20. Bölüm
İlga / MASKE - Pistlerin Sahibi / 19. MEYDAN OKUMA

19. MEYDAN OKUMA

İlga
ilgaaa

Sabah uyandığımda telefonumda bir hatırlatma vardı. Zamanında Sezi bu hatırlatmayı kurduğunda onunla dalga geçmiş, unutmamın imkanının olmadığını söylemiştim. Nitekim, böyle bir şeyi unutarak, Sezi beni benden daha iyi tanıdığını bir kez daha kanıtlamıştı.

İçimdeki kaygı büyümüştü. Yarın Yekta'nın uzaklaştırması bitiyordu. Elimizde koz olsun diye çıktığımız bu yolda liseliler gibi fingirdeşmek dışında bir bok yapmamıştım. Yarından sonra pistler tamamıyla Yekta'nın olacaktı. Hoş, artık Maske de dağılmıştı ya...

Ne Yekta'nın peşimizi bırakması için bir çözüm bulabilmiştim ne de en son karşılaşmamızdan beri Cengiz'in ne karıştırdığını öğrenebilmiştim. Hayatım yokuş aşağı freni patlak bir kamyon misali son sürat uçuruma doğru gidiyor gibiydi. Astrolojiden zerre anlamazdım ama bu aralar Merkür Venüs'e, Güneş Ay'a, Dünya Jüpiter'e, Neptün de hepimize nah çekiyordu galiba ki hayatımın her alanında batırmış olmamın başka bir açıklaması olamazdı.

Telefonum çaldığında ve arayanın Minik olduğunu gördüğümde yataktan bir hışım kalkmıştım.

"Günaydın güzelim."

"Günaydın."

"Muzo'yla konuştum."

"Ee?"

"Bireysel yarış bu gece. Bizden birilerinin kayıt yaptırıp yaptırmadığını öğrenemedim. Kötü haber şu ki, ödül ekip yarışlarındaki kadar büyük değil. Ayrıca bir de iyi haberim var."

"Ne?"

"Cengiz bu yarışa katılmayacakmış. Muzo'dan veto yemiş. İki gün önce bir yarışta Cengiz, yarış birincisinden gelen komutu beklemeden gazlamış."

"Bu iyi haber." Amacımız para kazanmak ve eğer şanslıysak da ekiptekilerle yeniden yol yapmaktı. Bu sırada o aşağılığın yüzünü görmeyecek olmak Tanrı'nın bize bir lütfuydu.

"Kaçta?"

"Gece ikide. Ben garajdayım. Arabanın biraz bakıma ihtiyacı var. Kaçak kadar güzel yapamam ama merak etme, elden geçiririm." Minik'e teşekkür edip telefonu kapattıktan sonra diğerlerinin de bu geceki yarışa gelmesi için dua ediyordum.

Bizim nefes alma amacımız yollardı. Yıllarımızı birlikte o virajlardan dönerek geçirmiştik. Her bir hareketimizi ezbere biliyorduk. Yüz yüze gelip konuşmama kimse müsaade etmezdi fakat biz de zaten en iyi, çıkardığımız toz toprakla, manevralarımızla, yanık lastik kokumuz ve egzoz sesimizle anlaşabilirdik. Konuşmaktan daha faydalıydı bizim için yol yapmak. Onlar da eminim ki çok özlemişti pistleri ve pistlerde birlikte olduğumuz zamanları.

Yekta işine gelirsek, en azından bugün değil de yarın uzaklaştırmasının bittiğine şükrediyordum. Eğer bu akşam Yekta'nın orada olma ihtimali olsaydı topuklarım kıçıma vura vura kaçma isteğime kimse engel olamazdı. Eskiden Yekta'dan yalnızca dostlarımdan ayrı kalacağım ya da dostlarıma zarar gelir düşüncesiyle korkarken şimdi söylediğim yalanların ortaya çıkma düşüncesinden de ödüm kopuyordu.

Yine kendimi Yekta'yı düşünürken bulmuştum. Bu yeni Lilya, artık fazlasıyla sinirimi bozuyordu. Onu düşündüğüm her an midemde gaz sıkışmasına benzer bir yumru oturuyordu. Kötü haber şuydu ki bu his ne osurunca geçecek cinstendi ne de başka bir şey...

Kahvaltı hazırlamaya mecalim yoktu. Mısır gevreği koymuştum yine kendime. İşimi riske atmak istemiyordum. Minik'e Muzo'dan ekipteki diğerlerine de haber uçurmasını söylemesini istediğim bir mesaj çekmiştim.

Yarış için fazlasıyla heyecanlıydım. Dostlarım ve ödül bir yana gerçekten arabamdan uzak kaldığım her saniye içimdeki özlem beni kasıp kavuruyordu.

Mısır gevreğimi alıp televizyonun başına geçtiğimde içimdeki Yekta'yı izleme dürtüsünü bastıramıyordum. Kalkıp dip odadaki monitörün başına geçmiştim bile. Yekta'yı kendi başına balkonda kitabını okurken veya ortalığı toplarken bulacağımı sanıyordum. Fakat yalnız değildi.

Tüm ihtişamıyla Ceren, daha iki gün önce benim oturduğum sandalyede oturuyor, Yekta'yla karşılıklı kahvaltı yapıyordu. Ne o? Gecelik mi vardı üzerinde? Ne yani akşam onda mı kalmıştı?

 

(CEREN)

Kamera görüntülerini bizim Kerim amcadan döndükten sonraki saate kadar sarmış, oynat tuşuna basmıştım.

Yekta uyumak için hazırlandığı sırada kapısı çalmıştı. Seslerini daha net duymak için videonun sesini yükseltmiştim.

"Ceren? Bir şey mi oldu bu saatte?"

"Hayır bebeğim. Beni özlemişsindir diye düşündüm."

"Yani... Evet tabii de... Ben de şimdi yatacaktım." Ceren destursuz bir şekilde içeri girip Yekta'nın dudaklarına sulu bir öpücük kondurmuştu. İçimdeki kıskançlığın dalga dalga yükseldiğini hissedebiliyordum.

Yekta uyumaktan vazgeçmiş salona geçmişlerdi. Bir süre sohbet ettikten sonra sanki dünyaya işve cilve yapmak için gönderilmiş bu kadın usulca yerinden kalkıp Yekta'nın kucağına oturmuştu. Yekta başlarda tepkisiz kalsa da dudaklarından başlayıp kulaklarına kadar şehvetle öpücüklere boğan bu kadına daha fazla direnememişti. Elleri önce kadının kalçasını kavramış daha sonra bir hamleyle kadının t-shirtünden kurtulmuştu.

Kadının üzerinde hiçbir şey kalmayıp da yusyuvarlak göğüslerini avuçlayıncaya kadar, Yekta'nın deli danaya dönmüş hallerini görünceye kadar donup kaldığımı fark etmiştim.

Kadının inlemeleri odamı doldururken içimdeki kıskançlık yerini sinire bırakmıştı. Monitörün başından bir hışımla kalktığımda ne yapacağımı bilemez halde evde volta atıyordum.

Kendimle konuşuyordum. Ne bekliyordun ki geri zekâlı Lilya? Bir kez köfte yedin, bir kez öpüşe yazdın diye adam sana aşık mı oldu sandın? Böyle bir adamın yalnız olabileceğini düşünen aklıma sıçayım! Kendimi ne sanıyordum ki ben? Ben bir kaçaktım, o ise kovalayandı. O aksa ben karaydım. Ne bekliyordum ki? Ne istiyordum ki? Oyunumu unutup nasıl kaptırmıştım kendimi? Nasıl o simsiyah gözlerde kaybolmaya müsaade etmiştim?

Gözlerimin hırsla dolduğunu hissedebiliyordum. Ben Domino'ydum. Kırılmaz, bükülmez, pes etmez! Ağlamaz... Bu gözyaşları da neyin nesiydi? Hayır, hayır Yekta yüzünden değildi. Son zamanlarda çok şey yaşamıştım ben. Ondandı. Ondandı değil mi?

Ne kadar süre hırsımla, sinirimle, içimdeki yangınla evde volta attığımı hatırlamıyordum. Beni hayatta en çok rahatlatan şeye, araba sürmeye ihtiyacım vardı. Bomboş, hiçbir şey düşünmeden yol yapmam gerekiyordu.

Anahtarlarımı kapıp kapıyı kapadığımda keşke aşağı kattan gelen sesleri, görüntüden önce fark edebilseydim. Merdivenlerde yerimde mıhlanmış bir halde karşımda otuz iki diş gülen Ceren ve Yekta'yı görmüştüm. Kapıdan el ele çıkmışlardı.

Beni fark ettikleri anda Yekta'nın gülüşü yüzünde asılı kalmış, saniyesinde elini Ceren'in elinden çekmişti. Ceren bunu tabii ki fark etmişti.

"Günaydın komşu kız." Yüzünde yumruk atma isteğimi arttıran iğrenç bir gülümseme ile Yekta'nın koluna girmişti. Sanki bir köpeğin yerini işaretlemesini andırıyordu davranışları. Sanki bu benim, diyordu bakışları.

"Günaydın." O sırada sesimin derecesini ölçen bir şey icat edilmiş olsa eminim ki eksi bilmem kaç milyon olurdu.

Yekta kısık sesiyle, "Günaydın." Dedikten sonra daha fazla yüzlerini görmeye katlanamayacağımı düşünerek merdivenleri inmek için hamle yapmıştım ki, Ceren önümü kesmişti.

"Cihan ve Yeliz'le tanışmışsın."

"Hıı, evet öyle oldu." İkimiz de sanki birbirimize meydan okuyorduk. Benden bir kafa boyu uzun olan bu kadın, boy farkını kullanarak üzerime çöreklenmişti.

"Biz de diyorduk ki, hep birlikte bir akşam yemeği çok iyi olmaz mı?"

"Ne zaman dedik?" Yekta boş gözlerle Ceren'e bakıyordu.

"Ay erkekler işte. Neyse canım, yarın akşam sekizde. Sevgilim sana konumu atar." Sevgilim derken gerileyip elini Yekta'nın omzuna atmıştı. Sinirimden titrememek için kendimi zor tutuyordum. Tırnaklarımı karşımda duran kadına geçirmemek için merdiven tırabzanlarından çıkarıyordum hıncımı.

"Yani bu tiple hiç sanmıyorum ama hani bir erkek arkadaşın falan varsa onu da getir." Demek pis oynuyordu. Yanında ezilip büzülen Yekta'nın gözlerinin içine baktığımda bana meydan okuyan bu kadının da şerefsiz Yekta'nın da ağzına sıçmak için güzel bir fırsat olduğunu düşünmüştüm teklifinin.

"Anlaştık." dediğimde Yekta'nın şaşkın gözlerini arkamda bırakıp merdivenlerden aşağı inmeye devam etmiştim.

Bu bir kadının bir kadını tehdit olarak gördüğü anlamına gelirdi. Bu bir kadının bir kadına meydan okumasıydı. Savaş boyalarımı kuşanıp o akşam o yemekte haddini bildirmek bana farz olmuştu. Tamam Ceren Hanım, hadi pis oynayalım...

Bölüm : 21.12.2025 00:24 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...