2. Bölüm

GÖLGELERİN İÇİNDEKİ İZ

Noctrixa
noctrixa

 

Saat gece yarısı olmuş aradan 3 saat geçmiştir bölge de kısa bir süre çakalların dişlerinden cıkan kemiklerin birbirine sürtünmesi , ıslak liflerin yırtılması , çakalların homurtuları kesilir , ziyafet bitmiştir ve kendi sofralarından kalmışlardır ve bu tehlikeli bölgeden uzaklaşmaya başlarlar . Çakalların partilerin de ve kürklerinde hafif kan lekeleri ve türlerinden aşağıya kan damlaları süzülüyordur . Bölgede sesizlik hakimdir, bir küçük iğne yere düşse duyulacak dercededir .

O tehlikeli bölgesinin adı Gölgelerin Fısıltısı dır bölge halkın neden böyle bir şey demeleri ' nin nedeni ise bu bölgeye giren kim olursa olsun burda sınanıyordur ve 30 yıl önce bu bölge böyle anılmazdı sesiz sakin bir yerdi , burda huzur vardı çocuklar bu bölgede koşup oynuyordu ama bu bölgeye kara bulutlar indi. Karanlık bu bölgeyi ele gecirdi bu karanlığı kendi cıkarlarını düşünenin derdi para , güç , eylence ve haz alan insanlar tarafından bu bölge kana bulanmıştı . Saf , güzel hayalleri olan çocuklar ve insanların ışığını bir günde söndürmüştü . Bu toprağın altında kimsenin bilmediği masum insanların yattığı mezardı, o insanlar artık bir gölgeyi ve karanlık onları ele geçirmişti.

Bir grup şerefsiz bu bölgeye büyük bir cukur acarlar cukur 6 metre derinliğinde geniş bir cukur acılır bu cukur içinde kötü niyeti herkes hissetmekle kalmayıp bu bölgeden gecmek zorunda kalan insanlar bu bölgede toprağın kokusunun , havadaki ağırlığının ve en önemlisi geceleri burdan gecemk zorunda kaldıklarında insanlar burda yerde sanki Gölgelerin olduğu neşeli çocuk sesleri , insanların kahkahalar ile gülüp , şakalar yaptığı fıdıltılar duyuyordur . Ama bölgede uzun süre durulursa bu fısıltalar bir kabusun içindeymiş gibi hisler veriyordur çocuk seslerinin çığlığa dönüşmesi , insanların yalvarışlarının fısıltı gibi kulaklarında duyulması insanları korkutmuş ve en çok duyulan fısıltı ise "Anne , çok korkuyorum, beni burdan al " bu cümleyi kulaklarına doluyordur . İsmide bu yüzden "Gölgelerin fısıltısı" olarak anılmıştır.

Ama bir şey daha vardır ki halk ormanlık ve bazı vadilerde yıldız çicekleri görmüş ve görülmeye devam ediyor. Bu çicekleri gören kişiler şanslı olduklarını ve onları koruyacağını inanıyordur. Yıldız çiçeği (Starflowers) küçük ve narin bir çiçektir, yaprakları ve gövdeleri inceciktir. Taçyapraklar ise ise mavi bazen ise beyaza çalan mavi tonlarında olur; tam ortasında sarı küçük bir nokta vardır . Genelde beş taçyapraktan oluşur ve bir yıldıza andırı . Yıldız çiçeğini dokunan kişilerin hissettiğini şey ise hassas , zarif ve masum bir görüntüdür; rüzgardan hafif sağlandığında adeta minik bir ışık gibi parlar. Kimileri bu çiceklerin almasının sebebinin Gölgelerin fısıltısı olarak anılan bu bölgenin hayla içinde bir umud olduğunu temsil ettiğini söyler ve bu çicekleri bulmak ve görmek çok nadirdir . Ve Suriyede bazı bölgeler çöl , çorak ve kuraktır, bu çicekler zoru şartlarda bile çicek acması bir umud ışığı olduğunu inanıyordur halk.

Killy'nin 3 saat önce öldürdüğü adam ise kırmızı listede aranan bir Naja adıyla bilinen teröristir. 30 yıl önce o para, eylence, güç ve haz alan insanlar arasında yer alan pezevenklerden biridir o da bu işin içine düşmüştür . 30 yıldır o bölgeyi girmemiş ama şimdi kendini burda , ölümüne kaşarken bulmuştur kendisini ve avcıyken av durumuna düşmüştür .Kontroller tam Naja dayken bir anda kontrolünü kaybeder , avı tehlikeli bir avcı cıkmıştır, vahşi hayvanlardan daha tehlikeli gözüküyordur ve bir avcı av durumuna düşmek en büyük bir yıkımdır. Kontrollerin hepsi Killy dedir artık , Naja bir serce yakalayım derken baykuşa denk gelmiştir . Killy ismi bile Najayı korkutuyordur. Naja'nın elleri titriyor gözleri dehşet içinde, kacak hiç bir delik arıyordur ama yoktur , baykuş bir kere gördümü asla bırakmazdı. Adam uzun süredir koşuyordur ve kulağında bir fısıltı sesi gelir derki

(GENC BİR KADININ SESİ, KARANLIK VE ÜRKÜTÜCÜ) : Burası senin en büyük karanlığın olcak... Celladın tam da arkanda ; burası senin mezarın deyil yok oluşun .

Adam dehşetle gözleri büyür ve üç el silah sesi kurşun sağ ve sol bacağı ile omzuna girer tiz ve acı dolu bir cığılk atar ama adam kendi cığlığını duymaz çsadece büyük bir kahkaha duyar ama o ses kimseden cıkmammıştır. Sanki tamda beynin içindedir o sesler ve adam yere yığılr bağırır küfreder . Tanrıdan yardım ister ama nafiledir nefesi soğuk havada buhar olup havaya karışıyordur killy ise ona doğru yürüyordur , sesiz ve kararlı bir şekilde . Gözleri görülmüyordur ama onun bu havadan bile soğuk gözlerini hissediyordur. Naja ,yalvarır ama killy konuşmaz sadece bakar . Naja ağlar titrer kaçış noktası arar ama bacakları onu götüremezdi ve olan olur .

Kurşun anlından isabet ettiğinde önce metal çarpma sesi ve ardından bir şok dalgası yayıldı. Zihin bir anda karardı; saniyeler içinde bilinc bulaşıkları. Beyin dokusu parçalanmaya başladı , sinir hücreleri birbirine çarpıyor elektriksel sinyaller kaotik bir şekilde yayılıyordu. Gözleri istemsizce kayıyordur , dudakları titriyor ve nefes düzensizleşiyordur .

Ve sonra kalpten 2 kurşun , kurşun kalbinde kas doğusundan, kalbin pompalama fonksiyonu bozar . İç kanama hızla artar; vücutta kan basıncı düşer . Ritmi bozulur kalbin elektriksel sinyaller bozulur , aritmiler oluşur. Beyin artık kontrol edeceğim bir organ dönüşmüş , hayatın tüm fonksiyonlar kaybetme başlr . Ve bir anda...dünya sesizleşir nefes durmuş , gözler donuklaştı ; bilinc yavaşca karanlığa teslim olur .Najanın tek gördüğü şey ise büssürü gölge ellerin onu karanlığın içine cekişiydi

Aradan 5 saat gecer güneş daha doğmamış sabahın soğu insanın derisini işliyordur ve bir Türk Timi olan KARTAL Timidir ayağındaki botların sesleri cakıl taşlarının arasında yankılanoyordur. 7 kişilerdir ve yanların 3 tane yakaladıkları cete üyeleri vardır, elleri kelepcelenmiş ve iki kişinin ağzı beyaz bezle kapıtılmıştır . Çünkü o iki cete üyesi geriğinden fazla küfredip , bağırdıkları için ağızlarını bir bezle kapatırlar üstleri başları toz olmuştur başları aşağıda bir şekilde ayaklarını sürünerek ilerliyordur üstlerinde asker kiyafetleri vardır ama yeşil deyil siyahtır bu kişilerin ne kadar önemli kişiler olduğunu bu kiyafetlerden belli oluyordur askerler ilerliyor ve Gölgelerin fısıltısı olan bölgeye gelirler ama üç cete üyesi yürümez , elleri titrer çünkü o bölgeye geldiklerini ve o karanlığı hissetmişlerdir kadının dudakları titrer. O sırada zaten üç cete üyesi durunca arkadaki askerlerden üçü onları iter yürümek zorundalardı ne olursa olsun.

Üç cete üyesi ses cıkarmaz ama gözlerindeki korku dahada artmıştır . Yürümezlerse sürüklerlerdi

dudakları tittriyordur soğuktan titremez , korkudan titriyordur diyer cete üyelerinde elleri titriyordur çünkü kulaklarına bir fısıltı gelmişti o fısıltı bir kahkaha ya benziyordur ve ortam birden sesizleşir sadece kartal tipinin ve cete üyelerinin nefesleri duyuluyordur , bir küçük iğne yere düşse yankılcak dercededir hayvanlar susmuşsa tehlike yakındadır . Kartal timi ilerlemesi gerekiyordur çünkü helikoptere yetişmeleri gerekiyordur. Cete üyeleri ise yürümek zorunda kalırlar önde üç asker vardır arkada ise 4 asker tamda ortalarında üç cete üyeleri vardır . Bu tecrübeli askerler için esir , yükten farksızdı. Onlara merhamet göstermek , dikkat dağıtmak demektir. Ama yinede kurallar vardı ; Asla sebepsiz yere dövülmezler, kacmaya kalkmadıkca ağır şiddet uygulanmadı. Karargaha kadar canlı ulaşması gerekiyordur ve sorgu orda yapılırdı. Yolda yürürken , ara sıra askerlerden biri gözlerini eserlerin üstünden ayırmazdı. Özellikle sesizleşen esir tehlikeliydi; coğrafya zaman ya kaçma niyetlidir yada bir şey saklıyordur

Bu yüzden tim ilerlerken , ortam ne kadar sesiz olursa olsun , havadaki gerginlik eserlerin ensesine çekerdi. Kendilerini zincilere vurulmuş hayvanlar gibi hissederlerdi; çünkü dururlarsa ya itilip katılır yada sürüklenirdi. Bölgede ilerledikçe üç cete üyesinin içindeki korku katlanarak artmaya başlar kulaklarına fısıltılar geliyordur ilk başta çocuk sesleri sonra birden cığlık kulaklarının dibinde duyar kadın dayanamaz dizlerinin üstüne düşer ve başını aşağı indirip ağlar vücudu tiriyordur geri kalan 2 cete üyesininde onlarda dizlerinin üstüne düşerler vücutları titriyordur korkuyorlardır kadın kısık bir sesle derki

Esir kadın: lütfen burdan gecmeyeli yalvarırım sizler kafamın içinde bütün sesler aynı anda konuşuyor sanki .

Tim birbirine bakar anlam veremezler onlar hiç bir şey duymuyordur Astsubay kıdemli Çavuş Emir , alaycı bir şekilde

A.K.Ç.E : Komutanım delirdiler herhalde

Yüzbaşı Kayra yere çöken esirlere bakar alaycı bir gülümseme olur . Emir verir

Y.K: Kaldırın şu delileri , yolumuza devam edeceğiz , sizlerde yürüyeceksiniz ya güzelce yada süründüre süründüre

Üç asker eserlerin yanına yürüyüş kollarından tutarak kaldırırlar asker hissetmiştir ama umursamazlar ve yola devam ederler botların sesleri yankılanıyordur kulaklarında ama üç esirin ise kulaklarında "Korkak", "Devran döneler , elbet gün gelir" "Ne ekersen onu bicersin; gölgeler ise sabırla bekler " " Düşman ne kadar güçlü olursa olsun , zamanın terazisi adildir " bu cümleler kafalarında yankılanıyordur bu sözler kurşundan daha keskindir

Y.K: Dur

Herkes durar feneri yere doğrultur Yüzbaşı ve yerde kan vardır , ama sanki bir şeyden kacıyor gibidir uzaktan bir kaç çakalın homurtuları duyulur .Yüzbaşı ve Teğmen fenerle ilerlemeye başlar ve uzaktan bir şeyin orda bir şeyin yattığını görürler ve kamera kaydını acarlar . Yerde kan birikintileri vardır Yüzbaşı ve Teğmen birbirine bakar ve temkinli e ilerlemeye başlarlar botlarının sesi yankılanıyordur ölüm sesizliği vardır ve cesedin yanına gelirler ceset tanınmaz haldedir , kollarından ve bacaklar yoktur göğus ve karın bölgelerinden yenilmiş iğrenc bir görüntü vardır yüz ise cene yoktur yanaklar yenilmiş ama bir sıra dışı vardır tam anlından bir kurşun izi vardır ve fenerleri cesedin göğsüne döndürür ve orda iki kurşun tam kalpten gecmiş ve kemiğe carpmışa ve içinde kalmıştır . Cesedin üstünde askeri pantolon vardır ama siyahtır ve uzaktan çakalların uluma sesleri duyulur feneri sol tarafa dödürüler ve bir çakalın bir insan kolunu kemirdiğini görürler. Cakal onlara bakar sonra çakal ayaklanır ordan uzaklaşır kanlı kolla birlikte ve telsizden time durumu açıklarlar ve dikkatlice cesedin yanına gelirler timde cesedi gördüklerinde anlık bir duraksarlar ama üç esirin birden gözleri fal taşı gibi acılır nefesleri kesilir gibi olur yüzbaşı cesedin boynundaki kolye dikkat ceker ve bir küçük dal alıp kolyeyi bakar bir yılan kolyesi ve cesedin boynunda bir yılan görmesi vardır yüz başının aklına bir isim gelir ama emin deyildir, önemli birine benziyordur ama tanınmaz haldedir

Y.K: (iç monolok): bu cesin burda ne işi var ve bu kanların hepsi taze ve yakın mesafeden atış edilmiş bu ceset kırmızı listede olan "Naja" olmasın

Telsizle konuşur karargaha olanları anlatır . Ve cesedin getirilmesi emredilir

Y.K: çeset torbasını cıkartın ve cesedi koyun burda bir şeyle olduğu çok belli, dikkatli olun bunu kim yaptıysa işini çok iyi biri .

İki asker cıkar sakince cesedi koymaya başlarlar her şey kontrol altındadır ... ceset ceset torbasına konur ve yollarına devam ederler bu normal olmadığı herkes hissetmiştir ama yollarını devam etmek zorundadırlar ... sonunda helikoptere varırlar herkes içeriye girerler ama kimsenin aklından ceset cıkmıyordur helikopterin motoru uğulduyordu, rüzgar kulaklarını dolduruyordu ama herkesin aklı o cesette kalmıştır . Ceset tamda ayaklarının dibindedir ama bir şeylerin ters olduğunu çok iyi hissediyorlardır herkesin aklında iki sorun "bu ceset neden ordaydı " "bu kişi Naja ise onu kim öldürdü" herkesin aklında bu soru kemiriyordur.

Helikopter sert bir iniş yaptı. Rotorların gürültüsü yavaş yavaş azaldı, geceyi yaran uğultu yerini uğursuz bir sessizliğe bıraktı. Kartal Timi sırayla indi, çakıllı zemine basan botlarının sesi kısa süre yankılandıktan sonra kayboldu.Yüzbaşı Kayra kısa ve net bir komut verdi: Yürüyün. Karargaha gidiyoruz.Ceset torbası iki asker tarafından dikkatlice taşınıyordu. Ağırlığı, sadece bedenden değil, üstlerinde taşıdıkları bilinmezlikten geliyordu sanki. O cesedin kim olduğunu bilmek, timin her bir üyesinin zihninde ağır bir gölge gibi dolaşıyordu.Esir alınan üç çete üyesi ise ürkek adımlarla ilerliyordu. Yüzlerinde korku, gözlerinde çaresizlik vardı. Ne zaman ceset torbasına baksalar, dudakları titriyor, yutkunuyorlardı. Onu tanımışlardı; ama konuşmaya cesaret edemiyorlardı.Hava hâlâ soğuktu, sabahın ilk ışıkları bile görünmüyordu. Yol dar bir patikadan ilerliyordu, çevredeki ağaçların gövdeleri karanlıkta sanki daha uzun ve daha tehditkâr görünüyordu. Timin her bir üyesi silahlarını hazır tutuyordu, her çıtırtıya tetikteydi.Toprak yürürken bir an geriye dönüp ceset torbasına baktı. Kendi bile nedenini bilmiyordu ama içinde bir huzursuzluk vardı. Bu işte bir terslik olduğunu hissediyordu. Ama yürümekten başka çareleri yoktu.Karargaha doğru ilerlerken, tek duyulan şey botların ritmik sesi ve rüzgarın uğultusuydu. Her adım, onları bilinmezliğe biraz daha yaklaştırıyordu

Torba ağır değildi ama havası ağırdı; sanki o torbanın içinde sadece bir beden değil, uğursuz bir sessizlik de taşınıyordu. Karargâhın koridorları dar ve sterildi, floresan ışıkları yukarıdan cansız bir beyazlıkla vuruyordu. Koridorun sonunda tıbbi inceleme odasının kapısı açıldı. Görevli doktorlar ve bir istihbarat subayı bekliyordu.Subay torbaya baktı, sonra timin yüzlerine. “Kim buldu bunu?” diye sordu.

 

Yüzbaşı Kayra soğukkanlıydı: Biz. Gölgelerin Fısıltısı bölgesinde. Kim vurduğunu bilmiyoruz.

 

Subay kaşlarını çattı, torbayı açmadan imzaladı.

 

Subay: Otopsi hemen başlar. Sizler cıkhabilirsiniz dinlenin gerisi bizim işimiz .

 

Tim o an serbest bırakılmış gibi nefes aldı, ama o nefes bile rahatlatıcı değildi. Odadan çıkarken aralarından biri,

 

Uzman Çavuş Kaya, kısık bir sesle diğerine eğildi:

 

U.Ç.K.: o cesedin yüzü… sanki korkudan donmuştu. Sence böyle bir şeyi kim yapar?”

 

Esirler ise onları diyer askerler alırlar ve sorguya hazırlanıyordur ilk önce sağlık kontrolünden gecirilecekti sonra sorguya başlanacaktı. Koridorun sonunda kapı kapandı. İçeride otopsi başlarken, tim dışarıda birbirine bakmadan yürüyordu ama o ağır kan kokusu burunlarındadır.

 

Karanlık, sadece karanlık deyildir; insanın içindekini de karanlık denir.

2.BÖLÜM SONU

Bölüm : 26.08.2025 19:44 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...