54. Bölüm
anonymous / BABAMIN EVİ / 54.BÖLÜM İMZA

54.BÖLÜM İMZA

anonymous
mermaidmaryy


İki gün sonra...

Defne iki gündür halasıyla birlikte babasının evinde kalıyordu. Cem ise yoğun bakımda her şeyden habersiz yatıyordu. Defne ve Berfu bu süreçte satabildikleri şeyleri satıp tanıdıkları herkesten çekinmeden borç istemişlerdi ama yine de o kadar parayı bir araya getiremiyorlardı. Toplayabildikleri para ödeme yapacakları sayının yarısı bile değildi. İki buçuk milyondu. Onun da çoğunluğu Ömer Bey'den gelmişti. Hazırda ne kadar parası varsa vermeye çalışmıştı.Satılacak şeyleri de satılığa çıkarmıştı ama olmuyordu, yetmiyordu.Defne elinden geleni yapmaya çalışıyordu;babasını iyileştirmek ,babaannesine muhtaç kalmamak için. Babasının bankasıyla görüşmüş ama pek memnun kalmamıştı. Zaten vekaleti olmadığı için bankadan para çekemiyordu, bir de babasının borçlu olduğunu öğrenmişti. Canı sıkkın,uykusuz ve çaresiz bir şekilde salonun ortasında volta atıp duruyordu. Biraz yorulunca babasının onun için hazırladıklarına bakıp ağlıyor yazdığı mektubu okuyup daha da kahrediyordu kendini. Cem yokken bu ev bomboştu, Defne bunu kabullenmek istemiyor,çaresizce bir mucize bekliyordu. Berfu yanında olsa bile bu boşluk hiç geçmiyordu ve düşündükçe kalbini sisli bir korku kaplıyordu.

İki gün önce,babasının yaşattığı sarsıntının etkisi henüz tazeyken ; O karmaşanın, o ani boşluğun içinden çıkmaya çalışır gibi telefonu eline alıp Ege'ye yazmak istemişti ama hesabını kapattığını gördüğü an, içindeki dengeler bir kez daha bozuldu. Sanki bir kaybın üzerine bir kayıp daha eklenmişti. Onu yeniden yitirdiğini düşündü; hem de tam en kırılgan olduğu anda.
Bu his, anneannesinin öldüğü günü hatırlattı ona. O gün de Ege yoktu. En çok desteğe ihtiyaç duyduğu zamanlarda hayatından çıkıp gidiyordu sanki. Defne bunun tesadüf olup olmadığını bilemiyordu. Ya Ege hep yanlış zamanlarda gidiyordu… ya da hayat, acıyı tam yerini bulacak şekilde seçiyordu.

Babasının hazırladığı şeylere bakıp gülümsemeye çalıştı ve kendi kendine mırıldandı.

" Hangi hayalde , hangi evrende mutluysak orada olacağız artık. İyileşeceksin ve biz hep birlikte olacağız."

Defne sonunda babasına karşı gardını indirmiş, onu affetmişti. Kutudaki hiç kullanamadığı bebek patiğine dokundu ve duygusal bir ifadeyle halasına baktı.Berfu da bir köşede sessizce onu izleyerek bekliyordu.

"İçim daralıyor burada benim, ben hastaneye gideceğim. Babamı görmeye çalışacağım."dedi.

Berfu doğruldu ve Defne'nin yanına gelip saçlarını okşadı, Defne gibi o da uykusuzdu ve hala bir çıkış yolu bulmaya çalışıyordu. Ne diyeceğini bilemese de kafa salladı ve onun omzunu sıktı.

"Nasıl rahat edeceksen, ben birilerini daha ararım. Parayı denkleştirmeye çalışırım. "

"Bulacağız hala, babamı iyi edeceğiz. "dedi kendinden emin bir şekilde Defne, gözleri parlıyordu. Berfu da tebessümle başını salladı.

"Dikkat et kendine. Hatta Caner ile git istersen, yalnız olmanı istemiyorum. "

Defne'nin bir şey demesine gerek kalmadan bahçe kapısından Caner içeri girdi. Yanında da Açelya vardı. Defne onları görüp yanlarına yaklaştı.

"Kusura bakmayın, zili çalıp rahatsız etmek istemedim."dedi Caner. Defne umursamadığını belli eden bir hareket yapıp Açelya'ya sarıldı. Açelya da hemen sıkıca sarılıp gözlerini yumdu.

"Canım, haber var mı?" dedi. Defne ağlamamak için susarken kafasını iki yana salladı. Caner de Berfu'ya bakarak konuştu.

"Berfu abla, motorsikletimi de ilana koydum. Belki satılır da bir katkı sağlarım"

Berfu da yaklaşıp Caner'e sarıldı. O motorsikletin satılmayacağını ve satılsa da yetmeyeceğini biliyordu yine de duygulanmıştı.

"Siz zaten yeteri kadar yardım yaptınız babanla. Varlığınız yeter."

Defne de Açelya'dan ayrıldı ve birbirlerine sarılan Caner ve Berfu'nun üzerine kollarını doladı.

" Babama gideceğim."dedi. Herkes geri çekilirken Caner motorsikletinin anahtarını çıkarttı cebinden hemen.

"Ben bırakayım seni, Açelya bekler burada seni bırakınca onu alırım." dedi. Defne tebessüm edip Caner'in elini tuttu.

"Siz gidin,ben kendim taksiyle gitmek istiyorum. Lütfen..."dedi sakince. Açelya da ısrar etti ama Defne yine reddedince kabullendiler ve anlayış göstermeye çalışarak izin istediler.

Defne de onlarla beraber çıktı ve sitenin girişine bir taksi söyledi. Açelya ve Caner motorsikletle giderlerken o sitenin köşesinde hayalet gibi bekliyordu.

Telefonu ısrarlı bir şekilde çalmaya başlayınca arayan kişiye bakıp reddetti. Arayan Savaş'tı. Ne istiyordu da günlerdir arayıp duruyordu bilmiyordu ama konuşmak, görmek,adını duymak bile istemiyordu. Savaş'ın suçu yoktu ama babaannesi sayesinde ondan da soğumuştu.

Savaş, reddetmesine rağmen defalarca geri arayınca dayanamadı ve telefonu açtı Defne. Kızıp geri kapatmayı düşünerek açmıştı.

"Ne var?"

"Ne mi var? Babanın hasta olduğunu yeni öğrendim,sağlık dilemek istedim. Günlerdir de telefonumu açmıyorsun, yanımdan kaçar gibi ayrıldın, şimdi böyle davranıyorsun.Senin neyin var asıl..."

Defne derin bir nefes aldı ve gözlerini kapatarak konuştu.

"Konuşmak istemiyorum , arama beni lütfen bir daha. Babam hasta ve onu iyi etmeye çalışıyorum. Zorlanıyorum ve iyi değilim, tamam mı? Seni eğlendirecek vaktim de halim de yok!"

"Bana haksızlık ediyorsun. Ben sadece..."

"Kusura bakmazsın o zaman. "dedi ve Savaş'ın yüzüne kapattı. Hiç işi yokmuş gibi bir de onunla mı uğraşacaktı? Bundan sonra hiç kimse umurunda değildi,sevdiklerinden ve kendinden başka. Savaş da onun için önemli biri değildi zaten.

***
Defne yoğun bakımın penceresinden babasını izleyerek düşünüyordu, paranın geri kalanını nasıl bulacağını ve ameliyatın başarılı geçip geçmeyeceğini... İkisine de bir cevap bulamıyordu. İnsanların gerçek yüzlerini görebildiği için kendini şanslı hissediyordu ve babasının da iyileşip uzun bir süre daha yanında olacağına inanıyordu.

Bir süre sonra yanında bir karartı fark edip o tarafa dönünce elinde çiçeklerle Savaş 'ı görüp şaşırdı. Bu adam ne yapmaya çalışıyordu? Açıkça onunla konuşmak istemediğini söylememiş miydi? Neden ısrarla karşısına çıkıp duruyordu.

Defne sinirle soluyarak çiçeklere baktı,

"Ne bunlar?"

"Çiçek."

"Benim çiçeğe ihtiyacım yok Savaş, buraya gelmene de ihtiyacım yok."

"Çiçekler sana değil zaten babana. Ben de ihtiyacın var diye gelmedim zaten, babana geçmiş olsun demeye geldim."

Defne elini göğsünün altında birleştirerek ona baktı.

"Babamı tanımıyorsun bile. Git lütfen"

Savaş masum bir şekilde Defne'nin gözlerine bakıyor, gitmeden konuşmak istiyordu. Defne somurtarak onun kolunu tuttu ve dışarıya doğru çekiştirdi.

Savaş sakin olmaya çalışarak çiçekleri Defne'ye uzattı. Defne, Çiçekleri alıp gözlerini üzerine dikerken yürümeye başladı ve çiçeği çöp kutusuna attı. Savaş'ın gözleri açılırken Defne karşısına geçip konuştu.

"Babamın çiçeğe ihtiyacı yok, paraya ihtiyacı var. Babamın yaşaması için lazım olan tek şey o."

"A-anladım. Elimden gelen bir şey ise yardım etmek isterim. Ne kadar lazım?"

"6 milyon lira, birkaç farklı ameliyat olması lazım. Hiçbir doktor kabul etmiyor ödeme yapmadan,riskliymiş."dedi Defne gözleri dolarak. Savaş da onun bu haline üzülmüş gibi bakarak omzunu sıvazladı.

"Şirketi arayıp halledelim hemen... "

Defne Savaş'ın gözlerinin içine baktı ve ağlamaya başladı. Bunu demesini beklemiyordu, garip hissetmişti.

"Karşılığında bir şey istemeyecek misin? "

Savaş şaşkın şaşkın Defne'ye baktı. Dediğini algılamaya çalışıyor gibi görünüyordu.

"O ne demek? Ne isteyeceğim, sağlık bu. Ödersiniz iyi olunca zaten babaannenin de şirketi, sorun olmaz. Gerçi babaannen neden yardım etmedi? Üzülmesin diye haber vermedin mi yoksa? "

Defne bulanıklaşan görüşüyle afallayarak olduğu yerde sarsıldı. Birden dengesini kaybetti ve Savaş'a tutunmak zorunda kaldı.

"Defne? Sakin ol,gel oturalım bir yere..."

Savaş nazikçe Defne'ye destek oldu ve oturabilecekleri alana götürdü. Onu koltuğa oturttu ve iyi olup olmadığını anlamaya çalıştı.

"İyi misin?"

"İyiyim... Uykusuzum da biraz."



Savaş kafa salladı ve uykusuz olduğu gibi aç da olabileceğini düşünüp sormaya çalıştı.

"Kantinden bir şey alayım mı? Su ya da tost falan."

Defne omuz silkerek gözlerini onun gözlerine kilitledi. Masum ve yorgun bir şekilde bakıyordu ama artık canına tak etmişti. Babasını sağlıklı bir şekilde yanında görmek istiyordu, bir an önce.

"Ödeme işini hallet yeter. "dedi mırıldanarak, ağlamasını durdurmak için gözlerini kaçırıp havaya dikmişti.

"Tamam, sen burada bekle. Hemen bir konuşma yapıp geleceğim."dedi Savaş, orada onu bırakıp hızlıca dışarı çıktı. Defne yabancıladığı bu yerde sabırsızca beklerken o da para mevzusunu çözüme kavuşturmaya çalışıyordu.

Defne etrafına bakınırken kendisi gibi çaresizce bekleyen tanıdık ama yabancı yüzlere rastladı. Soğuk, bedenine çarpınca kendine sarılıp ayaklandı. Feride Hanım'ın kendi oğlu için yapmadığını, evlenmek için şart koştuğu Savaş yapıyordu. Hem de karşılıksızca.
Savaş yavaş adımlarla yanına doğru yürürken Defne, onun yüzündeki solgunluktan bir sorun olduğunu anlayıp umutlanmış kalbini yatıştırmaya başlamıştı. Savaş üzgün bir şekilde baktı ve konuştu.

" Neden böyle oldu anlamadım, üzgünüm ama diğerlerinin izni olmadan para alamayacağımı söylediler. Sanırım babaannen böyle bir talimat vermiş. Yeni bir yatırım yaptığım için bende de o kadar hazırda para yok. Ekonomik krizden biz de payımızı aldık maalesef."

Defne'nin yüzü bir an nefretle doldu , babaannesinin bu kadar kötü bir kadın olabileceği birkaç gün öncesine kadar asla aklına gelmezdi. Şimdi gözü açılmıştı, babasını daha iyi anlamaya başlamıştı. Kendi oğlunun sağlığını bile umursamayacak kadar narsist biriydi Feride Hanım. Güç uğruna gözünü bu denli karartması inanılır gibi değildi.

Savaş mahcubiyetle Defne'ye bakarken Defne sinirle mırıldandı.

"Allah'ın cezası... "

Savaş nedense bunu babaannesine söylediğini hemen anlamıştı.

" Ben anlamadım, babaannen neden yardım etmiyor size?"

Defne kaşlarını çatarak ,yaş dolu gözlerle Savaş'a baktı. Bakışları masum bir çocuğun öfkesi gibiydi.

" İnan ki ben de bilmiyorum... Beni seninle evlenmem için zorluyor. Buna mecbur kalmam için de gidebileceğim her yolu kapatıyor. Ne yapacağımı bilmiyorum. Şart koştu bana, yalnız seninle evlenmeyi kabul edersem babamın hastane masraflarını karşılayacağını söyledi."

Savaş üzgün bir ifadeyle Defne'ye baktı.İkilemde kalmış gibi görünüyordu, bir şeyler dilinin ucuna kadar geliyor sonra vazgeçiyordu. Defne'nin sessizce süzülen gözyaşına baktı ve yanağına elini yaslayıp sızanları sildi. Kendi içinde bunu düşünüp derin bir nefes alarak konuştu.

" Kabul et, bunu istiyorsa eğer kabul et. Biliyorum, her iki taraf da bizi birleştirmeye çalışıyor,yalnız babaannen değil. Benimkiler de bunu istiyor en başından beri. Başta sana kötü davranmamın sebebi de buydu aslında. Onlar da beni zorluyor. Şimdi ise seni tanıyor gibiyim, anlayabiliyorum. "

Defne kaşlarını kaldırıp Savaş'ın suratını inceledi. Bir alay aramıştı yüzünde fakat büyük bir ciddiyetle rastlaşmıştı. Yine de ona güvenmiyordu, zamanında babaannesine güvenip ağzının payını almıştı.

"Seninle evlenmek istemiyorum ki... "

Savaş bu lafa içerlemiş gibi görünüyordu. Onuru kırılmış gibi bir tonda konuştu.

" Ben de istemiyorum zaten,merak etme. Sadece babanı iyileştirecek parayı al. Onların istediği olacakmış gibi olsun sonra bunu bozmanın bir yolunu zaten buluruz. Söz.nişan derken evlenmemize gerek bile kalmaz."dedi. Defne içindeki korkunç anksiyeteyle başa çıkmaya çalıştı. Gözlerini tavana dikerek derince bir nefes aldı.

"Yapamam."

Savaş tebessüm etmeye çalışarak onu izlerken dürüstçe konuşmaya çalışıyordu.

" Peki, sen nasıl istersen, ben yine de parayı bulmaya çalışırım. Baban için."

Defne, Savaş'ın birden bu kadar iyi olmasını mantıklı bulmuyordu, gerçi babaannesinden sonra kimseye güvenebileceğini sanmıyordu ama bu kadar iyimserlik şüphe duymasına sebep oluyordu. Savaş bir süre geçen sessizliğin ardından Defne'nin sesini duymayı bekledi ama duyamayınca gitmek için izin isteyip çöpteki çiçeğe uzun bir bakış atarak hastaneden ayrıldı.

Defne de onun ardından bakarken kafasındaki soru işaretlerine bir cevap bulmaya çalışıyordu. Her şey üst üste gelmişti ve asla mantığına uymuyordu. Başına gelen her şey çok mantıksız , çok zordu. Savaş'a güvenmek istese de gerçekten onunla evlenmek zorunda kalırsa ne yapacağını bilmiyordu. Babaannesi her şeye bir kulp bulurdu çünkü, o adımı attığı an geri dönemeyeceğini düşünüyordu.

Telefonu çalmaya başlayınca daldığı yerden ayrılıp sıçradı, telefondaki Zeynep yazısını görüp hemen açtı.

"Alo?"

"Canım, baban nasıl oldu? Bulabildiniz mi ameliyat parasını?"

"Maalesef Zeynep, aynı durumda. Çok yorgunum. İyi ki siz varsınız , olmasaydıız ben delirebilirdim."

Zeynep'in iç çekişi telefondan bile duyulmuştu.

"Sen de iyi ki varsın, keşke yanında olabilseydim ama annem rahatsız benim de onunla kalmam lazım, affet beni olur mu?"

"Ciddi bir şey yok değil mi?"dedi Defne telaşla.

"Yok, sen merak etme. Seni seviyorum, beni haberdar et tamam mu?" dedi Zeynep ve telefonu kapatmak için devam etti. "Görüşürüz Defne'm"

"Görüşürüz Zeyno'm"

Defne telefonu kapattı ve eli kolu bağlı bir şekilde babasının yanına gitti,dışarıdaki pencereden yoğun bakımda yatan babasına bakarak ellerini cama dayadı.

"Her şey benim yüzümden ... Seni dinleyip, anlayabilseydim ne o içkileri içerdin ne de burada olurdun. Seni artık anlıyorum ama umarım her şey için geç değildir baba"

Defne, babasını bu halde gördükten sonra yaşadığı tüm kırgınlıkları unutmuştu. Artık yalnızca kendine kızıyordu, inatçı oluşuna sitem ediyordu.

"Sen iyi olacaksın,biz iyi olacağız her şey düzelecek. Keşke seni daha erken tanıyabilseydim."

Cem'in hareketsiz yatışı gözlerinin dolmasına sebep olurken , babasına bağlı olan elektronik aletlerin birden bire ötmeye başlamasıyla korkuyla bağırmıştı.

"Bir şey oluyor! Babama bir şey oluyor"
Odaya doğru koşan hemşireye bakarak bağırıyordu. Hemşire kadın hızlıca yoğun bakıma girerken doktor ve asistanları da hızlıca yürüyerek oraya geliyordu. Defne'nin gözleri bulanıklaşırken olayları algılaması da güçleşiyordu. Asistanlardan biri onu uzaklaştırmak için dışarıya doğru ittirir gibi yönlendirirken Defne bir anlığına ruhen oradan uzaklaşmıştı.

Kendine gelmeye çalışırken ağlamasını istemsizce tutuyordu, donakalmıştı zamanı da kendiyle beraber durdurmaya çalışıyordu. İçindeki korku vücuduna bir ateş basması gibi nüksediyor, nefesi ciğerlerini yakıyordu. Yanakları kızarırken hangi ara sandalyeye oturduğunu fark etmeye çalışıyordu.Korkarak yoğun bakım kapısına bakarken açıldığını görüp doğruldu.

"Babam?"diyerek doktora baktı. Cevabı duymaya çekinerek bakıyordu. Ağzından yalnızca soluk bir kelime çıkabilmişti. Ona bir şey olduğunu duymaya hiç hazır değildi.

"Babanızın durumu şuanlık stabil ama bir an önce ameliyata alınmasını öneriyorum. Her geçen saniye ameliyat başarı oranını düşürüyor. "

Defne gözlerini yumarak derin bir nefes aldı,doktora minnetle baktıktan sonra teşekkür ederek geri çekildi. Titrek elleriyle ağzını kapattı ve ağlamaya başladı. Korkudan aklını kaybedecekti neredeyse, neyseki babasına bir şey olmamıştı eğer olsaydı babaannesine bunun hesabını sormaktan çekinmezdi. Kafası karışmış bir şekilde etrafına bakıp nefes almak için bahçeye doğru ilerledi. Boğazını sıkan biri varmış gibi boğuluyordu. Bahçeye çıkıp nefes almaya çalışırken aklında bir şeyleri hızlıca ölçüp biçiyordu. Babası için bir şey yapmak zorundaydı artık bekleyecek vakit yoktu, birine güvenmesi gerekiyordu.

Bir süre bir bankta kendine gelmeyi bekledi daha sonra nefesini düzene sokup telefonunu çıkardı. Savaş'ı aradı ve sabırsız bir şekilde açmasını bekledi. Babasının iyi olması için kendi hayatını ortaya koymaya hazırdı. Savaş'ın sesi ahizede duyulunca nefes alıp konuştu.

"Sana güvenebilir miyim?" direkt konuya girip fazla konuşmadı. Savaş'ın sadece buna cevap vermesini bekliyordu. Geriye kalan şeyler boşuna vakit kaybıydı. Savaş da onun çaresizliğini fark edip cevap verdi. Bu kadar zenginliğin içinde ona yardım edememek onu da kötü hissettirmişti, en azından bu şekilde ona destek olmayı umuyordu.

" Güven Defne. İçini rahatlatacaksa eğer seninle gerçekten evlenmeyeceğime söz veriyorum."

Savaş sonlara doğru alaylı bir mizaca bürünürken Defne ağlamaklı sesiyle konuştu.

"Sana güveniyorum. Görüşürüz"

Telefonu kapatır kapatmaz hastane girişindeki duraktan bir taksi bulup babaannesinin evine doğru yola çıktı. Babasının iyi olması için içinden dua ederken gururunu bir kenara koyup kabul edeceği şey yüzünden garip hissediyordu. Takside düşünceler içinde kafasını toparlamaya çalıştı. Zamanın nasıl geçtiğini farkına varamadan kötü kraliçenin o soğuk şatosuna varmıştı. Taksiciye para uzatıp inerken halasıyla buradan çıktıkları günü düşünüyordu. Rest çekerek çıktığı yere kuyruğunu kıstırarak geri gelmişti. Sırf bu bile Feride Hanım'ın büyük egosunu tatmin ederdi.

Güvenlikten somurtarak hızlıca geçti ve öfkeyle kapıyı çaldı. Çalışan kadın Defne'ye gülümseyerek kapıyı açtığında Defne kadını umursamadan yanından geçti.

"Evde mi?"

" Babaanneniz mi?"

Defne alaylı bir ifadeyle güldü ve kadına baktı.

"Bu evde ondan başka biri kaldı mı?"

"Yukarıda odasında Feride Hanım" dedi kadın ciddiyetle. Defne omuz silkti ve sert adımlarla yukarı çıkıp 'saygısız'bir biçimde içeri daldı. Feride Hanım oturduğu yerde sıçrarken torununun geleceğini biliyormuş gibi kendinden emin görünüyordu.

"Gelmişsin."

" Kabul ediyorum, parayı ver." dedi Defne sinirli bir şekilde. Feride Hanım ise pişkindi, gülümsüyordu. Anne olmayı hak etmiyordu .

"Ben onu kurtarmaya çalışırken sen inadın uğruna babanı öldürüyorsun. "dedi Defne'ye bakarak.

Defne sinirlerine hakim olmaya çalışarak dudaklarını ısırdı. Kafasını dikleştirdi ve Feride Hanım'ın gözünün içine baktı. Bunca zaman nasıl onun bu yüzünü göremediğini anlayamıyordu. Oysa her şey apaçık ortada görünüyordu.

" Babam senin yüzünden ölebilirdi be! Sen neyin inadından bahsediyorsun, ruh hastası kadın. Akraba olduğumuz için utanç duyuyorum. Senden nefret ediyorum." diye sesini yükseltti ve eli istemsizce havaya kalktı, dişlerini sıkıp yumruk yaptığı elini kendini zorlayarak yere indirdi.

" Kendimi tutuyorsam babam iyi olsun diye. Bir an önce parayı hastaneye yatır, sonra ne istiyorsan de, fazla vaktimiz yok."diye dişlerinin arasından konuştu.

Feride Hanım gülümseyerek komodinden bir kağıt çıkarttı, Defne'nin eline tutuşturdu.

"Bunu imzala, anlaşmamıza uyacağına dair bir sözleşme. Ben de parayı göndereyim."

Defne tiksinerek babaannesine baktı ve kağıtta yazanları okumaya başladı. Sessizce yazanlara göz gezdirirken yaşadığı olayın saçmalığıyla deliriyordu.

... İşbu sözleşmenin Borçlu tarafından tek taraflı olarak feshedilmesi veya Borçlu’nun sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, Borçlu, aldığı 6.000.000 TL tutarındaki bedelin iki katını cezai şart olarak Alacaklı’ya ödemeyi kabul ve taahhüt eder.

Feride Hanım bunu bile kılıfına uygun bir şekilde sözleşmeye dökmüştü. Defne şaşkın bir şekilde defalarca sözleşmeyi okurken Feride Hanım'ın yüzünde zafer kazanmış gibi bir gülüş vardı. Defne babaannesine nefret ederek bakarken Feride Hanım ona bir dolma kalem uzattı.

"İmzala."

" Bu yaptığın suç resmen. "

" Her şeyin bir yolu yordamı vardır torunum, bunun da bir yolu var elbet. Sen, seni ilgilendiren kurallara uy yeter."dedi.

Defne bir an önce bu evden çıkıp gitmek istiyordu. Başka bir seçeneği olmadığı için kağıdı sehpanın üzerine koyup hızlıca imzaladı. Gözünden yaş akmasa bile içinden ağlıyordu.

"Parayı yatır hemen"diyebildi nefretle adını bile anmak istemediği yüze bakarken.

Feride Hanım emrivakiden hoşlanmasa da elde ettiği zafer karşısında bunu görmezden geliyordu. Telefonu çıkarıp birini aradı ve parayı göndermelerini istedi. Defne para işini halletmenin rahatlığıyla derin bir nefes aldı. Şuan düşünmek istediği tek şey babasının sağlığıydı. Sonrasını daha sonra düşünebilirdi. Son kez babaannesinin yüzüne baktı ve sinirli bir şekilde oradan ayrıldı.

Oradan hastaneye nasıl geldiğini bile anlamamıştı. Yolda halasına ve arkadaşlarına parayı bulduğunu söyleyip detay vermemişti. Babaannesinin yaptığı bu şeyden utanıyordu ve bilinmesini istemiyordu.

Babasının ameliyatları için imza atarken, kötü bir şey olmaması için dua ediyordu. Halası da ona destek olmak için yanındaydı ve abisinin götürülmesini bekliyordu. Belirli bir saat verip Defne'yi son kez yanına aldılar. Üzerinde koruyucu bir önlük, kafasında bone ve ağzında da maske vardı. Zar zor nefes alırken babasının elini tutup mırıldandı.

"Seni seviyorum, geldiğim günden beri gerçekten affetmek istemiştim seni. Şimdi affediyorum işte ama sen de iyi olacağına ameliyattan sağ çıkacağına söz ver...Beni o evde yalnız bırakma. Lütfen baba..."

Defne konuşurken gözleri durmuyordu, lafını bölerek gözyaşı akıtıyorlardı. Yanaklarından süzülerek akanlar yüzündeki maskeyi ıslatıyordu. Cem söz verdim diyemese de Defne Cem'in söz vereceğini biliyordu.

" Seni bekliyorum, çabuk gel."dedi ve babasının elini okşayarak bıraktı. Yavaş adımlarla geri geri gelerek oradan çıkarken ağlamasını da durduramıyordu.

Üzerindekileri hızla çıkarıp atarken hıçkırarak ağlıyor ve ne yapacağını bilemeden halasının yanına gitmeye çalışıyordu. Halasını görür görmez sarıldı ve beraber ağladılar. Kimsenin o an aklına paranın nereden geldiği gelmiyordu. Herkes Cem'in ameliyatına odaklanmıştı ve duygusaldı. Açelya, Caner ve ailesi de Cem için gelmişlerdi. Defne'nin geleceğini sanmadığı biri daha vardı aralarında, Savaş. Defne halasından sonra diğer herkese de hızlıca sarıldı,teşekkür etti. Sıra Savaş'a gelince elini uzatıp sadece tokalaştı. Elleri hala birleşikken konuştu.

"Sağ ol geldiğin için " dedi. Savaş mahcubiyet içeren ifadesiyle tebessüm ederken Defne'nin elini destek olurcasına sıktı.

"İyi olacak, merak etme." dedi.

Caner onları fark edip yanlarına geldiğinde Defne hızlıca elini çekip Caner'e baktı.

"Babam iyi olacak. Olmak zorunda, burada onu bekleyen çok seveni var. " dedi. Caner Savaş'ı sorgular gibi bakarken Cem'i sedye ile oradan çıkardılar. Yanlarından hızlıca geçerken Defne de hareketlenmişti. Peşinden ilerliyordu, onu yalnız bırakmamak için. Caner ve Açi de ardından vefakar dostlar olarak gidiyordu. Ne yazıkki bu, hasta asansörünün önüne gelene kadar sürmüştü. Sonrasında asansörün önünde Defne babasıyla kısa süre vedalaşmak zorunda kalmıştı.

"Görüşeceğiz" diye mırıldanıp yere çökerken dostları da iki yanına çöküp sarılıyorlardı. Berfu arkada ağlayarak dua ediyor, Defne ise umutla tebessüm ediyordu; babasının onu yalnız bırakmayacağından emin gibi.

...

..

.

 

Bana kızgınsınız biliyorum, hepiniz Ege'yi özlediniz. O sebeple size müjdem var. İki bölüm sonra Ege geliyor! Özlem sona erdi. Umarım daha güzel ilerler süreç, hayırlı ramazanlar efenim :))

Bölüm : 20.02.2026 17:52 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...