da ne demek?"

"Kameralardaki görüntüyü değiştirmek hele ki uzaktan epey zahmetli ve sıkıcı bir iş maalesef ama sizi izlemek epey eğlenceli geliyor bana. Bir dizi gibisiniz adeta."

"Boş işler müdürü müsün sen Ruhsal?" Güldü.

"Deniz katili ve senin maceralarını izlemek boş bir iş değil Kayra. Aksine çok verimli bir iş benim için."

"Doğruyu söyle Asaf kendisi ölmeden önce seni de öldürüp boş bedeninin içine kendi ruhunu mu yerleştirdi lan, ondan mı böyle konuşuyorsun sen?" Kahkahalara boğulurken zorlukla kendini durdurup konuşmaya devam etti.

"Eğlencelisin Kayra ama belki başka zaman bu güzel sohbetimize devam ederiz seninle. Seni elbette önemli bir iş için aradım."

"Senin benimle ne gibi bir işin olabilir ki Ruhsal?"

"Bir iş teklifi aslında. Sana ve Deniz katiline güzel bir iş teklifi sunmak için aradım seni Kayra."

"Ne gibi bir teklif?" Ruhsal daha fazla uzatmadan direk konuya girdi.

"İkinizin kurtuluşuna karşılık Azat’ın bize teslimi."

"Ne?" Duyduklarımla kahkaha attım. Bu ne biçim bir kurtuluş lan? Azat’ı buradan kurtarıp kendinize mi tutsak edeceksiniz?"

"Kendim için değil, başka biri için yapıyorum bu teklifi." Kaşlarımı çattım.

"Kendin için değilse kim için yapıyorsun bu teklifi?"

"Ruslar. Ruslar için yapıyorum, gerçi Deniz katili daha iyi bilir Rusların kim olduklarını."

"Ne istiyorlar ondan?"

"Çok basit, onu kurtarmak istiyorlar. Onun ölümünün yazık olacağına ve boşa gideceğine inanıyorlar."

"Yani?"

"Yanisi şu Azat’ı kurtararak, Türkiye’den kaçırıp kendileri için çalışmasını istiyorlar bir ajan olarak."

"Azat ve ajanlık mı, ben kabul etsem dahi Azat’ın tekrar biri için çalışmayı kabul edeceğini sanmıyorum özellikle de kız kardeşi canlı bir şekilde Türkiye’de ve senin elindeyken."

"Merak etme, orası kolay."

"Ne o kardeşini de mi peşinden göndereceksiniz?"

"Hayır, Devil benimleyken güvende, Azat’ı tanımıyor bile. Böylesi onun için daha iyi."

"Nasıl daha iyi lan, Asaf basbayağı kızın beynini yıkayıp Azat’a düşman hale gelmiş nasıl senin yanında güvende olsun?"

"Unuttuğun bir şey var Kayra Karaman. Asaf, Devil’i Azat’a karşı büyük bir koz olarak kullansa da ben Asaf değilim ayrıca bir cani de değilim. Emin ol bu denli beyni yıkanmışken sizin yanınızda olması onun için daha kötü ve yıpratıcı olur. Devil benimle güvende. Dediğim gibi Azat hiçbir şekilde ona yapılacak tekliflerin hiçbirini kabul etmez bu saatten sonra. Önemli olan Deniz katilinin teklifi kabul etmesi değil ki, önemli olan teklifi senin kabul etmen."

"Azat’ın vasisi miyim lan ben? Kendi aklı fikri yok mu, sorgulayıp anlayınca sorun çıkarmayacak mı o herif?"

"İşte burada da sen devreye giriyorsun ya. Onu sorgulamayacak şekilde ikna edip kabul etmesini sağlayacaksın ve ikiniz de bu işten paçayı yırtacaksınız hepsi bu." Konuşma üstüme üstüme gelince ayağa kalktım.

"Azat’tan ne istiyorsunuz Ruhsal?"

"İşte geldik en önemli kısma. O katili dediğin gibi Devil buradayken hiçbir yere götüremeyiz. Özellikle de işin ucunda ben varsam hiçbir şekilde iş birliği yapmayı da kabul etmez. Ruslar dediğim gibi Azat’ı ajan olarak kullanmayı istiyorlar."

"İstihbarattan mı bu adamlar?"

"Tam olarak öyle değiller ama öyleler. Rusya’da istihbaratın adamları gibi düşün bu birliği. Devlet bizzat mafyacılık oynayıp adam indiremez ama gizliden de olsa adı işin içine karışmayacak şekilde bunu yapabilir. Bu birliklerde bizzat onlardan."

"İyi de Azat her yerde aranan bir hapishane kaçkını öyle bir durumda Türkiye bu durumu öğrenirse Rusya ve Türkiye arasında bir savaş sebebi ortaya çıkar. İşte işin en can alıcı kısmı da burası zaten. Azat’ın yüzü dediğin gibi her yerde tanınıyor. Onlar da bu sorunu yüz nakli ve bir çeşit kornea parmak izi ve DNA nakli yaparak onu yeni baştan yaratacaklar."

"Ne?" Duyduklarımla beynimden vurulmuşa döndüm. "Bir dakika, bir dakika. Sen ciddi misin? Ben doğru mu anladım? Azat’ı tamamen başka birine dönüştürmekten bahsediyorsun değil mi sen?"

"Evet, ilk başta bende senin gibi bir tepki verdim ama adamlar her şeyi kanıtlarıyla mümkün olabileceğini gösterince kabul ettim."

"Kabul ettin? Neye dayanarak kabul ettin ve ayrıca dur bir dakika ya bu işten senin kazancın ne de kabul ettin ki Ruhsal?"

"Bu insanlar önemli insanlar Kayra ve inan bana dünya üzerinde ikna edemeyecekleri hiçbir insan evladı da yok." Boşta kalan elimi saçlarımın arasından geçirdim.

"Yine de işe yaramaz çünkü hafızası hala kendisinde olacak. Dediğim gibi hiçbir şekilde Meleği bırakıp da gideceğini zannetmiyorum."

"Onun için de bir çözüm buldular." Aklıma gelenlerle durdum.

"Sakın bana-"

"Evet, aynen öyle yapacaklar. Hafızasını da silecekler."

"Nasıl yani, tamamen mi? Bu işlem henüz tam geliştirilemediği için maalesef tamamen silecekler. Bir başladılar mı durdurulamıyor çünkü. Ayrıca Deniz katilinin Devil’i de hatırlamaması gerekiyor."

"Devil ne be? Melek onun adı Melek." Ruhsal dediklerime kulak asmadan konuşmaya devam etti.

"İnan bana o katilin başka hiçbir türlü kurtuluşu yok Kayra." Durdum ve düşündüm birkaç dakika. Azat’ın benliğine karşı Azat’ın özgürlüğü. Ne farkı vardı ki 2 türlü de ölmüş olacaktı her halükârda. Kabul ettiğin an onlara bunu bildireceğim ve onlar da hazırlıklarına başlayacaklar. "Yalnız Azat’ın oradan kurtulması için kısa bir an dahi olsa ölmesi gerekiyor. Sonra onu geri hayata döndüreceklerdir. Herkesin öldüğüne inanmasının tek yolu bu."

"Peki ben?"

"Senin de artık Türkiye’de kalman riskli. O yüzden seni de Rusya’ya götürerek herhangi bir işin başına getireceklerdir ama bu iş gün yüzüne çıkabileceğin bir iş olmayacaktır."

"Ben ajan olmam yalnız."

"Merak etme sana uygun bir görevlendirme de bulacaklardır emin ol."

"Yalnız abim, abim buna izin vermeyecektir, özellikle de Azat’a bu kadar emek harcamışken."

"Abini de halledeceklerdir emin ol." Güldüm sahte bir şekilde.

"Abim o kadar kolay lokma bir adam değil Ruhsal, bunu sende biliyorsun."

"Elbette ama her adamın zayıf noktası olduğu bir kadın vardır değil mi Kayra?"

"Abimin öyle uğruna duracağı bir kadın yok Ruhsal."

"Sen bilmesen de öyle bir kadın hep vardı Kayra."

"Abimi benden daha iyi tanıdığını mı düşünüyorsun?"

"Ben değil ama Asaf abini iyi tanırdı kabul et."

"Kimmiş peki bu kadın?"

"Görememen ne salaklık. Her zaman yanı başında durduğu kadın tabii ki de." Zihnimi yokladım.

"Kim?"

"Kardelen Sahra Aktaş, namı diğer Kahraman kadın."

"Ne?" Kulağımdaki telefonu kaldırarak konuştuğum kişiye baktım. "Yanılıyorsun, öyle olsa bilirdim, ayrıca abim Sahra’yı ne zaman görmüş de âşık olmuş be?"

"Başka bir bedende ve başka bir isimle Sahra’nın her zaman yanı başındaydı aslında her zaman."

"Bir dakika bir dakika şu işi düzgünce en başından anlatsana bir."

"O kadar vaktim yok Kayra Karaman. Ama abini Sahra ile durduracağımdan emin olabilirsin. Şimdi tekrar ve son kez soruyorum teklifimi kabul ediyor musun?" Sıkıntı ile gözlerimi kapattım.

"Düşünmem lazım ettiğin teklif hafife alınacak bir teklif değil."

"O halde 28 Ocak’tan önce kararını bildirmen gerekiyor çünkü Azat’ın idam tarihi tam da 28 Ocak’ta gerçekleşecek."

"Ne? O da mı belli oldu, ne zaman?"

"Çok olmadı birkaç saat önce belirlediler daha. Halka da birkaç saat sonra açıklayacaklardır tahminen." Derin bir nefes alıp verdim.

"Yine de düşünmem lazım. Sana bugün bitmeden haber veririm."

"Bekliyor olacağım." Telefonu kapatan Ruhsal ile öylece kalakaldım. Asıl sorun şimdi bu teklifi Azat’a nasıl kabul ettirecektim?

 

2 Bölüm de art arda yayınlanacaktır. 2. Bölümü kesmeyi düşünmediğimden kitabın en uzun bölümü olabilir haberiniz olsun. Bu arada yakın bir zamanda atarım ama ne zaman atarım kesin değil çünkü bölümlerin kelime toplamı yaklaşık 12 ila 15 bin kelime kadar olduğundan düzenlemesi daha zor olacak benim için. Özellikle 2. bölümde bayağa fazlaca Rusça çeviri kullandığım için ( Merak etmeyin Türkçelerini parantezle yanına yazdım. ) Beni bayağı bir uğraştıracaklar.

Bölüm : 11.02.2026 20:50 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...