

O N B İ R İ N C İ B Ö L Ü M
"Alıntı"
Gece yarısı gördüğü kabustan irkilerek başında keskin bir ağrıyla uyandı Kaya. Bir an nerede olduğunu anlayamadı. Ağzında bayat bir nikotin tadı üzerine yattığı kaburgalarında derin bir sızı vardı. Bakışları gelişi güzel açık gömleğinin yakasından kırık kaburgasının üzerine uğradı. Üzerinden bir hafta geçmesine rağmen pembeden mora dönen teni sandığından daha yavaş iyileşiyordu.
Usulca doğruldu koltuktan bakışlarını bir süre öylece halının üzerinde gezdirdi ve masanın üzerindeki şişelerin yanından sigarasını alıp pencerenin kenarına doğru yöneldi. İrisleri sokağın altındaki caddeye park edilmiş saatler önce gördüğü siyah arabaya düştüğünde sigarasını ateşleyip nikotinin boğazından ciğerlerine doğru inmesine izin verdi.
Dakikalar sonra kuruyan ağzı onu rahatsız ettiğinde mutfağa doğru yönelecekti ki duyduğu sesle birlikte açık bıraktığı yatak odasından içeri süzülen ay ışığının aydınlattığı yatağa döndü bakışları.
Karaca, sancıların yorgunluğu ve saatler önce aldığı ilacın etkisiyle hala derin bir uykunun kucağındaydı. Lakin huzurlu değildi. Bedeni yatağın ortasında sanki uykusunda bile yer kaplamamaya çalışıyormuş gibi omuzlarını içeri çekmiş yatağın ortasına küçücük kalmıştı. Dudakları yeninden kıpırdanıp olduğu yerde acıyla kıvrandığında adımları ne ara kadının tepesinde bitti hatırlayamadı Kaya, elindeki sigara paketini gelişi güzel masanın üzerine bırakırken gözleri Karaca’nın bir sarmaşık gibi yastığın dört bir yanına dağılmış uzun saçlarına uykusunda bile çatılı duran kaşlarına takılıp kaldı.
Kabus görüyordu...
“Gitmesin...”
Birkaç saniye olduğu yerde öylece dikildi Kaya. Kendiyle savaştı belki de. Lakin bir süre sonra Karaca’nın yüzü kasıldığında onu uyandırmaktan çekinir gibi sessizce oturdu yatağın kenarına.
Gitmesin ne olur...”
Elini usulca uzattı önce.
Lakin sonra parmaklarına bulaşan nikotin kokusuyla onu kirletmek istemez gibi geri çekti. Ona her yaklaştığında buram buram ciğerlerine dolan o kokuyu kirletmek istemedi.
Yine de mani olamadı kendine.
Her zerresi ona dokunabilmek için yanıp tutuşuyordu hala.
Titreyen parmak uçları usulca Karaca’nın gece karası saçlarının arasına süzüldüğünde tüm dünyası durmuş gibi nefes almayı bile unuttu. Zira aldığı son nefes oğazında bir düğüm olup kalmıştı Kaya’nın.
İncitmeye korkar gibi sakince dokundu parmakları o kokusuna hasret kaldığı tutamlara. Her bir tel bir sarmaşıkmışçasına parmaklarına dolanırken o her şeyi başlatan toprak ile yasemin karışımı efsunlu koku bir panzehir gibi doldu ciğerlerine. Baş parmağı kadının kulağı üzerindeki saç tutamını usulca geriye ittiğinde Karaca’nın yüzündeki ifadenin sakince dağıldığını gördü.
Kaşlarının ortasındaki o kırışıklığı düzeltti, ardından yanağı boyunca kayıp gitti parmakları. Fakat Karaca’nın boynundaki ve bileklerindeki o ince kızarıklıklar dikkatini çektiğinde kaşları istemsizce çatıldı. Bunu kendine yaptığı birkaç ana şahit olmuştu. Nedenini düşünmeden edemedi. Alerjisi olmadığını biliyordu. Takii o hayatında var olana kadar onun hakkındaki her şeyi biliyordu... Ya sonra?
Kirpikleri hafifçe kıpırdandı o an Karaca’nın, derin bir nefes alıp dudaklarını ıslattığında adamın elini çekmek ile orada kalmak arasında ince bir çizgide asılıp kaldığı an tam da o andı.
Onun affetmek, kendine ihanet etmek gibiydi. Ondan vazgeçmek ise nefes almayı bırakmak gibi. Kaya Karaca’nın hem yarası hem de o yarayı iyileştirecek tek merhem olduğunu bilir gibi kendi cehenneminin tam ortasında yaşıyordu.
“Kaya...” Karaca uykulu sesinin buğusuyla sadece onun duyabileceği bir fısıltıyla mırıldandığında hala derin bir uykunun pençesindeydi lakin bu kez öylesine bir sayıklama değildi bu, bir soru yada bir çağrı da değildi. Sadece varlığından emin olmak isteyen bir ruhun veryansını gibiydi.
Elini Karaca’nın şakağından usulca indirirken parmak uçları sanki bu bir son vedaymış gibi sürtündü yüzüne. “Buradayım Ahu... , beni attığın o dipsiz kuyunun içinde... yine olmaktan korktuğum o yerde, dizlerinin dibinde.” dedi fısıldayarak.
🌙🌙🌙
On birinci bölüm birkaç güne burada olur, son düzenlemeleri yaptıktan sonra atacağım. Bu kadar beklettiğim için özür dilerim. Son zamanlarda iş sebebiyle biraz fazla yoğunum. O yüzden anlayışınıza sığınıyorum.
Umarım beklediğinize değmiştir.🩷
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |