
Hepinize merhaba, hoş geldiniz. Bir süre bölüm atamadığım için üzgünüm özür dilerim. yazım yanlışlarım varsa kusura bakmayın. Oy verip yorum yazarsanız sevinirim.
Keyifli okumalar...🍀
***
"Evet, evet, seninle sonsuza kadar eveet!" Diye neşeyle bağırıp önünde diz çöken adama elini uzatarak yüzüğü takmasını bekledi kız.
Adam heyecandan titreyen elleriyle kızın parmağına yüzüğü takıp ayağa kalktığında sıkıca birbirlerine sarıldılar, hiç bırakmayacak gibi sıkı sıkı.
Adam kızı kaldırıp sevinçle etrafında dönmeye başladığında dudaklarımda bir gülümseme oluştu.
"Arslan, çok tatlı değiller mi?" Diye sordum yanımda oturan adama çevirerek gözlerimi. "Hıhım öyleler." Dedi bendeki gözleri bir kaç saniyeliğine hâlâ mutluluk naraları atan çifte kaydıktan sonra.
"E insanlar evlilik teklifi alıyor tabi mutlu olurlar." Dedim sahte bir sitemle.
"Hıhım." Dedi tekrardan. "Olurlar tabi." Diye devam etti.
"İnsanlar evlilik teklifi de ediyorlar Arslan." Dedim bu tepkisizliğine biraz sinirlenerek.
"Hıhım ederler." Dediğinde gerçekten sinirlenmeye başlıyordum. Dinlemiyordu beni, bozuk plak gibi hıhım diyip duruyordu.
"Arslan biliyor musun? Ben hiç evlenmeyi düşünmüyorum, istemiyorum. Hatta bana edilse reddederim." Dedim.
"Hıhım, isteme sevgilim redde- ne? Neyi istemiyorsun, niye istemiyorsun ya?" Dediğinde ciddi ifademi zor da olsa korumayı başardım, sonunda dünyaya dönmüştü.
Omuz silkip oturduğumuz banktan kalktım ve yürümeye başladım. Birazcık trip atsam sorun olmazdı herhalde.
"İris?" Diyerek yanıma geldi ve benimle yürümeye başladı. "Nereye gidiyorsun?" Diye sordu. "Otele." Dedim tripli çıkarttığım ses tonumla. Tabii ki bu saatte otele gidip yatacak halim yoktu, daha yeni gelmiştik.
"Ama saat çok erken, yoruldun mu?" Diye sordu. "Yorulmadım, ama yanımda beni dinlemeden papağan gibi aynı cevapları veren bir sevgilim olunca bende gideyim dedim." Dedim.
"Ben seni dinliyorum ki sevgilim, dalmışım sadece." Dediğinde yeniden omuz silktim.
"İris bekler misin iki dakika, gitme buradan ayrılma." Dedikten sonra cevabımı beklemeden koşar adımla uzaklaştı yanımdan.
Gittiği yöne baktığımda ileride pamuk şekerci vardı ve Arslan oraya doğru koşar adımla ilerliyordu, arada bir de bana bakıyordu.
Pamuk şekercinin önünde durup satıcı adamla bir şeyler konuştuktan sonra iki tane pamuk şeker alıp yanıma geldi.
"Özür dilerim." Diyerek pamuk şekeri bana uzattı. Pamuk şekeri elinden alıp gülümsedim. "Barıştık mı?" Diye sorduğunda gülümsemem büyüdü. Kafamı olumlu anlamda salladım ve pamuk şekerimi açıp yemeye başladım.
"Teşekkür ederim." Dedim. Saçma bir konu dahi olsa düşünüp gönlümü almak için çabalaması çok hoşuma gitmişti.
...
"Kır düğünü mü, salon düğünü mü?" Diye sordu Arslan birden.
"Ne?" Dedim anlamayarak, nereden çıkmıştı durup dururken acaba?
"Düğünümüz nerede olsun istersin?" Diye sorusunu yineledi.
"Evimizin bahçesinde." Dedim.
"Peki gelinliğin, nasıl bir şey istersin?" Diye sordu.
"Bilmem, düşünmedim." Dedim dürüstçe. Gerçekten hiç düşünmemiştim. Gözümün önüne birkaç gelinlik modeli getirdim. "Abartısız ama içinde peri kızı gibi hissedeceğim bir şey olabilir." Dedim gülerek. Arslan'ın dudaklarında tebessüm oluştu.
"Yüzük, nasıl bir yüzük istersin peki?" Diye sordu bu sefer.
Ellerimi bilmem dercesine iki yana kaldırdım. "Bilmiyorum." Dedim.
"Yaz düğünü mü, kış düğünü mü?" Sordu bu defa.
"Sevgilim. Seninle her zaman evlenebilirim fark etmez, yüzük de gelinlik de zaman da. Yanımda sen olduktan sonra önemi yok." Dedim.
Yüzünde mükemmel bir gülümseme oluştuğunda gözlerim dudaklarına kaydı.
Gözlerim ve dudakları arasına giren tabakla kollarımı masadan çekip arkama yaslandım.
Eskişehir'e geldiyseniz mutlaka çi börek yemeliydiniz, Arslan böyle söylemişti.
"Sen daha önce geldin mi Eskişehir'e?" Diye sordum önümde duran leziz tabağa bakarken.
"Evet, bir iki sefer geldim." Dedi. Acaba kimlerle gelmişti?
"Kimle?" Diye sordum direkt. "İlk seferinde liseden Arkadaşlarımla geldik günü birlik." Dediğinde çi börekten bir ısırık aldım. Mükemmeldi.
"Sonraki gelişim de görev içindi." Diye devam ettiğinde kafamı salladım. "Sen gelmedin mi hiç?" Diye sordu.
Ağzımdaki lokmayı yutarken kafamı bu sefer iki yana salladım. "Gelmedim." Dedim, bu ilk gelişimdi.
...
Arslan'la Eskişehir'in her karışını gezmiştik, şehir çok güzeldi. Şimdi de Akşam yemeği için güzel bir lokantaya gelmiştik.
Arslan'ın üzerinde, gezerken görüp beğendiği bir takım, benim üzerimde de uzun bir elbise vardı.
Yemeklerimizi bitirmiş karşılıklı oturuyorduk. Arslan çok gergindi, lokantaya girdiğimizden beri belli etmemeye çalışsa da anlıyordum.
"Arslan?" Dediğimde o da aynı anda "İris." Demişti. İkimiz de aynı anda konuşmamıza güldük.
"Söyle sevgilim." Dedi.
"İyi misin sen? Bir gerginsin?" Diye sordum. "Hıhım iyiyim." Dedi ve konuşmak için ağzını açıp geri kapattı.
Bir şey söyleyecek ama söyleyemiyordu. Gözlerini sıkıca yumup derin bir nefes aldı.
"İris." Dedi ve tekrardan derin bir nefes aldı. Bir şey demeden onun konuşmasını bekledim.
"Sevgilim." Dedikten sonra gözlerini sıkıca yumup açtı. "Efendim sevgilim?" Dedim ve elimi elinin üzerine koyup okşadım.
"Ben seni çok seviyorum." Dedi. "Bende seni çok seviyorum sevgilim." Dedim, bende gerilmeye başlamıştım.
"O yüzden daha fazla beklemesek, ben artık senden uzakta olmak istemiyorum. Hep yanımda ol istiyorum." Diyerek ayaklandı ve birden önümde diz çöküp cebinden bir yüzük kutusu çıkarttı.
"Benimle evlenir misin sevgilim?" Diye sorduğunda bakakaldım. Sanki sabah imasını yapan ben değilmişim gibi şoka girdim bir anlığına.
Bende ayağa kalkıp elimi Arslan'a doğru uzattım. "Evet sevgilim. Evet." Dediğimde üzerindeki gerginlik yerini rahatlamış bir gülümsemeye bıraktı ve hızla yüzüğü kutusundan çıkartıp parmağıma taktı.
Bu sırada etraftakiler biz alkışlamaya başlamıştı.
Arslan ayağa kalkıp bana sıkıca sarıldı. "Seni çok seviyorum sevgilim, çok seviyorum." Diyerek etrafında birkaç tur döndüğünde bende kendimi tutamayıp ufak bir kahkaha attım.
"Bende seni çok seviyorum sevgilim." Dedim.
...
"Bunun şerefine bizi de bir yemeğe çıkartırsınız değil mi komutanım?" Diye sordu Meriç.
"Sevgilime evlilik teklifi ettim diye niye seni yemeğe çıkartacağım Meriç?" Diye karşılık verdi Arslan.
Arslan'la beraber lokantadan ayrılıp otele geçmiştik birkaç saat uyuyup karargaha gelmiştik. Parmağımdaki yüzüğü fark eden ilk kişi de Meriç olmuştu
"Çıkarmayacak mısınız komutanım?" Diye sorduğunda Arslan kafasını iki yana salladı.
"Çıkartmayacakmış komutanım." Dedi bana dönerek. "Siz de mi çıkartmazsınız?" Diye sordu ciddi ciddi.
"Ayıp ediyorsun Meriç." Dedim gülümseyerek. "Çıkartırım tabii ki." Diye devam ettiğimde Meriç de sırıtmaya başlamıştı. "Uzun zamandır eğitime çıkmıyorsunuz, hepinizi güzel bir eğitime çıkartırım tabii ki." Diye cümlemin sonunu getirdiğimde Meriç'in sırıtan yüzü anında soldu.
"Konu yemekti ama komutanım, eğitim nereden çıktı?" Dedi kısık ses tonuyla.
"Meriç sus kardeşim." Dedi Oğuz koluna vurarak.
Odanın kapısı açılıp içeriye giren Pusat ve Gece ile birlikte konu dağılmıştı.
"Nasılsınız?" Diyerek yanımdaki boş yere oturdu Pusat.
"İyiyiz, siz?" Diye cevap verdim. "İyidir bizde." Dedi Gece.
"Yüzüğün ne güzelmiş İris, daha önce hiç görmemiştim nereden aldın?" Dedi Pusat elimi tutup yüzüğümü incelerken.
"Dün taktık çünkü normal görmemen" Dedi Arslan.
"Nasıl taktık? Kimle taktın?" Diye sordu, sorusu biter bitmez gözleri açıldı. "Evlilik yüzüğü mü bu?" Dediğinde gülümseyerek kafa salladım.
Pusat gözlerini time çevirerek hepsini inceledi. "Hanginizle?" Diye sordu. Yuh ya!
"Pusat senin kafana mı vurdular?" Diye sordu Arslan. Pusat timde olan gözlerin Arslan'a çevirdi. "Sence benden başka kim olabilir de bakıyorsun adamlara?!" Dedi hafif sinirli çıkan sesiyle.
Hâlâ Pusat'ın tuttuğu elimi çekip kendi avcu arasına aldı. "Ben evlilik teklifi ettim." Dedi.
Pusat bana üzgün üzgün baktı. "Emin misin kardeşim?" Diye sordu. Arslan sesli bir sabır çekmişti.
"Bu dağ Arslan'ıyla evlenecek misin?" Diye devam etti. Dayak istiyordu.
"Ben Gece'ye 'emin misin bu salakla evlenmeye?' diye soruyor muyum Pusat?" Dedi sinirle Arslan.
"Benim sevgilim emin zaten dağ Arslan'ı." Dedi sonra bakışlarını tekrardan bana çevirdi.
"Eminim Pusat." Dedim. Pusat'ın, Arslan'la uğraşması sevdiğinden böyle dediğini biliyordum, sinir etmek için yapıyordu.
"Yazık, kandırmış kardeşimi." Dediğinde Arslan sinirle güldü. "Seni kandıracağım ben biraz daha boş konuşursan." Diyerek ayaklandı. "Anka on beş dakikaya eğitim alanında olun." Dedi ve beni elimden tutarak odadan çıkarttı.
Odadan çıkmadan önce Meriç'in 'kabak yine bize patladı.' Dediğini duymuştum.
"Sinirlendin mi?" Diye sordum Arslan'ın açtığı kapıdan odama girerken.
"Gıcıklığına yaptığını bilmesem döverdim." Dediğinde güldüm.
"Seviyor seni, sevdiklerini sinir etmeye bayılıyor." Dedim. Gerçekten öyleydi, Pusat sevmediği insanla gerekmedikçe merhabalaşmazdı bile. Sevdiklerini de sinir etmek en büyük hobisiydi.
"Ben de seni çok seviyorum." Dediğinde gülümsedim. "Ben de." Dedim.
Ellerimi saçlarıma götürüp tokayı çıkarttım. Eğitimde çok dağılıyordu saçlarım, örsem iyi olurdu.
Masamın üzerindeki tarakla neredeyse belime değecek saçlarımı tarayıp balık sırtı örmeye başladım.
Arslan'da beni izliyordu.
Küçükken hep annem tarar ve örerdi böyle. Saçlarımı çok seviyordu, sürekli saçlarımla oynar her türlü modeli yapardı saçlarıma. O şehit düştükten sonra da hiç kısaltmamıştım saçlarımı hep ucundan kırıklarını aldırmıştım.
Saçımda alacak yeni tutam kalmadığında düz örmeye başlamıştım ki Arslan ellerini ellerime koyup beni durdurdu.
"Ben üst tarafı yapmayı bilmiyorum ama devamını örebilirim, güzel örerim." Dediğinde gülümseyerek ellerimi çektim ve aynadan Arslan'ı izlemeye başladım.
Arslan dikkatle saçlarımı örüp bitirmişti. Gerçekten güzel olmuştu.
"Teşekkür ederim." Dediğimde gülümseyerek saçlarımı öptü.
"Hazırlan da gel eğitime." Dediğinde kafamı salladım. Arslan gülümseyerek odadan çıktığında yüzümdeki tebessümle aynaya döndüm.
Bu adamı çok seviyordum ya. Örgümü elimle okşayıp tekrar güldüm.
...
Saçlarımı açarken gözlerim yüzüğüme takıldı, çok yakışmıştı parmağıma.
"Abla müsait misin?" Diye girdi içeriye Melek.
"Gel." Dedim aynadan ona bakıp saçlarımı tararken.
"Hayırlı olsun." Dedi yüzüğüme bakarak. "Melek?" Dediğimde gülümsedi. "Eve geldiğimden beri kaç kere söyledin bunu?" Diye sordum.
Bir şey demeden omuzlarını silkti sadece.
"Düğün ne zaman?" Diye sordu sırıtarak.
"Melek!" Dediğimde ellerini teslim olurcasına kaldırdı. "Tamam tamam." Dedi.
Tarağı masaya bırakıp derin bir nefes aldım.
"Ne saklıyorsun sen?" Dedim arkamı dönüp.
"Ne?" Diye sordu.
"Fısır fısır konuşmaları, mesajları falan diyorum. Ne saklıyorsun?" Dedim.
"Abla." Dedi ve gözlerini kaçırdı. "Bir şey saklamıyorum." Dedi halıya bakarak.
Melek'e yaklaşıp çenesinden tutup hafifçe kaldırdım ve tuttuğum yeri okşadım.
"Güzelim, gördüm." Dedim ve yanına oturup elini tuttum.
"Duydum Melek, gizli gizli konuşmalarını duydum. Tatlı yaparken çektiğin videoyu attığını gördüm." Dedim.
"Sen benim telefonumu mu karıştırdın?" Dedi.
"Melek kimdi o?" Dedim. "Neyi kurcalamamam gerekiyor da oyalayacak bir şeyler bulacaksın beni?"
Bir şey demeden sustuğunda sinirlenmeye başladım.
"Melek ne saklıyorsan söyle ablacığım." Dedim sakinliğimi korumaya çalışarak.
"Ne yapıyorsunuz?" Diye açık kapıdan içeriye giren Mert'e döndü bakışlarım.
"Konuşuyoruz öyle gelsene sende." Dedi Melek.
Melek'in sözü biter bitmez telefonu çalmaya başladı, kimin aradığına baktığımda aynı numara olduğunu gördüm.
Melekten önce davranıp telefonu açtım ve kulağıma dayadım.
"Abla telefonumu ver." Dedi Melek elimdeki telefona uzanarak.
Karşıdaki kişinin nefes seslerini ve arkadan gelen kurşun seslerini duymuştum. Melek'in konuşmasından sonra telefon kapandı.
"Arkadan silah sesleri geliyordu, ara konuş istersen her kimse bu." Dedim telefonu yatağa fırlatıp odadan çıktım.
Hızla banyoya girip kapıyı kapattım.
Kısa bir duş alıp çıktım. Salona indiğimde Melek tedirgin bir şekilde telefonu kulağından çekti.
"Ne o açmıyor mu?" Dedim otururken.
Melek gergin bir nefes aldıktan sonra salondan çıktı, bende telefonumu aldığım an karargahtan mesaj gelmişti.
Görev için çağırıyorlardı. Hızla ayaklanıp evden çıktım ayakkabılarımı giyerken Arslan'ın da evinden çıktığını gördüm.
Beraber Arslan'ın arabasına binip karargaha doğru yola çıktık.
...
Şuan helikopterde hudut karakoluna gidiyorduk. Karakola saldırı yapılacağı ihbarı alınmıştı, bizde olası bir saldırıya karşı destek için gidiyorduk.
Helikopterin kapıları açıldığında aşağıya indik. Karakol komutanı kendini tanıtarak elini uzattı, bende aynı şekilde elini sıkarak kendimi tanıttım.
Tim gazinoya giderken Arslan ve bende karakol komutanının odasına gittik.
"Olası bir saldırıya karşı hazırız." Diyerek yerine oturdu karakol komutanı.
Detayları konuştuktan sonra biz de timin yanına indik.
"Komutanım bekleyecek miyiz?" Dedi Koray.
"Evet şimdilik bekleyeceğiz." Dedi Arslan.
"Komutanım sizdeki şans mükemmel, yüzüğü takar takmaz görev çıktı." Dedi Meriç.
"Uğurlu geldi işte Meriç." Dediğimde güldü.
Çayımdan bir yudum aldığım an dışarıdan silah sesleri gelmeye başladı.
Bardağımı bıraktığım gibi komutanın odasına gittik.
"Neler oluyor yüzbaşım." Dedim bilgisayardan kameralara bakarken, dışarıda çoktan çatışma başlamıştı.
"Beklediğimizden az" Dedim, daha fazla sayıda terörist olacağı söylenmişti bize.
"Karargaha bilgi geçelim." Dedi Arslan.
"Tamam yüzbaşım." Dedi karakol komutanı.
"Bende gidiyorum." Deyip kapıdan çıktım.
Silahımı sıkıca kavrayıp kapıya doğru koştum. Kapıdan çıkınca hızla duvarın arkasına geçip ateş etmeye başladım.
İki saate yakın çatıştıktan sonra teröristler ateş etmeyi kesmişlerdi.
Dikkatli bir şekilde karakola girdim ve direkt revire gittim.
"Kötü bir durum yok değil mi?" Diye sordum sıhhiyeciye.
"Yok komutanım. Üç hafif yaralarımız var, bir askeri hastaneye sevk edeceğiz." Dedi.
"Durumu ağır mı?" Dedim.
"Değil komutanım hayati risk yok." Dediğinde rahatlamıştım.
Kafamı sallayıp çıktım. Karakol komutanının odasına gittiğimde Arslan'la karşılıklı oturduklarını gördüm.
"Çok şükür kaybımız yok, bir askeri hastaneye gönderecekler, durumu ağır değilmiş." Dedim Arslan'ın yanındaki koltuğa otururken.
"Saldırıların son bulduğunu sanmıyorum." Diye devam ettim.
"Bende öyle düşünüyorum." Dedi Arslan.
"Mühimmat sorunumuz yok, bir diğer saldırıyı da defederiz." Dedi karakol komutanı.
"Bir sonraki saldırının nasıl yapılacağını bilmiyoruz, tedbiri elden bırakmamalıyız." Dedi Arslan.
"Öyle." Dediğimde kapı çalındı ve açıldı.
"Komutanım aşağıda sizinle görüşmek isteyen iki kişi var, acilmiş." Dedi içeriye giren asker.
"Geliyorum." Dedi ve bize baş selamı verdikten sonra dışarıya çıktı karakol komutanı.
"İyisin değil mi?" Diye sordu Arslan elimi tutarak. Ona doğru dönüp gülümsedim.
"İyiyim sevgilim, sen?" Dedim.
"Seni çok seviyorum İris." Dedi gözlerimin tam içine bakarak.
"Bende seni çok seviyorum sevgilim." Diyerek sarıldım ve başımı göğsüne yasladığımda saçlarımda minik öpücükler hissettiğimde çok iyi hissetmiştim.
Bir, iki dakika öylece durduktan sonra geriye çekildim. "Aşağıya inelim mi?" Dediğimde başını sallayıp ayaklandı.
Birlikte odadan çıkıp gazinoya doğru ilerlerken geçtiğimiz odalardan birinden gelen sesler dikkatimi çekti.
"Nasıl açığa çıktığımızı bilmiyoruz Oktay, bu sorunu bir an önce çözmeliyiz." Dedi.
"Buradan da kimse görmeden çıkmamız lazım." Dedi diğeri.
"Haber vermeden gitmemeliydiniz." Dedi Oktay Albay.
Kanımın çekildiğini hissediyordum. Arslan'a döndüğümde onunda kaşları çatılmıştı, benim duyduğum sesleri duymuştu değil mi?
"Duydun mu?" Diye fısıldadım, bağırmak istesem de bağırabilecek gibi hissetmiyordum şuan.
Bir şey demeden kafasını salladı, kaşları çatılmıştı anlamlandırmaya çalışıyordu o da benim gibi.
"Yapacak bir şey yok artık, verdiğin adrese gidince tekrardan konuşuruz." Dedi ilk konuşan.
İçeriden adım sesleri yaklaşıp aralık kapı tamamen açıldığında gördüğüm yüzlerle birlikte titreyen ellerim daha fazla titremeye başladı.
Gözlerim hemen Arslan'a döndü, o da benim gördüğüm kişileri görüyordu. Gözlerindeki şaşkınlık çok net okunuyordu.
Tekrar onlara döndüğümde nefes alamamaya başlamıştım, ne kadar nefes almaya çalışsam da aldığım nefes ciğerlerime ulaşmıyordu.
Titreyen ellerim boğazıma gittiğinde gözümün önü bulanıklaşmaya başladı, nefes alabilmek için dışarıya doğru koşmaya başladım.
Hareketlerim tamamen istem dışı gerçekleşiyordu, bedenimi yöneten aklım değil nefes alma iç güdümdü sadece.
***
Bölüm sonu.🍀
Okuduğunuz için teşekkür ederim, umarım beğenmişsinizdir. Oy verip yorum yaparsanız sevinirim.
Görüşmek üzere...🤗
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 6.93k Okunma |
676 Oy |
0 Takip |
44 Bölümlü Kitap |