1. Bölüm

꙳⓵꙳

Sadie
lysadiee

Aynadaki yansımama uzun uzun baktım;bir zamanlar gözlerimde yanan hırsın yerini şimdi sessiz göz yaşları almıştı. Örgülü,uzun saçlarımın uçları artık kısalmıştı. Parmaklarımı kesilen uçlarında gezdirirken o anı iliklerime kadar hissetim: babamın kanının ellerine bulaştığı,katil furtunaların parmaklarının da saçlarıma değdiği o anı.

O utancı büyük bir isyanla karşıladım; abime saçlarımı kesmesini söyledim. Makasın saçlarımla buluştuğu her an,yere düşen her telin hesabını bizzat ben hesabını soracağıma Karadeniz'in dağlarını şahit tuttum.

Günlerdir kendi odamın içinde kabuğuma çekilmiştim. Aynadaki yeni yansımamla hesaplaşmıştım. Ben Fadime Koçariydim. Damarlarımda hala babamın kanı dolaşıyordu; adımın yanında hala Koçari soyadını taşıyordum. Artık saklandığım kabuktan çıkma vakti gelmişti. Gözyaşlarımı elimin tersiyle sildim, çekmecede ki silahımı belime takıp kapıya doğru ilerledim. Fadime Koçarinin kim olduğunu furtunalara gösterecektim artık. Vakit intikam vaktiydi.

°••••••••°

Arabamı hastanenin önünde park ettiğimde sinirle arabadan indim. Avuçlarımın arasındaki kesik saç tutamlarini sıktım; her tel bir anı,her anı bir hesaptı benim için.

Kapıda Eleni beni karşıladı. Panikle: "Bir şey yapamayacağına söz verdin. Umarım sözünü tutarsın." dedi.

Henüz değil diye geçirdim içimden. Ona bakarak hafif bir tebessüm bahşettim. "Merak etme sözüm söz." dedim. Kafası karışmış şekilde yüzüme baksa da çok üzerinde durmadı. Küçük bir koridordan geçerek bana onun odasına kadar eşlik etti.

Iso'nun bulunduğu odaya geldiğimizde uyuyan bedenine kısaca göz gezdirip bana doğru döndü.

"Kocari ve furtunalılar görmeden çabuk ol lütfen." diye kısa bir uyarı yaptı. Başımla onaylayarak,"Tamam" dedim.

Eleni gittikten sonra yüzü yara bere içindeki, yatakta uzanmış camış gibi uyuyan isoya baktım.Ukala gülüşü yoktu; teni solgundu. Altında ezildiği keçiler kadar inat olduğu hayata birkez daha tutunmasindan belliydi.

Saçımı çektiği o an yeniden zihnimde canlandığında sinirle derin bir nefes alarak kulağına doğru eğildim.

"Kaybettiğim her saç telinin bedelini ödeyeceksin, Furtunacik." dedim. Uzanıp saç örgümü avuçlarına bıraktım. Doğrulmak üzereyken avuç içlerini biranda sıkarak elimi tuttu. Aniden beni kendine doğru çektiğinde yüzlerimizin arasındaki mesafe yok oldu. Kendimi biraz geri çektim.

O ukala gülüşü dudaklarında ki yerini aldığında göz kapakları yavaşça aralandı. Mavi gözleri saklandıkları karanlıktan çıkmış gibiydi.

Kafasını hafifçe çevirip acıyla gülümsedi.

"Öldüm de cehenneme mi düştüm ben, Çeyrek mafya?"

Sinirlendiğimi belli etmemek için onu taklit ederek sahte bir gülüş yerleştirdim dudaklarıma. "Henüz değil," dedim. Avuçlarına hapsettiği parmaklarımı kurtarmak isterken hızlıca ekledim."Ama ben amel defterini kapatınca gideceğin ilk yer orası olacak."

Meydan okuyan gözlerimin en içine baktı. Sırıtışı yüzüne iyice yayıldı." Doğru söyle," dedi sarf edeceği sözleri az çok tahmin edebiliyordum. "Sen bana sevdalandın mı da hala onca şeye rağmen ziyarette geliyorsun?"

Ona kafa atmamak için kendimi çok zor tutuyordum. Burnumdan sinirle soludum" " Keçilerin tekmelerinden beynin sulanmış. Ne dediğini bilmiyorsun." dedim. Heran patlamak üzere olan Volkan gibi olmam hoşuna gitmiş gibiydi. " Belki de senin sevdan yüzündendir." dedi ukalaca. Sözlerinde ki alay tadını aldım.

Bakışlarını dudaklarıma yöneldiğinde sabrımı taşıran son şey bu olmuştu. Boşta kalan elimle belimdeki silahımı aldım.

Silahın namlusunu alnına dayadım.

"Kes," diyerek sinirle avuçları arasındaki parmaklarımı kurtardım. "Yoksa tek bir kurşunla beynini parçalara ayırırım." Öfkem soğuk ve keskindi. Fakat o bunu kahale alıyormuş gibi görünmüyordu.

"İçin biraz olsun soğuyacaksa çek tetiği." dediğinde söyledikleri beni şaşırtmıştı. Yinede belli etmedim. Ukala gülüşünü birkez daha taklit ederek, "Gerçi bu sana iyilik olurdu. " dedim ve silahımı belime yerleştirdim. Kapıya doğru yöneldiğimde omzumun üzerinden ona baktım. " Ölmek için yalvaracağın günleri bekleyeceğim."

Gülüşü yavaşça solup gitti. Alışık olduğum nefret yerleşti mavi gözlerine. Bakışlarımiz bir süre birbirine kenetlendi; intikam,nefret ve adını bile koyamadığım kaç duygu gelip geçti gözlerinden.

Umursamadan bakışlarımi kaçırdım. Adımlarımı daha sağlam daha kararlı atarak onu ardımda bıraktım.

Dışarıda beni bekleyen Eleni'ye teşekkür edip vedalaştıktan sonra arabama bindim.

Direksiyonu sıkıca kavradım. Onun mavi gözleri, yüreğimin ortasındaki enkazdan gökyüzünü görmemi sağlıyordu. Başımı kollarımın arasındaki direksiyona yasladım.

İçimden geçenleri dinlemek istiyordum ki telefonum bu anı böldü. Cebimdrn çıkarıp kimin aradığına baktım.

Arayan Ğezepti. Vakit kaybetmeden açtım ve kulağıma götürdüm. " Fadime nerelerdesin?" dediğinde hastanenin bahçesine göz gezdirdim. Ona yalan söyleyerek," Evdeyim abi," dedim.

Aniden arabamın diğer kapısı açılınca telefondaki sesi yakınımda duydum. " Öyle mi? O halde benim gördüğüm Fadime hayalî mi?" dediğinde koltuğa oturup bana doğru döndü. Ardından arabamın arka kapısı da açıldığında en arka koltuğa Eyüphan geçti.

Şaşkınca elimdeki telefonu kulağımdan çektim. Bakışlarım ikisi arasında gidip gelirken gezep abi beni bu durumdan kurtaracak o cümleyi kurdu.

"Bunu daha sonra konuşacağız şimdi bir mevzumuz var." dediğinde kaşlarımı çatarak," Ne mevzusu abi?" Diye sordum.

" Gidince öğrenirsin Furtunalı Esmenin mekanına sür hayde."

 

Üzerimdeki uyuşukluğu atarak arabamı çalıştırdım. Birlikte mekana doğru yola çıktık.

 

......................

Wattpad'e yayımlanma tarihî: Pazartesi |Ekim 27,2025

Uzun süredir kitap yazmıyorum eksik, hatalı,kusurlu olabilir lütfen marruz görün. Umarım hikayeyi yanlış yere yazmamışimdir sbdjsbdjsjdjs daha önce kitappad'i hiç kullanmadım inşallah doğru yere yazmışimdir. Kendimi ilk defa sosyal medya kullanmaya başlayan İsmail dayı gibi hissediyorum şuan kusura bakmayın lütfennnn iyi okumalarrrrr!!!!!

Bölüm : 11.11.2025 22:44 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Hikayeyi Paylaş
Loading...