12. Bölüm

11.BÖLÜM – MEDET UMMAK

Eda Şahinoğlu
mutlusonlarinyazar


“Ne yani bu türbedeki kadının dedikleri işe yarıyor mu?” dedi Burçin şaşkınlıkla.
“Evet kız. Valla iki günde adamı yatağa atarmışsın.”
Burçin gözlerini kırpıştırdı, “Ay Ela üstüme iyilik sağlık, ben öyle mi dedim şimdi? Sadece evliliğim yoluna girsin istiyorum. Öyle ayıp şeyler söyleme. Uğur saçmalıyor. Bebek varken sakıncası yok diyorum. Yok efendim kendi girdiğinde aradan düşermiş de bebek, falan diye saçmalıyor.”
Ela kıkırdadı. “İlahi Uğur işte, her şey beklenir ondan. Şimdi Şermin abla gelsin, gideriz.”
O sırada sokağın başında Şermin’in küçük beyaz arabasının önce sesi duyuldu, sonra da kendisi görüldü. İki kadın önlerinde zar zor duran arabaya bindiler.
“Ay Şermin abla, dayıma söyle de sana düzgün bir araba alsın. Bu ne ya? İki saatte kalkamıyorsun, dört saatte duramıyorsun.”
“Of bunu aldırabildiğime dua et. Onun arabası ile domates kamyonuna çarpıp, tüm domatesleri devirdikten sonra, almaya da bilirdi.”
Burçin birden “Hii!” diye bağırıp, bebeğini korumak amaçlı karnını tuttu. “Sen kamyona mı çarptın?”
“Yok bebeğim korkma, adam yaşıyor. Allah’tan bir şey olmadı.”
“Valla ben kendime korktum şuan.”
İleride bekleyen Ayşim’in de önünde zar zor durmuştu araba. İki üç adım da koşmak zorunda kalmıştı hatta. “Gel Ayşim’im gel. Senin derdin ne?”
Ofladı. “Ya sormayın. Oğuz’un ailesi beni Oğuz’a layık görmüyor. Ablasının bir de...” sesi üzgünce çıkmıştı, “Eski sevgilisinin mesajlarını okudum.”
Şermin arkaya baktı, “Hoşt olsun! Kıçı boklu karıya bak hele, seni mi beğenmemiş. Evde kalasıca. Şimdi gidelim bu yere, bakın ilişkiniz nasıl düzene girecek.”
“Bu ne abla? Yani gideceğimiz yer.”
“Aşık bir Derviş’in türbesi. Adam zamanında bir kadına çok aşıkmış. Gidip istemiş, vermişler. Ama karısı bir türlü sevmemiş adamı. En sonunda Derviş aşkından ölmüş. Ölürken de son sözleri ‘Benim derdim herkese şifa olsun’ olmuş. O günden sonra bir kadın belirmiş başında ve onun sözcüsü olarak, dertlere deva oluyor.”
Ayşim şaşkınca baktı kadına, “Ya Şermin abla, adamın kendine hayrı yokmuş. Gidip bir de adamdan medet mi umacağız?”
“Öyle deme, işte bu kavuşamamış diye, diğer aşıkları kavuşturuyormuş.”
Burçin ile Ayşim bir an birbirlerine baktılar. “Pek de emin olamadım şimdi.” Sonra gözlerini kısıp, Burçin’e baktı. “Sen evlendin, yuvalandın. Senin ne derdin var ki?”
“Adamın kuşunu yuvaya sokturamıyor,” dedi Şermin kıkırdayarak.
“Ay sokmuş ki, civciv olmuş karnında. Kuzenimin günahını alma yani.” Ayşim bunu kötü bir niyetle söylememişti ama ortam birden sessizleşince kız da bir çekindi. “Şey... Ben kötü bir şey mi dedim?”
Burçin içinden gelmese de kıza kötü hissettirmemek adına gülümsedi, “Yok güzelim. Sıkıntı yok.”
O sırada varmışlardı Şermin’in dediği yere. İçerisi gerçekten de kalabalıktı. “Ay tüm İstanbul platonik aşk yaşıyor anlaşılan,” dedi Ayşim sıkıntı ile.
Arabadan dört kız inerken Ela Şermin’e dirsek attı. “Biz de yapalım mı?”
“Ay yok canım, benimki yeterince istekli, ekstra bir güce gerek yok.”
Burçin kadının dediği ile yüzünü astı, “Tamam Şermin abla, istekli kocası olanı var olmayanı var. Böyle şey etme.”
Hep birlikte içeri geçtiler. Sıra onlara geldiğinde söylenen yere eşarplarını bağladılar. Sonra da oradaki kadının yanına geçebilmek için para attılar. “Valla sanki dolandırılıyoruz. Ne demek en az elli lira?”
“Ya at işte,” dedi Burçin yüz lira atarken.
“Neden yüz lira attın yenge?” diye sordu Ayşim şaşkınlıkla.
“Aman işimi garantiye alıyorum ben. Sen bakma bana.”
Sonra da ilerideki kapıdan girip, mezar gibi taşı gibi olan yerin yanındaki kadının önüne gelip oturdular. Kadın onlara uzun uzun baktı.
“Neymiş senin derdin?” dedi önce Burçin’e bakarak.
“Şey... efendim... Ben yeni evlendim ama kocam...” eğilip utanarak fısıldadı, “Nasıl desem... Yatağa giremedik henüz.”
Kadın gözlerini kısıp, başını salladı ve bir kağıda bir sürü şey yazıp verdi. “Bunu sabah akşam bir kaşık kocana içir. Bak nasıl o yataktan çıkmıyor. Bu Aşık Derviş’in karısına içirdiği şurup.”
Burçin elleri titreyerek aldı kağıdı. “Ama o... Yani sevmemiş karısı onu.”
“Bu aşk için değil zaten. Anlarsın ya, o iş için.” Kadının söyledikleri komik ise de yüzü ciddiyetinden ödün vermiyordu.
Burçin başını sallayıp, kalkıp gitti oradan. Ardından da Ayşim gelmişti.
“Senin derdin ne güzel kız?”
“Nişanlımın ailesi beni istemiyor. Biz de kavga ettik azıcık. Barışmak istiyorum ama...”
“Ama gurur yapıyorsun?”
“Evet. Ailesi ile benim aramda kalsın istemiyorum.”
“Bak kızım sana bir tavsiye, eğer bu oğlan seni seviyorsa kimseyi takma derim. Seni mutlu edecek olan o, ailesi değil. Onu da mutlu edecek olan sensin. Ona yeniden bir aile verebilirsin,” sonra bir kağıda bir şeyler yazıp, ona verdi. “Bu yazdıklarımı yap. Bak oğlanın gözü senden başkasını görmeyecek.”
Ayşim de gülümseyerek teşekkür etti ve hemen kalkıp oradan uzaklaştı.
*
Uğur iş yerinden çıkıp eve geldiğinde bahçede dolanıp, durdu. Eve girerse neyle karşılaşacağını biliyordu. Bir adet seksi karısı. Bahçedeki masanın önündeki sandalyeyi çekip oturdu.
Burçin pencereden kafasını çıkarıp, "Uğur ne yapıyorsun Allah aşkına girsene içeri!" dedi bahçede oturan kocasına.
"Banane ya! Bahçede de gezemezsin ya o bebilerinle. Hah! Burası daha güvenli! Burada oturacağım."
Burçin kaşlarını çattı. Kocası kendini zeki mi sanıyordu acaba?
"Bak bana şeytan boynuzlarımı çıkarttırtma Uğur, gir içeri! Sonu ikimiz içinde iyi olmaz!"
Uğur pencereye doğru döndü. Kadının üzerindeki siyah tül gecelikle yutkunsa da gözlerini hemen kaçırdı. "Allah Allah! Bana yazık değil mi? Eğer şey olacaksa geleyim. Yoksa hayatta girmem eve! Aklımı oynatacağım ya!"
Burçin "Peki!" deyip perdeyi çekti ve telefonunu alıp banyoya girdi. Sanki geldi de yok dedi ona. Adama bak ya! Üzerindeki geceliği çıkarıp, suyu açtı. Duşta saçlarını ıslattıktan sonra, duşa kabinden çıktı ve saçları ile göğüslerini örtüp, fotoğrafını çekti.
Şeytanca sırıtırken mesaj kısmına girdi.
B: "-Fotoğraf- Ben duştayım. Kapıyı çalarsan duymayabilirim. Haberin olsun!"
Uğur gördüğü fotoğraf ve okuduğu mesajla ayağa kalktı. "Bu kadar da yeter ama!" kapıya gittiği an kapının kapalı olması ile gözleri kocaman oldu! "Burçin! Burçin aç kapıyı! Burçin sana diyorum!" etrafa bakınıp, sesini alçalttı. "Burçin, bak konu komşu kapıya attın sanacak beni, aç şunu!"
Açılmayacağını anladığında oflayarak kapı ağzındaki çıkıntıya oturdu. “Burçin yemin ederim bunun hesabını bu akşam soracağım sana! Hayır çocuğa bir şey olmasa... Of of!”
*
Ayşim elindekileri sımsıkı tutmuş, yol kenarında bekliyordu. Sonunda adamın sağlık ocağından çıktığını gördü. Oğuz da onu görmüştü. İçindeki özlemden delirmek üzereydi.
“Ayşim? Neden girmedin? Neden burada bekliyorsun?”
Ayşim işe yaramasını dua ederek elindekileri adama uzattı. “Şey... Bunları verecektim sadece.”
“Bunlar ne?” derken çantayı açtı ve ona aldığı hediyeleri gördü.
“Diğerlerini de sonra göndereceğim.”
Adam çantayı hızla kapatıp, kıza ters ters baktı. “Gerçekten mi Ayşim? Her ufak kavgada ayrılacak mısın böyle?”
“Bu ufak bir kavga değil ki...”
“Kimin ne düşündüğünü önemseseydim onların fikrini alırdım. Ama umurumda değil Ayşim. Ben seni seviyorum. Her koşulda, her anımda sen ol istiyorum. Sen de her şeye rağmen benimleysen-“ cebinden geçen evde çıkarıp attığı kızın yüzüğünü çıkardı ve avcuna bıraktı. “Bunu geri takarsın. Yok sevmiyorum dersen de bu çantadakilerle birlikte çöpe atarsın!” dedikten sonra çantayı kızın eline tutuşturup oradan uzaklaştı.
Hayır, ayrılık da neyin nesiydi? Çıldıracaktı yakında. Ablası ile yaptığı tartışmadan sonra annesi de aramış, onunla da kavga etmişti ve şimdi her ikisi ile konuşmuyordu. Umarım yakında bu deli kız da Oğuz’daki değerini bilirdi.

GÜNÜN AKŞAMI
Kadın kocası ile karşılıklı oturmuş konuşmaya çalışıyorlardı. Ama bir türlü konu açılmıyordu. En sonunda dayanamayan Burçin, konuya girmeyi başardı. Bu adama alışmıştı. Değişikti ama, kocası olması hoşuna gitmişti.
"Sorun ne Uğur anlamıyorum!"
"Jartiyer?" dedi Uğur elini beline koyarken.
"İyi de her gelin giyer. Her gelinin hayalidir gelinliğin altına jartiyer giymek."
Uğur'un gözlerini kocaman oldu ve ellerini iki yana doğru açtı. "Pes! Hayatımda duymadım böyle saçma bir hayal!"
"Kızlar gelip sana jartiyer hayalini anlatacak değil ya Uğur. Nereden duyacaksın?"
"Peki gecelik? Onlar da mı hayalin?" dedi alay eder bir tonda.
"Ya Allah Allah, yeni evli olan her genç kız giyer bunları. Şimdi kapı çalsa, annenler gelse, beni kot tişörtle görseler. Demezler mi 'Ay siz nasıl yeni evlisiniz öyle?' diye. Ayıp olur!"
"Lan benim annemler neden seni bu gecelikle görsünler? Delirtme beni!"
"Ya her halde bu gecelikle görmeyecekler. Ama onlar geldiğinde ben hemen odaya gideceğim. Sen de onlara 'Müsait değildi, üstünü giyinmeye gitti' diyeceksin. Yani tamamen politik." deyip göz kırptı.
"Maşallah, benden çok entrika biliyor."
"Ay hiç mi dizi izlemiyorsun?"
Uğur ofladı. "Giyme öyle şeyler ya. Ben... Şey... Oluyorum."
"İşte bebek... Bi doğsun... Olmazmış ya, sen dedin. Düşer dedin. Ya içeri itilir de rahatsız olursa dedin. Evine izinsiz girmeyelim dedin. Ya yüzüne gözüne çarpar da zarar görürse dedin-"
"Ya Allah da benim belamı vermiş zaten sus artık! Hay bunları diyen ağzımı bece-"
"Aaa! Uğur sus bakayım. Ne biçim konuşuyorsun sen benim fasulyemin yanında."
Uğur oflayarak banyoya giderken bağırdı. "Hayır elimle mi evlendim seninle mi anlamadım? O değil de millet evlendiği ilk günler yatak odasından çıkmaz. Ben banyodan çıkamıyorum!"
Burçin kıkırdadı ve kocasına seslendi. "O da bir fantezidir sonuçta!"
Ertesi gün Burçin gerekli olan her şeyi hazırladı ve kırmızı renkli şuruptan bir kaşığın ucuna döküp, tattı. Neyseki tadı karpuzlu bir şeye benziyordu. Kahvaltıda adama bir bardak doldurdu. Gerçi kadın bir kaşık demişti ama... Olsun olsun, garantiye almak iyidir.
Adam banyodaki işlerini halledip, çıkmış mutfağa gelmişti. “Günaydın birtanem,” dedi gülümsemeye çalışarak. Bu kadının varlığı bile deli ediyordu onu. Çok aşıktı çok.
“Günaydın kocacığım.”
“Bu ne?” dedi adam kırmızı içecekten bir yudum alırken.
“Annem küçükken hep yapardı bize. Zinde tutar. İç.”
Uğur kahvaltı ile birlikte koca bardağı da içip, kalktı. “Hadi ben gidiyorum bebeğim. Erken gelirim. Tamam mı?” kadını tam yanağından öperken, Burçin başını çevirdi ve dudakları birleşti.
“Uğur...” diye fısıldadı.
Uğur’un kalbi içinden çıkacaktı. “Efendim?”
“Bu gece yanımda uyu.”
“Tamam...” diye fısıldadı konuşmaya çalışarak ve evden dışarı zor attı kendini.
Ama öğleden sonra iş yerinde otururken, terlemeye başlamıştı. Hayır, şuan kesinlikle istediği şey karısıydı. Başını ellerinin arasına aldı. Delirmek üzereydi. Bulut içeri girdiğinde kaşlarını çattı. Çünkü arkadaşı iyi değildi.
“Uğur iyi misin?”
“Değilim! Abi benim hemen eve gitmem lazım!”
“Bir doktora git-”
“Hayır!” diye bağırdı adam. “Bana Burçin lazım,” dedi ve hızla lokantadan ayrıldı.
Eve geldiğinde bahçe kapısını açması ile gömleğinin düğmelerini de açmaya başlamıştı. Hayır ne olursa olsun, şimdi karısı ile birlikte olacaktı. Kimse buna engel olamazdı.
Kapıyı çalarken bir yandan da gömleğini pantolonundan kurtarıyordu ve işte karısı bütün güzelliği ile üzerinde kırmızı bir gecelikle karşısındaydı. Gözlerini kırpıştırdı. Gecelik miydi o elbise mi? Her neyse çıkaracaktı nasılsa şimdi.
“U-Uğur! Ne yapıyorsun?”
“Çıkar şu elbiseni, çabuk! İyi değilim!”
Kadın yutkundu, “U-Uğur! Uğur dur Allah aşkına! Beni duymuyor musun?...”
Ama Uğur o anda gerçekten karısını duymuyordu. Önce duvara dayadı, sonra da boynunu ve dudaklarını öpmeye başladı.
En sonunda da tam onu kucağına almış odalarına götürüyordu ki onlara bakan dört çift şaşkın gözle kalakalmışlardı.
“Kabus! Kabus değil mi bunlar Burçin? Bana göründüler değil mi?” sonra bağırdı, “Burçin bir şey söyle ya!”
“İndir beni! Deminden beri söylüyorum! Duyuyor musun acaba?”

Bölüm : 01.12.2024 13:38 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...