
Selam..
Yeniden biz geldik!
🚖🚖🚖
Hatırlatma
Emniyet kemerimi açtım ve kapıyı açarak dışarıya çıktım. Önce bir nebze rahatlayabilmek için derince bir soluk alıp verdim. Taksinin arka kapısına yöneldim, olabildiğince sakin kalmaya gayret ederek kapıyı açtım. "Arya Hanım, sizden rica ediyorum kendinize başka bir taksi çağırın, çünkü benim sizinle uğraşacak gücüm kalmadı artık!" dedim ve kapının önünden çekildim.
🚖🚖🚖
Belki yaptığım hareket kabalıktı ama Asya'yı bana kötülemesine daha fazla seyirci kalamazdım. Buna rağmen dışımdan belli etmemeye gayret etsem de içimden yaptığım hareketten dolayı pişmanlık duyuyordum. Sırf bu yüzden onun yüzüne bakmaya yüzüm tutmuyordu...
Sırtım ona dönük olarak taksinin açık olan kapısına yaslanmış onun taksiden inmesini beklerken, dakikalar geçmesine rağmen o hiç istifini bozmadan hala arka koltukta oturuyordu. Sanki onun söylemlerine karşı benim tepkimi önceden hesap etmiş gibi gayet sakindi...
Onun tekinsiz duruşuna daha doğrusu beni umursamayan tavrına karşılık yüzümü iyice buruşturdum. "İsterseniz taksiyi ben çağırabilirim?"
Sözlerime karşılık sadece göz devirdi. "Evrim, kendini kandırma. İkimiz de bal gibi biliyoruz Asya, hakkındaki söyleyeceklerimi merak ettiğini. Hatta bir an evvel öğrenmek için can attığını. Yalan mı?"
Cık cık çekerek başımı sağa sola salladım. "Tamam, haklı olabilirsiniz ama insanlar hakkında konuşurken üslubunuza dikkat etmelisiniz. Karşınızdaki insanı aşağılar nitelikte konuşmamalısınız, hele ki hakkında konuştuğunuz insan muhatap aldığınız insanın en kıymetlisiyse."
Yüzüne tatlı bir gülüş asarken, omuz silkerek konuşmuştu. "Ben böyleyim Evrim, değişemem..."
Eğildim ve taksinin içine doğru başımı uzattım. "Kabul ediyorum, insanlar farklı karakterlerde yaratılmıştır. Hadi diyelim huyunuz böyle; açık sözlü birisiniz. Her şeye tamam ama size anlatmam gereken şeyler var diyorsanız eğer lütfen bundan sonra daha dikkatli olun."
Hiçbir şey olmamış gibi kıkırdayarak gülümsendi. Onun dudaklarına yayılan tebessüm bana da sirayet edince ister istemez etkilenip gülümsedim. Gülmek cidden büyülü bir tılsım gibiydi, yani bulaşıcı...
"Evrim, beni dinlediğine pişman olmayacaksın ve gece sabaha erdiğinde Asya'yı senden daha iyi tanıdığıma ikna olacaksın. Kim bilir belki de Asya'dan çoktan vazgeçmiş olacaksın." Arya'nın dudaklarından fütursuzca dökülen kelimeler beynime dalga, dalga yayılırken içimden 'ya sabır' çektim.
Asya'dan olumsuz anlamda söz ederek yine damarıma, damarıma basmıştı. Bir anlığına boş bulunup hırsla kolundan tutarak sıkıca kavradım. Canını acıtmış olmalıydım ki, keskin bakışlarını önce yüzümde gezdirdi sonra kolunu sıkıca kavrayan elimde. Yutkundum, elimi kolundan usulca geri çekerken. Yanlışın neresinden dönersen kardır misali. Kimdi geceme damgasını vurmaya çalışan bu esrarengiz kadın? Neden onun bakışlarında bir başkalık vardı? Hepsinden önemlisi benden ne istiyordu?
Asya, gibi değildi Arya... Benim üzerimde bıraktığı intiba daha farklıydı. Onun gözlerinde, saçlarında, kıyafetinde, sadece ama sadece karanlık vardı. Bakışları seni etkisi altına alırken, üzerinde hâkimiyet kuruyor sonrasında ise karanlıkların içinde yok oluşu vadediyordu.
Evrim, koçum, karanlık dedin durdun benim de içimi kararttın. Ne uğraşıyorsun. Bırak, sal gitsin şu kızı.
N'olur bir de sen başlama. Yeterince gerginim zaten. Bir karar arifesinde olduğumu görmüyor musun?
Nevrim dönmüş gibiydim. Sesizce Arya'nın yanından ayrılırken, taksinin kapısını sert bir hamleyle çarparak kapattım. Şoför mahalline geçmek için taksinin ön kapısını açtım ve içeriye geçip oturdum. Emniyet kemerini bağladım ve kontak anahtarını çevirdim. Taksi sahibi gibi sessizce çalışmaya başladı. Bu arada dikiz aynasından bakarak onun şekli-şemalini kontrol etmek istedim. Gözlerinde zerre kadar korkunun ve endişenin emaresi yoktu. Hatta karar değiştirip taksiyi çalıştırdığıma memnun bile olmuştu.
Hani bir laf vardır ya 'battı balık yan gider,' diye. İşte ben şu an o modaydım. Merakım beni esareti altına almıştı. Gündüzün aydınlığını gecenin karanlığına tercih etmiştim. Gemileri değil, limanı ateşe vermiştim. "Arya Hanım," dedim. "Sizi istediğiniz yere götüreceğim. Size istediğiniz zamanı vereceğim. Sizi istediğiniz kadar dinleyeceğim. İsterseniz gündüzün aydınlığında yüzelim, isterseniz yıldızlara salıncak kurup gecenin inine doğru sallanalım. Nasıl olsa sinsi bir yılan gibi kalbime zehrinizi kusmayı başardınız. Bundan sonra isteseniz de çekip gitmenize müsaade etmeyeceğim. Ne biliyorsanız anlatın..." dedim demesine ama derken de sarf ettiğim her kelime kalbime yüzlerce ok olup saplanıyordu.
Omuzlarını dikleştirip avuç içlerini yukarı doğru açarak umursamaz bir tavırla konuştu. "Benim için bir mahsuru yok Evrim, kararsızlık yaşayan sensin. Emin ol, bu gece uzun olacak ve gecenin kazananı ben olacağım."
"Hıh..." dedim omuz silkerek. "Bundan bu kadar emin olmayın."
Keskin bakışları avına odaklanmış bir kartal gibi yüzüme bakarken, "Bundan adım gibi eminim," dedi derken de kendinden çok emindi. "Ben yenilgilerin kadını değilim Evrim, ömrüm boyunca da böyle biri olmadım."
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 9.52k Okunma |
607 Oy |
0 Takip |
122 Bölümlü Kitap |