
Selam...
Kitabın bölümleri hızla gelmeye devam ediyor.
Sizlerden tek istediğim bölümleri oylamanız ve bölüm hakkında yorum yapmanız.
Keyifli okumalar, seviliyorsunuz...
🚖🚖🚖
Bazı insanlar vardır hem suçlu hem güçlüdür. Kendi suçlarını veya kabahatlerini örtmek için üste çıkmak isterler. "Suç bastır etmek" deyimi tam da onlara göredir. Arya'nın yaptığı gibi Geriye doğru bir adım atarak onun bana meydan okumak ister gibi efelenmesinden bedenimi kurtarmak istedim. "Ne yaparsanız yapın beni buna inandıramazsınz. Biraz önce de söylediğim gibi siz kopyacı birisiniz."
Gözlerini kısarak bana alttan, alttan bakmaya başladı. "Görüyorum ki bana inanmamakta ısrar ediyorsunuz. Peki, birini kopyaladığım kanısına nereden vardınız?" Umursamaz bir üslup kullanarak dudaklarıma yavan bir tebessüm yayarak omuz silktim. "Bunu kanıtlamak çok basit. Hatırlarsanız astım krizine girdiğinizde benden çantanızdan ilacınızı getirmemi istemiştiniz?"
Benim sorum onun merakını tetiklemişti. Kan kırmızısı dudaklarını istemsiz olarak birbirine bastırdı. Suçüstü yakalanmış haylaz bir çocuk gibi bana masum masum bakmaya başladı. İçimden. Hiç bana öyle bakma, diye geçirdim.
"Evet, hatırlıyorum. Ne olmuş çantamdan ilacımı aldıysanız?"
Bu kez koz benim elime geçmişti. Onun oyununu bozmam an meselesiydi. Bakalım onun ipliğini pazara çıkardıktan sonra da benimle gecenin inine gitmek isteyecek miydi?
Benim iç ses benden önce galeyana gelerek hemmen atağa geçti:
"Hadi koçum dök eteğindeki taşları. Kurtul bu kaçık kızın esaretinden. Yoksa işler içinden çıkmaz bir hal alacak. Hem Asya, diyecekti. Tamam, bir kelime dahi konuşma sus artık, diye uyardım. Neme lazım yerin kulağı var. Asya, bana askıntı olan bir kızla uğraştığımı bir duyarsa yandığımın resmidir.
Kollarımı çapraz yaparak arkamda birleştirdim. Boynumu yana doğru yatırarak, "Tabii bunda bir şey yok. Benim söylemek istediğim şey, benden ilaç istemen değil zaten. Benim söylemek istediğim senin çantandan ilaç alırken gördüğüm şeyle alakalı."
Ben 'çantanda gördüğüm şeyle alakalı' dediğimde Arya, birden elini boğazına götürdü. O elini boğazına götürünce başımın sol tarafına bir ağrı saplandı. Yine aynı şeyleri yaşamaya tahammülüm yoktu çünkü. Yani yine heyecan yapıp da umarım astım krizi tutmazdı. İnşallah tutmaz, diye içimden dua ettim. Peşinden âmin, demeyi de ihmal etmedim.
Elini boğazından çekip nefesini tazelerken, "Sen benim çantamda ne gördün Evrim?" diye sordu.
Ben tam da Arya'ya cevap vermeye hazırlanıyordun ki, bulunduğumuz sitenin kapısından telaş içinde gençten bir adam çıktı. Şuursuzca sağa sola koşturuyordu. Benim taksiyi görünce "Hey taksi!" diye seslendi. Arya'dan birkaç adım uzaklaşıp, "Buyurun taksinin şoförü benim!" diye cevap verdim.
"Nolur bana yardım edin..."
Ben Arya'ya baktım Arya, bana baktı. Genç adamın derdi neydi acaba? Neden benden yardım istiyordu? Neden şuursuzca sağa sola koşturuyordu? Birilerinden mi kaçıyordu acaba? Kesin başında bir bela vardı.
Evrim, koru kendini... Başına bir bela daha alma sakın... Zaten yeterince başın belada... Bir sussan anlayacağız adamın derdini ama susmadın gitti.
Ben seni düşünüyorum Evrim, diyerek kendi kabuğuna çekilen koruma kalkanıma içten içe acıdım doğrusu.
Bakışlarımız birbirinden ayrılırken Arya, kan kırmızı dudaklarını yana doğru kıvırıp omuz silkti. Kendince vücut dilini kullanarak konu hakkında bir şey bilmediğini anlatmaya çalışmıştı.
"Sorun nedir?" diye sordum.
Genç adam sorum karşısında dilini yutmuş gibi bön bön bana bakmaya başladı.
"Evrim, neler oluyor? Bir soru sordun baksana adam dilini yutmuş gibi öylece kalakaldı? Hah hay, sanırım adama kal geldi Evrim!"
İçten içe benim koruma kalkanına gülümserken genç adama sorumu tekrar sordum:
"Hemşerim, sorun nedir?" diye.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 9.52k Okunma |
607 Oy |
0 Takip |
122 Bölümlü Kitap |