10. Bölüm

Bölüm 6 Duyulan Özlem

Novaa
mjoraste

Kafamı kaldırdığımda Arel'i çatılmış kaşlarla arkamdaki kişiye baktığını gördüm. Kafamı arkama beni tutan kolların sahibine döndürdüğümde mavi gözleri, dalgalı hafif koyu kahve saçlarıyla ona baktığım için o da doğrudan bana bakıyordu.

 

Boğazını temizleyip kollarını benden çekti ve kaşlarını çatıp "Dikkat etsene" dedi kızgın sesiyle. Deli miydi bu be?, sanki kendi isteğimle düşecektim. Bende altta kalmamak için "Ne var, sanki kendi isteğimle düşecektim başım döndü ne yapayım?" dedim. O da "İyi bir daha olmasın mümkünse" dedi, kaşlarımı çatıp "Aman be tutmasaydın" dedim.

 

"Tabi tutmasaydım da merdivenlerden düşseydin" dedi. "Merak etme düşmezdim" dedim. Bu sefer sırıtarak "Ya öylemi kim tutacaktı seni?" diye saçma bir soru yöneltti. Sorduğu soru gerçekten saçmaydı çünkü önümde Arel vardı. Sahte bir gülümsemeyle "Bak yanımda Arel de var sen tutmasan o tutardı" dedim.

 

Arel'e dönüp burnundan güldükten sonra tekrar bana döndü ve "Ya tüh görmemişim ya" dedi yüzündeki sahte ifadeyle sonra "Seninle uğraşamayacağım küçük kız daha önemli işlerim var" dedi ve yanımızdan geçip gitti.

 

Kollarımı iki yana açıp "Nerde manyak beni bulur zaten" dedim. Arel'e baktığımda yüzümdeki ifadeden galiba siniri gitmiş son söylediğime gülmek istiyormuş'ta kendini zor tutuyormuş gibi bir ifade vardı yüzünde.

 

Aslında bir de gülüşünü görsek fena olmaz he Asel?

 

Tabi iç ses başka isteğin var mı?

 

Bende üstümdeki hafif sinir ve tehditkar bir sesle "Sen gülüyor musun?" diye sordum, o da tehdidimi algılamış olacak ki "Hayır, hayır ne gülmesi" dedi. Sakinim sakinim, "Neyse abimleri bekletmeyelim bu sinirle bir de onu çekemem" dedim ve devam etim "He bu arada o çocuk kim?", yüzü eski halini aldığında "Önemsiz herifin teki boş ver" dedi. Merdivenleri bitirip dışarı abimlerin yanına doğru ilerlerken "Artık çok geç kafaya taktım bir kere" dedim, o da "Madem öyle ben konuşurum onunla okulun ilk gününden moralini bozma" dedi. Diyecek bir şey bulamadığım için kafamı sallayıp gülümsedim.

 

Umarım yüzüm kızarmamıştır...

 

Asel bir şey söyleyeceğim ama kızma

 

He iç ses söyle bakalım, ne saçmalayacaksın acaba

 

Saçmalamak mı ayıp oluyo

 

İç ses hadi

 

Hahaha bence bu çocuk senden hoşlandı gibi bir şeyy

 

Allah'ım sabır verr!!

 

İç sesle ufak bir tartışma yaşarken çoktan abimlerin yanına gelmiştik.

 

Abim "Kızım kaç saat oldu hadi daa" dedi, bende "Öf geldik işte hadi yürü gidelim" dedim. Abim Pamir'i işaret edip "Bu pis velette bizle geliyor" dedi. -Allah'ım goll!!- Gülümseyerek Pamir'in koluna girip "Hadi o zaman gidelim" demiştim ki aklıma Batuhan abi geldi. Abime "Gidelim gitmesine de Batuşş nerdee??" diye sordum. Abim de annesinin acil çağırdığını gitmesi gerektiğini söyledi ve daha sonrasında Sera ve Arel'le vedalaşıp eve doğru yol aldık.

 

Eve varmadan bizim sokakta fotoğraf çektirdik ve markete uğrayıp bir şeyler aldık. Eve vardığımız da odalara dağılıp üstümüzü değiştirdik. Abim Pamir'e kendi kıyafetlerinden vermişti. Ben aldığımız abur cuburları hazırlarken abim film izlemek için koltuğu daha konforlu hale getiriyordu Pamir ise film seçmekle meşguldü.

 

Ben abur cuburları hazırlayıp içeri geldiğimde koltukta yayılmış beni bekliyorlardı bende hazırladıklarımı onlara verdikten sonra aralarına girip oturdum. Tüm gece film izleyip sohbet etmiştik. Daha sonra odalara dağılmıştık. Pamir'e bizim olduğumuz kattaki misafir odalarından birini vermiştik.

 

Odamdaki banyoda dişlerimi fırçalayıp, krem sürdükten sonra yatağıma girdim. Yatağımın yanında ki annemle babamın olduğu çerçeveyi alıp gözümden düşen gözyaşı eşliğinde "Sizi çok özledim...Baba ben senin prensesin olmayı, saçlarımı koklamanı öpmeni özledim. Annemin saçlarının kokusuyla kollarında masal dinlerken uyuduğum zamanları, bana sarıldığında hissettiğim o huzuru ve güveni özledim" dedim.

 

Minik Asel'den

 

"Baba saçımı koklasana annem bayyo yaptırdı bana" dedim. Babam ise oturduğu tekli koltuktan doğrulup beni kucağına alıp saçımı kokladıktan sonra "Benim prensesim, mis kokulum" deyip öptü.

 

Annem kapının kenarına yaslanmış gülerek bizi izliyordu. Anneme dönüp "Anne bu aşkam seninlen uyuyalım mıı?" diye sordum. Babam hafif bir kahkaha atıp "Kızım aşkam değil akşam" dedi "Baba ikisi de bana aynı geliyor bu işin sonunda be annemle uyuyo muyum? evet" dedim. Babam da "Çokbilmiş seni kime çektin anlamıyorum ki" dedi. Annem de "Acaba hayatım kime çekmiş olabilir ki?" dedi.

 

Babam "Tabii ki bana, kızım her özelliğin benden almış. Sadece güzelliğini ve ölüp bittiğim gülüşünü senden almış" dedi. Annem babamın yanına gelip yanağından öptükten sonra bana kollarını açıp "Hadi bakalım güzelliğim bugün şanslısın prensimiz evde yok arkadaşında kalmak istedi bugün" dedi.

 

Bende "Abim eve gelsin çok kıscam ona bana haber vermeden gitmiş" dedim. Annem abimin bana haber vermek istediğini fakat sabah erken kalkamayıp uyuduğum için beni uyandırmak istemediğini söyledi ve sonra "Hadi bakalım Ay Kızım annenin kollarında güzel bir masalla uyumaya" dedi.

 

Ve küçük Asel annesinin anlattığı masalla huzur dolu bir uykuya daldı...

 

Günümüzdeki Asel Altuğ'dan

 

Tüm gece kafamda susmayan anne ve babamın sesiyle gözyaşları içinde uykuya dalmıştım. Abim olmasaydı şu an bu kadar ayakta durabilecek miydim bilmiyorum. Herkese mutlu görünmem gerekiyordu özellikle de abime bana belli etmese de canının nasıl yandığını gözlerinden görebiliyordum. İnsanların kendilerini çaresiz hissettiği anlar farklıdır ve ben 10 yıldır o kadar çaresiz, bitmiş ve kötü hissediyorum ki onların olmadığını o son çığlıklarını duymadığımı, bilmediğimi hissediyorum. Abim iyi ki vardı bu hayattaki şanslarımdan biri de oydu.

 

Sabah saat yedi sularıydı kalkıp elimi yüzümü yıkadıktan sonra güzelce hazırlanıp kahvaltı hazırlamaya indim. Kahvaltıya Pamir'in delisi olduğu sucuklu yumurta, Abim için 2 gün önce yapıp buzluğa attığım ıspanaklı börekleri ve diğer kahvaltılıkları koymuştum. Tam çayları doldururken Pamir geldi yüzünü yıkamıştı fakat hala ayılamamıştı. Gözlerini ovalayıp dururken birden durdu elini gözünden çekip maya baktı gördüğü sucuklu yumurtayla neredeyse oturduğu yerde dans edecekti. Sucuklu yumurtanın kokusunu içine çekip sandalyeden kalktı ve yanıma gelip yanağıma kocaman öpücük bıraktı.

 

"Ya sen bir tanesin ya" dedi ve hızlıca tekrar sandalyesine oturup sucuklu yumurtasına gömüldü. Abim de geldiğinde bende oturmuştum. Kahvaltımızı yapıp evden çıktıktan sonra durağa doğru yürüdük ve otobüsü beklemeye başladık. Aradan bir on beş dakika geçtikten sonra otobüs geldi. Pamir okula normalde motorla gittiğini fakat dün arkadaşı ısrar edince arkadaşıyla gittiğini söyledi haliyle otobüs kartı da kullanmıyordu.

 

Her ne kadar paramız da olsa ne bu evden kopa bilmiştik ne de o paraları harcayabilmiştik. Acil bir durum olmadığı sürece o paralara dokunmayacaktık eğer oldu da bir şeyler ters gitti bankadan gidip çekecektik.

 

Ben kartımdan Pamir için de okuttuğumda boş yer bulup geçip oturduk. On beş dakika kadar geçtikten sonra otobüs okulun önündeki durakta durdu. Otobüsten indikten sonra okulun bahçesine giriş yaptık okulun giriş kapısına doğru ilerlerken birinin ismimi seslenmesiyle durdum . Arkamı döndüğümde Sera hızlı hızlı yürüyerek bize doğru geliyordu.

 

Sera yanımıza geldiğin de nefes nefese "Nabersiniz gençler?" dedi, bende onun bu haline gülüp "İyidir senden naber?" dedim. "Aynı" dedi. Dersin başlamasına az kalmıştı o yüzden "Hadi gidelim geç kalacağız" dedim. Onlarda beni onayladıktan sonra okula girdik ve sınıflarımıza dağıldık.

 

....

 

Hellloooo!!!

 

Belini tutan kişiyi kim bekliyordunuzz??

 

Asel acı dolu geçmişinden kurtulabilecek mi?

 

yorumlarınızı ve oylarınızı bekliyorum:)))

 

sizleri çokkk seviyorum kendinize iyi bakın:)))))

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 06.11.2024 15:26 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...