
Selâaaam!
🚖🚖🚖
"Arya, çantandan astım ilacını alırken ne gördüm, biliyor musun? Bingo, Asya'nın yazdığı kitap! Gördüğün gibi sana kopyacısın dereken hiç yanılmamışım. Sen "Cecenin İzi" kitabını okudun. "
"Evet, okudum ve o kitap sayesinde seni buldum," dedi hissiz bakışları ruhumu alabora ederken.
Arya, tam olarak şu an neyi yaşıyordu bilmek mümkün değildi. Cidden içimden geçen sorunun cevabını deli gibi merak ediyordum. "Bana daha açık olur musunuz? Bütün bunlar ne anlama geliyor? Yoksa sen Asya'ya mı özeniyorsun?"
"Hıh..." diye bir ses çıktı kan kırmızı dudakları arasından. Küçümseyici sesi resmen kulaklarımı tırmalamıştı. "Asya'ya özenmek mi, onu gözünde bu kadar büyütme istersen."
Sağ bacağımı sol bacağımın üzerine attım. İki elimin parmaklarını birbirine geçirip kollarımdan geniş bir halka yaptım. Kollarımdan oluşturduğum geniş halkayı sağ dizimin üzerinden geçirip orada sabit bıraktım. Sağ ayağım hevesli bir ritim tutmuştu. "Evet, Asya'ya özenmekten söz ediyorum. Bunun yanı sıra üslubunuza dikkat etmenizi öneririm."
Siyah ve kalın çerçeveli gözlüğünü bir taç gibi kullanarak saçlarını toparlamak için kullandı. Saçları toparlanınca yüzü gözü iyice açıkta kaldı. Gecenin sihri miydi onu gözüme güzel gösteren, yoksa efsane bir güzelliğe mi sahipti bilmiyorum ama saçlarını toparladığında gözüme daha bir güzel görünmüştü. Onun güzelliği karşısında sadece yutkundum...
Bedeni oturduğu yerde haylazca kıpırdarken, dudaklarına ve yüzünün çehresine histerik bir gülüş peyda olmuştu. "Evrim, alınma ama Asya'nın asırlarca ezik bir yaşam sürmüş ruhuna neden özeneyim?"
Arya'nın ağzından dökülen kelimeler birer ok olup kalbime saplanmıştı. Bedenim her bir yerinden amansızca yara almıştı. Arya, hiç çekinmeden benim gözbebeğime "ezik" bir ruh demişti ve benim bam telime dokunmuştu. Asya, benim kırmızıçizgimdi. Yolunu şaşırmış Arya, bunu bilmiyor muydu?
Evim, inan bana şu an şoklardayım. Bu kız kendini ne sanıyor? Üstelik Asya'nın senin için ne kadar değerli biri olduğunu biliyor mu? Cesaretine hayran olmamak mümkün değil...
Bana soldan, soldan gelmeye başladılar bari sen sus, diye cırladım benim her şeye maydanoz olan iç sesime.
Oturduğum hastane bahçesindeki banktan ani bir hareketle ayağa kalktım. Sinirliydim. Hızlı adımlarla taksinin olduğu alana doğru yürümeye başladım. Bir türlü onun Asya'ya ezik ruhlu demesini hazmedemiyordum. Bir hışımla yürüdüğüm mesafeden geriye döndüm. Tekrar Arya'nın oturduğu bankın önüne kadar gelmiştim lakin çok tuhaftı.
Arya, sanki geri geleceğimi biliyor gibi oturduğu banktan bir milim dahi hareket etmemiş öylece hareketsiz duruyordu.
Benim iç ses bu kez haklıydı galiba bu kızda deli cesareti vardı. "Arya Hanım!" dedim aramızdaki resmiyeti bozmamak adına. Başını kaldırıp yüzüme masumca baktı. Arya, gerçekten masum biri olabilir miydi? Şu an öyle güzel bakıyordu ki yüzüme. Mübarek sanırsın masumluk abidesi. Yutkundum. "Asya, hakkında böyle konuşmaktan seni men ederim. Ne gibi bir çıkar güdüyorsun bilmiyorum ama bunu Asya, üzerinden yapma..."
Söyleyeceğimi söylemiş tekrar taksiye doğru adımlamaya başlamıştım. "Yapmıyorum!" Sesiyle adımlarım durdu. Başımı arkaya doğru çevirip sağ omuzum üzerinden Arya'ya doğru baktım. Onun yüzüne set bir bakış atarken başımı olumsuz anlamında sağa sola salladım.
Tam taksinin kapısını açtım içeriye girecektim ki. "Yalan mı?" diye seslendi arkamdan. Onun sarf etiği kelimeler başıma balyoz darbeleri gibi iniyordu. Üstelik aramızda kısa bir mesafe vardı. Taksinin kapısını sert bir hareketle çarptım. Kapının kapanırken çıkardığı yüksek volümlü ses onun irkilmesine neden olmuştu. Hiç üşenmeden ivedi adımlarla Arya'nın oturduğu bankın önüne kadar gelip durdum.
Tavırlarım karşısında duruşundan ödün vermeden hareketsiz bekliyordu. Sadece ayağa kalkmıştı. O ayağa kalktığında göz göze gelmiştik. Boyu tam olarak çenemin hizasında bitiyordu. Onun bakışlarında kaybolmamak imkânsızdı. Yutkundum. "Yalan mı Evrim, her şey yazıyor o kitapta. Hem sen Asya, hakkında ne biliyorsun ki?" derken iç gıdıklayıcı parfümünün kokusu burun deliklerime dolmuştu... Gözlerimi kapattım...
"Bilmem gereken her şeyi biliyorum ben!"
Gözlerini oflayarak bir kere kapatıp açtı. "Hıh..." diye omuz silkip "Sen onun hakkında hiçbir şey bilmiyorsun! Bilmeni istediği kadarını anlattı sana, fazlasını değil!"
Arya'nın sözleri serseri mayın gibi bir, bir patlıyordu zihnimde. Şaşkın bakışlarımı onun gecenin karanlığında misket gibi parlayan gözlerine çevirdim. Bakışları çok uzak diyarlardan gelmiş gibi yorgundu...
"Fazlası derken neyi kastediyorsun?"
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 9.52k Okunma |
607 Oy |
0 Takip |
122 Bölümlü Kitap |