17. Bölüm

Bölüm:16

Hümeyra hazır
hmyraa

Arabamın camına vurulan hafif ama ısrarlı bir tıkırtıyla gözlerimi araladım. Direksiyona dayadığım kollarımın üzerinden başımı kaldırır kaldırmaz, boynuma saplanan keskin ağrı nefesimi kesti. O an yalnızca boynumun değil, bütün bedenimin tutulduğunu fark ettim; yüzüm, istemsizce acının ekşiliğine büründü.

Gözlerimi ovuşturup, yüzümü aracın camını tıklatan kişiye çevirdiğimde; babamla göz göze geldik.

Hızla kilitli kapıları açtım. İçeriden dışarıya taşan ufak klik sesiyle, babam, arabanın önünden dolanarak yan tarafımdaki koltuğa yerleşti.

Ne hissetmem gerektiğini bilmiyordum. Duygularım rotasını şaşırmış bir pusuladan farksız değildi. Sanırım bilmece çözmek, bir tek küçük yaşta insanı eğlendiriyordu.

Babam gözlüğünün altındaki uykusuz ve yorgun gözlerini üzerime dikti. Oysa ben, ne onunla ne de bir başkasıyla konuşacak modda değildim. Kabuğuma çekilip bir süre yalnız kalmayı tercih ederdim. Tercihlerim aleyhime işlese de… Sonunda çekimser bir ses tonuyla kelimelerini hedefine doğru yöneltti.

“Çocukken sana bir oyuncak almıştım, hatırlıyor musun? Labirentin içinde duran figürü çıkışa doğru sürüklemeye çalışıyordun.” diye sordu anaç bir ses tonuyla.

Hiçbir şey demeden gözlerinin içine bakarken başımı koltuğa yasladım.

Cevap vermeyeceğimi anlayınca devam etti: “O zaman da çıkışı bulamayana kadar pes etmezdin. Küçük yaşından itibaren azmini bir an olsun kaybetmedin. Bu yönüne karşılık seni hep takdir etmişimdir.”

Göz kapaklarım ağır bir edayla kavuşup ayrılırken bakışlarımı başka yöne çevirdim. Artık ona sorularımın cevabını sormayacaktım. Bu kayıtsızlığıma değin çaresiz bir tutumla gözlerimin içine baktı.

“Adaletin peşinde misin? İşte sırf bu yüzden polise gidemeyiz.”

Yine anlamadığım bir takım şeyler karşısında soran gözlerle baktım. Ardından içimdeki soruyu kelimelere döktüm:

“Bu da ne demek oluyor, baba?”

Gözleri uzun uzun başka alemlere daldı. O gözlerde yoğun bir acı duygusunun barındığını net bir şekilde görüyordum.

“Bazı polisler adaleti sağlamanın yerine onu yok etmek ister.”

“Neden bunu yapmak istesinler?” dedim.

Soruma karşılık öfkeyle gözlerime baktı. Ses tonuna yansıyan öfkesi, kelimelerini bastırarak çıkarmasına sebep olmuştu.

“Çünkü bu işin içinde onlar da var.”

“Ne!”

“Yıllar önce polise gitmek istediğimde, içlerinden biri olayın üstünü profesyonel bir şekilde kapattı. Tüm delilleri yok edip o dosyanın delil yetersizliğinden dolayı kapanmasını sağladı.”

İnanamayan bakışlarıma karşılık devam etti:

“Çünkü suçlu ta kendileri.”

Gözlerim kocaman açılırken kafamda oluşan yapboz parçaları yerine oturuyordu.

“Ama o halde nasıl olacak bu?” dedim. Ardından sitem dolu bir ifadeyle devam ettim:

“Polise bile güvenemeyeceksek, adaleti kim sağlayacak?”

Babam gözlüklerini çıkarıp kızarmış gözlerini sağ eliyle ovuşturdu. Ardından tekrar gözlüğünü takıp kararlı bir duruş sergilerken bana döndü ve yanıtladı:

“Adaleti biz sağlayacağız, güzel kızım. Adaleti halk sağlayacak. Ama yine de insanoğlunun hiçbir şeyi kusursuz bir biçimde gerçekleştirmeye gücünün yetmeyeceğini unutma, olur mu?”

“Olur,” dedim, başka söz hacet olmadığını düşünerek. Artık anlıyordum, karakola giderken neden durdurulduğumu.

Gözlerim arabanın camından dışarı kaysada, bakışlarım başka deryalara yolculuk yapmıştı. “Peki,” dedim, düşünceli bir ses tonuyla. Birkaç saniyelik duraksamanın ardından devam ettim:

“Kartal’la aranızdaki bağlantı ne?”

Bu sorum üzerine uzun uzun gözlerimin içine baktı. Söyleyip söylememek arasında takılıp kaldı, sonunda dalgın bir ses tonuyla yanıtladı:

“Kartal… Kartal, çalıştığım şirketin sahibine yakın korumalık yapıyordu. Biliyorsun, ilk zamanlar ben o şirkette sadece malları şehir dışına aktaran bir şöfördüm. Zamanla konumum yükseldi. Kartal da tıpkı benim gibi oradaki konumunu gün geçtikçe yükseltti. Fakat gerçekleri öğrenip kız kardeşinin tutsak edildiğini gördüğü anda onlar için çalışmayı bıraktı ve kariyerini doktorluğa taşıdı.”

Meraklı bakışlarım babamın yüzünde asılı kaldı. Kısa bir duraksamanın ardından devam etti:

“Kartal doktorluk yaparken aynı zamanda ajanlık yapıyordu. Onlar, senin her adımını takip etmesi için Kartal’ın bu yönde çalışmasını istediler. Kartal’ın kız kardeşi onların elindeyken bunu kabul etmekten başka şansı yoktu.”

Dehşet içinde babama baktım. Dudaklarımdan ani bir manevrayla, “Ne!” diye bir sözcük döküldü yalnızca.

“Sakin ol lütfen. Kartal aslında benim ajanım,” dedi babam.

Hangi birine şaşıracağımı bilemezken, bedenimin transa girmiş gibi donup kalması üzerine araya babamın yatıştırıcı sesi girdi: “Kartal’ın bu zayıf yönünü öğrendikten sonra ona benim için çalışmasını teklif ettim. Bu sayede ben onu kız kardeşine kavuşturacaktım, o da benim için kayıtları yayınlayacaktı.”

“O kayıtlarda ne var, baba?”

“Bunu öğrenmene çok az kaldı. Lütfen bu kısa zaman diliminde bir yaramazlık çıkarma!”

“Peki.”

Babam arabanın kapısını açarken, “Hadi şimdi güzel bir kahvaltı yapalım,” dedi. Ardından kapıyı kapatıp gitti.

Düşünmek için fırsatım olmuştu.

Lakin anlamıyordum, olayların annemle nasıl bir bağlantısı, daha doğrusu şirketin annemle nasıl bir bağlantısı olduğunu. Zihnimdeki yapbozun tamamlanması için tüm parçaların yerine oturması gerekiyordu, fakat birkaç tanesi yine eksik kalıyordu.

Başımı tekrar koltuğa yaslarken, göğüs kafesimin içinde sıkışan kalbimin biraz olsun nefes alması için gökyüzüne baktım.

Bölüm : 01.01.2026 16:58 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...