38. Bölüm

-34-

Öylesine Biri
nisanur_0n9nn

Sabah uyanınca yüzüme vuran güneş ışığıyla yüzümü buruşturdum. Nefret ediyordum güneşten. Belimde hissettiğim ellerle arkama döndüm. Barlas uzak bir şekilde dururken bir kolunu belime atmıştı.

 

Sevişemedik de zaten.

 

Aklıma gelen hinlikle gülümsedim. Yavaşça yanıma yaklaşıp dudağıma küçük küçük öpücükler bırakmaya başladım. Yavaşça gözünü açtığında manikür pedikürünü yeni yaptırdığım tırnaklarım hafifçe sırtında dolaşıyordu.

 

Batırmamla sırtı gerilirken yerinde doğruldu. Pijamamın üstünü ustalıkla çıkarıp attı. "İlla gel beni si-"

 

Elimi ağzına kapatıp şokla gözlerimi açtım. "Öyle açık açık konuşma." dememle güldüğünü hissettim başını boynuma eğip öpüp emerken, ellerimi omuzlarına attım. "Miden bulanmıyor değil mi?"demesiyle başımı olumsuz anlamda salladım. Kısa sürede üzerimizdeki her şeyden kurtulduğunda tekrar bir olduk ve bundan bir an bile pişman olmadık.

 

.

 

.

 

.

 

Güzel günlerimiz çabuk geçmiş ve tekrar Trabzon'a dönmüştük. Her ikimizde işimizin başına dönmüştük ve ben uzun zaman sonra ilk kez olay yerindeydim.

 

Tabii ki giydiğim topuklu ayakkabılarımla arabamdan inip olay yerine ilerledim. Polisler beni görünce çektikleri sarı şeridi kaldırıp geçmem için yol verdi.

 

"Hoşgeldiniz savcım."

 

Emniyet amiri yanıma gelip beni karşılarken olay yeri incelemenin olduğu alana doğru ilerledik.

 

"Olay nedir?"

 

"Savcım, terastan düşmüş ancak boynunda ve kollarında boğuşma izleri var. Olay saatinde de binadan çıkış yapan kimse gözükmemiş."dediğinde maktulün yanına yaklaştım.

 

Kol ve boynunda morluklar kendini belli ederken "Herhangi bir madde ya da başka bir şeyin etkisinde olup olmadığı belirlendi mi?"dedim. Amir başını olumlu anlamda sallarken "Birazdan adli tıpa göndereceğiz orada net olarak anlaşılır."söyledikleriyle birlikte bir polis elinde laptopla geldi.

 

"Savcım, amirim kamera kayıtları."ekranı bize çevirdiğinde karşımıza ilk önce terasta kendi başına oturan maktul görüntülendi.

 

Bir kaç saniye sonra birden irkilip koşarak içeriye girdi. Ardından geri gelmedi. Burada görüntüler kesilmiş ve binanın girişindeki kameraların görüş açısına geçilmişti. Orada da maktulün sadece aşağı düştüğü gözüküyordu.

 

Görüntülerin kesilmiş olması da bunun bir intihar değil cinayet olduğunu açıkça belli ediyordu.

 

"Cinayet." diyen emniyet amirini başımla onayladım.

 

"Diğer sitelerin bu açıyı gören kameraları var mı?"dediğimde başıyla onayladı. " Var savcım ama o anın görüntüleri diğer kameralarda da silinmiş."söyledikleriule kaşlarım çatıldı.

 

Planlı bir cinayet işlenmişti ve şu an elimizde hiç kanıt yoktu. Harikaydı.

 

"Maktülün boğazındaki morluk herhangi bir parmak izi var mı bakılsın. Üzerindeki kıyafetlerde saç teli varsa iyice araştırılsın hiç bir detayı kaçırmayın. Evde didik didik aransın, mutfaktaki bıçaklara bile bakılsın parmak izi var mı, varsa kimin? Her şeyi araştırın."derken maktülü inceliyordum herhangi bir iz var mı diye ama yoktu.

 

"İntihar ihtimali hâlâ yok mu?"arkamda duran stajyerlerden birinden gelen bu cevapla ona döndüm. "Var. İhtimaller hep vardır. Katil bulunmadığı sürece de intihar olarak kalır dosya... Peki sence neden intihar ihtimali var?" Kız yerinde dikleşip "Belki bir maddenin etkisindeydi ve halüsinasyon görüyordu. O şekilde atladı." dediğinde başımla onayladım.

 

"Olabilir. Belki boğazını sıkanda kendisiydi. Gördüğü hayali kişi onu içeriye çağırdı boğazını o sıktı zannederken aslında kendisi sıktı. Sonra atladı... Ama burada birinci şüphe kameralarda neden aynı anda görüntü yok ve vücudunda bir madde var mı?"

 

"Bunları anlamak için de beklemeliyiz. Adli tıptan gelecek rapor önemli."dediğimde herkesin onaylamasıyla burada işim şimdilik bitmişti. Bütün deliller toplanmasan ceset adli tıpa gönderilmeden başka bir şey yapamazdık.

 

Yavaş adımlarla olay yerinden çıkarken arabama bindim. Adliyeye gidip almam gereken sorgular ve imzalamam gereken belgeler vardı.

 

Kısa bir sürede adliyeye gelince odama geçtim. Özel kalemimi çağırıp ifadesini alacağım kişileri çağırmasını istedim.

 

İşlerim akşama kadar sürmüş zar zor kendimi eve atabilmiştim. Barlas daha gelmemişti. Evkendikten sonra onun evine geçmiştim tamamen.

 

Barlas yeni bir eve taşınma taraftarıydı hatta yeni bir ev bulmuştu ama denize bakmadığı için istememiştim. Deniz görmem önemliydi her gün bakmalıydım.

 

Üzerime kısa bir şort ve Barlas'ın tişörtlerinden birini giydim. Uzunluğundan dolayı şortumu kapatmıştı ama oversize bir kombin olmuştu.

 

Tişörtün üzerinden gelen petrikor kokusuyla yüzümde bir tebessüm oluştu. Elimi karnıma atıp okşadım. "Bebeğim... Baban çok güzel kokuyor... Yani dur bir dakika, bende çok güzel kokuyorum. Duş jelim okyanus esintili, parfümüm çiçeksi fresh bir koku. Yani sadece baban değil bende güzel kokuyorum tamam mı?"kendi kendime girdiğim polemiğe gülüp mutfağa geçtim.

 

Canım kremalı tavuklu makarna çektiği için yapmaya koyuldum. Yanına da dün markette görüp canımın çektiği kornişon tuşları dilimledim. Sürekli bir şeyler yemek istiyordum. Daha çok erkendi aşermelerim başlayamazdı ama canımın çektiği çok fazla şey oluyordu.

 

Her şeyi hatırlayınca telefonumun sesiyle odaya dönüm. Barlas'ın aramasıyla yüzümde bir tebessüm oluşurken fazla bekletmeden açtım.

 

"Yavrum, eve geliyorum almamı istediğin bir şey var mı?" Bir kaç saniye düşündükten sonra görmese de başımı olumsuz anlamda salladım.

 

"Yok. Hızlı gel ama yemek yaptım soğumasın." dediğimde onaylamasıyla telefonu kapattım.

 

"Bak bebeğim baba geliyormuş."derken telefonumla birlikte mutfağa geçtim. Barlas'ı bekleyemezdim çok açtım sadece sabah yediğim simit ve çayla duruyordum. Erken saatte çıktığım için o saatte canım hiç bir şey yemek istemiyordu bende zorda olsa onları yemiştim.

 

Dolaptan Barlas'ın taze sıkım olarak aldığı limonatadan alıp bir bardağa doldurdum. Gerçekten güzeldi. Ekşi olan her şey güzeldi zaten.

 

Bne yemeğime başladıktan kısa bir süre sonra anahtar sesini duymamla ayağa kalktım. Barlas'la evlenip evlerimizi tamamen birleştirdiğimiz andan itibaren her gün onu kapıda karşılıyordum. Sonra o beni öpücüklere boğup şımartıyordu, bebeğimizle konuşuyordu bu şekilde yemek yemeye başlıyorduk.

 

"Hoşgeldin sevgilim!"

 

Yüzündeki tebessümle içeriye girip ardından kapıyı kapattı. Kollarını açtığında bir rutin halinde kolları arasına girdim. "Hoşbuldum güzelim."diyerek saçlarımı öptüğünde bende çenesine küçük bir öpücük bıraktım.

 

"Yemek yiyelim açım."dediğimde gülüp başıyla onayladı. "Ben hızlıca bir duş alayım geliyorum. Ye sen."diyip odamıza geçti. Bende tekrar mutfağa geçtim. Telefonuma gelen bildirimle baktığımda tanımadığım bir numara olduğunu gördüm.

 

Attığı PDF'e baktığımda bugünkü emniyet amiri Ali Bey olduğunu anladım. Maktülün sevgilisinin sorgusunun cevapları yer alıyordu.

 

İncelediğimde hiç bir şeyi bilemediğini en son dün sabah aradığını onda da kendinde değil bir şekilde konuştuğunu ve yüzüne telefonu kapattığını söylemişti. Dün olay saatinde de konserdeymiş ve konser bileti, konser kameralarında kızın orada olduğunun kanıtlarıyla birlikte kız suçsuzdu.

 

Yarında ailesinin sorguları alınacaktı. Bu işin sonunda ne olacaktı çok merak ediyorum.

 

Ben makarnamın sonuna gelmişken Barlas'ta mutfağa giriş yapmıştı saçları nemliydi ve eminim her zamanki gibi mentollü şampuan kokusu vardı. Normalde olsa ikimizde banyo yaptıktan sonra sarmaş dolaş ya yatakta ya da televizyonun karşısındaki koltukta oturuyor olurduk. Ben yarı oturur pozisyondayken Barlas benim göğsüme yaslanır ben onun saçlarını okşayıp koklardım. Bu beraber yaşamıyorkende böyleydi.

 

"Bana bir tabak daha koyar mısın?" Diyerek tabağımı uzattığımda onaylayıp yenisini koymuştu.

 

"Yoruldun mu bugün?" Dediğimde dudaklarını bilmiyorum tarzında büzdü. "Çok değil. İçtima yapıldı sonrasında toplantı vardı. Görev var sanırım. Ama İlayda'nın düğününe denk geliyor tarih."dediğinde kaşlarım kalktı.

 

İyi olmamıştı bu. İstiyordu ikizinin düğününe gitmeyi.

 

"Kesin mi? Yani hiç yetişemez misin?"dediğimde başını olumsuz anlamda salladı. "Hayır. Ülke dışında görev. Hemen gelemem geri."

 

Bir kaç saniye sessiz kaldıktan sonra "Ben, gideyim mi?"dediğimde "İstersen git. Benim içinde iyi olur gözüm arkada kalmaz. Annem eminim sana gözü gibi bakacaktır."söylediğinden emindim. Evet Hülya Hanım'a Barlas'a yaptığından dolayı sınırlarımla yaklaşıyordum ama kendisi hem iyi bir kayınvalide hem de iyi bir babaanneydi.

 

Zira kendisi bir kaç günde bir arayıp mutlaka halimi hatırımı soruyor. Çok fazla ayakta kalmamam ve kendimi yormamam konusunda uyarıyordu. Uzun süredir tanıdığı ve yurt dışında işini ehli ile yapan bir kadın doktorundan edindiği bilgileri bana atıyordu.

 

Hatta doktorun numarasını da vermişti aklıma takılan bir şey olursa sorabileyim diye. Ama Trabzon'daki doktorumdan memnundum şu anlık. O da işinde gayet iyiydi yurt dışı deneyimi olmasa bile uzmandı alanında.

 

"Giderim o zaman, İlayda da bizim düğünümüze geldi sonuçta ayıp olur gitmezsem."

 

"Bebeğimiz için kıyafet almaya gitsek çok mu erken olur?" Hevesli hevesli sorduğu soruyorla tebessüm ettim.

 

"Yani, biraz. Daha cinsiyetini bile bilmiyoruz." Söylediklerime karşılık bir şey demediğimde yine de kırılmaması için "Ama yeni doğan zıbınları falan oluyor. Çok kullanılıyormuş, onlardan alabiliriz. Beyaz, turuncu, yeşil... Bir çok renk var. Konsept yapmak zorunda değiliz." Dediğimde güldü.

 

"Alalım o zaman bir kaç tane."telefonunu çıkarıldığında yanına yaklaştım. Bir kolunu omuzuma koyup beni kendine çekerken internette bir sayfaya girip bebek eşyalarına bakmaya başlamıştık bile...

 

...

 

Unutun cinsiyetini bilmiyoruz dediğimi, biz kendimizi kaybedip bebeğe oda yapmış olabilirdik. Yatak yanı beşik bile almıştık. Hem çok tatlıydı, hem ahşap renkti hem de insanın bir şeyleri aldıkça alası geliyordu.

 

"Bu ev küçük bebeğim. Bugün bir kaç daire daha buldum onlara bakabiliriz."diyerek laptopundan açtığı evi gösterdi.

 

Villaydı denize bakıyordu ve yine bu semtteydi güzeldi aslında ama denize uzaktı. Denizi yakından görmek gerekiyordu. Bu düşüncelerimi ona da söyledim.

 

Başka bir daireye geçti. Onu da beğenmedim böyle böyle dört ev bakmıştık. Ve sonuncu kesinlikle isteyeceğim bir evdi.

 

Yine denizi ve binayı sadece bir sahil yolu ayırıyordu. 3+1 ama odaları çok geniş olan bir evdi. Balkonu tamamen denizi görürken. Büyük lüks bir sitenin içerisindeki bloklardı.

 

Başımla onayladım. "Olur bu."dediğimde rahatlamış bir nefes alıp onayladı. Bezdirmiştim adamı gösterdiği her şeye başka bir bahane bulmuştum.

 

"Sıfır zaten tadilat gerektirmez hemen taşınabiliriz."

 

"İlayda'nın düğününden sonra olur mu? Hem sen bir kaç gün evde olursun hemde daha rahat vaktimiz olur?"

 

"Olur ben emlakçıyla görüşüp ayarlarım."demesiyle masanın üzerindeki ikini bardak limonatamı kafama diktim.

 

Birlikte mutfağı toplayıp odamıza geçtiğimizde her zamanki gibi yatağın sağ tarafına geçip Barlas'a sırtımı döndüm.

 

O arkamdan bana sarılıp eli karnımı sardığında bende bir elimi onun elinin üzerine koymuştum.

 

Karşımdaki büyük camdan gördüğüm, üzerine ay yansımış Karadeniz, arkamda sevdiğim adam ve karnımdaki bebeğimizle kendimi gayet huzurlu hissediyordum.

 

İlayda'nın düğününde olacaklardan habersiz...

 

 

 

🌊🌊🌊

 

 

 

Oy istiyorum.

 

Yorum istiyorum. Yoksa size küserim 😌

 

Bebiş kız erkek?

 

Alışverişi abartmaları?

 

En sevdiğiniz sahne?

 

Maktülü kim öldürdü? Öldürdü mü?

 

Aşklarım bu olay yeri sahnelerini ya da dosyaları hızlı geçiyorum biraz çünkü çiftinin geri planda kalmasını istemiyorum zaten fark etmişsinizdir. Yan karakterleri de çok yazan biri değilim.

 

Ana karakter ve ana çift üzerine odaklıyım.

 

Sınır yok ama yorum yapan herkesten 2 yorum kesin istiyorum 2 yorum yapmazsanız size kızacağım yorumlarınıza cevap verirken 😌😌😌 o yüzden

Bölüm : 10.01.2026 18:16 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...