
Merhaba, taksinin değerli yolcuları.
Nasılsınız, bakalım?
Keyifli okumalar...
🚖🚖🚖
Esasında her mevzu sahibine göre derinlik kazanır. Mesela; yaşanan herhangi bir olay bana göre önem arz etmezken bir diğer insan için hayat memat meselesine dönüşebilir. Onun için denmiştir ki, yaşananlar çoğu zaman basit şeylerdir ama onları büyüten ve önemli hale getiren bizleriz.
Arya'ya benimle konuşmak istediğin konu nedir öğrenmek istiyorum, zira konunun ehemmiyeti beni yönlendirecek diye sormuştum.
Arya da bana cevap olarak, "Mevzu derin!" diye cevap vermişti. Gerçeği söylemek gerekirse mevzunun derin olması merakımı cezbetmişti. Üst üste binen dudaklarım dışa doğru hafiften kıvrılırken bir ikinci soruyu sormadan duramadım. "Mevzu derin anladım da hangi konuda derinlik arz ediyor onu soruyorum. "
Arya, benim ilgimi üzerine çekmenin verdiği sarhoşlukla yüzüme "zafer benim" bakışı attı. Bu bakış öyle bir bakıştı ki, siyah inciyi andıran gözleri adeta ışıldayarak parlıyordu. Sorumu sorduktan sonra yüzünün rengi anında değişti. O ışıldayarak bakan gözlerinin ışıltısı yok olmuş ve yerini sönmüş lav rengine bırakmıştı. Siyah ve grinin karışımı bu sıcak kül solunduğunda insanın burun deliklerinden girerek genzini yakar ve genzinde acı bir tat bırakır. İşte şu an Arya'nın yüz ifadesi tam da bu tasvire benziyordu.
"Sana şu kadarını söyleyebilirim Evrim, her şey seninle başlayıp seninle bitecek!"
Son söyledikleri saçmaladığının birebir kanıtıydı. Benimle başlayıp benimle bitecek olan şey ne olabilirdi? "Saçmaladığınızın farkında mısın?"
Bana doğru birkaç adım atıp tam olarak karşıma geçip durdu. Kan kırmızı dudaklarını dişlemeye başladı. Onun bu hareketi insanı yoldan çıkaracak cinstendi. Yutkundum... Olmadı gözlerimi kapatıp nefesimi yeniledim...
Sakin ol Evrim. Bu işler sana göre değil. Sakın bu kızın büyüsüne kaplama. Beni uyaran çokbilmişe "bir sus" istersen diye tısladım.
İç sesim beni etkilemiş olacak ki, ani bir refleksle vücudumu bir adım geriye doğru çektim. Ben bir adım gerilerken Arya, benim yaptığım hareketi ekarte etmek için öne doğru ilerledi. Böylelikle tekrardan ikimizin arakasındaki mesafe asgariye inmişti. Geceye egemen gözleri hala yüzümde geziniyordu. Bakışları ise soğuk ve ruhsuzdu. Yutkundum. "Neden susuyorsunuz, oysa ben sizden cevap bekliyorum!" dedim.
"Susmuyorum. Senin sakinleşip daha akılcı kararlar almanı bekliyorum," dedikten sonra Arya'nın bakışları daha da soğuklaştı. Onun donuk bakışları bu ılık bahar gecesinde tüylerimi ürpermişti. Fırsattan istifade ederek kendimi geriye doğru çekip ellerimi iki yanlara doğru açarak konuşmaya başladım. "Ben sakinim. Gayette akılcı düşünebiliyorum. Sadece sizden saçmaladığınızı kabul etmenizi bekliyorum." dedim.
"Öncelikle belirteyim ben saçmalamıyorum. Seninle ciddi bir konu hakkında konuşmak istiyorum. Sen beni dinlemeyi kabul edersen bütün soruların cevaplarını alacaksın."
Bütün çekingenliğimi kırarak büyük bir cesaret örneği sergiledim. Bu kez ben onun üzerine doğru adımlar atmaya başladım, çünkü bu soru cevaplardan iyice sıkılmaya başlamıştım. Yetmişti artık... Ne olacaksa bir an önce olsundu... Benim de bir canım vardı...
"Arya Hanım, bu konu fazla uzadı. Ben sıkıldım artık... Bana kalırsa sizin bana anlatacak hiçbir meseleniz yok. Tam da bu yüzden sorularıma verecek cevabınız da yok."
Evrim, koçum, şimdi gözüme girdin işte. Hadi bakalım bundan sonra kim tutar seni... Tamam, hemen havaya girme. Bir rahat bırakmadın ki konuşayım.
Ben Arya'nın karşısına geçmiş efelenirken Arya, bir milim bile yerinden kıpırdamadı. Gözleri ölü koyun gibi bakıyordu. "Evrim, benim meselem 'ölüm ve sonrası' dedi ve bende şarteller attı. Hemen sonrasında vücudumu bir ürperti dalgası yokladı. Ellerim soğudu ve dizlerimin bağı çözüldü.
Ellerimi çaprazlama yaparak kollarımı ovuşturmaya başladım. Üşüyordum ve ısınmak istiyordum. "Bu ne demek şimdi?" diye sordum.
Sorum karşısında Arya, hastalıklı bir kahkaha attı. Bakışları sinsi bir yılan gibiydi. Bu kızın ruh hali dakikası dakikasını tutmuyor değişiyordu. Biraz önce ölü bir beden gibiydi şimdi ise sinsi bir yılan gibi bakıyordu. Yok, daha farklı bir şeyler var bu kızda. Nasıl söylesem. Şeytani. Evet, kesinlikle onun kişiliğinin yansıtan en doğru kelime bu olurdu. Şeytani...
"Evrim, bende bunu yeni fark ettim. Gerçekten bu kızda şeytan tüyü var. Hah, buldum bu kız şeytanın ta kendisi."
İç sesimle söyleşiyi yarıda kesip tekrar Arya'ya döndüm. Bu kez o şeytani bakışların yerini sevecen bir tebessüm almıştı lakin onun bu sevecen pozları beni etkilememişti. Biliyordum onun içindeki şeytani varlığı kamufle etmek için kullandığı bir maskeydi bu pozlar. Kedinin ciğere baktığı gibi onun yüzüne bakmaya devam ettim. Uzun ve lüleli saçlarını ellerini kullanarak havalandırırken, gözlerini kocaman açtı ve "Ne?" diye sordu. Onun yaptığı bu hareketler yutkunmama sebep oldu.
İtiraf ediyorum çekici ve alımlıydı. Onun yaptığı her hareket adeta hücrelerime işliyordu.
Yüzümün aldığı sert ifade onun geri adım atmasına neden olur diye umuyorum fakat işler hiç de umduğum gibi gitmemişti. Geri adım atmak şöyle dursun hatta halinden memnun görünüyordu.
Tekrar yüzüme ciddi bir ifade yerleştirdim. "Yok, bir şey. Ne olabilir ki? Hâlâ bana "Ne?" diye soru soruyorsanız, gerçekten ortada cevap verecek bir şeyin yok demektir. Gidiyoruz..."
Ben tam olarak taksiye doğru adımlamaya başlamıştım. Bu arada Arya, arkamdan gelerek kolumdan tuttu. Bana dokunduğu an bütün vücudum kasılmıştı. Onun bana dokunmasını istemiyordum ama o inadına dokunuyordu. "Evrim!" dedi. Kolumu ondan kurtararak öfkeyle yüzümü döndüm...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 9.52k Okunma |
607 Oy |
0 Takip |
122 Bölümlü Kitap |