
ve bölüm geldi... Sonunda...
...
"Valla Uğur bazen küçük çocuk gibi oluyorsun!" diye bağırarak üzerindeki hırkayı çıkarıp, kanepeye attı. “Ya küçücük çocukla kavga ettin ya, sana inanamıyorum.”
Uğur kadının karşısına geçip, hayretle ona baktı. Ama karısının bu sinirli hallerini seviyordu; çünkü sonu ateşli bir sevişme ile bitiyordu. "Ben mi çocuklaşıyorum? Asıl o bücür kendini dev aynasında görüyor," diyerek yüzünü buruşturdu, "Hayır bacak kadar boyunla ne evlenmesi, ne aşkı? Ayrıca benim kızım onun kardeşi olacak, başkası baksa o koruyacak. Ama nerde... Kendi evlenecekmiş, bücüre bak sen! Hayır sen kim benim kızımı almak kim?" odanın içinde dönerken birden karısına dönüp, dibine kadar geldi, "Bak vermem kızımı ben ona ha!" diye bağırdı.
“Tamam Uğur, bir doğsun, bir büyüsün, bir evlilik çağına gelsin, bırakalım da kararı o verir.”
“Allah Allah ne kararı veriyormuş acaba? Benim kızım evlilik delisi olmayacak-”
"Ha yani ben evlilik delisiydim de seninle evlendim.”
Uğur birden sinirle, “Hayır, biz çocuk için evlendik-” derken kadının gözlerindeki hayal kırıklığı ile sustu. Aslında o öyle demek istememişti. “Burçin...
“Uğur dışarı!"
“Özür dilerim, ben eşeklik ettim Burçin. Hatta hayvanlık, öküzlük, odunluk... Ne dersen haklısın, ama sen içimi biliyorsun bebeğim, benim seninle sevdiğim için evlendiğimi biliyorsun, özür dilerim.”
“Uğur git!”
"Ne?"
"Git, aklını başına topla öyle gel, dedim. Hadi!"
"Saçmalama!" dedi gülerek. "Biz kavgaların sonunda sevişiriz, evden kovma nedir yani? Ha ama salonda yat diyorsan-"
"Hayır, evden git diyorum Uğur! Hadi çık!" deyip, adamı kolundan tuttu ve kapının önüne koydu.
"Burçin, saçmalıyorsun!"
"Hayır, saçmalamıyorum. Bu ne canım, küçücük çocukla daha doğmamış kız için kavga ediyorsun, yüzüme bu evliliği neden yaptığımı vuruyorsun. Yuh yani!"
"Hep bunlar hamilelikten..." diye cümlesini bitiremeden, suratına kapı kapandı.
Uğur kapanan kapıya bakarken, "Hayır, bir yerde yanlış yaptım ama o yer neresi onu bulamadım, nerden geldi ki o kelime dilime?" diye mırıldandı ve bahçeden dışarı attı kendini.
*
"Bir saniye hayatım," dedi Bulut karısından uzaklaşarak. Ela sabırsızca onu soyarken, o da telefonunu cevaplıyordu. "Efendim Uğur."
"Acil gel. Yardımına ihtiyacım var."
Bulut da boş kalan eli ile karısını soyuyordu. "İşim var gelemem."
"Lan ben sana böyle mi yapıyordum? Ne zaman arasan gelmiyor muydum?"
"Sen bekardın o zaman!" Bulut Ela'yı tamamen durdurdu ve "Ne oldu sorun mu var?" diye sordu gömleğini yeniden iliklerken.
"Burçin beni kapının önüne koydu," derken kimse duymasın diye etrafa bakındı.
"Neredesin?"
"Bahçe duvarında oturuyorum. Eve girmem lazım, bana yardım et. Kırdım galiba onu"
"Kapının önündeysen yapmışsındır bir eşeklik. Tamam, geliyorum."
*
Uğur arkadaşını beklerken mesaj kısmına girdi ve ona duygularını aktaran bir şiir yazdı.
U: "Yalandı sevmeler,
Anlatılan o hikayeler...
Bahçe duvarını da aşamadım,
O şarkı da yalanmış meğer..."
B: "O duvardan da git Uğur!"
U: "Belediyenin sokağı belediyenin duvarı bu sanane. Gitmiyorum."
B: "Belediyedeki çöpçüler götürsün seni Uğur!"
U: "Sensizlikten prangalar eskittim.
Saçlarımda oluştu bit.
Ne yaptım onu da bilmiyorum,
Daha değerli her halde kapındaki it!"
B: "Boşayacağım seni bu gidişle!
Evden defolup git!
Koynuma alacağım bu gidişle,
Seni değil kapındaki iti."
U: "Ayıp ayıp!"
U: "Çöpçüler bile görememiş aşkını,
Süpürülmedi o yüzden aşk...
Duvara tünedim, gitmiyorum aç kapını!
Konu komşuya rezil olduk bak."
B: "Atacaksın imzanı yakında,
En mutsuz sonlara...
Ben de sallayacağım arkandan mendil,
Hadi Uğur sana elveda!"
U: "Yakarım lan İstanbul'u! Boşayamazsın beni."
B: “Daha ne yaptığını bilmiyorsun Uğur!”
U: “Hayır biliyorum, yaptığım eşekliğin farkındayım. O kafiye şeysi için öyle yazdım. Hadi aç kapıyı bebeğim.”
B: “Git Uğur!”
U: “Gitmem de boşamam da...”
"İletilmedi lan!" arkasına bakıp tekrar telefona döndü, "Engelledi mi beni şimdi bu?" tekrar arkasına döndüğünde, karısını pencerede görmüştü. Kaşlarını çatmış ona bakıyordu. "Kocanı engelleyemezsin! Kocalar engellenmez!"
Ve perde yüzüne kapandı.
"Yemin ederim çarpılacaksın Burçin!"
*
"Uğur!" dedi Bulut telaşla yanına geldiğinde, "Ne oldu ya? Bizden çıkarken gayet iyiydiniz."
Uğur yüzünü buruşturup, başını salladı. "O kuzuların sessizliğiymiş meğer. Demin evde bir aslan kükredi, bende vik vik edip kaçtım. Daha doğrusu kovuldum," derken son kelimeyi sesini kısarak söyledi.
"Ee sorun ne?"
"Oğlun!" diye çıkıştı sinirle, "Ben oğluna karşı gaddarmışım da, küçücük çocukla çocuk oluyormuşum da... Allah aşkına de bana, haksız mıyım?"
Bulut yutkundu ve adama yaklaştı, "Şimdi ben damat babası olarak mı cevap vereyim, yakında kızı olacak bir baba olarak mı, bilemedim?"
"Adam olarak versen kafi! O kadar dallandırıp budaklandırma olayı."
"Peki dürüst olmak gerekirse, benim kızım olsa senin oğlundan daha mert birini düşünmediğimden böyle bir şeye karşı çıkmazdım. Yani Allah korusun James'ten iyidir."
"Neyse sus sen, güzel konuşmuyorsun. Sevmedim." Tekrar arkasına baktı, "Perdeyi de çekti zaten. Suratıma bakarak hemde!" çocuk gibi mızıldanan arkadaşına gülerek baktı Bulut. "Telefondan da engelledi beni, ulaşamıyorum şiirlerimle ona."
“Sorunun şimdi sadece bu olduğuna emin misin abicim?”
Uğur kafasını kaşıdı, “Azıcık da eşeklik ettim tabi, ondan sonra kapıya koydu.”
“Hah, o eşeklik ne?”
“Şimdi niyet farklı, söz ayrı olunca işler azıcık karıştı. Ama gerçekten aslında çok başka bir şey anlatmak istemiştim-”
“Uğur! Sıkıntı ne? Çok kısa bir soru?”
*
"Bir şey ister misin Uğur?"
"Karımı!" diye çıkışınca, Ela sabır çekti.
"Karın seni istemiyor, onu ne yapacağız? O son sözü demeyecektin yani kusura bakma!" sonra kocasına döndü, "Yemin ederim huysuz ihtiyarlar gibi oldu."
Uğur uzandığı koltukta doğruldu. "Sana iki gündür git konuş, ikna et diyorum. Dedikodumu yapıp, anca beni gömüyorsunuz. Sonra da ben yine kapıda kalıyorum. Az ikna etsen ne olur? Yaptı bir eşeklik, ama kocandır al eve desen ne olur?"
"Seninle ilgili hiçbir şey söylemiyor! Neden anlamıyorsun?"
"Anlamıyor değil, özlüyorum lan! Asıl siz anlamıyorsunuz! Karımı istiyorum ben!"
Hızla çalan kapıyı duyunca, ikisi de o tarafa koştu ama kapıyı Bulut çoktan açmıştı ve Uğur kapıdaki çocuğun söylediği cümlelerle delirmiş bir vaziyette, kocaman gözlerle baktı ona.
"Uğur abi, sizin evinizin kapısında bir adam var! Bağırıyor!"
Uğur ve Bulut aynı anda koşarak çıktılar evden. Mahallede onları gören herkes bir terslik olduğunu anlamış, peşlerinden giderken kimisi sopasını kimisi yerdeki taşı alıp koşmuştu.
Uğur kapının önüne geldiğinde durdu. Önünde ona sırtı dönük adam, herkese duyurmak için bağıra bağıra konuşuyordu.
"O çocuk da benim sen de benimsin Burçin!"
Burçin sadece adama bakıp ağlıyor, başını sağa sola sallarken "Değil, değilim!" diyebiliyordu.
Uğur'un babası, Emsal hanım, Burçin’in ailesi, herkes şok içinde onlara bakarken, Uğur arkadan adama yaklaşıp, kolunu kavradı ve onu kendine çevirip, bakışlarını da kendi bakışlarına sabitledikten sonra kolunu geriye doğru kıvırdı. Adamın ağzından acıyla dolu bir nida kopsa da çok umursamadı.
"Ela! Karımı içeri al!" diye bağırırken 'karımı' kelimesine özellikle vurgu yapmıştı.
"O senin karın değil!" dediği an, Uğur kolunu daha da kıvırdı.
"Birincisi o gözlerin bir daha benim kadınıma, benim çocuğuma değmeyecek demiştim, o konuda pek anlaşamamışız galiba?"
"O çocuk benim-"
"O çocuk senin değil! Babalık öyle bir iki spermle olmuyor. Önce adam olup sevdiğin kadına sahip çıkacaktın, sonra babalığını gösterip onlara kol kanat olacaktın. Ama sen ne adam olabildin, ne de baba... Sen onun kolunu kırdın, ben kol oldum ona. Sen onun içindeki meleğin kanatlarını kopardın, ben ona kanat oldum, baba oldum, aile oldum. Babalık öyle olur. Sen daha ilk fırtına da o eli bıraktın ve senin bıraktığın yerden ben tuttum. Sen de o rüzgarla savrulup gittin. Şimdi de öyle yapacaksın, defolup gideceksin! Bir daha Burçin'i adını ağzına almayacaksın." Sonra adamın acı ile yüzünü buruşturmasından etkilenmeden devam etti. "Bak ben çok kıskanç bir adamımdır, kıskanınca da gözüm döner, inan o halimi görmek istemezsin."
"Çocuğumu ve benim olan kadını almadan hiçbir yere gitmiyorum!" diye bağırıp, Uğur'un ağzı ile yanağının arasına bir yumruk atınca Özgür ile Bulut anında ona yaklaştı, ama Uğur ikisini de durdurup, ağzındaki kanı elinin tersi ile sildi. Yediği yumruk yüzünden fazla sinirlenen Uğur, daha sıkı bir yumruğu adamın ağzına indirdi.
Adam yere düşerken, Uğur üstüne üstüne yürüyordu. "Bir daha de bakayım o cümleyi de, o söyleyen ağzını kırayım. Hadi desene," diye tüm gücüyle bağırdı Uğur yerde yatan adama. "Bak bu mahalle hayvanlara bile sahip çıkan, onlara ekmek, su veren bir mahalledir. İnsana ayrı bir değer verir, ama senin gibi insan kılığına girmiş mahlukatın bu mahalleden sağ çıkma şansı yok." Etrafını gösterdi, "Kalabalığı görüyor musun? Kim vurduya gidersin!"
Adam yerden kalkıp, ağzındaki kanı silerken, "Bu burada bitmeyecek," diye geveleyince, Uğur sinir bozan bir şekilde gülümsedi.
"Nerede istersen orada bitiririz. Benden yana sıkıntı yok. Sen sadece bir kere daha çık karşıma yeter."
Adam giderken, mahalledeki herkesin bakışları bir tek Uğur'daydı, Uğur'un ki ise pencereden ona bakan karısında. Karısının üzgün, kırgın bakışlarında...
Burçin'in eniştesi tam bir şey söyleyecekken, Uğur onu susturdu ve herkese bir bir baktı, "O çocuk benim! Ben sahip çıktım, ben sevip, ben onun için hayaller kurdum, pembe beşiğini de ben aldım. O kadında benim karım, ben aşık oldum, benim gözümde dünyanın en masum kadınıdır. Şimdi herkes ama herkes burada, bu akşam yaşananları unutacak, Burçin'e söylenen bir kelimede, bir bakışta eğer bu gece olanlar hakkında bir ima görürsem, yemin ederim bu mahalleyi başınıza yıkar, kızım ve karımla çeker giderim."
Sözlerini bitirdikten sonra evine girdi. Onun girmesi ile Ela, Şermin ve Ayşim de çıkmıştı. Uğur koltuğa oturduğunda kıpkırmızı olan elini ovalıyor, yerdeki halının desenlerine bakıyor ama karısına bakamıyordu.
"Ona vurduğum an bana bakışın..." gözlerini yumdu ve bir daha açtığında ayakta duran karısına yeniden baktı, "Bana kızdın mı?"
Burçin’in tavrı ifadesizdi, yüzünden bir şey anlaşılmıyordu. Bir şey demeden içeri geçip, küçük bir ilaç kutusuyla geri geldi. Uğur'un önünde diz çöktükten sonra onun elini kendi avcuna aldı. Bir süre sadece yer yer kırmızılıklar olan eline baktı, kanayan yerlerini temizlerken canı yanıyordu. En son dudağının kenarındaki kanı temizlemeye başlamıştı ki, adamın yüzünü buruşturduğunu gördü, bu daha çok canını acıttı.
Uğur, "Kızdın mı Burçin?" diyerek tekrar yeniledi sorusunu.
"Evet kızdım," dedi kadın bakışlarını adama çevirerek. "Çünkü onun için canın yandı, senin canın yanınca da benim canım yandı. Benim canımı yakmana kızdım evet. Çünkü benim canım yanınca kızımızın da canı yanıyor. Bir daha kendine iyi bak ve bizim canımızı yakma. Kimin ne dediği umurumda değil artık Uğur, bu çocuğun babası sensin!"
Uğur gülümsedi, "Onun daha çok canı yandı ama."
"Ayrıca bir süre seni rahat rahat öpemeyeceğim için de sinirliyim."
Uğur'un kaşları çatıldı, "Bak o konuda haklısın evet." Sonra Uğur başını kaşıdı, “Beni affettin mi? Kapının önüne koymayacaksın değil mi?”
Burçin yüzünü buruşturdu, “Azıcık fırsatçılık yaptın ama, hayır atmayacağım.” Derin bir nefes alıp, onun boynuna sarıldı, "Özür dilerim aşkım, sana bu geceyi yaşattığım için özür dilerim."
Uğur onun saçlarını okşarken, kadının söylediklerinin tam tersini söyledi. "Teşekkür ederim, bana bu gece sahip çıkacağım, onları canım pahasına koruyacağım bir aile verdiğin için teşekkür ederim Burçin."
İkisi aynı anda birbirinden ayrıldığında Burçin yine kaşlarını çattı, “Nasıl öpüşeceğiz şimdi?” Uğur’un gözleri kısılınca Burçin kıkırdadı, “Hayır, seni edepsiz! O cümleyi kurma!”
“Pas verme sende sayın Karan, pas vermeyin!” deyip, kadını kucakladı, “Sen kilo mu aldın?”
“Ben değil, kızın!”
“Dört yüz gramlık çocuğa iftira atma bebeğim.”
Odaya giderlerken, Uğur kahkaha atıyor, Burçin ise homurdanıyordu.
***
Oğuz kollarında uyuyan kızı gülümseyerek izliyordu. Kızın kımıldandığını fark edince hemen gözlerini kapadı ve onun yapacağı şeyi bekledi, beklediği de oldu; Ayşim çenesinden öptü önce, sonra burnundan, en son dudaklarından öpüyordu ki, Oğuz kızın dudaklarını kendi dudakları ile kavrayıp öpüşmeyi uzattı.
“Kandırıkçı!” diyerek adamın çıplak göğsüne vurdu Ayşim.
“Günahımı alıyorsun. Ben gayet de uyuyordum ama senin dudakların benim tenime deyince, tüm uzuvlarım ve her bir hücrem anında uyanıyor.”
"Çok mu uyudum?"
"Biraz. Ama daha saat erken."
Ayşim dışarıdaki havaya baktı daha kararmamıştı. "Yine de gideyim, annem sorgular."
Oğuz hafifçe yatakta doğrulup kızı kendine çekti, "Gitme, biraz daha kal, lütfen... Önce öpüp, baştan çıkarıyorsun, sonra gidecem diyorsun. İnsafsızsınız bayan müstakbel Kartal."
"Oğuz yakında evleniyoruz. İstesen de gitmeyeceğim."
"İstemem zaten, deli miyim ben?"
Ayşim onun dudağına bir öpücük bırakıp, hemen geri çekildi. "Gidecek misin yarın ailenin yanına?"
Oğuz sıkıntı ile saçlarını düzeltti ve kendini yatağa attı. "Maalesef. En azından babamla konuşmam lazım. Haftaya düğünüm var. Belki de gelirler. Bilemiyorum."
Ayşim yanına uzanıp, ona sarıldı. "Gelmelerini istiyorsun değil mi?" diye sordu sevgiyle. Onu anlıyordu, onun da ailesi düğüne gelmese çok üzülür, hatta belki düğün bile yapamazdı.
"Elbette istiyorum. Bir yandan da seni kırdıkları için öfkeliyim. Senden özür dilemeleri gerektiğini de biliyorum, ki gelirlerse dileyecekler. Ama sen haklısın herkese ikinci bir şans verilmeli. Yine de seni üzerler diye-"
"Benden yana sorun yok Oğuz. Ben sana bunu daha önce de söyledim. Onlar ailen, benimle iyi olmak zorunda değiller, ama seni de yalnız bırakmalarını istemem."
Adam onu alnında öpüp, sıkıca sarıldı, "İyi ki varsın bebeğim. İnan bana bir tek sen bile bir ömür yetersin bana."
"Sen de..."
***
Uğur tam iki saattir karısının etrafında dolanıyordu. Çünkü karısı kızlarla birlikte akşam bekarlığa veda partisi adı altında dışarı çıkacaklardı ve Uğur karısını tek başına böyle bir etkinliğe göndermek istemiyordu. Nedeni de karısının şuan şu mükemmel ötesi görüntüsüydü.
"Hayatım, bak gelin bile Oğuz yok diye gidiyor, senin kocan evde, sen neden gidiyorsun?"
"Bulut da Ela'yı gönderiyor, Özgür de Şermin'i, sen neden öyle dert ettin kendine anlamadım."
Uğur saçlarını şekillendiren kadının elinden tarağı aldı, "Tamam yeter o kadar," deyip kenara koydu ve açıklamasını yaptı, "Bebeğim banane onların genişliğinden, onların modernliğinden. Hem demek ki onlar benim kadar sevmiyorlar karılarını. Ya da eskidiler, artık kıskanmıyorlardır."
Burçin inanamıyormuş gibi arkasına dönüp baktı, "Anında gömüyorsun arkadaşlarını."
"Gömmek değil de, gerçekleri söylemek diyelim."
"Uğur!" dedi kadın sinirle, "Ben bu geceye gideceğim sen de burada oturup maçını izleyeceksin."
Uğur küçük çocuk gibi küsüp yatağın üstüne oturdu, "İzlemeyeceğim maç!"
Kadın son kez aynaya bakıp, kocasına gülümseyerek göz kırptı, "Görüşürüz aşkım."
"İnşallah. Kıskançlıktan ölmezsem görüşürüz." kadını baştan aşağı süzdü, "Hayır bari doğru düzgün bir şey giyseydin. Bu ne?"
"Uğur!" çantasını alarak dışarı çıktığında Uğur arkasından gözlerini kısarak baktı. Görürdü o!
1 SAAT SONRA
"Hayır yani bekarlığa veda ne? Hem evlenmek için can atarsınız, sonra bir türlü o bekarlığa veda edemez, bir sürü merasim yaparsınız. Yok partisi, yok hahamı, yok kınası, yok düğünü..."
Özgür de memnuniyetsiz bir şekilde başını salladı, "Valla sonuna kadar haklısın dostum, ne deyim. Ben de dedim ama dinletemedim. Yani sen etmişsin yıllar önce veda, bunu tekrar tekrar etmenin ne anlamı var."
Ağzını açmayan Bulut'a döndüler. “Abi sen iyi misin?”
Bulut aşağı yukarı başını salladı, ama konuşmadı. Uğur ile Özgür birbirlerine bakıp, “Ne oluyor?” der gibi kaş göz işareti yaptılar. “Bulut?” dedi Özgür yeniden. “Abicim sorun ne?”
Bulut birden nefesini tutmuş da bırakmış gibi “Oh!” sesi çıkardı. “Abi yemin ederim zor tutuyorum kendimi.”
“Ne için?”
“Ya Ela giderken bana dedi ki, ‘eğer dayım ve Uğur’la dedikodumuzu yapmazsan akşam sana-” Özgür öksürerek onu durdurunca, o da kafasını kaşıyormuş gibi yaptı ve sadece Uğur’a bakıp, ‘Ödüllü pilav var dedi de,’ diye mırıldandı.
“Hımm, anladım. Sen uyuyacaksın, çocuğa o mu bakacakmış?”
“Evet evet, öyleymiş.”
“Anlamadık yani,” diyerek sabır çekip, başını yana çevirdi Özgür.
En son Uğur dayanamadı ve eline telefonu alıp, mesaj kısmına girdi. Evet bu gece romantizmden öldürecek ve karısını bir an önce eve gelmesi için baştan çıkaracaktı.
U: “Soyundum bekliyorum yatakta.
Gelmezsen sevişemem varlığınla.
Gelirsen sana sürprizim olacak.
Dans edeceğim hem direkte, hem ayakta.
B: “Bu evlilik burada biter!
Uğur Burçin’siz kalır ve gider.
Ellerine sağlık atık kocacım,
Artık o direk de bir yerlerinize girer!”
???
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 7.34k Okunma |
576 Oy |
0 Takip |
22 Bölümlü Kitap |