22. Bölüm
İlga / MASKE - Pistlerin Sahibi / 21. REST

21. REST

İlga
ilgaaa

Dostlarımın beni Black'in gazabından kurtarmasından sonra en azından benimle yüz yüze gelmek isteyebileceklerini düşünmüştüm fakat bitiş çizgisine vardığımız anda geldikleri hızla yanımdan yok olmuşlardı.

Ne olduğunu anlayamayan Black de kendisine oklar çevrilmeden hemen önce kargaşada gözden kaybolmuştu. Ödül Muzo tarafından benim adıma verilmek üzere Minik'e takdim edildiğinde, Minik'e hepimize dağıtması hususunda talimat verip ben de önce araba değiştirmek için garaja geçip daha sonra da daireme doğru yola çıkmıştım.

Dostlarımın kalbini bireysel yarışla yumuşatabileceğim umudum da yerle bir olunca yine gece huzursuz ve mutsuz bir şekilde uykuya dalmıştım.

Ertesi sabah uyandığımda Ceren'le olan meydan muharebesi için psikolojik olarak kendimi hiç de hazır hissetmiyordum. Hatta gitmemeyi dahi düşünüyordum.

Ufak tefek bir şeyler atıştırıp kendime gelebilmek için duşa girmiştim. Üzerimden akan suyla birlikte enerjimin tazelenmesini umuyordum ama nafile. Dünkü yarışla birlikte dostlarımla aramdaki buzları eritebileceğime öyle çok inanmıştım ki... Tüm umutlarım kıçımda patladığında Black denen psikopat herifin beni uçurumdan atmış olmasını dilemiştim.

Duştan çıktığımda üzerimdeki kara bulutlar dağılmamış, aksine dayak yemiş gibiydim. Üzerimi giyinmek için yatak odama ilerlerken kapım çalmıştı.

Kapının deliğinden baktığımda, kapıyı çalanın Yekta olduğunu görmüştüm. Sikik! Ceren'in koynundan çıkıp benim kapıma hangi cüretle geliyordu?

"Ne var?"

"Sana da günaydın Lilya!" Yekta biraz mahcup biraz sinirli bir sitem etmişti.

"Günaydın. Ne var?" Yekta anlamsız gözlerle beni inceliyordu. Silkelenip kendime gelmem saniyelerimi almıştı. Ona trip atmaya veya kızmaya hakkım yoktu, hele ki ona yakınlaşmam tamamıyla bir oyunken...

"Kusura bakma, yatağın ters tarafından kalktım."

"Önemli değil. Pek müsait değilsin galiba. Ben... Birazdan geleyim." Yekta, göz teması kurmamaya çalışıyor, ensesindeki saçları çekiştiriyordu.

"Ne? Yoo, ne alaka?" Yekta'nın karşımda yeni gelin gibi süzülmesine anlam verememiştim.

Yekta, başını kaldırıp eliyle baştan aşağı beni işaret ettiğinde ben de kendime bakmıştım. Ya bu aralar ben çok geri zekalıydım ya da gözlerimi hastanede açmadan önce üzerimde deney yapmışlardı. Üzerimdeki düşmekle düşmemek arasındaki havlu neredeyse açılmak üzereydi. Yekta'ya olan sinirimden üzerimdeki havlunun farkında bile değildim. Kendimi gördüğüm gibi kapının arkasına saklanmıştım.

Bak işte! Yine o aklımı başımdan alan kahkahalarından birini atmıştı. Sonra Lilya neden geri zekalılık yapıyor?

"Tamam, tamam ben sonra geleyim."

"Dur, tamam. Ben kapının arkasına girdim. Sen bana bakmadan salona geç, ben üzerime bir şeyler giyip geleyim. Bana bakma ama!" Yekta hala gülerken salona geçmişti. Ben de tamamıyla görüş açısından çıktığıma emin olduktan sonra koşar adım yatak odama geçip üzerimi giyinmiştim.

Salona Yekta'nın yanına geçtiğimde Yekta'nın üniformasıyla olduğunu yeni fark etmiştim.

"Üniforma?"

"Evet, buradan çıktıktan sonra işe gideceğim." Yekta'dan en uzak köşeye geçip oturduğumda anlamsız bir sessizlik oluşmuştu aramızda.

Sessizliği bozan ise Yekta olmuştu. "Ceren'in tavrı için özür dilemek istedim."

"Hangi tavrı?" Bal gibi de biliyordum işte. Yekta'yı söyletmek, açıklamasını duymak istiyordum.

"Yani bilirsin, pek insan canlısı biri sayılmaz..."

Lafını kesmiştim. "İnsan kız arkadaşı hakkında böyle söyler mi?" Sesim dalga geçer gibi çıkmıştı.

"Sana daha önce de söylemiştim. Ceren'le aramızdaki biraz karışık bir durum."

"Peki ya bundan Ceren'in haberi var mı?"

"Ah, Lilyaa!"

"Aaa, bana ne canım. Ben kimim ki? Neden açıklama gereksinimi duyasın?"

"Yani o gün... Hani Cihanların geldiği gün... Yani..." Hangi cüretle bana Ceren'le yattıktan sonra yakınlaştığımız, içten içe kutsal saydığım o anı hatırlatmaya kalkardı?

"Evet, bir hataydı. Refleksif bir şeydi. Üzerine konuşmaya gerek yok." Ne? Gerçekten böyle bir şey demiş miydim şimdi?

"Hata?" Yekta, ağzımdan çıkanı doğru duyup duymadığını düşünüyordu. "Evet, haklısın bir hataydı. Unutalım gitsin."

Lanet olsun! İçine sıçmıştım her şeyin. Yekta ayaklandığında ben de ayağa kalmıştım. Bu saatten sonra söyleyeceğim hiçbir şey durumu toparlayamazdı.

Yekta kapıya doğru ilerlerken birden arkasını dönmüş, hemen arkasından ilerleyen bana durmak için süre vermemişti. Kaya gibi bedenine çarptığımda kafamı kaldırmış ve simsiyah gözleriyle karşılaşmıştım.

Yekta'nın yüzü aynı oyuna başladığım ilk zamanlarındaki kadar mimiksiz ve duygusuzdu. "Davete gelmek zorunda değilsin."

"Biliyorum."

"Erkek arkadaşının olmadığı da düşünülürse, biz çift olarak toplanacağız. Senin canın sıkılır. Gelme istersen." İşte, şimdi Yekta damarıma basmıştı. Egoist pislik!

"Erkek arkadaşımın olmadığını da nereden çıkardın?" Resmen burun buruna durduğumuz bu konumda yüzüne doğru dünyanın en komik şeyini söylemişçesine kahkaha atmıştım.

"Ben... Ben hani seni hiç onunla görmedim de o yüzden." Yekta, tepkime fazlasıyla bozulmuştu.

"Çetin'le biz. Yani bizim de aramızdaki karışık."

"Çetin mi? Ailen olduğunu sanıyordum."

Ceren'i kastederek, "Arkadaşın olduğunu sanıyordum." demiştim. İkimiz de sinirden gerilen çenelerimiz yüzünden dişlerimizin arasından konuşuyorduk. Ceren'in meydan okuması neydi ki, Yekta'nınkinin yanında.

"Mesaiye geç kalıyorum. Telefonunu ver de sevgilimin konumunu sana iletebileyim." Yekta, Ceren'den sevgilim diye bahsederken altını çize çize söylemişti. Beni kudurtmaksa amacı ona bu zevki yaşatmayacaktım. Tamam, itiraf ediyorum, o gittikten sonra kuduracaktım ama şu an sırası değildi.

Uzattığı telefonuna isim soyadı ve sanki bir başkasıyla karıştırma ihtimali varmış gibi komşu diye de belirtmiştim.

Daha sonra hiçbir şey demeden evimden ayrıldığında koşturarak monitörün başına geçmiştim. Yekta eve gelip sinirli bir şekilde koridorda duran Şila'nın oyuncağını tekmelemiş, salonda ileri geri yürüdükten sonra anahtarlarını, silahını alıp evden çıkmıştı.

Onu böyle sinirli görmekten zevk almıştım. Hadsiz! Erkek arkadaşımın olmadığı da düşünülürse sıkılırmışım gelmemeliymişim... Ona hayatının en güzel gecesini yaşatacaktım. Sevgilisinin konumunu bana iletecekmiş... İçimden bildiğim tüm küfürleri bir bir sayıyordum.

...

Minik'e akşam sekizde hazır olması için mesaj attıktan sonra günü tamamıyla kendime bakım yaparak geçirmiştim. Tüylerimi almış, yüzüme maskeler yapmıştım. Sezi'nin tüm gün boyunca yanımda olup hazırlanmama yardım etmesi için nelerimi vermezdim.

Bir sürü kıyafet arasından beni en çok yansıttığını düşündüğüm simsiyah bir elbise seçmiştim.

Bir sürü kıyafet arasından beni en çok yansıttığını düşündüğüm simsiyah bir elbise seçmiştim


Elbisem incecik belimi sarıyor, yırtmacımın bitiği yer bacaklarıma çekicilik katıyordu. İri göğüslerim elbisemden her an fışkıracakmış gibi görünüyordu. Ceren gibilerini tanırdım. Bu akşam görsel bir şov ortaya koyacağından emindim. Bulunduğu her ortamda merkez olmayı severdi böyleleri. Biraz abartmış olabilirdim fakat Ceren'i mors etmek istiyordum. Üzerime spor bir ceket atarak elbisemi biraz daha ev ortamı için sporlaştırmış, gerdanımı gölgede bırakacak hiçbir takı da takmamıştım.

Saat yedi olduğunda Yekta konum atmıştı. Minik'in gelmesini beklerken neredeyse heyecandan bayılacaktım. Kendime dahi itiraf edemesem de aynada gördüğüm görüntüde beni o kadar çok tatmin etmişti ki, bu halimle Yekta'nın beni ilk gördüğü anı hayal ettikçe ellerimin içi terliyordu.

Kapım çaldığında yüksek topuklumun el verdiği ölçüde hızla koşarak kapıyı açmıştım.

"Vay canınaaa! Oha!" Resmen büyülenmiştim. "Oha Minik! Ne kadar yakışıklı olmuşsun!" Minik apartmanı inletecek bir kahkaha patlatmıştı.

"Selam güzelim. Sen de mü-kem-mel görünüyorsun. Hadi çıkalım mı?"

Jilet gibi olan dostum, benim için takım giymişti. Minik'in beyaz gömleği kasları yüzünden dar gelmiş, düğmeleri bizi kurtarın, dercesine gerilmişti. Yakasının düğmelerini açmış, göğsünden boynuna kadar ilerleyen dövmeler ayrı bir hava katmıştı.

Arabaya bindiğimizde yol boyunca birbirimize iltifat etmiştik. Minik'i Ceren'in sinir bozuculuğu hakkında elli kez uyarmıştım. Minik ise her şeyi bana bırak, diyerek içimi rahatlatmaya çalışmıştı.

Ceren'in kapısına geldiğimizde artık kalbim duracakmış gibiydi. Dizlerimin bağının çözülmek üzere olduğunu fark eden Minik, geniş kolunu belime dolamış ve bana göz kırparak zile basmıştı...

 

Bölüm : 21.12.2025 00:57 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...