
"Mükemmel hata!"
Evet, bazı hatalar mükemmeldir. Hatanın mükemmeli olur mu demeyin. Olur, hem de bal gibi olur. Asya, kitabını yazarken yaşadığı mükemmel anları kaleme almış ve o anları kendince ölümsüzleştirmişti. Asya, yazdığı kitabın aşklarını ölümsüz kıldığını düşünürken farkına varmadan bir hata yapmıştı. Tabii bu Arya'ya göre hata bize göre hata değil... Kim istemez ki yaşamının kaleme alınıp ardında bir iz bırakmayı...
Arya, kitabı okumaya başladığımda bazı taşların yerine oturduğunu anlamaya başladım demişti.
Neyi anlamaya başladığını ve hangi taşların yerine oturduğunu ben bilemeyeceğime göre tek çarem sorup öğrenmekti. Soruyu sormadan önce gardımı aldım. Neme lazım her zaman temkinli olmakta yarar vardı çünkü kızın nasıl bir cevap vereceğini önceden kestirmek zordu. "Arya Hanım, neyi anlamaya başladığınızı açıkçası merak ettim?"
Sorum karşısında gözlerinde şimşek olup çakan sinsi kıvılcımlar bakışlarında parlamalara neden olmuştu. Gözleri yıldızlar gibi parlak ışıklar saçarken dudaklarına histerik bir gülüş yerleşti. "Hıh..." diye genzinden çıkan sesin ezgisi karşısındaki insanın kafasında şüphe uyandırıcı kıvamdaydı. "Asya, kitabı yazarak çok büyük bir hata yaptı." Hata yaptı derken sesindeki soğukluk kan donduran cinstendi.
Sesinin tınısında barınan küçümseyicilik ağırıma gitmişti doğrusu. Tamam, hatasız insan olmaz ama Asya, kitabı yazarak ne gibi bir hata yapmış olabilirdi? Onun hata yapmış olabileceğine inanasım gelmiyordu. Geceye egemen olan zaman ilerledikçe Arya, başıma yeni yeni icatlar çıkarıyor onun bu icatları karmakarışık ruhuma bir çizik daha atıyordu. Onun Asya ile ne gibi bir derdi vardı gerçekten anlamakta zorlanıyordum. "Ihım" diye bir ses çıkararak ona sorumu sormadan önce genzimi temizledim. "Asya, hata yaptı derken neyi ima etmek istiyorsunuz benimle açık konuşun."
"Mükemmel hata diye ben buna derim Evrim," derken elinin dört parmağını içe doğru kapatıp başparmağını bana doğru sallıyordu. Bunu yaparken de zafer kazanmış bir komutan kadar kefiliydi. Asya'nın hatasından kaynaklı olarak Arya, keyiflenirken benim gerilen sinirlerim alarma geçmek üzereydi çünkü Asya'nın hatası her neyse onun yararına olduğu kesindi.
Issız tepeye gidiyorduk ve tepenin yakınlarındaydık. Onun neşeli hali beni çileden çıkarırken karmaşa yaşayan ruhum şeytana uymak için can atıyordu. Kör şeytan diyor tepeye varınca uçurumdan aşağı at gitsin. Asya'nın aleyhine konuşmak nasıl olurmuş öğrensin.
İçimden geçenleri duyan belleğim ani bir sarsıntıyla şahlanarak ayağa kalktı. Sen ne diyorsun Evrim, kızı uçurumdan aşağı atmakta ne demek? Allah, aşkına başıma iş çıkarma benim, hapishane odalarında gün sayacak halim yok. Gözünü seveyim Evrim, şeytana lanet oku, aman diyeyim yapma...
Korkak diye gülümsedim, amma da korkakmışsın. Cidden bunu yapacağımı mı düşündün?
"Yapılan hatanın mükemmeli mi olur? Arya Hanım, cidden sizi anlamakta güçlük çekiyorum. Şimdi söyler misiniz bana Asya, kitabı yazarken nasıl bir hata yaptı?" Sorumu sormuş bakışlarımı saniyeliğine dikiz aynasına çevirmiştim. Sıkkın görünüyordu zira boynundaki kırmızı fuları çözüp koluna bağlamıştı. Boynundaki fuları çıkardığında muhteşem güzellikteki boynu ortaya çıkmıştı. İnkâr edilemeyecek kadar kusursuz bir güzelliğe sahipti. Bir yandan saçlarını toparlarken diğer yandan da bana doğru iyice eğildi. O kadar çok yakınlaşmıştı ki adeta nefesini ensemde hissediyordum. "Asya, kitabı yazarak kendini deşifre etti. Bilerek veya bilmeyerek kehaneti gerçekleştirdi... Üzgünüm..."
Şaşkınlıkla harmanlanmış şuursuz bir soru döküldü hafif aralık dudaklarım arasından. "Nasıl?"
İyice kıyıma yaklaşarak kulağıma doğru eğildi. "Şöyle ki Evrim, kendi varlığını deşifre ederek seni kendi elleriyle bana getirdi." Onun kulağıma doğru eğilerek konuşması tüylerimi ürpertmişti. Nefesi kulağımdan geçerek beynime nüfuz ediyor oradan da bütün vücuduma haz verici bir sıcaklık yayılıyordu. Yutkundum. Ondan an itibarıyla kurtulmam gerekiyordu. "Geldik sayılır!" dedim...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 9.52k Okunma |
607 Oy |
0 Takip |
122 Bölümlü Kitap |