2. Bölüm

İlk

Günay Hacıyeva
mor_a

Karanlıktan nefret ediyordu işte. Peki neden şu an her yer zifiri karanlıktı? Kulağına dolan nefes sesleri onunki değildi. Ama yabancı da değildi. Karanlığa alışmaya başlayan gözlerine inat kalbi durmadan sıkışıyordu. Zor da olsa dudaklarını aralamıştı:

"Işık.. Işığı açın" Sesi titrek ve kesik kesik çıkmıştı. Dudağından çıkan her kelimede nefesi kesiliyordu sanki. Eskiden karanlıktan bu denli korkmazdı. Annesinin gelmesini beklerken gece olmuş ve odanın ışığını açmak için kalkmaya bile korkmuş Hoseok artık bu karanlığa alışamaz olmuştu. Elini duvarlara sürerek bir kapı arıyordu. Gözlerinin nemlendiğini hiss ediyor, kalbindeki sancıyı geri pilana atamıyordu.

Duvarda gezinen eli başka bir ele temas edince irkilmişti. Nefesini hızlıca içine çekip dikleştiğinde kalbi sanki yerinden çıkacaktı. Geri çektiği elini belinin arkasına yerleştirdiğinde dibinde nefes seslerini duya biliyordu. Küçük adımlarla arkaya gitse de en son duvara çarpması ile durmuş kulağına daha da yaklaşan nefes ve adım sesine alışamaz olmuştu.

Korku tüm hücrelerine yayıldığında ayak ucuna başka bir ayak ucu dokunmuş, karşısındakı kişinin nefesi yüzüne temas etmişti.

Çok yakınlardı. Hoseok onun yüzünü görmese bile yüzüne çarpan nefesin etkisiyle yüzünü sola doğru çevirip gözlerini sıkı-sıkı kapamış, sanki duvarı geçe bilircesine kendini duvara daha da fazla sıkmıştı. O sırada kulağına ona tanıdık olan bir ses dolmuştu.

"Özledim seni Hosu"

Hoseok küçük Yoonginin sesini anınta tanımıştı ama bu cüsse küçük Yoongiye ait olamazdı. O büyümüştü. Yani büyümüş olmalıydı. Peki sesi, o neden değişmemişti?

Kalbindeki korku anında yok oldu. Yoongi ona her zaman güven vermeye devam edecekti. Yıllar geçse bile.

Gözlerini yavaşça açarak karanlığa baktı. Ama işte karanlıktan başka da birşey göremeyince pes etti. Yüzüne çarpan nefes sanki daha da yaklaşmıştı. Bu sefer içinde korkudan başka bir duygu oluşmaya başlıyordu. Kasıkları geriliyor, kalbi gereğinden hızlı çarpıyordu.

Bir anda sıcak nesefin kulağına temas ettiğini hiss etti. Bedeni anında tahrik olmuş gibi titremişti. Ama bütün bunlar ona çok saçma geliyordu.

"Seni özledim Hoseok"

Bu seferki ses farklıydı. O küçük Yoongiye ait değildi. Kimdi o? Ama Hoseok bütün bunları düşünmeye fazla fırsat bulamadan kulağında hifif öpücük hiss etti. Kendini biraz daha duvara sokmaya çalıştığında aslında kurtulmak için onu sadece itmesi gerektiğini anlayamıyordu.

Dudaklar kulağından kalktıktan sonra kulak altında hafif sürtünerek boynuna inmişti. Hoseok gittikce titremeye başlayan bedenine engel olamıyordu. Tanımadığı biri tarafından böyle tahrik olamazdı. Çok saçmaydı herşey.

Dudaklar bu sefer şah damarına derin bir öpücük blrakmıştı. Hoseok dudaklarını araladığı anda inleyeceğini bildiği için dudaklarını bir-birine sıkı sıkı bastırıyor, gözleri zevkten dönüyordu. Şah damarından kalkan dudakları tekrar aynı şeyi söylemişti. Ama bu sefer daha büyük bir tutkuyla:

"Seni çok özledim Hoseok"

Hoseok nefes alışlarının kontrolden çıktığının farkındaydı. Bu sefer bilinmez adamın dudağı kendi yanağına hafif sürtünerek yukarı çıktığında dudak kenarında küçük öpücük hiss etti. Sonra tekrar.. Tekrar.. Tekrar. Her seferinde öpücek daha da büyük baskıyla yapışıyordu dudak kenarına. Yavaş yavaş sola doğru kayıyordu dudakları.

En son merkeze geldiğinde bir kaç saniye öylece durdu. Elini Hoseokun gömleğinden içeri daldırarak karın kaslarını okşamaya başladı. Hoseokun kalbi alev almış yanarken erkekliğinin hayli büyüdüğünü hiss ediyordu. Şu an tanımadığı bu adamı becermek için herşeyi yapa bilirdi ama korkak kalbi çok korkaktı işte.

Bilinmez adam sağ eliyle Hoseokun karın kaslarını okşarken, sol eliyle yanağını okşuyor, dudaklarını onun dudaklarına sürtüyordu.

Artık daha fazla dayanamayan Hoseok arkasında sakladığı elini hızla çekerek tanımadığı adamın saçlarından tuttu ve kendine daha da çekerek onu büyükce öpmeye başladı. Karşı taraf bundan memnun olmuş gibi ona aynı hızla karşılık vermişti.

Dudakları bir-birini tutkuyla öperken Hoseokun içinde büyük bir özlem başkaldırmıştı. Dudaklarına yapışan bu tanımadığı adamı neden bu kadar özlediğini bilmiyordu. Şu an tek istediği şey onun kim olduğunu bilmekti.

Hoseok, kapalı gözlerinde hafif ışık hiss ettiğinde onları açmaya korkmuştu. Şu an onu görecekti. Ona derin tutkuyu yaşatan, dudaklarında derin yaralar bırakadan kişiyi görecekti. Hafifçe gözlerini araladığında şaşkınlığı görülür derecede büyüktü.

Büyük bir heyecanla gözlerini açtığında gördüğü tek şey beyaz tavanı olmuştu. Yerinde dikleşerek oturduğunda tüm bedeninin terlediğini görmüştü. Tüm olanlar rüya olamayacak kadar gerçekçiydi. Kimdi rüyasında onu o denli tahrik eden adam?

İlk başta çocukluk arkadaşı Yoonginin sesini duymuştu. Sonra o ses olgunlaşmış, onda farklı duygular yaratmıştı.

O an aslında Yoongiyi ne kadar özlediğini hatırladı. Onun en son görmesinin üzerinden tam 11 sene geçmişti. Şu an Yoonginin 19 yaşı vardı. Acaba nasıl görünüyor diye düşündü. Onu tekrardan görse tanıya bilir miydi? Çokca sorularını geri pilana atarak yataktan kalktığında bedeni hala kaskatıydı. Gördüğü rüyanın etkisinden çıkamadığı için erkekliği taş gibi olmuştu. İçinde öyle bir ateş baş kaldırmıştı ki, şu an önüne çıkan ilk insanı becere bilirdi.

Telefonunu eline alarak zaten rehberde en üstte olan isme bastı. Bir kaç saniye sonra telefon açılmıştı. Hoseok onun konuşmasına izin vermeden lafa girmişti:

"Sevgilim şu an sevgilinin birini becermeye ihtiyacı var. Seni bekliyorum."

_______________


Hello


Kafamda acayip garip bir senaryo var. Takipte kalın bak vallaha pişman olmazsınız. İlk kafamda bölümlerde konu tam oturmadığı için acemice yazılmış ola bilir. Ama zamanla hikayeye alıştıkca daha uzun ve yaratıcı bölümlerle geleceğim.


Hadi hoş okumalar.💫


Bölüm : 30.07.2024 23:39 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Günay Hacıyeva / Sensiz_Im (Sope - +) / İlk
Günay Hacıyeva
Sensiz_Im (Sope - +)

13 Okunma

0 Oy

0 Takip
3
Bölümlü Kitap
Hikayeyi Paylaş
Loading...