
Defne soğuk hastane koridorunda babasının baygın bir şekilde uzandığı sedyeyi takip ederek ağlıyordu. Gerçekten onu kaybetmek istememişti ama ağzından bir kere o sözler çıkmıştı. Gitmesini aslında istememişti sadece kızgındı. Ondan başka kimsesi yoktu ki.

Sedyenin peşindebabasının elinden tutarak koştururken artık giremeyeceği bir yere geldiklerinde kapıda bir başına kalmıştı. Ne yapacağını bilmiyor
sadece ağlıyordu. Parlak ışıklar başını ağrıtırken çaresizce kendini yere bıraktı ve duvara yaslandı. ilk defa onu kaybetmekten gerçekten korkuyordu. Oturduğu yerde ileri geri Sallanırken olanları idrak etmekte zorlandı. Ne yapmış olursa olsun can çekişen kişi babasıydı. Ellerini dua eder gibi acti ve ağlayarak mırıldandı.
"Allah'ım,özür dilerim... Öyle demek istemedim ona bir şey olmasın,lütfen..."
Yerde oturmuş hıçkırarak ağlarken çalan telefonuna baktı. Savaş arıyordu ama Defne onunla uğraşacak güçte değildi, meşgule atıp halasını aradı. Birkaç çalışta Berfu telefonu açtı, sesi mutlu ve enerjikti, Defne onu duyunca ağlayarak durumu anlattı.
"Babam ölüyor hala, ne olur gel... Sadık Çebi Hastanesindeyiz. Ben nefes alamıyorum lütfen gel."
Berfu bu lafın üzerine neye uğradığını şaşırdı ve telaşla bir şeyler deyip yola çıktı. Defne yüreği ağzında kapının açılmasını beklerken üşüyerek kendine sarıldı.
"Ona bir şey olmasın, bir şey olmasın..." Sürekli Allah'a yalvarıyordu, kendini suçlu hissettiğinden nefes almakta da zorlanıyordu.
Birkaç dakika sonra kapı açıldı ve bir hemşire yanına geldi. Defne korkuyla ayağa kalktı ve kadının yüzüne baktı, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
" Hasta babanız mı?" dedi , Defne sessizce kafa salladı; sonrasında kadın devam etti.
"Son yirmi dört saatte hiç alkol aldı mı ? Bilinen herhangi bir rahatsızlığı var mıydı? Kan grubunu biliyor musunuz?"
Defne kadının sorduklarını hızlıca yanıtladı ve babasının yaşadığına dair içinde bir umut oluştu.
"Alkol almış gece, bildiğime göre bir rahatsızlığı yoktu ama üç yıldır görüşmüyorduk. Kan grubunu da bilmiyorum. O iyi olacak değil mi hemşire hanım?"
Hemşire Defne'yi süzdü ve omzunu tuttu.Onun haline üzülüyor gibi bakıyordu. Defne'nin makyajı akmış, yüzü perperişandı.
"Doktorlar elinden geleni yapıyor, sakin olmaya çalışın. Bir yakınınız varsa onu arayabilirsiniz, her an her şey olabilir. "dedi ve oradan hızlıca ayrıldı, yeniden içeri girdi. Defne korkuyla titrerken çalan telefonuna baktı, bu kez arayan Caner'di. Defne korkuyla telefonu açtı. Caner her şeyden habersiz bir şekilde konuşuyordu.
"Selam Def, Nasılsın? Dün gece olanlardan sonra aklım sende kaldı iyisin değil mi? Bana hala kızgın mısın? "
Defne Caner'in konuşmayı bitirmesini sessizce beklerken hıçkırdı ve dayanamayıp ağladı. Caner onun iyi olmadığını farkındaydı ama Cem için olduğunu tahmin edemezdi.
"Gerçekten senin iyiliğin için sustum, seni sevdiğimden. Hala ağlıyor musun?Ağlama lütfen."
Defne ağlayarak konuşmaya çalıştı, ne diyeceğini de bilmiyordu yalnızca ağlıyordu ve çaresiz kalmıştı. Her şey için kendini suçluyordu. O lanet lafı etmeseydi bunlar olmayacakmış gibi hissediyordu.
"Caner... Babam, hastanede...Korkuyorum, her an onu kaybedebilirim..."
"Defne... Ne diyorsun sen? Cem amcaya ne oldu, hangi hastanedesiniz? Hemen geliyorum ben yanına..."dedi hızlıca Caner, Defne de zar zor hastanenin adını söyledi. Telefonu kapattıktan sonra yerde oturarak beklemeye başladı. Ne içerden biri çıkıyordu ne de biri geliyordu. Hayatında geçirdiği en uzun anlardan birini yaşıyordu. On dakika bile bir sene gibi uzundu. Titreyerek dualar edip duruyordu, bunu istemediğini kendine açıklamaya çalışıyordu. Sadece kızgın olduğu için git demişti, onu kaybetmek istemiyordu.
"Defne!"
Berfu koşarak gelirken Defne'nin adını haykırdı onun yanına çöküp sarıldı ve ağladı.
"Abim iyi mi? "dedi. Defne ağlayarak cevap vermeye çalışıyordu.
"Hala özür dilerim, böyle olsun istemedim. Ona git dedim ama böyle olacağını düşünemedim. Kimse bir şey söylemiyor, ne olduğunu bilmiyorum. Onu kaybettim mi bilmiyorum "
Berfu güçlü olmaya çalışarak yeğenine sarıldı, abisi onun da babası sayılırdı. Çok küçüktü babası öldüğünde, abisi ona babalık yapmıştı. Şimdi onu kaybederse nasıl yaşardı bilemiyordu. Defne'ye sıkıca sarılıp onu sakinleştirmeye çalıştı.
" Korkma abim güçlüdür. Buradan gülerek ayrılacağız tamam mı? O atlatacak..."
Defne ağlayarak halasına sarıldı ve elini tuttu. İçindeki korku onu yiyip bitiriyordu. Berfu da şok içinde güçlü durmaya çalışarak yeğeninin saçlarını okşuyordu , onun da içinde biricik abisinin kaybetme korkusu vardı ama Defne için susuyordu, o kendini daha fazla suçlamasın diye...
Kapı yavaşça açıldı ve bir doktor hızlıca ilerledi. Defne ayaklanıp doktorun peşinden koşmaya başladı.
"Doktor, babam iyi mi?"
Doktor cevap vermeden hızlıca yürümeye devam ederken Defne bağırarak yere düştü.
"Niye susuyorsun?! Konuşsana babam iyi mi?"
Doktor çoktan oradan gittiğinde Defne düştüğü yerde katıla katıla ağlamaya başlamıştı. Berfu da olduğu yerde ağlarken Caner kapıdan giriverdi. Defne'yi yerde bulunca korkuyla yanına çöktü. İçinden o an bir şeyler kopmuş gibiydi. Cem amcasını kaybettiğini sanmıştı.
"Defne... Ne oldu?" dedi ve ona sıkıca sarıldı. Defne Caner'in boynuna kollarını dolarken kendinde değilmişcesine ağlıyordu.
"Doktorlar bir şey söylemiyorlar, ölseydi susmazlardı değil mi?"
Caner cevabın ne olduğunu bilmiyordu ama iyiyi konuşmak istiyordu. Defne'nin bu hali onu korkutmuştu. Anneannesi öldüğü zamanki gibi kötü olmasından korktu. Onu ayağa kaldırdı ve yanaklarından tuttu, gözyaşını sildi.
"Şşşş, kötü bir şey olmayacak tamam mı? Bir şey demedilerse eğer kötüyü düşünmeye gerek yok. Baban bu kapıdan sağ çıkacak!"
Defne çenesini titreterek Caner'in yüzüne baktı, buruk bir yüzle mırıldandı.
"Ben... çok kötü bir evladım. Onun ölmesini istedim ama gerçekleşebileceğini hiç düşünemedim. Yıllarca sinirlendiğimde keşke o ölseydi annem yaşasaydı dedim. Sözlerim gerçekleşirse ben nefes alamam Caner... Ben çok kötü oluyorum..."
Caner Defne'nin omzunu tuttu ve derin bir nefes alıp onun gözlerinin içine baktı.
" Nefes al ver. Kötü düşünmeyi bırak. Düzeleceksiniz buradan çıkınca. Sen kötü bir evlat olabilirsin ama Cem amca da mükemmel bir baba değildi. Buradan çıktığımızda her şeyi halledersiniz, yeniden başlarsınız."
Defne nefes almaya çalışırken ağlayarak gülümsedi.
"İkinci bir şansımız olur mu sence ?"
"Sen affet her şey olur Defne. "
Defne, Caner'e sarıldı ve gözlerini yumdu rüya görmüş olmayı hatta bir an önce uyanmayı diliyordu. Bir süre sonra kapı açıldı, bir adam çıktı.
" Cem Arslan'ın yakınları?"
Defre koşar adımlarla kapının önüne doğru giderken Berfu çoktan oradaydı.
"Kızıyım ben " dedi Defne yorgun bir ifadeyle.
" Babanızın hayati durumu kritik, krizin üstünden gelebildi ama bir an önce ameliyata girmeli. Riskli bir ameliyat olduğu için her doktor yapmak istemiyor ve bu yüzden biraz pahalı bir ameliyat."
" Sorun değil hemen yapın parayı yatırırız biz. "
"Yönetim, bu çapta riskli bir ameliyat için depozito yatırılmadan onay vermiyor. Bu ameliyatları yapacak olan doktor sayısı da çok az.
İsterseniz başka yerlere başvurabilirsiniz ama çoğu böyle diyecektir. Devlette de bu kadarını yapan yok ne yazık ki..."
"Lütfen... Ne kadar ki bu para?"
"Bu kadar bilgim yok , muhasebeden bilgi alabilirsiniz. Babanızın adını söylerseniz yardımcı olurlar. Babanızın görmek isterseniz de sizi beş dakikalık içeri alabilirim. Bir süre ziyaretçisiz yoğun bakımda yatacağından görmeye fırsatınız olmayabilir. "
Defne dengesini kaybeder gibi oldu neyseki Caner yanındaydı onu hemen toparladı, güven vermek için mırıldandı.
"Ben ücreti öğrenirim , sen gir babanın yanına. İyi et onu."
Defne kafa salladı ve sonrasında halasına baktı. Berfu da gözleriyle ona gitmesini işaret edince Defne hızlıca içeri girdi.
Bir sürü dezenfeksiyon işleminden sonra Defne babasına kavuştu. Onu görünce yıllardır görmediğini farkına vardı.
Yüzü daha önce fark etmediği kadar çizgiliydi. Annesinin yokluğuyla zor baş ederken bir de varlığını kısa sürede alıştığı kızının gitmesine dayanamamıştı. Her ne kadar yurt dışında okumasını kendi istemiş olsa da derince bir depresyon batağına düşmüştü.
Defne babasına çekingen ve korkak bir şekilde yaklaştı. Elleri titreyerek uzandı.
" Özür dilerim baba, seni kaybetmek istemedim. Sana kızgındım ve duygularımın bedenimi ele geçirmesine göz yumdum. " dedi ve gözündeki yaşların akmasına izin verdi. Derince bir nefes aldı.
" Seni affediyorum. Bunu gözlerine bakarak söyleyebilmem için iyileşmen lazım. Sen benden bunu duymayı çok istiyorsun biliyorum bu yüzden de direneceksin. Diren baba. Söz artık uslu bir kız olacağım baba sözü dinleyeceğim.Sana ne kadar kırılırsam kırılayım böyle sözler sarfetmeyeceğim. Seni kaybetmenin canımı ne kadar acıtabileceğini farkına vardım. Gitme nolur baba"
Cem derin bir uykudaydı , onu duyuyor muydu bilinmez ama Defne bunları hissedeceğini biliyordu. Canı çok acımıştı, babası dünyanın en kötü adamı da olsa bunu yaşamamak için her şeyi sineye çekebilirdi. Öksüz doğmuştu zaten ama bir de yetim kalmak istemiyordu.
" Seni bekleyeceğim. Uyanacaksın ve biz evimize gideceğiz. Her şey çok daha güzel olacak. Beni bırakmazsın, o hatayı bir daha yapmazsın... Bunu biliyorum baba."
Defne Cem'in elini sıkıca tuttu ve ağlayarak gülümsedi.
"Her şeyi halledeceğiz, söz. Bir de şey... "Defne duraksadı çünkü Cem uyuyor olsa da söylemek istediği şeyi söylemeye çekiniyordu. Belki de çok uzun zamandır söylemediğinden garipsiyordu. Biraz bekledi ve hemşirenin süre doldu uyarısından hemen sonra sessizce mırıldandı.
"Seni seviyorum baba..."
Oradan çıkar çıkmaz hemen kendini toparlayıp Caner ve halasının yanına ilerledi.
"Öğrenebildin mi ücreti?"diye sordu. Ne kadarsa bulup ödeyecekti. Babasının parasının olup olmadığını bilmiyordu onun hesaplarına da ulaşamazdı zaten ama yine de elinden geleni deneyecekti.
"Öğrendim, aslında sadece kalp ameliyatı değilmiş üç farklı ameliyat dediler, karaciğerde de bir sorun varmış. Arka arkaya olması gerekiyormuş. Altı milyon liraymış ödemesi"
"Ne! Altı milyon mu... "dedi Defne ve telaşlandı. Berfu elini tuttu ve destek olmaya çalıştı.
"Arabamı satarız, gerekirse evi de satarız. Buluruz o parayı. Panik yapma."
"Hala satış yapacak kadar vaktimiz yok ki... Hemen lazım, ne senin ne benim bu kadar param var bankaya da ulaşmak zaman alır... Babamın bankada ne kadar parası var bilmiyorum bile. İşleri yolunda değildi ya son zamanlarda belki de hiç yok..."
Berfu derin bir nefes aldı ,yutkundu ve konuştu.
"Borç buluruz, babaannenden isteriz. Vicdansız değil ya oğluna acır herhalde."
" O olur bak. İsteyelim babam için verir oğlu sonuçta. Küslük de bir yere kadar. Hem barışmış olurlar. "
Berfu üzgün bir halde yere baktı ve kafa salladı. Caner de ikisine destek olmaya çabalayarak konuştu.
"Ben de babamlara sorarım nakit o kadar varsa ya da bir kısmı kadar, konuşuruz."
Defne güçlü olmaya çalışarak tebessüm etti ve mırıldandı.
"O iyi olacak, inanıyorum buna."
" Ben de inanıyorum."
***
Defne halasıyla beraber babaannesine durumu anlatmaya geldiğinden onun o kadar da kötü biri olmadığına inanıyordu ama geldiğinde karşılaştığı tepki onun anneliğini sorgulamasına sebep olmuştu. Defne az önce ona durumu anlatmış ve onun yüzünde ufak bir üzüntü aramıştı. Babaannesi karşısında tepkisiz bir şekilde bakıyordu. Halası utancından odadan çıkmıştı ve Defne bu tepkisizliğe hayretle bakıyordu.
" Babam ölebilir diyorum babaanne... Tamam onunla iyi değilsiniz ama bu sağlık ya, bunda bari düzgün davran. Altı milyona hemen şimdi ihtiyacımız var. Arabayı evi satacak vakit yok diyorum. Varsa o kadar paran bari borç ver! Üzül biraz ya, rol yap bari."
Defne hayretle ona bakarken Feride Hanım somurtarak konuştu.
" O benim oğlum, elbette üzülüyorum ama yıllardır beni insan yerine koymayan oğluma bedava bir yardım yapmayacağım, o bunu hak etti. Onu uyardım bu kadar içme dedim sen yokken, bir kadın uğruna hayatını mahvetme de dedim zamanında. Hem sen istemiyor muydun, onun ölmesini... Sen de gaddardın ya o zamanlar."
Defne duyduğu lafla çılgına döndü. Gözü karardı ve eline çiçek dolu vazoyu alıp yere fırlattı.
" Ona kızgındım! Bu gerçek değildi ama senin bu tepkilerin iğrenç bir şekilde gerçek. Ne istiyorsun babaanne? Ne verecek sana bu adam hasta yatağında....Bugün bu para lazım ameliyata girmesi için yoksa ölebilir diyorlar. Nasıl bu kadar gaddar olabilirsin?"
Defne sinirden delirmek üzereydi ama babaannesi o kadar sakindi ki şaşırıp kalıyordu bir yandan da. Feride Hanım yerdeki en sevdiği vazosunun parçalarını incelerken Defne bağırdı.
"Ne istiyorsun söylesene!"
Babaanne yavaşça kafasını kaldırdı ve gözlerini Defne'ye dikti.
" Seni."
"Beni mi?"dedi Defne afallayarak.
" Ortağımızın torunu Savaşla evlenmeni. Ancak ve ancak o zaman sana o parayı veririm. "
Defne bir kez daha babaannesinin gerçek yüzünü gördü. O gerçek bir kötüydü. Gözleri doldu ve hayal kırıklığıyla başını iki yana salladı.
"Sen berbat bir insansın biliyorsun değil mi, babam söylediğinde ona inanmadığım için çok pişmanım. Bu zamana kadar iyi oynadın, tebrikler ama bundan sonra ben yokum. Sen de benim için hiçbir şey bile değilsin artık. Sen anne değilsin ki babaanne olasın... Senin parana ihtiyacımız yok bizim! "
Feride Hanım zengin usul bir kahkaha attı ve Defne'nin üzerindekilere baktı.
"Üzerindekiler bile benim paramla alındı! Okulunun parasını baban mı ödedi sanıyorsun onu da ben ödedim. İhtiyacın yokmuş, güldürme beni. "
"Sen gördüğüm en kötü kadınsın! Gözünü para ve güç kör etmiş senin. Al bunları madem seninse, senden tiksiniyorum !"
Üstündeki montu hızlıca çıkardı ve babannesinin suratına fırlattı. Sinirini atamadığı için ayakkabısını da yere fırlatarak çıkarıp dışarı çıktı. Sinirinden etrafa gözünden ateşler saçılıyordu.

"Anneaannemin tırnağı bile olamazsın sen. Umarım çok da yaşamazsın."
Berfu dışarıdan olan biten her şeyi duymuştu. Annesinin bu kadar kötü biri olduğuna o bile inanmamıştı bugüne kadar. Usta bir oyuncu olduğunu şimdi şimdi görüyordu.Defne'nin dediklerinin arkasındaydı ve katılıyordu. Abisi orda can çekişirken anne dediği kadın Defne'ye şart koşuyordu. Onu kurtarmak için can atması gerekirken. Defne odadan ayrıldığında Berfu onu karşıladı. Defne'nin hızlı adımlarla ilerlemesi üzerine, annesine doğru öfkeyle bakarak konuştu.
"Bekle Defne ben de seninle geliyorum.Burada tek bir gün bile kalmayacağım artık. Yalnızlığınla boğul anne!"
Feride Hanım kendinden emin bir halde arkalarından bakarken Defne ve Berfu yürüyerek ilerliyordu. Berfu bir an arabaya binecek gibi oldu ama sonra o kadının buna laf yapacağını düşünüp vazgeçti, anahtarı çimenlerin üstüne fırlattı ve yeğeninin ardından yürüdü. Defne çıplak ayakla çıkışa doğru yürüyordu, Berfu da arkasından koşarak gidiyordu.
"Bekle bari taksi çağıralım."dedi Defne'nin yüzüne bakarak. Hava hafif yağmurluydu ve soğuktu. Defne'nin ise ne montu ne de ayakkabısı vardı.
Berfu annesine sinirinden ağlayarak yeğenine sarıldı.
"Korkma tamam mı? Bulacağız o parayı, ben yanındayım. Abimin iyi olması için her şeyi yaparım... Benim artık tek bir ailem var o da sen ve abim."
Defne de durdu ve halasına sıkıca sarılarak destekledi, sinirden gözleri kan çanağına dönmüştü. Babaanne dediği kadının bu kadar kötü biri olacağına aklı ermemişti. Kendi oğlunu bile kendini kanıtlamak için kullanıyordu... O kadar manyak bir psikopattı ki insanlar ona muhtaç oldunlar istiyordu. Artık babasının neden öz annesini affetmediğini anlıyordu.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 24.65k Okunma |
1.68k Oy |
0 Takip |
56 Bölümlü Kitap |