
Karadeniz'in rüzgarı cama çarparken, aramızdaki sessizlik daha da ağırlaştı. Direksiyonu sıkmaktan eklem yerlerim beyazlamıştı. Daha fazla bu sessizliğe dayanamadım. Ğezep Abi'ye kısa bir bakış attım,ardından tekrar yola dönerek, "Abime söyleyecek misin?" diye sormadan edemedim.
Oda bana yandan bir bakış attı. Yüzü hala dışarıya dönüktü. "Söylemem," dedi. Bu sözleri içimi biraz olsun rahatlamıştı. Abim benim için elinden geleni yapmıştı. Şimdi de sıra bendeydi. Kendi hesabımı kendim görecek yaştaydim ve bunu da abimin yapmasını istemiyordum.
Sessizliğim Ğezep abinin kafasını karıştırmış olacak ki bana döndüğünde tek kaşını kaldırdı. "Ama merak etmemek elde değil. Fadime, senin o keçi oğlanın yanında ne işin vardı?"
Kuruyan dudaklarımı ıslattım. "Ölmüş mü diye bakmaya gittim abi." dedim.
Cümlem beklediğim etkiyi vermedi. Sırıtarak, "Fadime..." diye başladı sonra araya girerek hızlıca ekledi. "Sende biliyorsun ki öldürmek isteseydik zaten öldürürdük. Doğruyu söyle sen bu sarı oğlana sevdala-" sözlerini yarida keserek "Hayır." diye sertçe araya girdim. Cevabımın netliği onu sessiz bıraktı. Bunu fırsat bilerek savunmaya geçtim.
"Ben sadece onu nazikçe uyardım o kadar." dedim.
Ğezep Abi, anladığını belli ederek başını usulca sallarken, Eyüphan arkada kendi kendine homurdandi.
Dikiz aynasından ona baktığımda kaşlarını çatarak bakışlarını uzaklara çevirdi.
İso'dan söz edilmesi bile onu deli ediyordu. Gerçi haklıydı da. O keçinin adını duymaya benimde tahammülüm yoktu.
Ğezep Abi, ortamın gerginliğini hissetmiş gibi güldü. "Keşke serumunu kökleseydin."
Yaptığı espiriye dayanamayıp bende güldüm.
Gülüşlerimiz kısaydı belki ama ortamın gerginliği dağıtmaya yetmişti.
Bir süre hepimiz yine kendi içimize döndük. Mekana geldiğimizde hızımızı biraz düşürüp önümüzdeki kalabalığa baktım. Furtunalilar, abimin alnına silahı dayamış, etrafını sarmıştı. O an mevzunun abim olduğunu anladım.
Şerif Furtuna, bugün hapisten çıkmıştı. Çıkar çıkmaz da soluğu abimin yanında almıştı. Esmenin geçmişinde ve aklında abim vardı. Bu yüzden kıskançlığı, kini ve nefreti onun kalbini karartıyordu. Abimi tek yakalayınca da fırsatı kaçırmamış alnına silahı dayamıştı.
Derin bir nefes aldım. Furtunalara karşı duyduğum tiksinti son zamanlarda doruktaydi.
Sinirle el frenini çekmek için hamle yaptığımda Ğezep Abi, "Sakın durma," diye talimat verdi. "Ne?" dedim biran için affalayarak.
"üzerlerine sür." Sırıtarak bana baktığında deli damarının çatlayıp Koçari kanının aktığını hissetim.Ben de sırıttım. Talimatlarına uyarak vites değiştirip gaza bastım. Arkadan Eyüphan sıkıca tutundu. "Delirmişsiniz siz," diye homurdandi,umursamadım.
Furtunaliların adamları panikle dağılırken Ğezep Abi, kahkaha attı.
Arabamızla kendi yolumuzu açtıktan sonra aracı sola kırıp frene bastım. Üçümüzde aynı anda belimizdeki silahları çektik. Onlar furtunaların adamlarını hedef alırken ben silahımın namlusunu havaya doğrultum. Birkaç el sıktıktan sonra Şerif furtunaya doğrultum.
"Azrail'in olur canını alırım, silahını indir!" dedim. Abimin yüzünde gururlu bir ifade belirdi. Şerif, sanki ölümüne susamış gibi, "O halde bende abini de yanımda götürürüm." dedi.
"Koçarilere bulaşmanın cezasının ne olduğunu en iyi kardeşin bilir." dedim. Ardından soğukkanlı kalarak, "Parmağın tetiğe gitmeden beynini parçalara ayırırım." diye ekledim.Esme, bu deliliği bende görmüş olacak ki hızla kocasının kolunu tuttu. "Burada kan dökülmesini istemiyorum." dedi. Şerif, kıymetli karısının gözlerine uzun uzun baktıktan sonra dişlerini sıkarak silahını indirdi. Adamlarına da işaret etti. Abimde bize başıyla işaret edince hepimiz silahlarımızı yavaşça indirdik.
Hepimiz son kez birbirimize kin ve öfkeyle baktık. Kimse o nefretiyle yuzlesemeden dağıldı. Geriye sadece soğuk bir sessizlik kaldı.
★꙳𑁍꙳★
Silahlar, intikamlar, beslenen kinler, dökülen kanlar... Bu yaşta elimde çiçek tutmam gerekirken, ben silah tutuyordum.
Artık biraz temiz hava alma ihtiyacı duydum. Odamın havası bile bana boğucu geliyordu. Bu havayı köprü de dağıtmaya karar verdim.
Kapıdan çıkarken botlarımı giymeye başladım. O sırada Eyüphan, zebani gibi başımda dikildi. Bakışlarımı botlarimdan kaldırıp ona çevirdim. "Niye orada öyle dikiliyorsun, fasulye sırığı?" diye sordum alayla. Yüzündeki sert ifade değişmedi. Sorduğum soruyu umursamadan kaşlarını çatarak,"Nereye?" dedi hesap sorar gibi.
Botlarımın fermuarını çekip doğruldum. Gözlerimi onunkilere dikerek, sesimi soğuk tuttum. "Sanane." dedim.
Omzuna sertçe vurup yanından geçtim. Huzurumu bozmaya yemin etmiş gibi peşime takıldı.
Adımlarımı hızlandırarak ondan uzaklaşmaya çalıştım.
Biraz uzaklaştığımız da, "Yine o iso denen herife mi gidiyorsun?" diye bağırdı. Birkaç adım da yanıma yetiştiğinde, öfkeyle olduğum yerde durdum. Bir gün bile rahat bir nefes alamıyordum. Karadeniz'in havasını huzurla içime çekmek isterken bile biri illa huzurumu bozuyordu.
Sabırla derin bir nefes aldım, sonra ona döndüm.
Üzerine doğru yürüyerek, "Sana hesap mı vereceğim?" dedim onun gibi bağırarak, onun sesini bastırmayi umut ettim.
"Bana değil belki," dedi. Kıskançlıktan sesi titriyordu. "Seni kaçıran herifin elini tuttuğunu duyunca, abine hesap vermek zorunda kalacaksın."
Sesindeki ince tehditi hissettiğimde kan beynime sıçradı. Onu sertçe itip parmağımı yüzüne doğru salladım. Tam ağzının payını verecektim ki, yan taraftan gelen sesle irkildim.
"Abisi, kardeşine asıldığını duyunca sen nasıl hesap vereceksin peki sünnetsiz Eyüp?"
İso, ağır adımlarla yanımıza yaklaşırken yüzünde o tanıdık umursamaz gülümseme vardı. Bana göz kırparak yanımdan geçerken ona göz devirdim. Asla ciddi olamıyordu.
Eyüphan, sözleri duyunca pimi çekilmiş bomba gibi öfkeyle öne atıldı. Dişlerini sıkarak konuştu:"Sence Adil Koçari seni dinler mi, Furtunalı olduğunu unuttun mu İso Furtuna?"
İso'nun dudaklarının kenarı alayla kıvrıldı. "Unutur muyum hiç? Ama belli ki sen, Furtunalılardan yediğin dayakları unutmuşsun."
Sonra bana dönüp ukalaca eğildi. "Müsadenle.." dedi. Ve bir anda, Eyüphan'a sertçe kafa attı.
Bir anlık şokla Eyüphan'ın yere düşmesini izledim. Burnundan akan kanın avuçlarını düşmesini izledim. Sonra o da hızla ayağa kalkıp İso'ya saldırdı. İkisi de birbirine yıllardır biriktirdikleri kinle saldırıyordu.
Derin bir nefes aldım. "Yiyin lan birbirinizi." dedim. Yerde birbirlerine girmiş haldelerdi. Onları ayırmak yerine yanlarına gidip ikisine de birer tekme attım.
"Bir daha huzurumu bozarsanız, ikinizde gevşeyen çenelerinizin yayını sıkarım."
Sözlerimi işittiklerinde ikiside dondu. Dövüşmeyi bıraktılar ve şaşkınlıkla birbirlerine baktılar.
İkisi aşk yaşayabilirdi.
Onları umursamadan yürümeye devam ettim. Kaybolan huzurumu odamda aramaya karar verdim.
................ ..... ........
Ben normal yazıyorum kızlar siz Karadeniz şivesiyle okuyunnn🤍🤍🤍 Seviyorum siziii iyi okumalarrr🤍🤍🤍🤍
Wattpad'e yayımlanma tarihî: Perşembe | Ekim 30,2025
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |