13. Bölüm

12.BÖLÜM – ATEŞ MESELESİ

Eda Şahinoğlu
mutlusonlarinyazar

 

“Aaa!” dedi Emsal hanım, bir yandan da kıkırdıyordu.

“Ayol benim oğlan bildiğin azgın teke çıktı.”

Burçin kıpkırmızı olmuştu. “Yok, yok Semra annecim, valla normalde öyle değil! Hiç yapmaz yani öyle şeyler.”

Kadın hiç inanmamış gibi bakarken, Berrak hanım bir şey bilmediğinden, “O bebeği leylekler getirmedi ya?” diye bir laf attı ortaya.

O sırada hala karısını kucağında tutan Uğur, ona sevgiyle baktı. “Melekler getirdi,” diye mırıldandı.

Burçin de ona aynı bakışlarla bakarken, Nevin hanım “Hadi hadi çıkalım. Yoksa burası alev alınca gümbürtüye gideceğiz valla,” dedi.

Burçin o anda adamın kucağından indi. “Ama olmaz çayı demledim. Semra anne, Uğur gidecek zaten şimdi.”

“Yok canım, nereye gidecekmişim? Gitmiyorum bir yere!”

Burçin ona uyarı dolu bakışlar atarken, adam içindeki yangınla baş etmeye çalışıyordu. Gitselerdi ya bir an önce.

“Neyse kızım, siz de o çayı fırına verdiğiniz mercimekle içersiniz artık,” diyerek kıkırdadı Emsal hanım.

Burçin “Emsal teyze!” diye inlerken, Uğur “İçimde ateş topu var, daha çay diyor!” diye homurdandı.

Yok yani gitmezlerse, Bulut ile Ela’ya yazacaktı. “Herkes gelsin annesini evine alsın” diye. Bu neydi kardeşim? Neyseki böyle bir şeye gerek kalmadan evden çıkmışlardı.

Kapı kapandıktan sonra sinirle arkasını dönen Burçin yine bir anda kendini duvar ile adam arasında bulmuştu.

“Yapamıyordum Burçin. Dokunmaktan korkuyordum. Çünkü...” kadının yanaklarını avucunun içine alıp, uzun ateşli bir öpücük bıraktı. “Çünkü o bebeği gerçekten istiyorum ve bu yüzden ona bir şey olursa...” başını iki yana salladı, “Ömür boyunca kendimi affedemem. Vicdanımla baş edemem, en önemlisi senin yüzüne bakamam. Sen de beni affetmezsin. Seni kaybederim. İşte o anda bende ölürüm.”

Kadın ona ilk defa yüreği titreyerek baktı. İçindeki arzu bambaşka bir duyguya dönüşürken, henüz adını koyamıyordu. Bunu uzun zamandır hissediyordu. Özlem, tutku ve daha bambaşka bir kaç duygu harmanlanıp, akıyordu bu adama.

“Ben seni hiçbir şey için suçlamam. Bu bebek bizim. Senin ve benim Uğur. Ona bir şey olmasına izin vermem. Ama olursa da asla suçu sana atmam.” Elini aldı ve karnına koydu. “Sen onu hissettiğin an babası oldun.”

“Baba oldum,” diye mırıldandı adam yavaş yavaş dudağına eğilirken. Sonunda o dudaklara kavuştuğunda öncelikle tutkudan uzak, sadece yüreğindeki aşkı hissetmesini sağlayan bir öpücüktü.

Burçin adamın dudağındaki o ateşle ellerini onun boynuna doladı ve “Odaya gidelim,” diye mırıldandı.

Uğur yavaş bir hamle ile onu kucağına doğru çekti, kızın ayakları sanki her zaman bunu yapıyormuş gibi adamın beline dolanmıştı bile. Birlikte o öpücüğü ateşlerken, odalarına gidiyorlardı.

Kadını yavaşça yatağa yatırmadan önce, örtüyü açtı. Sonra onu son derece dikkatli bir şekilde yatağa uzandırdı.

“Bebeğim...” dedi inleyerek yanına uzanırken. Sonra kızın elbisenin önündeki düğmeleri açmaya başladı. Kalbi duracaktı. Bunu yaparken kızın gözlerinden bakışlarını alamıyordu. Çünkü onda ufacık bir tedirginlik görse, vazgeçebilirdi.

Göbeğinin oraya kadar geldiğinde durdu. Hafif çıkık göbeğini sevgiyle okşadı. “Bu görüntüyü sevdim.”

“Göbekli oluşumu mu?”

“Hayır. Bebeğimle oluşunu. Doğar doğmaz ikinciyi yapmalıyız.”

Kız kıkırdadı. “Anlaşılan ben hep hamile kalacağım.”

“Galiba,” dedi Uğur, ama sonra yüzünü buruşturdu. “Hayır. Olmaz. Azıcık da bana kalmalısın. Kızımız biraz büyüsün, ona bir kardeş yaparız. O kardeşine bakar. Sen de benimle ilgilenirsin.” Geri kalan düğmeleri de çözdüğünde gördüğü o küçücük beyaz dantel, hayal gücüne izin vermeyecek şekilde her şeyi cömertçe sergiliyordu.

“Burçin... Ölüm sebebim olacaksın sen benim,” dedi ve dudağını önce göbeğine, sonra da yavaşça aşağılara değdirdi.

Burçin korkudan çok merak içindeydi. O adamla yaptığı hiçbir şeyden zevk almamıştı. Şimdi de öyle olmasından korkuyordu. O anda üzülse de şuan Serdar’ın ona bu şekilde dokunup, öpmemesine memnun olmuştu.

Göğüslerine değen avuçlar ilk kez yaşadığı bir şeydi ve onu ürpertmişti. “Canını mı yaktım?” Uğur bir an endişe etmişti.

“Hayır be adam! Canımı falan yakmıyorsun. Devam et!”

Ve Uğur bu komuta uyup, kadını en güzel şekilde, acemiliğine rağmen onunla birlikte zirveye taşımıştı.

Bu ikisi içinde bir ilkti ve ikisi de yaşadıkları zevkin şaşkınlığı ile birbirlerine bakıyorlardı.

“İyi misin?” diye açık bir merakla sordu.

Burçin göğüslerinde yatan ve karnını sevgiyle okşayan adamın saçları ile oynuyordu. “Bu ilkti. Ama çok iyiyim.”

Uğur şaşkınlıkla ona bakarken, kız esnedi. “Sanırım ikinci için, uyanmamı bekleyeceksin aşkım,” dedi ve gözlerini kapadı.

Uğur ise onun söylediği son kelime ile uykusunu unutmuş, saatlerce karısının yüzündeki huzuru izlemişti.

‘Aşkım’ demişti ona...

 ***

Ayşim evin içinde deli gibi dolanırken, parmağındaki yüzüğe bakıp gülümsüyordu. Ama yüzüğü taktığını adama nasıl gösterecekti ki?

Aklına gelen fikirle gülümsedi ve sağ elini yanağına koydu. Sonra da haberi yokmuş gibi başka tarafa bakarken kendini çekti.

‘Yine sıkıcı bir gün...’

“Hayır, saçma oldu.”

‘Yüzüğüm ve benden herkese günaydın...’

“Ne bu görgüsüz gibi.”

Oflayarak kendini yatağa attığında telefonuna gelen mesajın sesini duydu. Hemen doğrulup açtı. Ondandı...

O: “Sağ parmağın hala boş mu? Peki ya sol yanın?”

A: “Her ikisi de dolu. Ama... Sol yanım acıyor.”

O: “:( benimki kadar değil. Çok özledim Ayşim. Sevgilimi, nişanlımı, hayatımı güzelleştiren o şımarık kızı özledim.”

A: “Eğer bana bir çay ısmarlarsan, taze poğaçam var. Getirebilirim.”

O: “Sen mi yaptın? :)”

A: “Sayılır.”

O: “Üç kağıtçı. Annen yapmıştır kesin.”

A: “Ama fırından ben çıkardım.”

O: “Tabi. O da önemli. Fazla vaktim yok o zaman çabuk gel. Çayı koydum.”

Ayşim ilk andan hazırladığı saklama kabına koyduğu poğaçaları da alıp, koşarak çıktı evden. Kapıdaki ayakkabılarını giyerken, babaannesi ona gözlerini kısarak baktı.

“Kız! Kıçı ateşe verilmiş fare gibi nereye koşuyorsun öyle?”

“O ne biçim benzetme öyle babaanne ya. Oğuz’a poğaçasını vereceğim. Acele ediyorum. İşe gidecek.”

Kadın terliğini salladı, “Evine geçme, valla terlikle döverim seni.”

Kadın ‘tamam’ der gibi elini salladı.

Sokakta yürümüyor, uçuyordu. Zemine değil, sanki bulutlara basıyordu ve onun kapısının önüne geldiğinde elleri titreyerek demir kapıyı açtı. Aynı anda da etrafa bakıyordu. Kimsecikler yoktu. Hemen arka tarafa döndü ve mutfakta olan adama camı tıkladı.

Oğuz iki adımda gelmiş, kapıyı da seri bir şekilde açmıştı. “Hoşgeldin karanlığımı aydınlatan meleğim.”

“Öyle miyim?”

“Günlerdir karanlıklar içindeydim Ayşim.” Kıza uzanıp, sarıldı. “Bırakma bir daha beni.”

Kız işte o an artık hiçbir gücün onları ayırmayacağını anladı. “Bırakmam. Bırakmayacağım,” diye fısıldadı. İçinden de “Asla!” diye tekrarladı.

“Hadi girsene.”

“Babaannem tembihledi. Girersem terlikle dövecekmiş beni,” derken kıkırdadı.

“Merak etme. Söylemem. Sır,” dedi göz kırpıp, kızı içeri çekerken. “Hatta az sonra seni deli gibi öpeceğimi de kimseye söylemem.”

Ayşim nefes almayı unutmuştu. Bir doktorun yanında nefessizlikten ölen bir aşık olarak acaba ona da türbe yaparlar mıydı?

 ***

“Bebeğimiz iyi mi?” diye heyecanla sordu Uğur doktora. Erkek oluşundan hoşlanmamıştı ama, şuan daha önemli bir konu vardı.

“Gayet iyi. Parmak sayımız beş. Hemen ölçümlerimizi yapalım.” Bir süre sonra, “Her şey mükemmel!” diyerek ona bakan ikiliye döndü. “Ee cinsiyetini merak ediyor musunuz?”

Uğur birden “Evet!” diye bağırdı. Eli karısının elindeydi. Dün geceden sonra çok korkmuş ve sabahtan doktora getirmişti onu. Gerçekten sorun olup, olmadığını bilmeye ihtiyacı vardı.

“Babamız çok heyecanlı.”

“Evet,” dedi Burçin gülümseyerek.

“O zaman önüne artık ‘kız babası’ diyerek bu heyecanını azıcık daha arttırabiliriz.”

“Kı-kız mı?” dedi. Sesi titremişti.

“Evet. Erkek mi istiyordunuz?”

“Hayır! Hayır, ben...”

Uğur konuşamayınca karısı devreye girdi, “O hep kızım diye seviyordu zaten.”

Adam başını aşağı yukarı salladı, “Peki isim düşündünüz mü?”

Kadın “Hayır,” derken adam “Evet” dedi ve aklındakini söyledi. “Aslı... Her şeyin başladığı yer... En hakiki... En güçlü demek... Aynı sana olan sevgim gibi...”

 

Bölüm : 02.12.2024 14:53 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...