4. Bölüm

3.BÖLÜM – DÖRT DÖRTLÜK DÖRTLÜKLER

Eda Şahinoğlu
mutlusonlarinyazar

 

“Şey...” kız Oğuz’a bakmaktan ne diyeceğini unutmuştu. “Semra yenge, annem sizdeki şeyi istiyor.”

“Neyi kızım?”

“Hani geçen vermişti ya...”

“Neyi vermişti kızım?”

“Şey için.”

Oğuz başını eğip gülümsedi. Bunu gören Ayşim, sinirle dudaklarını büzdü. Rezil olmuştu adama.

Ama Meral hanım torununu görür görmez aklında ışık yandı. Bu doktorla torununun arasını yapacaktı.

“Kabak oyma şeysi,” dedi adamın gözlerine bakarak.

“Ha, tamam dur vereyim.” Ayağa kalkarken de gülerek söylendi, “Zamane kızları işte. Kabak oyma şeysi ne kız?”

Meral hanım hemen araya girdi, “Aa öyle deme Semra. Sen de oğlumla evlenirken patates doğrayamazdın. Ama benim güzel Ayşim’im öyle mi?” adama döndü, “Bir sarma sarar doktor oğlum, hah böyle parmaklarım gibi, hepsi aynı.”

Ayşim’in gözleri kocaman açıldı. Babaannesi fazla mı uçmuştu? Menemeni yeni öğrenmişti daha, sarma neydi? Acaba erken bunamamı başlamıştı.

Oğuz kıza bakarak gülümsedi, “Ya öyle mi? Torununuzla evlenecek kişi çok şanslı desenize.”

“Yani yani. Allah seni inandırsın İstanbul’un çeyreği, mahallenin yarısı istiyor da bizim kızın gönlü yok. Şöyle hoş, okumuş tahsilli birini istiyor babası.”

Ayşim yengesinin getirdiği poşeti sertçe çekip, babaannesine öfkeyle baktı, “He çünkü ben maşallah ev hanımlığında yüksek tahsil yaptım, şimdi de lisans peşindeyim babaanne. Of ya!” diye inleyerek evden çıkacaktı ki, babaannesi arkasından seslendi.

“Kız dur, tek başına gitme o kadar yolu. Doktor oğlum götürsün seni.”

“Babaanne!” diye dişlerinin arasından söylendi. “Tek başıma geldim. Üstelik gündüz vakti.”

Oğuz hemen ayaklandı, “Sorun değil. Bende kalkıyordum zaten,” dedi kibarca gülümseyerek. Bu fırsatı kaçıramazdı. Geçen sefer zaten saçmalamıştı.

“Gene gel e mi oğlum?” dedi Semra gülümseyerek.

“Akşam yemek yapma, ben sana taze fasulye ile pilav getireceğim.”

“Yok zahmet etmeyin Emsal teyzecim sağolun.”

“Aa ne zahmeti oğlum. Ailedensin sen.”

Oğuz herkesle kibarca vedalaşıp, kendini kızla dışarı attı. “Ya Allah gönderdi seni.”

Ayşim güldü, “Neden?”

“Ne soruları bitti ne kızları. Maşallah, harem kuracaklar bana.”

Kız kaşlarını çattı, “O Hasibe-Kadriye ikizlerinden uzak dur. Sürekli tetikteler. Kendini bir anda nikah masasında bulursun valla.”

“Seninle mi?”

Adamın sorusu ile bir anda durup, birbirlerine baktılar. “Yo-yok. Kızlarından biriyle şey ederler yani seni...”

“İstemez. Ben ne yapayım onun kızlarını?” dedi sıkıntılı bir şekilde. “Ya ben şu yemek işinden de sıkıldım. Hergün birileri yemek getiriyor.”

Ayşim güldü, “Bak bu sokağın sonunda Uğur abimle Bulut abimin lokantaları var. Ev yemekleri de yapıyorlar. Oraya gidebilirsin.”

Oğuz kaşlarını çatıp, bir adım yaklaştı. “Abi diyorsun?” gözlerini kısmıştı hafiften.

“E-evet.”

“Yani. Gerçek abilerin mi-”

“Biri kuzenim Uğur, diğeri de kuzenimin ortağı Bulut abi. Evli bir buçuk da çocuğu var.”

Oğuz kahkaha attı, “Kebap mı bu ya, ne buçuğu?”

“Ha-hamile ya o anlamda.”

Oğuz gülümsedi, “O zaman şimdi direkt oraya gidiyorum.” Sonra biraz düşündü, “Benimle gelmek ister misin?”

Ayşim başını sağa sola salladı, “Şey kuzenimin dedim ya. Yanlış anlaşılır. Yani evet aramızda bir şey yok ama, var sanırlar.”

Oğuz kafasını kaşıdı, “Haklısın. Özür dilerim düşünemedim.” Sonra derin bir nefes aldı, “Peki, daha sonra... Yani yanlış anlaşılacak şekilde benimle yemeğe çıkar mısın? Tabi başka bir yerde-” dedikten sonra tuttuğu nefesini bıraktı.

Ayşim “Olur,” dedi ve adamın yanından koşarak gitti.

“Ama telefon numaran?” dese de kız pek duymamıştı.

 *

“Sevdanla döndüm şaşkına,

Be imansız insan ettin beni aşkınla-”

“Hayvan mıydın önceden ot muydun Uğur?”

Uğur başını kaldırdı “Ha?” dedi arkadaşına anlamayarak.

“İnsan ettin ne lan?”

“Evet orası olmadı gibi. Dur baştan yazıyorum.”

“Sevdanla döndüm şaşkına.

Bir kul idim, köle oldum kapında.

Uğur uğruna şiirler yazar.

İnsandım it oldum yolunda.”

“Bu nasıl?”

“Fazla yılışık. Biraz daha cool ol bence.”

“Cool? O benim diğer adım dostum. Şimdi bak,” dedi kendini beğenmiş bir şekilde.

“Benim adım Uğur,

Kod adımdır cool.

Sen bana geleceksin,

Hem de olacaksın kul.

Sensiz ben bir hiç değilim,

Ama tam takır da olamıyorum.

Yani olsan da olur olmasan da,

Öyle çok şey de etmiyorum.”

Bulut telefonu tutup, okuduktan sonra adama ters ters baktı, “Abi sen bildiğin çürümüşsün. Az biraz romantik ol lan. Kızın sana kul olması ne demek. Bildiğin paslı çeliksin şuan. Kendine gel kendine. Sen Uğur’sun.”

Özgür sıkıntı ile baktı ikisine, “Abi şiirsiz mi deneseniz. Belki o kız daha hazır değildir bu kadar ağır bir sendroma. Yani hadi Ela ile Şermin az hasarla atlattılar ama bu kız ya onlar kadar güçlü değilse.”

“Ne diyorsun ya? Bu adamın şiirleri ile tavladım ben Ela’yı.”

“Hıı...” diye homurdanarak ses çıkardı Özgür başını sağa sola sallayarak. “Öyle oldu.”

Uğur derin bir nefes aldı “Valla abi çok strese girdim yeminle, kendine olunca bir şey oluyor insan yazamıyor yani.”

Kapıdan giren adamı görünce Uğur Bulut’a dirseği ile vurdu. “Lan bu yeni gelen doktor değil mi?”

Bulut arkasına dönüp baktı, “Ta kendisi.”

“Ya geçen Ayşim bayılmış, yardım etmiş ona. Bir teşekkür edemedik. Dur ben çağırayım.” Uğur yerinden kalkıp kapıya onu karşılamaya gitti. “Hoşgeldin.”

Oğuz gülümsedi. “Merhaba. Hoş buldum. Bana burayı bir arkadaşım tavsiye etti de.”

“Bizim mahalleden mi?”

“Evet.”

“Gel oturmaz mısın?”

O sırada Bulut seslendi ona, “Uğur, gelsenize.”

Oğuz duyduğu isimle telaşlandı. Ayşim’in kuzeni buydu her halde. Masaya giderken Uğur adama bakarak, “Kim tavsiye etti?” diye sordu.

“Kadri-Kadriye teyze.”

“Arkadaşım demiştin-”

Oğuz yutkundu, “Arkadaş gibi olduk ya biz hepsiyle. Ağzımdan öyle çıktı.”

Masaya oturduklarında, Uğur diğer iki arkadaşı ile tanıştırdı onu ve

birlikte sohbete başladılar.

YARIM SAAT SONRA...

“Ya işte öyle Oğuz kardeş. Burçin beni istemedi. ‘Olmaz’ dedi. Bende işte zorla oldurmaya çalışıyorum.”

“Anladım.”

Sonra Bulut onun omzuna vurdu, “Ee doktor bey var mı senin bir sevgilin falan?”

“Has-hastam var benim,” sonra başını salladı, “Yani var sevdiğim bir kız ama... Henüz pek açılamadım. Yani yemeğe çıkacağız da ne diyeceğimi bilemiyorum. Aslında hiç de öyle çekingen değilimdir, ama bu kızın karşısında aptallaşıyorum.”

“Devan bende,” dedi Uğur kendini beğenmiş bir edayla. "Şimdi şiir önemli üstadım."

"Öyle mi?"

Uğur kendinden emin bir şekilde arkasına yaslanıp, elini sandalyeye dayadı. "Kesinlikle. özellikle akrostiş şiir. Kızların aklını başından alır."

Oğuz'un gözleri kocaman açıldı, "Ciddi misin?"

"Sonuna kadar. Söyle sen bana mesela hoşlandığın kızın ismini. Hemen yazayım sana bir şiir. Bak bak bak kafiyeyi gördün mü?"

Oğuz yutkundu. "Gör-gördüm." kuzeninin ismini nasıl verecekti onu bilmiyordu.

"Söylemedin."

"Neyi?"

"İsmini?"

"Kimin?"

"Kızın."

"Hangi kızın?"

"Hoşlandığın kızın."

"Benim mi?"

Uğur kaşlarını çattı, "Yok, benim."

"Ha seninki Burçin."

"Lan sen beni deli mi edeceksin? Senin hoşlandığın kız. Ayrıca beni karıştırma."

"Benimkinin adı mı? Neden?"

"Baş harfleri ile şiir yazacağım!" diye bağırdı. Uğur iyice delirmişti.

"Şey sen baş harflerinin olduğu kısmı biple, ben boşlukları doldururum."

"Manyak mısın lan? Söylesene."

"Meçhul."

Uğur Bulut'a döndü. "Lan buna karını çocuğunu emanet etme. Öldürür ha. Teşhisi koyana kadar, öbür tarafa gideriz. Doktorluğu hangi beyinle yaptı acaba?"

 

1 SAAT SONRA...

Uğur Oğuz'a yazdığı şiiri uzattı.

"İşte budur oğlum. Şiir budur be!"

Özgür burun kıvırdı. "Abi git kıza dümdüz 'seni seviyorum lan' de, yemin ederim bunun şiirinden daha çok şansın olur. Bunun şiiri yüzünden ben evlenemiyordum lan az daha."

Bulut adama baktı. "Niye öyle dedin. Zamanında Ela'm bayılırdı bizim şiirlere."

"Gülmektendir o, gülmekten," diye cevapladı onu Özgür "Fenalık geliyordur canım yeğenime. Ondan bayılıyordur."

"Çok biliyon," dedi Bulut eniştesine ters ters bakarak.

Oğuz "Ne kadar kötü olabilir ki?" diye mırıldanarak şiire baktı.

"Hayatıma şimşek gibi girdin.

Gel doktorun olayım,

Hasta ol bana...

Sen benim kalbimin içine ettin.

Gel kurbanın olayım,

Kuzu dolma olayım sana..."

Oğuz yüzünü buruşturdu. "Bu ne lan?"

"Şiir. Çok duygusal değil mi?" dedi Uğur kendini beğenmiş bir şekilde. "Bu arada hasta kim?" dedi Uğur merakla.

Oğuz işte orada tıkanmıştı. Şimdi adama ne diyecekti. 'Ben iki saattir sana kuzenini anlatıyorum, sen de ona şiir yazıyorsun' mu diyecekti? ...

Ama Ayşim de çok güzel kızdı be...

"Tanımazsın. Çoook uzak bir mahalleden," dedi gülümseyerek.

 

Bölüm : 30.11.2024 15:30 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...