

Keyifli okumalar dilerimm.🩵🩵
Mahkeme salonu sessizliğe bürünmüştü. Hakim, kararı açıklamak üzereydi.
Mahkeme salonunda nefesler tutulmuştu. Hakim, dosyaya son kez baktıktan sonra sert ve kararlı bir sesle konuştu:
“Sanıklar Gürkan Yaman ve Meltem Yaman, işledikleri insanlık dışı suçlar sebebiyle müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır. Toplum vicdanını yaralayan bu eylemler karşısında mahkeme, en ağır cezayı vermekten çekinmemiştir.”
Sedef'in soyadı babasının soyadı olduğu ve annesi Gürkan'la evlendiği için üçünün soyadı farklıydı.
Salondaki sessizlik, karardaki ciddiyeti tüm çıplaklığıyla yansıtıyordu. Gözlerimizde hem bir rahatlama hem de tarifsiz bir acı vardı. Sedef’in adaleti artık yerini bulmuştu. Ama acı gerçekler, zihnimizde yankılanmaya devam ediyordu.
Mahkeme salonu sessizliğe gömülmüştü. Gürkan ve Meltem, mahkeme kararıyla müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. O an salonu terk ederken yüzlerinde hâlâ pişmanlıktan eser yoktu. Ama bizim için önemli olan buydu. Gerçekler gün yüzüne çıkmış, adalet yerini bulmuştu.
Koridorda sessizce yürüyorduk. Herkesin bakışları üzerimizdeydi ama bizim gözlerimiz biraz yorgun, biraz da huzurluydu.
Demir’in sesi yanımda yankılandı. “Bu davayı birlikte yürüttük. Her adımında savaştık.”
“Ve birlikte kazandık,” dedim. “Ama kazandığımız şey sadece bir karar değil. Bir vicdan rahatlığı, bir yaşam.”
Karakola dönerken kapıdan içeri birlikte adım attık. Diğerleri bizi karşıladı. Herkesin yüzünde gurur, ama gözlerinde sessiz bir sarsılmışlık vardı.
“Bir dava kapandı,” dedim içimden. “Ama biz aynı yerdeyiz, aynı mücadelede. Yeni acılar bizi bekliyor olabilir. Yeni dosyalar, yeni hayatlar, yeni karanlıklar.”
Demir bana dönüp baktı. Gözlerinde alıştığım o kararlı ifade vardı.
“Hazır mısın Güneş Akyel?” diye sordu.
Gülümsedim. “Hemde fazlasıyla hazırım Demir Bozdağ”
O an fark ettim… Bu sadece bir kapanış değildi. Bu, aynı ekip olarak yepyeni bir savaşa başlama noktamızdı.
Ve biz hâlâ buradaydık.
✨✨
Karakolda işlerimi erken bitirmiştim ve yeni bir dava gelmemişti. Artık arabamı yaptırmanın zamanıda gelmişti.
Gözlerim Demir'e döndü. "Ben çıkıyorum "
Ayağa kalkıp eşyalarımı alırken gözleri bana döndü. "Tamamdır. Eve mi gidiyorsun? "
"Hayır arabamı yaptırmaya sanayiye götüreceğim "
Beni onaylarcasına kafasını salladı. "Anladım sonra görüşürüz "
"Görüşürüz "
Diğerleriyle de vedalaşıp çıkışa ilerledim.
O günden beri arabam burada duruyordu ve hiç yaptıracak zaman bulamamıştım.
Binadan çıkıp arabamın olduğu yere vardığımda Gözlerim arabanın camına takıldı.
Gözlerim sileceklerin oradaki kağıda kayınca kaşlarım çatıldı.
Bu da neydi? Ve Kim bırakmıştı?
Uzanıp sileceklerin oradaki beyaz not kağıdını alıp okumaya başladım. Kağıttaki düzgün el yazısını nerede görsem tanırdım.
Hemen kızma. Arabanı yaptıracak zamanın olmadığı için ben halletmiş olabilirim. Kahve ısmarlayarak teşekkür edebilirsin.
Notu okurken dudağımın kenarı çok hafif kıvrıldı.
Demir Bozdağ şaka gibi bir adamdı. Ne ara arabamı tamir ettirmişti?
"Demek gördün "
Arkamdan gelen sesle Demir'e döndüm. Kollarını göğsünde kavuşturmuş bana bakıyordu.
Elimdeki kağıdı katlayıp yanına yaklaştım.
"Görmem için bıraktığını sanıyordum. Hemde hiçbir fırsatı kaçırmıyorsun bakıyorum "
"Senin için değil minik sincap için yaptım" diyerek kendini savunmaya çalıştı.
"Demek minik sincap için." Kaşlarım havalandı. " Minik sincabın henüz araba kullanabileceğini sanmıyorum"
Hafifçe güldü "Henüz kullanamasada bir yere giderken onu taşıyacak"
Açıklamasını mantıklı bularak başımı salladım. "Teşekkür ederim, Minik sincap için yaptığın herşey çok değerli "
Demir tebessüm ederken onu hayal etmiş gibi gözleri parıldadı. "Ben minik sincapı çok sevdim. Çok sevimli ve akıllı bir çocuk"
"Normalde kimseyle kolay kolay anlaşmaz ama o da seni çok sevdi." Hafifçe güldüm "Hatta arada seninle görüşmek için başımın etini yiyeceğine adım gibi eminim "
"Kafana takma o küçük inatçı seninle yüzleşmeyi seviyor. Ayrıca ne zaman isterse seve seve görüşürüm"
Kafamı sallayıp onu onaylarken bir süre bakıştık. Aramızdan tonlarca kelime geçti.
Cebinden arabamın anahtarı çıkartıp bana uzattı. "Arabanın anahtarı "
Elinden anahtarı aldım. "Tekrardan teşekkür ederim. Söylediklerini de küçük sincap'a iletirim "
"Mutlaka ilet. "
"Emredersiniz komiserim "
Demir kendini beğenmişlikle sırıtırken ellerini cebine koydu.
Arabaya binip kapıyı kapattığımda, içimde hafif bir huzur vardı. Demir’in o küçük sincapla kurduğu bağ, bana umut veriyordu. Yine de aklımda bir soru vardı. Bu savaş, kendimle savaşım, onunla savaşım hiç bitmeyecek miydi?
Motoru çalıştırırken, dikiz aynasından Demir’in karakola doğru yürüyüşünü izledim. Yüzündeki kararlılık, her şeye rağmen yılmadığını gösteriyordu.
“Bir dava kapandı, ama yeni mücadeleler bizi bekliyor,” diye düşündüm kendi kendime.
İçimde yeni bir güç yükseliyordu. Hem kendim, hem minik sincap için.
Araba hareket ederken şehir ışıkları yavaş yavaş arkada kalıyordu. Ama içimdeki karmaşa, gitmiyordu. Her yüzleşme bir yara daha açıyordu ruhumda.
Minik sincap…
Onun masumiyeti, umudumdu. Ama bu umut, her geçen gün biraz daha sınanıyordu.
Kendime sordum. “Ne kadar dayanabilirim? Bu yükün altından ne zaman kalkacağım?”
Karanlık düşüncelerle boğuşurken, bir yandan da o küçük mucize için güçlü olmam gerektiğini hatırladım. Çünkü bazen en zor savaşlar, içimizde verdiğimiz savaşlardı.
Arabamı park edip. Yavaş yavaş merdivenlerden çıktım. Zile basıp anahtarımla kapıyı açtım.
İçeriye girerken kuzenim Alin ile Hayat'ın salonda olduğunu gördüm.
Okulu olmadığı için onu kuzenimle bırakmıştım.
Alin 20 yaşındaydı. Bembeyaz teni, yemyeşil gözleri ve kızılımsı saçları vardı.
Kendisi bu hayattaki en değerlilerimden biriydi.
Hayat benim geldiğini görünce ayağ
a fırlayıp bana doğru koştu. "Anneee"
Eğilip kocaman bir gülümsemeyle kollarımı açtım. "Bebeğim "
Doğrulurken gülümseyerek bizi izleyen Alin'in yanına ilerleyip ona da sarıldım.
"Nasıl geçti gününüz bakalım? "
"Çok güzeldi " diye cıvıldadı Hayat. "Alin ablayla çizgi film izledik, resim yaptık. Ha birde kremalı makarna yaptık"
Kaşlarımı çatıp sahte bir kızgınlıkla ona baktım "Demek bensiz kremalı makarna yaparsınız ha? "
Hayat bana bakarak başını salladı. İkimizin ortasında dikiliyordu. "Hemde tavuklu ve mantarlı. "
Yapmacık bir şaşkınlıkla ikisine baktım. "Hemde tavuk ve mantarlı. "
Ardından bir anda ikisinide gıdıklamaya başladım. "Cezanızı çekeceksiniz. Bensiz yaparsınız demek ha. "
İkiside kahkaha atarken onlara gülümsedim.
"Anneee" "Güneş ablaaa"
Hayat aradan sıyrılıp koşarak odasına kaçtı.
İkimizde doğrulurken Alin gözlerini bana çevirdi.
"Nasılsın Güneş abla? "
Yanına otururken saçlarını geriye atıp güzel yüzünü seyrettim "İyiyim ablam, sen nasılsın? "
"O anlamda demedim Demir abi ile karşılaşmışsınız. Hayat yakışıklı bir polis var hatta ismi Demir dedi"
Bir an duraksadım, sonra Alin'e hafifçe gülümsedim. “Evet, karşılaştık. Artık aynı yerde çalışacağız. Sadece bana birkaç yardımda bulundu”
Alin gözlerini kısıp bana baktı. “Sürpriz değil. Demir Abi'nin gözleri, seni görünce parlıyor sanki. Fark etmiyor musun?”
Başımı hafifçe eğip parmaklarımla oynamaya başladım. “Bilmiyorum Alin… Belki de fark ediyorum. Ama fark etmek istemiyorum.”
“Güneş abla… Onun senin hayatına böyle usulca dahil olması tesadüf olabilir çünkü hayat tesadüfleri sever. Belki de biraz akışına bırakmalısın.”
Gözlerim Hayat’ın odasına kaydı. “Ben önce onun için güçlü olmalıyım Alin. Kalbime yer açmak… hâlâ cesaret istiyor.”
Alin usulca elimi tuttu. “Sen zaten çok güçlüsün. Kalbinde yer açmak ise zayıflık değil. Belki de iyileşmenin başlangıcıdır.”
Ona dönüp gülümsedim. "Allah Allah büyümüş de güzel güzel sözler söylermiş"
"Yaa Güneş abla "
"Ne yaa Güneş abla. Ben senin götü bezli hallerini biliyorum kızım. O hallerini herkese ifşalarım ona göre ayağını denk al"
Alin kahkahasını tutamayarak arkasından aldığı yastığı bana fırlattı. “Alt tarafı aramızda 5 yaş var."
"Aliin!" diyerek onu uyardım.
"Tamam tamam. Sustum. Ama sonra ‘neden kimse bana doğruyu söylemiyor’ deme!”
Bende kahkaha atarak yastığı ona geri fırlattım. Tam o anda seslerimizi duyan Hayat odasından kafasını uzatarak salonun girişine baktı.
“Yastık savaşı mı var? Beni de bekleyin bende geliyorum!”
Alin'le ikimiz de onun bu haline gülmeye başladık.
“Sen yemeğini yedin mi minik sincap?” dedim ona dönerken.
Hayat salona koşarken hızla başını salladı. “Yedimm! Şimdi savaş zamanı!”
Hayat, nereden aldığını görmediğim elinde tuttuğu yastıkla koşarak bize katıldı.
Kahkahalar salonda yankılanırken, içimde kısa süreliğine de olsa bir huzur yayıldı.
Sonra kendi kendime fısıldar gibi düşündüm.
"Belki de gerçekten iyileşmeye başlamanın vakti gelmiştir."
Gece olduğunda, ev sessizliğe bürünmüştü. Hayat odasında derin uykusundaydı. Alin kitap okuyordu. Ben ise pencere önünde kahvemi yudumlarken düşüncelere dalmıştım.
“Küçük sincap için.”
Yüzünde istemsizce ufak bir gülümseme oluşurken içim nedensizce kıpır kıpırdı.
Korkuyor muydum? Belki.
Hazır mıydım? Emin değildim.
Ama bir adım atmanın vakti geliyordu.
Telefonumu çıkartıp Demir'in profiline girdiğimde tereddütle yanağımın içini dişledim. Ya herşey daha kötüye giderse?
Bir süre devam eden tereddütten sonra parmaklarım hareket etti.
Ben : Müsait misin? Konuşmalıyız.
Demir mesajımdan yaklaşık 2 saniye sonra çevrimiçi oldu.
Demir: Aşağıdayım.
Gözlerim şaşkınlıkla, defalarca mesajın üstünde gezindi. Telefonumu cebime koyup hızla salondaki büyük pencereye ilerledim ve perdeyi araladım.
Perdeyi araladığım anda Demir siyaha çalan, dalgalı, hafif uzun saçlarını arkaya atıp koyu renk gözlerini yukarıya, tam benim olduğum yere çevirdi.
Gerçekten benim için parlıyormuydu o gözler?
Öyleyse neden biz bunları yaşamıştık?
Kolay olmayacaktı. Zaten hiç birşey kolay değildi. Beni ilerde neyin beklediği hakkında ise en ufak bir fikrim yoktu.
Korkuyordum, evet ama bazen, en büyük adım sadece bir mesajla başlardı.
Ve artık kesinlikle birşeylerin konuşulması gerekiyordu. Yoksa bu işten çıkamayacaktık.
Hellooo
Nasılsınız canlarım? Umarım iyisinizdir.
Bölümü nasıl buldunuz?
Bir sonraki bölüm bomba bir bölüm olacak. Artık o bomba patlar mı?, patlamaz mı? Orasını hep birlikte göreceğiz.
Yeni bölümde görüşmek üzere. Oy ve yorumlarınız benim için çok önemli. Desteklerinizi bekliyorum. Seviliyorsunuz. 💖
Senin gibi parlak bir yıldız bu kitabın yıldızına basıp onu da parlatırsa çok sevinirim.✨✨
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 534 Okunma |
89 Oy |
0 Takip |
19 Bölümlü Kitap |