devam ediyor 2s önce güncellendi
MATEM KUYUSU/GERÇEK AİLEM
@skyslibrary
Okuma
1
Oy
1
Takip
1
Yorum
0
Bölüm
1
SelamleŞarkı: Dark Academia
Keyifli okumalar 🥹
Satır aralarında yorum yapıp oy vermeyi unutmayınnnnn 🥹 ✨
🪽
İnsanın içindeki kıyametin kopması büyük gürültülerle değil; ruhun en korunaklı köşelerinin sessizce çürümesi ve kalbin, uğradığı her haksızlıkla bir daha hiç ısınmayacak buzdan bir mezara dönüşmesiyle başlardı.
Lavin Verda için on yedi yıl boyunca Alasoy evinde soluduğu acı, artık tenine sızan bir yabancı değil; o rutubetli tavanın karanlığı kadar tanıdık bir esaretti. Ancak kader, dökülen her damla kanla harlanırken onu o evden çekip almış, sıradan bir DNA testiyle Türkiye’nin en karanlık, en şatafatlı hanedanlarından biri olan Korhan Holding’in tam kalbine fırlatmıştı.
Öz abilerinin buz gibi suçlayan bakışları, öz annesinin elit mesafesi ve onun yerine büyütülen Aylin’in korunaklı tahtıyla kuşatılmış o devasa Korhan malikanesi, Lavin için sıcak bir yuva değil, sadece yaldızlı bir cehennemdi.
Ona bir yabancı, bir düşman gibi bakan bu aile, kendi sonlarını kendi elleriyle hazırladıklarından habersizdi.
Çünkü o şatafatlı sarayın tavanı ne kadar yüksekse, o gece tabanına çöken ölümcül kuyu da o kadar derindi.
Geçmişin silsile halindeki günahları intikamla harlanırken, lüks malikanenin görkemli sütunları dehşetin en çıplak, en vahşi haline şahitlik etti.
O gece, holding koridorlarında fırtınalar estiren o kibirli imparatorluk, saniyeler içinde kanlı bir katliamın tam ortasında kaldı. Kapılar kırılıp içeriye o ölümcül gölgeler sızdığında, malikanenin o pırıl pırıl mermerleri lüksün değil, can çekişen bedenlerin çığlıklarıyla yankılandı.
İlk kurşun, el yapımı jilet takım elbisesiyle salonun ortasında dikilen otoriter lider Cihangir Korhan’ı buldu. Göğsünü parçalayan metalin sesiyle birlikte, holding imparatorluğunun başındaki o sarsılmaz gövde, mermer zemine büyük bir gürültüyle yığıldı. Hanzade Korhan, kocasının cansız bedenine doğru bir çığlık atmaya yeltendiği anda, alnının tam ortasında patlayan bir başka kurşunla sustu.
O kibirli, saray asaletine sahip yüzü, saniyeler içinde üzerine süzülen koyu kırmızı kanla donup kaldı.
Kaçmaya ya da direnmeye fırsat bile bulamamışlardı. Ailenin büyük veliahdı , kardeşlerini korumak için öne atıldığı sırada sırtına yediği arka arkaya darbelerle dizlerinin üzerine çöktü; o buz grisi gözlerindeki kibir, yerini ölümün soğukluğuna bıraktı.
Barlashan, boksör öfkesiyle gölgelerden birinin üzerine hamle yapsa da yakın mesafeden göğsüne sıkılan mermilerle savruldu, ellerindeki sargılar kendi kanıyla boyandı.
Her şeyi önceden planlayan zeki Seçkin, lüks piyanonun kenarında köşeye sıkışmış, beynine saplanan kurşunla fildişi tuşların üzerine yığılmıştı; piyano tuşlarından yükselen o son sağır edici akor, onun ölüm çığlığı oldu.
Küçük abi ise korkuyla merdivenlere doğru koşarken sırtından vuruldu ve basamaklardan aşağıya, kan gölünün ortasına yuvarlandı.
Kendini o tahtın asıl sahibi sanan Aylin, o porselen bebek masumiyetiyle koltuğun arkasına saklanmaya çalışıyordu. Ancak gölgeler acımasızdı.
Saçlarından yakalanarak öne çekildi ve yalvaran mavi gözlerine inen son acımasız darbeyle çığlığı boğazında düğümlendi. Saniyeler içinde koca bir soy, koca bir hanedanlık Lavin’in gözleri önünde vahşice yok edilmişti.
Yerdeki o devasa kan gölünün tam ortasında, elinde tek bir silah bile olmadan, yüzünde tek bir korku kırıntısı taşımadan dimdik duran tek kişi Lavin Verda’ydı. O, on yedi yıl boyunca uğradığı şiddetle o kadar büyük bir mateme bürünmüştü ki, öz ailesi dedikleri o insanların vahşice katledilişini izlerken gözünü bile kırpmamıştı. Fakat ölüm, bu gecenin perdesini onun için de kapatmaya kararlıydı.
Gölgelerden biri namluyu Lavin’e doğru çevirdi. Genç kız, kaçmadı. Göğsüne saplanan o amansız acıyla birlikte geriye doğru sendeledi.
Bedenine giren sıcak metal ruhundaki tüm acıları dondururken, Lavin Korhanların o kan gölünün tam ortasına, kendi öz ailesinin cesetlerinin yanına yığıldı. Bilinci zifiri bir karanlığa gömülmeden önce hissettiği tek şey, göğsünden mermere sızan kendi sıcak kanıydı.
Korhanların şatafatlı sarayı, artık Lavin de dahil olmak üzere tüm kurbanlarını yutmuş kapkaranlık, dipsiz bir matem kuyusuydu. Ancak bu bir son değildi; o kuyunun dibinde dökülen kan, çok daha büyük ve acımasız bir intikamın doğum çığlığıydı.
Bazı kuyular toprağa değil, kanla yazılmış bir geçmişe kazılır ve içindeki matem o şatafatlı sarayları yutmadan asla kapanmaz.
🥀🥀
Sizi bu kurgumla tanıştırmak için çok heyecanlıydım. 🥹🫶 Umarım sevmişsinizdir. Giriş bölümü olduğu için kısa bu arada 🥹✨
Düşünceleriniz
Birinci bölüm ya yarın ya da Pazar günü gelecek.
Kurgu hakkında detaylı konuşmayı birinci bölümün sonunda yapacağım.