
2 HAFTA SONRA YENİ ZELANDA, NELSON LAKAS
KILLY NİN ANLATIMI
Sessizlik ... bir yandan güzel bir yandan tehlikeyi çağrıştıran bir kelime. Hep aradığım bir sessizlik var oda huzur veren bir sessizlik. Ama biri bu sessizliği sabote etmekte üstüne yok. Bebeğe doğru baktım , daha yeni yeni emeklemeyi öğreniyordu . Yeni şeyler keşfetmekte üstüne yok. Yarım saat önce masanın üzerinde duran örtüğü çekmiş ve o örtünün üstünde de vazo vardı. Son anda vazoyu tutmuştum . O ise bana bakarak kıkırdamıştı. Bu bebekle çok işimin olacağını biliyordum ama böyle başıma bela alçacığını bilmiyordum . Tamam bende kadınımda anneler nasıl dayanıyor buna hiç bir fikrim yok. Bebek tam gözümün önünde dedim bir baktım mutfağa gidiyor .
İSİMSİZ: Lan ben bunu yetimhaneye mi versem bu her yere giriyor . Tamam çocuk baktık da ben hayatımda hiç bebek bakmadım ki . Bu özel bakım istiyor. Belli oluyor zaten neden bakıcı fiyatlarının fazla olduğu .
Bebek tamda önde bana doğru bakıyor . Kafamı sağa çeviriyorum oda sağa çeviriyor . Kafa sallıyorum oda sallıyor. Bildim oyuncak oldum ben bunun elinde . Her bebek böyleyse yandım . Şerefsiz it bana emanet etti çocuğu . Çocuğun peşinde insanlar var mı yok mu bilmiyorum üşendiğimden araştırmadım . Ben paralı askerim bebek bakıcısı değil. Ben bunu ne kafayla kabul ettiysem artık . Galiba kafam güzeldi .
Bebek hayla bana bakıyor ama bu sefer yargılayan gözler ile bakıyor . Oturduğum yerden eğildim. Bekle göz teması kurdum .
İSİMSİZ: Hayırdır. Nereye bakıyorsun sen. Sen beni taklit mi etmeye çalışıyorsun . O küçük aklınla
Bebeğin bir den yüz ifadesi değişti ve ağlamaya başladık
İSİMSİZ: Ayyyy yine başladık , ben ayarlarımı tutturamıyorum bu mu bozuk anlamadım .
Bebek daha çok ağlamaya başladı . Sonra burnuma keskin bir koku geldi. Yüzümü ekşittim.
İSİMSİZ: Ne ara altını yaptın ? Daha bir saat oldu değiştirmeyeli .
Bebeği kucakladım . Daha önce serdiğim beyaz örtünün üstüne yatırdım . Ellerimi eldivenlere geçirdim hızla. Başladım işe koyulmaya . Bezi açar açmaz koku ikiye katlandı. O kadar şeye katladım ama bu koku daha beter . Her şeyi hallettikten sonra ağlaması durdu . Sonra tekrar bana baktı ve tekrar kıkırdamaya başladı. Bana doğru dil çıkardı. Ben hayatımda dil çıkarmadım. Kesin bunu Büyük Hanım öğretti ama kanıtlayamam .
Bebeğe baktım, bebek bana bakıyor .
İSİMSİZ: Rahatladın mı şimdi . Yüzüne bakınca aydınlanmış gibisinde .
Bebek dümdüz bana bakıyor ama içimden bir ses sinsi bir plan hazırlıyor gibi. Pusu koltuğa geçmiş kafasını yastıkları gömüş . Sesi sevmiyor. Bide bebek eklenince kaçacak deli arıyor. Gölge desen kim bilir nerde . Pencereleri açtım kokunun gitmesi için. Bu aralar ağrılarım dahada artıyor dayanılmaz noktaya geliyor. İlacı alınca yan etki yaptığından ilacı kullanamıyorum. Bazen kendimi kontrolden çıkmış gibi hissediyorum. Genelde savaş alanında oluyor. Kendimi göremiyorum. Bazı şeyler o kadar çok anlık olduğunda kendimi bile sorgulama fırsatım olmuyor. Bu anlık şey ...
Elime sıcak bir hava gelir, sağıma doğru baktım Pusu tam yanımda duruyordu . Gülümsedim , pusunun başını okşadım . elimi siyah beyaz karışımı kürkünde gezdirdim. 16 yıldır benimle olan köpeğim Pusu. Birlikte bir çok iş yapmıştık. Ama ona görevlere son yıllarda artık yaşlandı. Hayla sağlıklı ama bir gün onu göremeyeceğim diye korkuyorum . Bir gün uyunmazsa diye . Diğer can dostlarım gibi . Yine o toprağı ben atacağımdan korkuyorum .
FLACHBACK 15 YIL ÖNCE
Küreği ıslak toprağa sapladım. Nefesin yankılanıyordu sanki . Yağmur şiddetli bir şekilde yağıyordu. Toplam 10 mezar vardı . Hepsini kendi ellerimle gömdüm . Hepsinin açısını toprak ile son verdim . Gözlerimin önünde çan verdiler hepsi. Elimden gelenini yapmıştım ama yine olmamıştı. hepsi 15, 14,16,18,17 yaşlarındaydı . Hayla bir çocuk . Çanlı tutmaya çalıştığımız içimizdeki çocuklar tek tek öldü. Hepsinin mezarını ben kazdım ve gömdüm . Ama hepsi bu beynin içinde anı olarak kaldılar . Hayatta kalmak için insan bile öldürdük ama yetmedi . Suçlu suçsuz herkes . Neden bizlere bağ kurmanın neden yasak olduğunu kafama vura vura anlattılar. Elimizde kalan sadece bir hiç . Bir birimize aile olduk ama o da mezara gömüldü. Bizleri tam bir canavar dönüştürmek istediler . Şimdi ise onların görmek istemedikleri bir canavar olacağım. Sahne başlıyor.
Küreği orda bıraktım yanımda bir yaşında olan Pusu vardı. Onu bir enkaz yığınından kurtarmış şimdi ise sağdık bir insandan daha fazlasıydı . Ellerimle saçlarımı geriye attım. Ellerimi teker teker kütlettim . Başıma siyah şapkayı taktım . Arkamda bir çok insan bıraktım . Artık o çiçekler bir daha yeşermeyecek . Ne zaman olursa olsun .
Özel bölgeye gelmiştim . Dışarda sadece nöbetçiler vardı . Karşımda eski büyük bir bina vardı . Belimdeki telsizden bir ses
ALBAY: İsimsiz odama gel misafirlerimiz var.
İSİMSİZ: Anlaşıldı efendim
Şapkamı düzeltim . Binanın içine girdim . Merdivenlerin basamaklarını adımlarımı ata ata ilerledim . Her adım atışım zamanın daha yavaş akmasını sağlıyordu . Şapkamı gözlerime kadar indirdim . Şimdi okuyucular İsimsizle değil Kılly göreceksiniz. O canavar artık çok aç zaman geçtikçe daha çok acıkıyor. Saatin her tik tak geçişi ölümün daha yaklaştığının habercisidir. Kulaklarımda tek duyduğum şey saatin tik tak edişi her tik tak değişinde o sesler dahada yakınlaşıyordu bana . Burası artık kan kokacaktı.
Albayın kapısının önüne geldim . Kapıyı çaldım . ' Gir' kelimesini duyunca içeriye girdim, Pusu kapının ardında kaldı . Albay kendi masasında oturmaktadır . İki tane adam vardı birisi diğer paralı askerler gibi siyah bir tişört , kargo pantolon siyah botları vardı. Gençti , aynı yaşta olmalıyız sanırım .Diğeri ise takım elbisesi vardı orta yaşlarındaydı . Rahat ol pozisyonundaydım . Genç adam bana doğru baktı , gözlerini kıstı sanki beni çözmek istermiş gibiydi . Başını sağa ve sola doğru oynattı galiba gözlerimin içine bak istiyordu. Çünkü gözler asla yalan söylemezdi . Albayın sesi yankılandı.
ALBAY: İsimsiz
Sol elimle şapkaya uzanıp çıkardım . Pozisyonumu bozmadım. Sol elimle tuttuğum şapkayı . Arkama götürdüm. Genç adam benim yüzümü daha dikkatli bakmaya başladı. Yavaşça ayağa kalktı. Bana doğru yürümeye başladı . Bir tepki vermedim . Ondan korkacakta değildim . Aramızda bir adım kalınca durdu. Elleri arkasında bir şekilde baktı.
GENÇ ADAM: Bu asker... ölüm kokuyor . Bir kadın . Senin gibi kadınlar burada hayatta kalması nadirdir.
Cevap vermedim . Doğrudan ona doğru bakıyorum . Konuşmak bile nafile .
GENÇ ADAM : Sana baykuş değiyorlarmış . Gündüzleri bir gözcü geçeleri bir avcı. Av gibi görünen bir avcı . Doğru değil mi ?
Bu sefer sessizlik ağır basar , ortam gerilir baya . Cevaplamak keyfimin kahyasına bağlı ama şuan cevap verecek halim yok . Genç adam gülümser . Sanki gülümsenecek bir yeri varmış gibi. Sabır sabır valla öldürme hevesim gitti benim . Kafa atsam boyu benden uzun boyu bilmeme kaçsa artık. Bu benim sinirlerimi bozmaya mı çalışıyor . Bozarsa bende onu bozcam böyle devam ederse . Bu sanırım kadınlar ile nasıl konuşulacağını bilmiyor gibi.
GENÇ ADAM : aaaa doğru size adımı bahşetmedim . Bana Yaguara derler hanım efendi.
der ve elini uzatır . Göz temasımı bozmam , elimi onun eliyle buluşturdum
İSİMSİZ: İsimsiz.
YAGUARA: Tanıştığıma memnun oldum . Hanımefendi .
Ellerim soğuktu her zaman olduğu gibi . Elimdeki soğukluğu hissetmiş olacakta ki kaşını hafifi yukarı kaldır, sonra indirdi. Ellerimizi ayırdık . Yaguara, Albaya döndü
YAGUARA: Bu hanımefendinin bir lakabı yok mudur Albay ?
ALBAY: İsimsiz olarak doğdu ve İsimsiz olarak hayatta kaldı
Odadaki hava değişir birden . Yaguara bana doğru bakar . İçindeki merak artmışa benziyor ama onlar bu odadan gittiğinde bende kendi işimi halledeceğim. Yaguara sağ eline baktı ve
YAGUARA: Soğuk eller... soğukluğun damarımın içine kadar süzüldü. Soğuk bir hayatın var . Sen gerçekten kimsin Hanımefendi ? Bu soğuk eller hiç kimsede hissetmediğim bir şey. Bir kadının soğuk ile iç içe olması bile ölümü çok yakından tanıyorsun demektir.
YAGUARA: Neyse seni buraya çağırma nedenimiz ikimizin bir görevi var ve bu görev de bir çok insan ölçek ama iki kişi hayatta kalacak. Gerekli detayları Albay anlatır. Sizinle göre yapmak benim için güzel bir deneyim olacak.
Takım elbiseli adam ayağa kalkar , Yaguara yanıma gelir ve sağ omzumu eliyle tutup kulağa doğru.
YAGUARA: Sizinle çalışacağım günü dört gözle bekliyorum . Baykuş hanım. İçinizdeki canavarın sabrının sınanacağı bir görev olsun.
Omzumu bırakır ve iki adamda çıkar , kapının kapanma sesi odanın içinde yankılanır . Saatin tik tak sesleri kulağıma daha yakınımdan gelmeye başlar . Bu işi şimdi bitireceğim kimsenin kuklası olmayacağım sahneyi sizlerin yönettiğini sanacaksınız ama arka sahnede ben varım .
ALBAY: İsimsiz-
Belimdeki bıçağı kaptım ve hızla albayın masasını koştum. Gözümde her şeyi ağır çekimde görüyordum , zaman yavaşlamıştı. Elimden destek alarak , dizlerimin üstünde masanın üstünde . Albayın bir şey demesine kalmadım bıçağı tam boğazına sağlayıp kestim. Albayın elindeki silah düştü. Kan fışkırdı. Oda kana bulandı . Albay ise yere doğru kesilmiş başı ile düştü. Derin bir nefes alıp verdim .
İSİMSİZ: Bir baykuş avını gözler ve avını en savunmasız anında öldürür. Ben senin kuklan değilim Albay . Yaptıkların hayla beynimin içinde .
Albayın kanı odayı kan gölüne dönüştürdü. Onu can çekişirken izlemek keyif vericimi ? Evet veriyor. Bizi aç köpeklere kovalattırırken arkamızdan gülüyordu. Onun tek görmek istedikleri canavarlardı. O köpekleri öldürmemizi istiyordu ve bunu gülerek izledi . Hayatımda ilk defa bir canlı öldürmüştüm . Şimdi aç köpeklere kovalattırdığın çocuk . Şimdi senin ölümünü izliyor.
Kurt kocalınca köpeğin maskarası olur.
FLAHBACK BİTTİ
Bebeği kucakladım , yatak odaya götürdüm . Yatağın üstüne yatırdım. Yastıkları aldım ve sağına ve soluna koydum . Uyku saati yaklaştığından göz kapakları ağırlaşmıştı. Bebeğin beyaz battaniyesi ile örttüm. Bebek kamerasını tam bebeğe görülecek şekilde koydum , telefondan da kontrol ettim . Kapının arasından bir şey süzüldü . Gelen Gölgeydi . Yatağa atladı ilk önce bebeği kokladı sonra bebeğin baş ucuna yattı . Gölge bana doğru baktı.
İSİMSİZ: Tamam bu iş sende
Gölge gözlerini bana kırptı . Odadan çıktım . Salona geçtim . Tekli koltuğa kendimi bıraktım . Biraz olsun rahatlamıştım . Pusu geldi yanıma tekli koltuğun soluna doğru yattı . Evin içine rüzgar girdi. Pencereleri açtığımı hatırladım . Ayağa kalktım ve pencereleri ve perdeleri kapattım . Tekrara koltuğa oturdum , Telefondan dışardaki kameralara baktım . Olumsuz bir şey görülmüyor . Burası sesiz sakin izole bir yer olduğundan içim rahat olsa da diğer yanım hayla tetikte her tehlikeye karşı . Artık normalmiş gibi yaşayamam . Küçük bir seste uyanıyorum . Elim hep silahıma veya bıçağıma gidiyor . Bunu düzeltemem. Artık çok geç . Her şeyi hatırlayan bir beynim var bu beyinle yaşamak çok zor .
Gözüm diğer koltuğa yaslanmış bir siyah çantamı fark ettim . İçinde iki mektup olması gerekiyordu. Birisi Büyük Hanımın diğeri ise Marko'nun olmalıydı .
İSİMSİZ: Pusu. Şu çantayı bana getir .
Pusu ayaklanıp çantayı bana getirdi tekrar aynı yerine yattı. Çantanın içinden iki mektubu çıkardım. Çantayı yere koydum. İlk Büyük hanımın mektubuna baktım . Yasemin çiçeği kokuyordu. Ölmesine rahme iz bırakmayı çok iyi biliyor. Katlanmış beyaz kağıdı açtım karşılaştığım Fransız yazısıydı ...
'' Merhaba Şapkalı Hanım.
İyi olmanı diliyorum . İlk senin o soğuk ellerinle tanıdım. Bana '' Ben o görgü kurallarının olduğu yerde doğmadım ve büyümedim ' demiştin . Haklısın . Senin gözlerini görmedim . Neler düşündüğünü bilmiyorum. Hani sana seni çözeceğim demiştim ama sanırım ilk defa birini çözemedim . Sen farklısın Şapkalı Hanım . Diğer kadınlardan farklısın . Maskenin ardındaki yüzünü gören nadir bir insansınız .
Teşekkür ederim. Ivan ve Akay'ı bana getirdiğin için . En güzel anlarımdan biriydi . Eşim de onları gördü ama benden önce gitti bu dünyadan . Yalnız kaldığımı sandım ama bana getirdiğin çocuklar beni yalnız hissettirmedi. Ben yaşlı değilim Şapkalı Hanım. Ruhum genç . O bebek ise geçirdiğim 2 ay. Bana bu yaşımda bile bir çok şey öğretti .
Peki sen . İnsanlardan uzaklaşman seni çürütmüyor mu . Her geldiğinde dahada suskunlaşıyorsun . Ivan'a sorduğumda bana '' O hep kendi yolundaydı. Ona göre bizler sadece şans eseri karşılaştığımız bir insandı. O hep zor yolu seçer yol yoksa kendi yaratır.'' dedi . Ama bazı şeyleri anlayamıyorum . Bir insan . Bir kadın . Nasıl böyle biri olabilir ki. İnsan bağ kurmadan yaşayabilirmiş ?
Bu satırları yazıyorsam çok yakında ilk ve son aşkımın yanına gidiyor olacağım. Onunda sabrı kalmadı sanırım. Sana tekrar teşekkür ederim . Şunu bil bir yerde Yasemin kokuyorsa oradan geçmişim demektir.
Ben BÜYÜK HANIM''
BARBARA CLEROUX
İSİMSİZ: Amacım Hep hayatta kalmaktı Büyük Hanım . Başka bir şey değil.
Diğer mektuba geçtim kağıt siyah yazılar beyaz mürekkep ile İspanyolca yazılmıştı.
'' Kılly'e
Bu mektubu yazma gereği duymamın sebebim Güzel kızım Coralıne için yazıyorum . Artık kendime katlanamıyorum. Kendimi çok çaresiz hissediyorum . Kendimi bir hiçliğin içinde olduğumu ve geri dönülmez bir karanlığın içinde kaybolduğumu seziyorum . Kendimi kaybettim . Güzel olan her şeyi yok ettim şimdi . Mavi gülüm tarafımdan bırakılan Coralıne bakıyorum ama ona dokunacak gücüm yok. Onu öpüp koklamak bağrıma basmak istiyorum ama olmuyor. Kendi bebeğime dair bir şey hissedemiyorum . Onu hissetmek istiyorum ama ... ama dokunmaya bile korkuyorum . Ellerim hep boşluğa takılı kalıyor. O deniz mercanını dokunduğumda elim kesiliyormuş gibi his veriyor bana.
Şimdi ölümüm senin elinden olacağını büyük bir inanıcım var . Coralıne ... sana emanet . En iyi seçenek sensin . Karanlığın içinde yol alıyorsun ama o senin rehberin değil . Ben ise karanlığı kendi rehberim olarak gördüm ve elimden bir çok hayat gitti. Güç parada saklı olmadığını Esperanzadan öğrendim . Sade o beni kabullendi . O beni değiştirdi. Herkesin korktuğu adam şimdi ise bir kadının kollarında ağlıyor.
Kılly . Coralıne iyi bak merak etme kimse senin peşine düşmeyecek. Sana emanet ediyorum ki sen kimsenin yapmadığını yapan nadir insanlardan birisi. Sana güvenim tam . Bende düşünmezdim düşmandan dosta giden bir yolu ama kader öyle bir noktaya getiriyor ki... Tehlikeye düşersen masanın üstünde duran belgelere bak .
Teşekkür ederim .
MARKO''
İSİMSİZ: Şerefsiz herif ... Koskoca bebeği benim başıma koydun onu öldürebileceğimi düşünmedin değil mi ama öldürmedim. Tam orda öldürecektim ama o ara ne oldu bende bilmiyorum.
Yerdeki çantayı aldım ve tekrar mektupları koydum . Kafamdaki şapkamı çıkardım ellerimle yüzümü sıvazladım . Gözlerim acıyor ama uyuyamıyorum hayla . Her uyuduğumda aynı şeyleri görüyordum. Şapkamı tekrar taktım gözlerime kadar indirdim . Göz kapaklarım ağırlaşmaya başladı. Huzurlu bir uyku olmasını diliyorum.
22:21
Gözlerimi araladım, birden sırtıma bir ağrı saplandı . Ayağa kalktım gerildim . Akşam olmuştu. Ne ara olmuştu tama anlayamamıştım. Dışardaki rüzgarın sesi duyulabiliyordu . Ağaçların sağ ve sola doğru yaprak hışırtılarını evin içine yankılanıyordu . Sanır bir fırtına olama ihtimali yüksek gibi. Sehpanın üstünde duran lambayı açtım . loş bir ortam olmuştu Yatak odasına doğru gittim . kapıyı yavaş ve sessizce açtım bebek hayla uykuda Gölgede bebeğin yanındaydı . Gece lambasını açtım.
İSİMSİZ: Bu gün sorunsuz geçek gibi
Dışardan bir aracın sesini duydum . Sonra durdu . Pusu ayaklanmış kapının önünde dişlerini gösteriyordu. Bir şeyin yaklaştığını hem de tehlikeli bir şey olduğunu sezmiş olmalıydı. Elime silahımı aldım . Yatak odasının perdesini az bir şey araladım ama karanlıktan bir şey görülmüyordu. Telefonumdan kameralara baktım . Evin önünde bir araç durmuştu. İçinden iki kişi çıkmıştı.
İSİMSİZ: Sanırım çok erken konuşmuşum
Yatak odanın kapısını kitledim . Dışardan bir ses duyuldu.
???: Burada olduğunu emin miyiz?
???: %95 ihtimalle . Bulmak çok zorladı . Onu bulmak neden bu kadar zor olduğunu daha iyi anlıyorum ama nasıl bu kadar iyi saklanıyor.
???: O diğerleri gibi değil.
Bu ses çok tanıdık
Yaguara
ama yanındaki ses yabancıydı. Genç biri. Kapının zili çaldı. Pusunun hırlaması daha sesli olur.
???: Köpek var sanırım ama bu fazla deyil mi
YAGUARA: Savaşın içinden bir yoldaş için ... daha fazlası
Kapının zili tekrar çaldı . Bebeğin uyunmamasını umut ediyorum. Hayla olduğum yerdeyim. Pusu ile göz göze geldik. Başımı sağ sola doğru oynattım. Tekrar bir ses
???: Evde olmayabilir . Sadece köpek vardır.
YAGUARA: olama ihtimali yüksek ama ışıkların yanması ... içimi bir ürperti geldi.
???: Zile basıyoruz açan yok sadece köpek var . İçeri girersek köpek saldırabilir ama öldürür-
YAGUARA: Onun parçası olan bir şeyi öldürmek . Ölüm fermanı imzalamak olur . Evin etrafına bakalım.
Evin her yerini kapattığıma eminim . Onların gitmesini beklemek daha iyi . Dışardan rüzgarın ıslık çalışını duyuyordum . Elimdeki telefondan onları takip ediyordum . Evin kör bir noktasını geçtim . Pusuya elimdeki yumruğu gösterdim . Pusu evin içine doğru gezmeye başladı bende bir yandan bebek kamerasına bakıyordum. Bebek uyanmıştı Gölge ise ayaklanmıştı . Bebeğin yanını oturmuş kuyruğunu bir sağa bir sola oynatarak bebeğin dikkatini dağıtıyordu . Tekrar dışardaki kameralara döndüm . Evin etrafında dolaşıyorlardı. Yanında bir kadın vardı. Kadın yatak odasının oluğu yerde durdu
???: Şurada loş bir ışık var. Evde mi oluyor şimdi.
YAGUARA: Emin değilim , onun izini bulamadım.
Rüzgar daha şiddetli bir şekilde esmeye başlar.
???: Buradan gitsek iyi olur Telefon fırtına uyarısı veriyor.
YAGUARA: Evet . Gidelim .
Kameralardan onların gidişini izledim. Çok yakındı . Uzun bir zamandan sonra neden şimdi. Bebekten haberleri olmadığı konuşmasından belli . Bebeği güvence altına almam gerekiyor . Pusu hızla yanıma geldi. Hızla yatak odasının kilidini açtım ve içeri girdim bebek güvendeydi. Bana bakıp kıkırdamıştı. Gölge ise bana doğru baktı. Ama her şey çok bulanık geliyordu . Başımı bir çekiçle vuruyorlardı . En son ne zaman yemek yedim ben ? Sağ elimle duvara tutundum . Kalbim daha hızlı atmaya başladı. Derin nefes alıp verdim . Bebeğin ağlama sesi kulaklarımda yankılandı ama şuan yapacak bir şeyim yok . Yere doğru oturdum derin nefes alıp verdim gözlerimi kapadım . Kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Yanıma Pusu ve Gölgenin geldiğini hissettim .
Sakinim, sakinim, sakinim, bir şey yok, her şey geçti, sakin ol, kendine gel kendine gel KENDİNE GEL.
Gözlerimi açtım kalbim atışları normale dönüyordu . Bazı şeyleri net bir şekilde görebiliyordum . Ayağa kalktım . Bebek sulu gözler ile bana doğru baktı . Saate doğru baktım . Bebeğin yemek saati gelmişti . Her şeyin ani gelişmesinde o kadar çok alışmıştım ki şaşırmıyordum daha doğrusu şaşıramıyordum .
23:56
Bebek omzuma doğru başına koydu . Omzumda da beyaz bir bez var . Kusarsa diye koymuştum. Nerdeyse bir saattir gazını çıkarmaya çalışıyorum . Bebeğe hıçkırık tutu . Mamayı hazırlarken üstüm battı .
İSİMSİZ: Çok sağ ol yaa. Buda başıma gelmez diyordum buda geldi . Aç mı bırakıyoruz seni ey be kedi. Koskoca bebeğin mamasını kıskandı. O sütü nasıl oldu da benim üstüme düktün ben bile bilmiyorum . Aloooo kime diyorum . Gölge hanım . Bu köpeğin ne suçu vardı. Sütün hepsi buna döküldü şimdi sütlü sütlü kokuyor
Gölgede patisini temizlemekte . Bir bakış attı bana sonra tekrar döndü patisine yalamaya. Pusu desen Gölgeye bakıyor . Gözleri ona kitlenmiş .Pusu'' Ateşkes anlaşması yapmıştık bu mu senin gururun in sen raflardan bak seni bir güzel mideme indirecem'' der gibi bakıyor. Gölgede '' Patimin tadına bakarsın ha daha yeni törpüledim ilk senden başlarım '' der gibi bakıyor
İSİMSİZ: Bak karışmam ha yersiniz birbirinizi.
der demez omzumda bir ıslaklık sonra yere doğru düşen ' şapır şapır' ses geldi . Yere doğru baktım . Yerde bembeyaz bir kusmuk var . Bebeğe baktım , başını bana döndürdü gülümsedi sonra tekrar hıçkırdı.
İSİMSİZ: O senin nerenden çıktı . Bide gülüyor. Çok mu verdim ben sütü . Kitapta ne yazıyorsa onu yaptım . Senin de bir tuzun oldu işte . Olan yine bana oldu
Bebek dalgın dalgın bana bakıyor bir yandan gülümsüyor .
İSİMSİZ: Bebekler demi sarhoş oluyormuş ha . Sen sarhoş odunda ben burayı tekrar temizleyecem . Ben er yada geç bakıcı bulsam iyi olacak .
Birden bir ses duyuldu. Etrafıma baktım. Gölge ve Pusu aralarındaki hesaplaşmayı bırakıp bebeğe baktılar . Sonra tekrar bebeğin popişinden aynı sesi duydum.
İSİMSİZ: Sabır... Sabır. Yarısını için yarısını kustun diğer yarısında da sıçtın tam oldu . Dışarda kıyamet kopuyor burada başka bir kıyamet kopuyor ... ben seni ne yapacam . Hayla da gülüyor . İyi bari uyu da ben burayı toplayım .
02:13
Canım çıktığına yemin edebilirim . Pusu ile Gölgeyi zorda olsa yıkadım . Evi sildim Bebeğin altını üstünü değiştirdim . Şimdi bir sessizlik . Görev tamam. Hayır . Ya ev bulacam yada onların ne istediğini öğreneceğim. Biraz daha uyumak istiyorum ...
FLACHBACK SAAT:03:39 15 YIL ÖNCE
Yüzümde bir çuval torbası vardı ellerim ve ayaklarım bağlanmıştı. Bir teknenin içindeydik. Teknenin gürültülü sesi dışında bir ses duymuyordum . Tekne durdu . Bana yaklaşan iki kişinin adımları duydum .
???: Güzel kadın ha bunu denize atmak yazık olacak. O yatağımda görmek daha güzel olurdu.
İSİMSİZ(İÇ SESİ): En son göreceğin şey yatağımda kanlar için acınası bir şekilde ölmen .
Birden bir ayak karnıma doğru baskı uyguladı. Nefesim kesilecekmiş gibi oldu tamda bıçağın kestiği yere denk getirmişti. İster istemez ağzımdan inilti çıktı . Ve sonra sağ omzumda tarif edilmez bir acı oluştu. Bıçağı tamda omzuma doğru batırdı. Bağırmak istiyordum ama olmuyordu. Nefes alıp vermem hızlandı. Vücudum titremeye başladım .
???: Yüzümü mahvetmeden önce düşünecektin küçük hanım . Benimle oyun oynamak neymiş göstereceğim.
Bir el sağ omzuma tutup sıkar. Anımda çığlığı bastım. Yarama tuz basmıştı. O açının nasıl lanet bir şey olduğunu benim gibi yaşayanlar bilir. İstediğin kadar bağır kimse seni duyamaz küçük hanım.
YAGUARA: ELİNİ ONUN ÜSTÜNCEK PEZEVENK
???: Bak bak burada kim varmış . Oyyy ne oldu kız arkadaşını dokuncamı aklın başına geldi.
O salağın burada ne işi var. VIP koruma altına alması gerekiyordu. Bu benim peşinden mi gelmiş. Geri zekâlı kendini öldürtecek. Ne ara bindin tekneye?
???: Hem suçlu hem güçlü . Bekle sen bunu bir halledeyim seni yer halısı yapacağım orospu çocuğu .
Birden havalandığımı hissettim ve denizin derinliklerine doğru ilerlediğimi hissettim. Ellerimdeki iplere çözemiyordum . Çırpınıyordum ama dahada derinlere iniyordum . Nefesim tükeniyor. Hareket etmem daha da yavaşlıyor. Acı dahada artıyordu sanki derimi deşiyorlardı .Yolun sonuna mı gelmiştim ? Sanırım öyle. Tek gördüğüm karanlık....
Birinin beni tutuğunu hissetim ne tepki verecek gücüm neden gözlerimin kapanmasını engelleyecek enerjim vardı. Göz kapaklarım ağırlaşıyor karanlık dünyama hakim kılıyor...
Öksürdüm. derin nefes alıp verdim tekrar öksürdüm . Yaşıyor muyum? ama nasıl? Karşımda sırılsıklam Yaguarayı gördüm bana bir şey söylüyordu ama ben duymuyordum. Vücudum titriyordu. Başımı cevirdim , gözleri açık bir şekilde cesedi görünce dona kaldım. Yaguara eliyle yüzümü kendisine doğru cevirdi.
YAGUARA: Oraya bakma bana bak .
Her şey bir karmaşa içindeydi . Yaguara tişörtümü yırttı tam olarak anlam veremedim. Birden omzumda o dayanılmaz acıyı hissettim . Ağzımdan büyük bir inilti çıktı
YAGUARA: Özür dilerim, yapmam gerekiyor. Yarayı temizlemem gerek . Dayan .
Soğuk terler akıtıyordum .İstemsizce vücudum kasılıyor. Yaguara'nın kolunu tuttum sımsıkı. Onun ne yaptığını tam olarak adlandıramadım.
İSİMSİZ: B-Bırak
Tekrar dünyam karardı . sanki bir boşluktan aşağıya düşüyordum...
Gözlerimi araladım . Kendimi halsiz hissediyordum. Başım ağrıyordu , sol elimi saçlarıma daldırdım . Boğazım acıyordu. Etrafıma baktım.
İSİMSİZ: Ben... neredeyim?
Üstümdeki battaniyeyi üstümden attım. Sağ kolumu oynatamıyordum. Kendime baktım gördüğüm şey ile şok oldum. Altımda siyah bir şort üstümde sol omzumdan göğsüme doğru devam eden ve karnımda biten bir bandaj vardı. Sadece bandaj vardı. Elimi göğsüme doğru götürdüm. göğsümün tam altından bir açı sağlandı. Tekrar etrafıma baktım . Masanın üstünde duran ilk yardım çantası, silahım , iki top kürem vardı. Elime küreleri aldım . Kaybettim sanmıştım . O gece bir şeyler ters gitmişti bir şeyin yeri değiştirilmiş gibi his kaplamıştı. Sol elime yumruk yaptım ve sert bir şekilde masaya vurdum
İSİMSİZ: Siktir. Kandırıldık... orospu çocukları. Ortada VIP yoktu sadece denendik .
Kapı açıldı . Silahı kaptım ve doğrultum. Karşımda Yaguara vardı. Silahımı indirmedim. Ona doğru baktım. Yaguara ellerini yukarı kaldı . Üstünde siyah bir kazak vardı . sağ elini bandajlamıştı. Saçları dağılmıştı.
YAGUARA: Sakin ol . İlk önce silahı indir.
İSİMSİZ: Biliyor muydun?
YAGUARA: Neyi biliyor muydun ? Açık konuşsana ve şu silahı indir. Karşından düşman yok.
İSİMSİZ: Bizi kullandılar yada bir çok kişi. VIP orda yoktu . Diğerlerin davranışları bir hayli garipti. Sanki bizim geleceğimizi biliyorlardı . Özel eğitimli askerler vardı . Fark etmedin mi?
YAGUARA: Sende kandırıldın ama bende kandırıldım . Benim onlar ile bağlantım olduğunu düşünüyorsan yanılıyorsun . Evet haklısın ama ben seni kandırmadım VIP in olmadığında bilmiyordum. Ben odaya girdim de VIP yoktu. Birden üstüme birileri çullandı. Emin olduğum ihanete uğramıştık.
Silahı doğrultmaya devam ediyordum. Gerçekten de doğrumu söylüyor yoksa yalan mı ? Yaguara'nın tepkisinde bir şeylerden haberi olmadığını anlayınca silahı indirdim . Oda ellerini indirdi. Silahı masanın üstüne bıraktım . Zaten dolu değildi. Şarjör boştu. Sol elimi sandalyeyi tutup çektim . Çekerken kolum titredi ama istifimi bozmadım. Sandalyeye oturdum . Her yerim ağrıyordu. Yaguara dikilmiş bana bakıyordu. O da tam bir şey anlamamışa benziyordu aslında bende anlamıyordum . Her şey o kadar ani gerçekleşmişti ki düşünmeye kalmadan refleksler ile ilerlemiştik. Yaguara sandalyeye yaklaşıp oda sandalyeye ,tam karşıma oturdu . Sağ elimi hareket ettiremiyordum ama bazen bıçak gibi ağrı saplanıyordu .
İSİMSİZ: Iıhhhhmmm
YAGUARA: Ağrıyor mu?
kafa salladım sadece.
İSİMSİZ: Teşekkürler
YAGUARA: Ne?
İSİMSİZ: Denize atlarken kafanı bir yere mi vurdun?
YAGUARA: Hayır... Senden bu kelimeye duymak bir garip geldi . Baykuş hanım... Yetersiz mi besleniyorsun sen?
İSİMSİZ: Sana bunu düşündüren şey ne?
YAGUARA: Parmakların . Seni ilk gördüğümde parmaklarında yara vardı ama iyileşiyordu ama şimdi yaraların zor iyileşiyor.
Sadece baktım. Ne diyebilirdim ki . Doğru bir tesbihti.
İSİMSİZ: İştahını kaçıran şeyler, senin beyninde de yer edinir... Bunun bir önemi yok .
FLAHBACK BİTTİ
SAAT: 07:00
Gözlerimi araladım . Yerde uyuya kalmıştım. Kalkasımda gelmiyordu. Bütün gün boş boş tavana bakmak istiyordu çanım. Hava daha yeni aydınlanmıştı. Yattığım yerden kalktım gerildim . Yatak odasına gittim . Bebek hayla uyuyordu yanında Gölge , yere yatmış olan Pusu vardı. Kapıyı kapattım tekrar . Mutfağa gittim . Elime cezveyi aldım ,içini iki kaşık kahve bir kaşık şeker kattım sonra suyu . Ocağa koydum. Başında beklemeye başladım . Cezve ile yaptığım bir şey değildi . Bunu bir Türklerden öğrenmiştim .
3 yıl paralı asker olarak görev almıştım . Ama onlara göre sözleşmeli erdik biz . Benle beraber sekiz kişi vardı . Sadece kod adlarımız biliniyordu . Yüzlerimizi göstermezdik genelde sessizdik . Biz onları bulmamıştık onlar bizi bulmuştu. O zaman kimileri 17 kimileri 24 yaşındaydı . Aralarında en büyük olan ben ve bir tane daha asker vardı. Tecrübe olarak ben ondan daha fazla olduğundan . Komutanları ben olmuştum . Hepsi özel bölgede hayatta kalan paralı askerlerdi . Bir birimizi tanıyorduk. Bizlere hep para varsa görevde vardır , kimseyle bağ kurmayın, kimseye güvenmeyin , hayatta kalın diye öğretilmişti. Ama ne özel bölge diye bir şey kalmamıştı. Nerdeyse hepsi toprağın altındaydı. O kurallar artık hayatın bir parçası olduğundan beynimizin bir kısmında yer edinmişti . Onların birbirine güvenleri tamdı . Aramızda Türk askerleri ile çok fark oluyordu. Onlar bir aileydiler ama bizler, bağ kurmanın yada güvenmenin bile ölümün kıyısına sürüklendiğimizi çok görmüş ve deneyimlemiştik. Bize göre bizler hayatta kalanlardık ama ulusal olarak asker çocuklardık. Hepimiz elimize bıçakları 8-9 yaşlarında almıştık. Hukuki olarak yasaktı ama bizim yanımızda adaletin terazisi diye bir şey geçmedi . Bize söylenen'' Hayatta Kal '' denmişti. Bu iki kelime her şeyi değiştiriyordu. Arada sözlü sataşmalar oluyordu. Genelde ben engelliyordum. Türkleri tanıyordum. Onlar ülkesini sahipsiz bırakmazlardı. Vatanları için her şeyi yaparlar. Onların kanındı vardı. Onlar diğer milletlerden çabucak ayrışılıyordu . Çünkü onlar Türk'tü. Bizler daha hangi ülkemizde doğduğumuzu bile bilmiyorduk.
Bir ara yemekhanedeydik, hep diğer askerlerden uzak masalara otururduk . Amacımız kimseyi rahatsız etmek değildi. Yemekhaneye bile uğramadığımız çok oluyordu . Bu bizim için bir alışkanlıktı. Aramızda küçük olan '' Yemek yemek bile lüks geliyor ama burada öyle değil '' demişti. Herkes sesiz kaldı. Dediği doğruydu aslında . Sıcak bir yemek , sıcak bir yatak gibi gibi. İnsanın en ihtiyaç duyduğu şeyler bize lüks gelirdi. Bende şöyle dediğime hatırlıyorum '' Bizler hiç bir ülkeye ait değildik ve olmadık . Sadece para ve görev başka bir şey yok. Onlarda bizlerde kimsenin ne yaşadığını bilmiyor . Göreve odaklanın başkasına değil. Alışkanlıkları bırakmak zordur ... elimizden ne geliyorsa yapın ve kimseyle kavgaya tartışmaya girmek falanda yok. Bizler hiç bir ülkeye ait değiliz . Sadece kendimiz varız . Aklınızı başınıza alın.'' demiştim. Ama aramızdan biri keskin nişancı olan yemeğe bakarak '' Artık böyle yaşamak istemiyorum. Hepimizde istemiyoruz. Normal olmak bu kadar mı zor bizim için ?'' demişti. 20 yaşında bir kadın vardı oda '' Normal dediğimiz şeyler de bile tepki veriyoruz . Küçük bir ses olsun hepimiz alarm moduna geçiyoruz. Bize hep hayatta kalın dendi ve bizde öyle yapmak zorunda kaldık . Hatırlarsınız ki o aç köpekleri bizim üstümüze saldılar ve hayatta kalan sadece 7 kişi olmuştu. O yedi köpeği de kendi ellerimizle öldürmek zorunda kalmamış mıydık? Kalmıştık. İstesek de normal biri gibi olmak çok zor.'' demişti. Küçük olan tekrar söze girdi'' Ben o zaman ilk defa bir canlıya zarar vermiştim . İlk defa bir kan görmüştüm ellerimde. Köpeğin başında ağladığımı çok net hatırlıyorum.'' demiş. Bende ona'' Senin Küçük bir şansın olabilir küçük . Sen bizim gibi o şeyleri tam görmedin yada görmene engelledik sen bize 5 yıl önce geldin . Senin bir şansın var . Onu ben hallederim şimdi yemekleri yeğin bir saat sonra tekrar antrenman yapılacak diğerleri ile kavga , kargaşa , sözlü hakaret olmayacak. Anlaşıldı mı?'' . Herkes kafasıyla onaylamıştı.
O zamanları hatırladıkça insan her şeyi dahada net görüyor . O küçük şimdi ne yapıyor bilmiyorum ama güvende olduğuna eminim.
DEVAM EDECEK
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 103 Okunma |
74 Oy |
0 Takip |
17 Bölümlü Kitap |