3. Bölüm

Tanıdık Ses

Günay Hacıyeva
mor_a

Hoseok yorgun bedenini yatağa bıraktığında yanında nefes-nefese kalan adama çevirdi bakışlarını. İkisi de yorgun halde bakışırken karşısındakı adam alt dudağını ısırarak Hoseokun dudağına küçük buse kondurdu:


"Bu gün çok ateşliydin sevgilim. Benim için bu denli çıldırman beni mutlu ediyor"


Hoseok bakışlarını tavana çevirdiğinde "hıhım" diye yetinmişti sadece. Çünki ilk defa onun için değil, tanımadığı biri için bu denli tahrik olmuştu.


Evet, çok güzel bir an yaşadılar ama rüyasında tanımadığı adamın öpücükleri ona daha zevkli gelmişti. Aynı zefki sevgilisinden alamaması onu biraz üzmüştü.


Yerinde dikleşerek oturduğunda yanındakı adam da kalkarak üzerini giyinmeye başladı. Hoseok bakışlarını ona çevirdiğinde çekici ensesinde takıldı gözleri. "Ahh bu adam gerçekten de çok yakışıklı" diye geçirdi içinden.


Adam arkasını döndüğünde Hoseokun hayran bakışlarıyla daha da memnun olmuş gibi sırıtarak onun yanına oturdu.


"Sevgilim?" 


Hoseok tebessüm ederek "efendim?" Diye cevap verdiğinde karşısındakı adam biraz çekingenlikle cevap vermişti:


"Ben geldiğimden beri durgunsun biraz. Birşey mi oldu?"


"Ahh hayır Rawoon. Sadece yarın ünversiteye başlıyorum ya biraz gerginim"


Rawoon elini Hoseokun omuzuna atarak ona tebessüm etti; "Oh benim sevgilim ünversiteden mi korkuyor?"


Hoseok yerinden kalkarak dolaba yöneldi; "Korkmuyorum. Ama keşke sen de olsaydın. Kendimi daha rahat hiss ederdim." Dolabın kapısını açarak havlu aldıktan sonra bakışlarını yatağında oturan adama çevirdi.


"Ahh Hoşik zaten birşey fark etmezdi ki. Ben zaten bu yıl son sınıfım. Yine bensiz kalacaktın. Alışacaksın merak etme"


"Bir yıl da kısa bir süre değildi aslında. Neyse." Yüzünü asarak banyoya girdi.


Rawoon yerinden kalkarak telefonunu cebine attıktan sonra banyo kapısına yaklaştı. Dudaklarını kapı aralığına yaklaştırarak konuşmaya başladı. "Ben hep senin yanında olacağım Hoşik. Seni görmeye de gelecğim. Söz veriyorum. Şimdi gitmem gerek biraz işlerim var. Seni seviyorum."


Bir kaç saniye bekledi ama karşı taraftan cevap gelmeyince daha da beklemek istemeyerek kapıdan uzaklaştı.


Hoseok cevap vermediği için pişman olarak geri döndüğünde odası bomboştu. "Hemen de gitti" diye iç çekerek banyoya geri döndü.


Yarın ünversitedeki ilk günüydü. Kendini çok garip ve farklı hiss ediyordu. İçinde garip bir tatsızlık vardı sanki. Ne yapsa da günlerdir içinden atamadığı bu hissle baş etmek zor olacaktı.


Yurttan ayrıldığı üç ay olmuştu. Evlatlık edinmeden yurtta büyüyen çocuklar 18 ne geldiğinde devlet tarafından bir eve yerleştiriliyorlardı. Tam üç ay olmuştu yalnız yaşadığı. Aslında Rawoon da olmasa asla katlanamazdı bu denli yalnızlığa da sevgilisi arada gelip onu mutlu ediyordu.


Rawoon ile kütüphanede tanışmışlardı. 5 ay oldu tanıştıkları ve son 2 aydır sevgililerdi. Aslında ona karşı çok ta yoğun hissleri yoktu. Ama kendini onun yanında rahat ve iyi hiss ediyordu. O, onu dinliyordu. Evet o iyi biriydi.


Ona çokca güvense de asla yurtta büyüdüğünü söyleyememişti. Onun da onu bırakıp gitmesinden çok korkuyordu. Çünki yıllar sonra ilk defa bir adama bu kadar güvenip kendini ve bedenini emanet ediyordu. Rawoon da onu bırakıp gitse Hoseok buna dayanamazdı. Kaybetmek.. O artık birilerini kaybetmekten çok yorulmuştu.


Banyodan çıktıktan sonra üzerine rahat kıyafetler giyindi. Aynanın önünde hafif uzamış saçlarını taradıktan sonra çekmeceden bilekliğini alarak koluna taktı. O bilekliği ona Yoongi hediye etmişti. Bağlarını kısaltıp, uzatmak mümkün olduğu için hep kolundaydı. O bileklik Hoseokla birlikte büyümüştü. Bilekliğin aynısından Hoseok ta Yoongiye hediye etmişti. Baş parmağını bilekliğinin üzerinde gezdirdiğinde gözleri dolmuştu.


"Acaba Yoon da bilekliğini hala takıyor mu? Beni.. Beni hala hatırlıyor mu?"


Dolmuş gözlerini tavana dikerek ağlamasını durdurdu. Ağlamaktan nefret ediyordu. Çokca ağlamıştı artık bunu istemiyordu. O sadece gülmek, eğlenmek istiyordu o kadar.


Evden çıktığında saat 3-e geliyordu. Nereye gittiğini, niye gittiğini kendisi de bilmiyordu. Tek bildiği şey arkadaşını bu gün daha fazla özlemesiydi. Ve bir de etkisinden çıkamadığı o rüya. Kimdi o adam. Kimdi?


O ılık dudakları tekrar şah damarında hiss ettiğinde bedeni tekrar tahrik olmuştu. Nasıl da güzeldi aslında. Rawoon öperken asla aynı hissi yaşayamamıştı. Hem de hiçbir zaman. Bir rüya bir insanı bu denli nasıl etkilerdi anlayamıyordu.


Başını sağa ve sola sallayarak tüm düşüncelerden sıyrılmak istemişti. Düşünemezdi. Çünki her aklına geldiğinde erkekliği harekete geçiyordu. "Sadece rüyaydı Hoseok.. Düşünmü sadece bir rüya o kadar."


Hava kararana kadar boş-boş gezmişti. Eve geri döndüğü esnada aslında bütün gün boyu hiçbirşey yemediğini hatırlamasıyla gözüne ilk çarpan kafeye girmişti. Biraz erişteyle domuz göbeğinin çok güzel gideceğine için olduğundan onları sipariş etti. Yemeği önüne gelmesiyle hemen çubukları eline aldığında dışarıdan gürültü yükseldiğini duydu. Duvarlar cam olduğu için dışarısı gözüküyordu. İki adam kavga ediyordu. Hatta birisi diğerini öldüresiye yumurukluyordu.


Her kes dışarı çıkınca kendisi de iradesine yenik düşüp dışarı çıkmıştı. Arkası dönük şekilde yerde yatan adama yumuruklarını savuran adam dudak altı birşeyler mırıldıyordu. Sonunda bir kaç adam onu diğerinin üzerinde almayı başarmıştı. Sinirli adam hiddetle kükrediğinde Hoseok tırsmıştı.


"Seni piç kurusu! Bırakın öldüreceğim bu şerefsizi!"


Sesi.. Hoseok bir aydınlanma yaşamıştı sanki. Sesi rüyasındakı tanımadığı adamın sesine çok benziyordu. Küçük adımlarla öne doğru gelmeye başladığında tek isteği onun yüzünü azıcık görmekti.


Sinirli adam kollarını hışımla çekerek kalabalıktan uzaklaşmaya başladığında Hoseok adımlarını hızlandırmıştı. Adam sokağa sapıtığında daha da hızlanarak sokağın başına gelmişti ama sokakta kimse yoktu. Bir kaç adım ileri gitse de karanlık sokak onu çok ürkütmüş olmalı ki, hızla geri çekildi. Bir dakika gibi orda durduktan sonra kimseyi göremeyince kafeye geri dönüp başlayamadığı soğumuş yemeğini yemeye başladı.


"Salaksın Hoseok! Bir rüyanın peşinden kendini tehlikeye atıyordun. O yumuruk yüzüme çarpsaydı her halde öle bilirdim. Ahş çok salağım. Yani sesi benzeye bilir. Normal birşey. Çok normal"


Kendi-kendine konuşarak yemeğini bitirdikten sonra nihayet evine gelmiş ve kendini yatağına bırakmıştı.


"Bu gün çok garip bir gündü. Uyumam gerek." Birden elini havaya kaldırarak yüksekten bağırdı:


"Heey piç! Bu gün de rüyama gelirsen ışıkları kapatma lan! Ve gel.." garip bir kahkaha attı. Söyledikleri ona da komik gelmişti. ".. gel bak senle yarım kalan işimiz var!"


Gözlerini kapatarak kendisini derin uykunun kollarına bırakmıştı.


////////////////////////////////////////////////////


Hızımı alamayıp 3 bölüm birden attım. Hadi hadi çok aktiv bir kitap olacak. O yüzden destek kuzularım. Size güveniyorum. Sevindirin bu garibanı. Jsjsjekejeoeneoejke


Bölüm : 30.07.2024 23:43 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Günay Hacıyeva / Sensiz_Im (Sope - +) / Tanıdık Ses
Günay Hacıyeva
Sensiz_Im (Sope - +)

13 Okunma

0 Oy

0 Takip
3
Bölümlü Kitap
Hikayeyi Paylaş
Loading...