
Selam...
Nasılsınız güzellikler?
Hikayeme bol yorum ve oy vererek desteklerseniz ben de emeğimin karşılığını alıp çoook mutlu olacağım...
Sizlerin desteği benim vazgeçilmezim. Seviliyorsunuz...
🚖🚖🚖
Kitap ve Asya...
Neden bu benim aklıma gelmemişti? Tabii ya, kız Asya'nın kitabını okumuştu. Yoksa beni nerden tanıyacaktı? Kız Asya'nın kitabını okumuş ve kitaptan kopya çekmişti? Onun derdi sanırım benimle bir gece geçirmekti. Bende kızın tavırlarına bakınca gerçekten tırsmıştım. Yoksa hiç tanımadığın fakat tanıdığını sandığın birine bu kadar destursuz yakınlaşmak akıl karı değildi doğrusu.
Siyahların kadını, siyah üst-başına tezat yumuk yumuk bembeyaz ellerinden birini bana doğru uzatarak, "Benim adım Arya." dedi.
"Tanıştığımıza memnun oldum Arya Hanım. Siz zaten benim adımı biliyorsunuz tekrar söylememe gerek yok herhalde?" dedim.
"Haklısınız yok. Pekâlâ Evrim, tanıştığımıza göre yola çıkmaya hazır mısın?" diye sordu.
"Benim işim bu, her zaman yola çıkmaya hazırım!" diye cevap verdim.
Tanıştık diyordu ama sadece kızın adını öğrenmiştim buna tanışmak denirse tabii. Bu kızın niyeti gerçekten benimle bir gece geçirmek miydi? Bu olanaksız bir şeydi. Ölümsüz bir gece insanın hayatında bir kere yaşanırdı. Onu da Asya ile birlikte yaşamıştık...
Kitabı her okuyan kız benimle bir gece geçirmeye özenirse yandığımın resmidir. Ah Asya ah, yaktın beni diye iç hesaplaşma yaşıyordum ki:
"Hey! Evrim!" diye beyaz tenli elini yüzüme doğru salladı. Beni uyarmak için ileri geri salladığı el hareketleriyle kendime geldim. "Konak sitesini biliyor musun? " diye sordu.
"Evet, biliyorum!" diye cevap verdim.
"Kız arkadaşım Buğlem, konak sitesinde oturuyor. Benim acil olarak arkadaşıma gitmem gerekiyor. Kız beni aradığında sesi hiç iyi değildi, orada neler olduğunu bir an önce gidip öğrenmem lazım..."
Kız nihayet bir adres vermişti. Taksiyi ve taksimetreyi çalıştırmıştım. Hareketsizlikten bacaklarım uyuşmaya başlamıştı, bastım gaza. Taksi hızlandıkça, ilkbahar mevsiminin ılık esintisi şakaklarıma büyülü bir el gibi dokunuyordu. O büyülü eller şakaklarımı okşadıkça bedenime haz verici sinyaller yolluyordu.
Arya, resmen benden dakikalarımı çalmış, zihnimi bulandırmıştı. Bütün bunlar hep Asya, yüzünden oluyordu. Ne vardı kitap karakterine benim adımı verecek?
"Gecenin İzi" sayesinde meşhur olmuştum. Sırf benimle tanışmak için yolculuk yapanları mı ararsın. Kitabı imzalatmak için taksiye binenleri mi ararsın. Ben kitabı imzalıyor muydum? Tabii ki hayır...
Kitap Asya'nın yani Asi'nin kitabıydı. Elbette imza onun hakkıydı. Ben sadece kitabın bir karakteriydim.
Yalnız dikiz aynasından arka tarafı kontrol etmek için her baktığımda Arya'nın gözleri beni buluyordu. Gözleri beni her bulduğunda ışıldayarak parlıyor ve bana gülümsüyordu.
Gözlerinde gördüğüm şey, aradığı eşsiz hazineyi bulmuş birinin sevincine benziyordu. Bu kızın derdi neydi benimle? "Evrim biliyor musun?" diye sordu...
Ah, tabii ya bu Asya'nın repliğiydi...
"Neyi Arya Hanım?" diye sordum.
"Seni çok aradığımı!"
Soğuk duygusuz bir ses tonuyla, "Neden?" diye sordum. Başıma bir bela almak üzere olduğumu bütün duyularım haykırıyordu çünkü.
"Uzun hikaye!" diye cevap verdi. Bu cevabı verirken gözlerindeki anlam bambaşkaydı. Sanki çok uzak diyarlardan gelen birinin yorgun düşmüş bakışları gibiydi...
"Nasıl yani?" diye sordum.
"Soruyorsunuz ama anlatsam dinler misin?" dedi.
Onun dediği gibi anlatsa dinler miydim? Bundan pek emin değildim ama beni neden aradığını merak etmiyor da sayılmazdım. "Merak ettim beni neden aradınız? "diye sordum.
"Uzun hikâye dedim ya Evrim. Bu hikâyeyi anlatmam için beni gecenin inine götürmen lazım..." dedi.
Neden dönüp dolaşıp gecenin ininden bahsediyordu. Neden sürekli gecenin ininden bahsediyordu? Onunla bir gece geçirmemi istediği açık seçik belliydi. Uzun bir hikâyesinin olduğunu söylüyordu. Bu sadece birlikte bir geceye imza atmak için uydurduğu herhangi bir sıradan hikâye de olabilirdi. Ona inanmamı bekleyemezdi benden.
"Hah geldik!" sesiyle irkildi yüreğim.
"Evrim, beni burada birkaç dakika bekleyebilir misin?" diye sordu.
Tabii ki, beklerdim çünkü Arya, benim için herhangi bir müşteriydi. Yalnız kızın üslubuna bakar mısınız? "Evrim, beni burada bekleyebilir misin?" diye sorarken sanki kırk yıllık arkadaşıymışım gibi hitap ediyordu bana...
İçimden çattık püsküllü belaya diye geçirirken, "Tamam, beklerim!" diye cevap verdim.
Taksinin kapısını kapatıp giderken yüzünde halinden memnun bir ifade vardı.
Konak sitesinin önündeydim. Arya'nın girdiği bina benim görüş alanımdaydı. Konak sitesi dört katlı lüks binalardan oluşuyordu. Sitenin binaları bakımlı, çevresi tertemiz görünümlü, nezih bir yerdi. Ara sıra müşteri getirirdim buraya.
Henüz aradan üç beş dakika kadar bir zaman geçmişti ki Arya, bir eliyle boğazını tutuyor diğer eliyle duvardan destek alarak binadan çıkıyordu.
Eğer kitabı beğendiysen arkadaşlarını etiketleyip kitaba davet edebilirsin♥️
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 9.52k Okunma |
607 Oy |
0 Takip |
122 Bölümlü Kitap |