
Gözlerimi aralamaya başladığımda hiçbir şey göremiyordum. Karnımda ve bacaklarımda hissettiğim ağrı nefes almamı zorlaştırıyor du. Gözlerimi tam olarak açtığımda karşımda bana arkasını dönük bir şekilde bekleyen bir adam duruyordu. Kafamı dikleştirerek onun sırtı ile göz göze geldim. Arkası bana dönük olan bu arkadaşın bayağı sırtı da kaslıydı. Acaba karabatak denilen itin nesi oluyor bu?
Leyal: Karabatağın hangi kolusun? Adam ahtapot gibi kendi hariç bütün itlerini üstüme saldı. Söylesene bari size ne kadar kemik veriyor.
Arkası dönük bir şekilde büyük bir kahkaha attı ama bu çok uzun sürmedi. Galiba sinirlenmişti.
Leyal: 49 kromozomlu size köpeği olduğunuzu söylemediğini söyledi . Sen de söylesene size ne diyor?
Karabatak: Ahh, ufaklık. Sen galiba kendini cesur sanıyorsun. Ama unuttuğun bir şey var o da bu hikayede ki cesur değil sonu feci biten kız rolünde olabilirsin.
Leyal: Eh,onada şükür.
Bana arkası dönük olan kişi cidden sorunlu birine benziyor. Edebiyata da takıntılı galiba. Bana arkası dönük olduğu için zaten sıkılıyordum.
Leyal: Ne o tipin çok mu kötü? Bir nur yüzünü göstermedin.
Karabatak: Senin baban kadar tipsiz olamam.
Bana sonunda yüzünü döndüğünde sinirden kızarmıştım. Yavaş adımlarla bana yaklaştı. Aramızda birkaç adımlık mesafe kalmıştı ki yerinde durdu. Kendimi toplayarak tekrardan konuşmaya başladım.
Leyal: Babamın katil olması onu tipsiz yapmaz. Bu arada ben sana inanmıyorum!!! Benim babam öyle bir şey YAPMAZ!!!! ANLA ARTIK BUNU!!!
Karabatak: Zaten ben tek başına yaptığını söylemiyorum ki. Annen de ona yardımcı oldu.
Leyal: Ne yapmış olabilirler ki.
Karabatak: Sana yapacaklarımın sadece %1'ini yaptı. Senin için fazla değil ama olsun. Senin sonunda benim annem ve babamın ki gibi olacak. Merak etme , çok canını yakmayacağım küçük yaratık.
Leyal: Sen ciddi misin ya!? Daha gerçek ismini bile söyleyemeyecek kadar ötlek bir herif sin.
Karabatak: Kapat çeneni seni lanet olası şey! Yoksa ben kapatmasını bilirim!
Kopot çonono sono lonot oloso soy. Geri zekalının birisi karşıma geçmiş önce annemle babamı öldürdü sonra arkadaşımın hayatına da girdi hiçbir şey olmamış gibi geçmiş karşıma konuşuyor. Daha bana adını söyleyecek kadar cesaretli bile yok dünyayı yakma peşinde haspam. Şu an bu adamı gram umrumda bile değil. Acaba Seda nasıl. Konu şu 49 kromozomlu kişiye kaldıysa bayağı mal birine benziyordu. Seda şimdi onu gebertmiş olması lazım. Daha adını bile bilmediğim kendini Kara batak olarak tanıtan kişi bir dolaptan bir şeyler seçiyordu galiba. Eline dolaptan bir şey alarak bana döndü.
Karabatak: Boks oynamayı sever misin küçük şey?
Leyal: Sana ne bundan! Bir daha da bana küçük bir şey deme sensin küçük şey!
Karabatak önce bir kendine baktı sonra dönüp bana baktı. Sanki bu söylediğime inanamıyormuş gibi gözleri ikimizin arasında gidip geldi. Bu arada eline siyah bir boks torbası geçiriyordu. Pek bokstan anlamazdım.
Karabatak: Biliyor musun ben boks oynamayı çok severim.
Elini havaya kaldırarak daha ne olduğunu anlamadan o boks eldiveni yüzümle temas etti. Ağzımda hissettiğim iğrenç tatlı ağzımın kanadığını anladım. Yüzüme doğru savurdu yumruklar karşı gelinmezdi. Zaten ellerim bağlı olduğu için karşılık da veremiyordum. Ağzındaki kanı bir an onun yüzüne tükürdüm. Karabatak: BABASININ KIZI İŞTE KÜÇÜK PİSLİK ORUSBU!!!!
Bana hakaretler savururken bir yandan da vurmaya devam ediyor du. Kaşım patladığı için kandan dolayı gözümü bile açamıyordum. Yüzüme indirdi her yumrukta onu içimden binlerce kez lanet ediyordum. Şu an canımı yakan daha büyük bir şey vardı o da Seda'nın nasıl olduğunu bilmemek. Kız benim yüzüme hayatının en mutlu gününde ruh hastalarının eline düştü. Buradan sağa çıksam dahi kendimi asla affetmeyeceğim. Hem zaten Seda'nın benimle hala arkadaş kalmak istediğini düşünmüyorum. Onun yerine başka biri olsa istemezdi çünkü. Seda'nın hayatının içine ettim.
Bana vurmayı kestiğinde yüzümle boks eldiveni kanlar içinde kalmıştı. Ağzımın içinde yüzümün her tarafında iğrenç kanın kokusunu alabiliyorum. Kendimi bildim bileli kan kokusu midemi bulandırdı. Ve şu an mide bulandırıcı kokuyordum. Kafamı kaldırarak onun iğrenç suratına baktım. Yüzünde iğrenç bir sırıtış vardı. Boks eldiveni çıkararak üstüme doğru fırlattı. Zevk aldığı her halinden belliydi .
Karabatak: Ne o küçük şey yoruldun mu?
Cevap vermeden ifadesizce yüzüne bakmaya devam ettim.
Karabatak: Hayatın adaleti bu ailen yapar Sen çekersin. Sonuçta ben de istemezdim yetim veya öksüz büyümeli. Ben tercih etmedim bu hayatı senin ailen bana hediye etti ve benim hayatımı çaldılar. Şimdi ben senden benim olanı alıyorum.
Leyal: Tamam, anlıyorum Senin istediğin benim ama arkadaşımdan ne istiyorsun? Lütfen arkadaşımı bırak.
Birkaç saniye düşünüyor gibi yaptı ama unuttuğum bir şey vardı. O çoktan tarafını seçmişti. Kalbini siyaha boyamıştı.
Karabatak: kelebek ve papatyanın hikayesini bilir misin?
Leyal: konumuz masal mı? Lütfen arkadaşımı bırak. Yalvarıyorum sana.
Sanki hiçbir şey dememişim gibi sözüne devam etti.
Karabat: kelebek kırlarda uçarken bir papatya görür. Papatya neşe ile şarkı söylüyordu. Kelebek papatyaya aşık olur ama bir gününü gömülü olduğunu bilir. Buradaki papatya benim annemdi kelebek ise babam . Bir mucize oldu babamın kelebek kadar ömrüne ömür eklendi. Papatyayı sevebilecek kadar ömrü oldu. Ama bir gün senin annen ve baban geldi papatyayı soldurdu kelebeği öldürdü. Annem ve babamın öldüğü gibi seni de öldüreceğim. Bekle küçük şey o gün geldiğinde bana yalvaracaksın ama bir şansın olmayacak çünkü benim annem ve babamın da bir şansı olmadı. Ben....
Yan odadan gelen sesle birlikte sözü yarıda kesildi. Yan odada bir adam Çığlık atmıştı. Daha ne olduğunu anlamadan odadan fırlayarak çıktı. Ne dediğini tam olarak ne demek istediğini anlamadım. Onun annesi ve babası nasıl ölmüştü?. Eminim O zamanlar daha küçüktü ve bir o kadar küçük kalpte nasıl bu kadar büyük bir nefret büyüyebilen?
~YAZARIN ANLATIMIYLA~
Hyun-su Seda'yı bağlamak için arkasını döndü. Önce Seda'nın kollarını yukarıdan bağladı. Ayaklarını da bağlamak için eğildiğinde unuttuğu küçük bir sorun vardı. O da Seda'nın bacaklarının esnekliği. Seda bunu fırsat bilerek hyun-su'nun yüzüne doğru bir tekme savurdu. Hyun-su ne olduğunu anlamadan Seda 2 tekmeyi karnına geçirdi. Hyun-su Seda'yı durdurmak için ona yaklaştığında Seda hyun-su'nun erkekliğine sağlam bir tekme geçirdi. Hyun-su patladığına emin olduğu erkekliğini refleks olarak tutarak bağırdı. Attığı çığlık bütün evde yankılandı. Seda bu haline büyük bir kahkaha attı.
Hyun-su: Amına kodumun oruspusu. Sikerim senin o kodugumun ayağını.
Seda: He,he kesin yaparsın canım.
Sinirden deliren hyun-su Seda'ya vurmak için eline kaldırdı tam vuracakken Seda yine esnekliğini göstererek onun bileğine tekme attı. Tekmenin etkisiyle mi olduğu bilinmez hyun-su'nun bileğinden kırılma sesi geldi. Hyun-su acıdan kıvranırken bir anda odanın kapısı açıldı. karabatak gelmişti.
Karabatak: Noluyor lan burada!
Seda: Bir dahakine kendine doğru eleman seç istersen. Bunların hepsi çürük çıktı.
Karabatak: Bu kodugumun kaltağı ne saçmalıyor böyle?
Seda: Kaltak senin yedi ceddin olur amına kodumun şerefsiz köpeği.
Karabatak Seda'nın nasıl bir psikopat olduğunu öğrenmeye başlamıştı. Seda yaklaşık bir tokat attı. Tokat'ın etkisiyle Seda'nın yüzü sola doğru savruldu. Ama Seda'nın savaştığı ruhunu unuttu. Seda kafasının daha dik bir şekilde kaldırarak tekrardan küfürler savurmaya başladı. Karabatak Seda'nın ağzını bağlayarak arkadaşının yanına geçti. Hala acıyla inliyordu.
Karabatak: Şimdi bana bir kızdan dayak yediğini söyleme !
Hyun-su: Abi görüyorsun ama kız kız değil mübarek yaratık! Zaten erkekliğime bir tane tekme geçirdi, çocuğum olmayacak bu kaltak yüzünden.
Bunlar aralarına konuşurken Seda bunlara küfür ediyordu. Ağzı kapalı olduğu için anlamıyorlardı.
Karabatak: ilk başta bu kıza sinirlenmiştim ama çok hayırda kalmış ha. Senden bir tane yetiyordu dünyaya senin gibi böyle klonlara dünya dayanamaz hazır değil böyle bir şeye. İyi anlaşacağız bence bu kızla.
Karabatak odadan çıktı ve yan odaya geçti.
~LEYEL'DAN ANLATIM ~
Her geçen zaman yüzündeki kan artıyor du. Önceden akmış olanlar ise yüzümde kurumaya başlamıştı. Her geçen saniye kan kokusu daha da katlanılmaz oluyordu. Kapının açılması ile O yöne döndüm, karabatak gelmişti. Ters duymadıysam yan odadan Seda'nın sesini duymuştum ve yine küfür ediyordu. Arkadaşım diye demem çok orijinal küfürleri vardır.
Leyal: yan odadan Seda'nın sesini duydum oydu değil mi?
Karabatak: Arkadaşında sen de psikopatsın! Ne ses kızım siz böyle?
Leyal: Ne inim ne cinim senin de dediğin gibi psikopatım. Başka sorun var mı?
Karabatak: Annen ve babanın nasıl öldürdüğünü merak ediyor musun?
Leyal: araba kazasında öldüler! Frenleri kesin değil mi ?
Sanki komik bir şey söylemişim gibi karabatak büyük bir kahkaha attı. Canım yanıyordu, Hayatım boyunca hiç bu kadar yandığını hissetmemiştim. Anne ve babamın eceli gelmemişti onlara bir suikast düzenlenmişti hem de karşımda duran şerefsiz bu işe kalkışmıştı.
Karabatak: Ah ufaklık sen cidden çok temiz kalplisin. Sence o kadar kolay mı olacağını sandın. Arabayı ben bir tek kaza ile bırakır mıyım. Önce araba uçurumdan yuvarlan dı, sonra patladı ve en sonunda annem ve babam içinden çıkacağı zaman adamlarıma anne ve babanı diri diri yaktırdım. Bak normalde bu tip şeyleri söylemez ama senden geçmişe dayalı bir hukukumuz var Sen ve arkadaşın yanarak öleceksiniz. Söz veriyorum manzaralı bir yerde yapacağım size. Bu evde
sizi yakamam. Kanınızla evimi kirletmem.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |