11. Bölüm

İSİMSİZ

Noctrixa
noctrixa

KILLY'NİN ANLATIMI

 

Gözlerimi, yolun üzrinden ayırmam. Turuncu sokak lambaları arada sırada yüzümü aydınlatıyordu. Sol elim direksiyonda sağ elim ise bebeğin sırtındaydı, bebek sakin ve rahat bir şekilde göğsümde uyumaktaydı . Bebeğin içince sıcak nefesini hissedebiliyordum . İspanya sokaklarının arasından cıkıp ana yola doğru girdim . Bebeğe bile bakmadım sadece gözlerim yolun üzerindeydi . Gözlerimin önüne Marco'nun dedikleri tekrarlanır. "Ölümüm başkasından olacağına senden olması daha iyi olur ... bebeği sana emanet ediyorum". Bu çümleler... biraz tuhaftı . Benim gibi bir insana bir şey emanet etmek , kendi düşmanına emanet etmek hele büyük ceserat . Bu düşünceye sahip olma nedenin neydi. Geçmişte birbirimizi öldürecektik, o kadar çok yemin ettin ki Marco ... kendi kapını kendin çaldın , kapıyı sana ben actım ama içeri giren sen oldun. Senin gözkerinde gördüğüm şeyler pişmanlık , hüzün , acı ve gerceklerin senin gözüne dahada sokulmasıydı. Yaptıkların hiç bir şeyi değiştirmeyeceğini anşadın aslında öncen anlamıştın ama buna inanamak istemedin. Genelde insanlar inanmak istediklerini inanırlar. Benim seni öldürmem sadece yarım kalan şeyi tamamlamaktı ve tamalandı . Hedef temizlendi . Ama Marco arkanda bıraktığın mirasın...

 

İspanyanın bir otelinin önünde durdum . Anahtarı yuvasından cıkarıp , arabanın içinden cıktım . Arka kapıyı acıp çantayı aldım. Vale yaklaşır, anahtarı valeye verdim . Bellboy geldi cantayı aldı ve birlikte otelin içine girdik saat tam gece yarısı olmuştu. Resepsiyonistenden oda anahtarını aldım. Odam 773 numaraydı . Asansör ile odama doğru cıkmaya başladık . Gözüm aynaya doğru kaydı. Göz altımda hafif morluklar . Uykusuluğun çizgileri yüzümde belirmişti, her zaman ki gibi olduğu gibi . Elimde siyah eldivenler vardı. Yüzümü nerdeyse kapatan siyah bir şapkam, deri siyah bir ceket vardı. Bebek kıpırdanmaya başladı, ince küçük küçük sesler cıkarır ama uyunmaz tekrar uykusa devam eder.

 

Asansör yolculuğundan sonra odama gelirim Bellboy , cantayı koyar ve iyi geceler diyip odadan cıkar. Gözlerim odaya gezer.

 

 

 

Sade sakin bir havası vardı , dingin bir ortama benziyordu. Bebeği dikkatlice beyaz nevresimler ile kaplı yatağa bıraktım, dikkatlice . Bebek birazcık kıpırdandı sonra durdu gözlerini acmadı yine olduğu gibi . Odanın içinde bakmaya devam ettim tabloların arkasına cercevelerine , yastıkları , cekmecileri , perdeleri, yatak ve koltuk altlarına baktım dikkatlice , elimle kamera yada ses dinleme cihazı varmı diye titizlik ile bakmaya başladım. Nereye baktıysam bir şey yoktu bende hem banyoya yöneldim banyoyu kontrol etmeye başladım aynalar dolaplar falan burdan bir şey cıkmamıştı . Odaya tekrar döndüğümde , bebek uyunmıştı. Ellerini kollarını heyecanlı bir şekilde hareket ettirip duruyor cevresine bakıyordu. Elleri,ile ayaklarını tutuyor, küçük küç0k sesler cıkartıp duruyordu.bu ortam ona yabancı gelmiş bir yanda hoşuna gitmişe benziyordu. Uzaktan öyle bebeğe doğru baktım tam ne yapacağımı bilemedim. Yaklaşmak ne kadar doğruydu çok şüphelerim vardı. Benim gibi bir insana bebek emanet etmek ha . Benim bebekler hakkında bir bilgim bile yoktu. Bebek kafasını bana doğru cevirdi. Yüzündeki mutluluk birden mutsulığa döndü yüzünü buruşturup ağlamaya başlar . Olduğu yerde ağlıyordur. Bebeğe doğru yaklaştım. Elimle onu dokuncakken durdum. Vücudum kaskatı kesildi . Kulağıma geçmişten gelen bir ses yankılandı.

 

FLACHBACK , RUSYA , SOĞUK DONDURUCU ORMANLARIN ARASINDA BİR BİNA

 

Soğuk , binanın içini hapsepmişti. Ağzımdan buharlar cıkıyordu. Dışarısı kar kıyametti . Karların içinde soğuk toprağı ısıtan kan vardı. Kar fırtınası durmak bilmiyordu. Dışardaki cesetlerin üzerini beyaz bir örtü gibi örtüyordu. Binanın tam 10. Katındaydım. Dışarda fırtınanın sesi duvarları aşıyordu. Yerde taza ölüler vardı. Adımları sesiz , temkinli bir şekilde gözlerimi ayırmadan devam ediyordum . Elimde silahı kavramıştım. Kolidorun sonunda bir oda vardı . Ayaklarımı o odaya yönetim , kapı acıktı. Pencereyi görebiliyordum. Pemcereden içeriye kar taneleri ve dondurucu bir soğuk giriyordu. Hedefin burda olduğunu biliyordum ama içimden bir ses " burda senden başka kimse yok " diyiyordu. Adımlarımı dahada artırdım . Sol tarftan ilerliyordum. Duvaran yanına geldim ve hemen odanın içine girdim silahımı sağ ve sola doğru döndürdüm ama kimseyi göremedim . Sonra gözlerim aşağıya doğru baktım.

 

Gördüğüm manzara iç acı acı deyildi , yerde kanlar içinde yatan bir kadın vardı. Kafasından nifan alınmış. Ama kadının ölüm tarzı bir garipti . Bacaklarını kendini çekmiş , kollarıyla birbirine dolamıştı. Baya garipti sanırım bir şeyi koruyordu . Cesede doğru yaklaştım, çömeldim . Eldivenli ellerim ile kollarını actım ve 2 . hedifi gördüm ...

 

Bir bebek ama artık yaşamıyordu. Soğuktan donmuştu. Sanarımki kadın soğuktan bebeğni korumak için onu kendi vücut ısısyla ısıtmak istedi ama kadının haberi olmadan başından vurulmuştu. Bebekte soğuktan can vermiş olmalıydı. Kimse bu soğukta canlı cıkması zordu . Hele bir bebek için azrailin tamda senin bedenine esir almışsa yapacak bir şey yoktu. Onun sonu soğuk olmuştu. Kadının ise ... işi bitmiş bir eşya gibi kenara atılmıştı. Aynı bir vazo gibi .

 

Çömeldiğim yerden kalktım. Telsizi elime aldım

 

KILLY: hedefler ölü . Kadın başından bebek soğuktan donmuştur . Görev bitmiştir. Para-

 

???: HAYIR GÖREV BİTMEDİ . ONLARI BANA GETİR ÖLÜ OLSALAR BİLE . PARA NE OLURSA OLSUN KENDİ GÖZLERİMLE GÖRMEK İSTİYORUM.

 

KILLY: Tamam benim için hava hoş . Paranın beş katı.

 

???: Kabül

 

KILLY: ormanın kuzeyinde terk edilmiş köyün var . O köyün batısına doğru gidin .

 

???: kabül

 

Telsizi bıraktım. Tekrara yerdeki iki cesede baktım. Sonra odanın içine . Bir şey yoktu . Odadan cıktım. Koridorda yürümeye başladım. Bir başka odada bir ince bataniye buldum . Bataneyi alıp . Tekrara 2 cesedin yanına döndüm. İlk önce yere serdim battaneyi , ilk kadını kucaklayıp batanayenin üstüne yatırdım. Sonra bebeği aldım. Sanki elimde bir biblo varmış gibi hissettim. Sanki bıraksam kırılacak gibiydi . Bebeğide alıp kadının göğsüne yatırdım. Sonkez yüzlerine baktım ve ürtüyü üstlerine sardım . Ve kucaklayıp binadan cıktımdı . Fırtına dinmişti . Cesetler hiç görülmüyordu sadece hafifbir kanın kırmızılığı görülüyordu.

 

Bir ceset vardı tamda karın içine gömülmemişti. Bataniye ile sarılı cesedleri bıraktım ve o cesede doğru ilerledim . Cebinden araba anahtarı sarkıyordu. Tam anahtarı alacakken birden kolumu tuttu sımsıkı. Hızla belimdeki silahı cıkartıp tam kafasına 3 ell ateş ettim . Kolumu cekip kurtardım. Silahın sesi ormenın her yerine yankılandı. Anahtarı alıp , kilidini dokundum ve 30 adım uzakta duran arabanın ışıkları yanıp söndü . İlk önce aracı kontrol ettim . Sonra 2 cesedide alıp arabanın arka koltuklarına yerleştirdim. Şöför koltuğuna geçip aracı çalıştırmaya calıştım. Kontağı birazdaha döndürdüğümde zorda olsa çalıştı. Farları yaktım akşammolcaktı nerdeyse . O binadan uzaklaştım.

 

Hislerimin neden burda kimse yok demesine daha iyi anladım. Bedenler burda ama ruhlar artık çoktan göçmüş burdan .

 

FLACHBACK BİTTİ

 

Gözlerimi bir kaç saniye kapatım ve actım. Elimi bebekten uzaklaştırdım. Kafamı cantayı cevirdim . Çantayı alıp içini karıştırmaya başladım ve elime beyaz ayıcık geçti . Ayıcığı aldım. Çantayı koltuğa doğru fırlattım. Ayıcığı bebeğin yanına doğru yaklaştırdım, tenine deydirdim ayıcığı. Bebek durdu. Ayıcığı ellerinin arasına aldı . Sımsıkı tutarak. Gözlerine kapattı. Ağlama sesi kesilmişti. İçim rahatlamıştı. Bukadar gürüktü bile beni rahatsız ediyordu. Başım çatlıcakmış gibi oluyordu.

 

Şapkamı , eldivenlerimi ve deri ceketimi cıkardım. Koltuğun üstüne kendimi attım. Her yerim ağrıyordu. Kafamın içini okadar çok doluyorduki. Her şeyi her detayı hatırlmak beni yoruyordu. Bukadar şey nasıl oluyordu hepsi kafamın içinde oluyordu bazen anlayamıyordum. Gördüğüm bütün yüzler . Cesetler, ölümler, kaçışlar hepsi beynimin bir köşesinde duruyordu. Bunları hatırlamak .... aslında hatırlamıyordun aynı şeyi tekrar tekrar yaşıyor gibiydim . Bir eziyet gibiydi.

 

İSİMSİZ: banyo yapsam iyi olcak , biraz rahatlasam benim için bir ödül

 

Önceden getirdiğim çantama baktım içinden iç çamaşır , şort ve tişört cıkartım. Bide içinden küçük ilk yardım kitini cıkartım . Ve bonyoya götürdüm . İlk önce kuveti sıcak suyu açtım. Aynadan kendime baktım. Yüzümdeki yorgunluk çok net bir şekilde duruyordur. Yüzündeki geçmişten kalan derin yaralar vardı. Yüzümde , sağ yanağımdan başlayıp burnumun üstünden geçip sol yanağıma doğru olan büyük derin izi kalmış bir ram vardı sol kaşımın üzerinden gecen eski iki yara vardı. Dudağımın üzerinde kesik vardı. Bu izler hayatta kaldığım bir kanıtıydım. Üstümdeki boğazlı kazağı , pantolonu cıkartım. Göğsümden belime doğru sardığım bandajıda cıkardım. Aynada tekrara baktım

 

 

 

Sırtımdaki daha yeni iyileşmiş yaralar , eski derin yazarlar . Defermasyona uğramış bir sırtım vardı . Sağ göğsümdede bir kurşun girişi vardı . En çok oramın acıdığını hatırlıyorum. Yüz üstü bile yatamıyordum, hayla dikiş ipleri duruyor.

 

İlk yardım çantasından antiseptik solüsyon , cımbız ve küçük cerahi makas cıkardım. İlk önce cımbız ile cerrahi makası temizledim. Sonra göğüs bölgesini antiseptik ile temizledim güzelce. Derin bir nefes alıp verdim . Dikişin düğüm kısmını aynaya bakarak dikkatlice kestim . Cımbızı alıp dikkatlice ipin ucundan tutup nazikce cekmeye başladım. Hafifi bir batma hissettim . Sonra kısa süreli bir acı hissettim . Yutkundum . İpi cıkardığımda bir rahatlama hissettim. Göğsüme tekrar baktım bir akıntı varmı diye . Bir şey yoktu. İçim rahatlamıştı azda olsa .

 

 

 

 

 

 

Her bir yaranın bir geçmiş ve izi vardı kimileri unutur ama ben bu izlerin hepsini çok iyi hatırlıyorum . Kabuslarımda tekrarlanan sahneleri , kabuslarımda tekrar tekrar ölen insanları. Her detayına kadar hatırlıyorum. Ve sol kolum . Sol kolumu kırmızı kol kılıfıyla kapatmıştım. Onuda cıkardım

 

 

 

Koyu renkli ,yanmış , defermasyona uğramış bir cild ile karşımdaydı . Hayatımda aldığım ilk yaramdı. Yaram çok dikkat cekmesin diye kol kılıfı ile kapatım yıllarca. Koluma her dokunduğumda geçmişte hissettiğim acılarıda hissediyordum .

 

Saclarımı takodan ayırdım ellerimi saçlarımın içine daldırdım . Saç diblerimdeki acıyı hissettim . Yüzümü buruşturdum . Tekrar kuvete baktım su dolmuştu . Musluğu kapattım. Yavaşca kuvetin içine girdim . Vücuduma deyen sıcak su biraz daha rahatlamama neden oldu.

 

Rahatlamak , uyumak, yemek yemek gibi şeyler bana haylada lüks gibi geliyor . Haylada öyle. Nerdeyse herkes için normal olan şey benim için bir lüks . Lükslük para deyildi . Bazen bir yemek, bazen bir su , bazen bir uyku .

 

Ben isimsizdim. İsimsiz olarak doğdum ve Kılly olarak devam ediyorum. Sistemin dışında büyüdüm hemde sistemin içini en iyi bilen kişilerdenim . Bazı şeyleri bilmek bile insana tehlikeye sokuyor. Süslü maskelerin ardındaki gercek yüzler.... o maskeler bir gün inecek ama bunu zaman belirleyecek .

 

Kendimi hiç bir ülkeye ait hissetmedim . Bir asker kendi ülkesi için canını feda eder ama bizim gibi paralı askerler hayatta kalmak için öldürmek zorunda kalırız. Bizde isterdik bizede sahip cıkılsın ama hiç olmadı . Ben karanlığın içine doğdum. Seçimler benimdi ama zorunda kaldığım seçimlerim ne olcak. Ben hep mi kötüydüm yoksa ben diyer insanlarıngözündemi hep kötüryüm . Sanırım bunu hiç bilemeyeceğim.

 

Bir düşmanlıktan güvene . Bir pişmanlık, elinde ölen herkes . Bir sevdiğin kadın birde bebek . Marco ne düşündün acaba . En çok aranan mafyadan şimdi ise bir baba olarak çocuğunu bana emanet ettin . Ölmek okadar çok istediğini . O ikizleri kaçırırken anlamıştım. Bende sende kalan yarım işimi bittirdim. Yaptıkların affedilemez . Marco... kendi mavi gülüne kavuşmuşsundur ama bu bebek ne olcak hiç bir hikrim yok. Ya benim ölecek yada ben ölecem o yaşayacak . Bunu kendi seçimlerim belirleyecek. Ben öleseye kadar bebek bana emanet sanırım. Galiba bebekler hakkında bilgi edinsem iyi olur . Belki bebeğim karanlıkta parlayan yıldız olur ...

 

10 dakika falan kendimi sıcak suyun içşnde rahatlattıntan sonra , küvvetten dışarı cıktım üstümü havluya sardım . Havluyu bırakıp üstümü giyindim saçlarımın uclarında su damlacıkları akıyordu. Tekra gözkerim ayna döndü. Birazda olsa rahatlamışa benziyordum. Kuvvetteki suyu boşaltım. Banyoyu temizleyeip toparladım . Banyodan cıktım. Bebek hayla derin uykusundaydı. Hayla o beyaz ayıcığı tutuyordu. Düşündümde bebek düşer diye ili yanınada yastık koyup ışıkları kapattım. Dikkatli bir şekilde bebeğin yanına doğru uzandım. Bebeğe dokunmadı sadece onun yanındaydım. Tek isteğim azda olsa uyuyabilmekti. Gözkerim ilk önce bebeğe sonra tavana doğru gitti gözlerim ağırlaşmaya başlar. Her şey bulunıklaşır.

 

İSİMSİZ: birazda olsa uyumak istiyorum sadece uyumak.

 

SAAT: 02:17

Ter içinde yattığım yerden doğruldum nefesim kesilecekmiş gibi oldu. Ellerimi boğazıma götürdüm. Hızlı nefes alıp veriyordum. Ellerim titriyordu. Elimle duvara uzandım ve ışığı açtım. Olduğum yerden kalktım. Küçük bu dolabına doğru ilerledim . Dolabı açıp su şişesi aldım. Kapağını acıp içmeye başladım. Nerdeyse suyu bitirmiştim. Sağ elimle yüzümü avuşturdum. Kendi kendime

 

İSİMSİZ: Sadece bir kabustu. Geçmiş geçmişte kaldı. Artık sus ... sus artık

 

Derin bir nefes alıp verdim , bunu tekrarladım. Saate baktım saat tam 02: 23 . Başım çatlayacakmış gibi şiddetli bir ağrı tutu . Dizlerimin üstüne çöktüm. Ellerimle başımı tuttum . Soğuk terler akıtıyordum. Ellerim titriyordum . Kafamı duvara vurmak , sesleri susturmak istiyordum.

 

İSİMSİZ: Bukadar şeyi hatırlamak ... tam bir eziyet ... aaaahhhhhh sus be amk sus artık şerefsiz sus . Bitmiş gitmiş olunu neden ... neden.... gözlerimin önüne getiriyorsun....

 

Nefesim kesilecekmiş gibi oldu . Sağ göğsümde şiddetli bir ağrı oluştu. Sol elimle göğsümü tutum. Ellerim çiddi anlamda titiriyordu. Sanki bu eziyet hiç bitmeyecek gibiydi.

 

03:09

 

Kaç saatir yerde yatar heldeyim bilmiyorum . Sanki üstümde bir şey baskı yapıyor . Ama geçti ... geçti ... geçti...

 

Gözlerimi kapattım. Sadece tek isteğim uyumak .

 

07:51

 

Gözlerimi araladım , otel odamın tavanına baktım. Başım çok ağrıyordu. Yerde uyuya kalmış olmalıyım. Doğruldum, başım bebeğe kaydı. Bebek benden önce uyanmış etrafını izliyordu. Ayağa kalktım. Sırtım ve kollarımda ağrı vardı ama dayanırdım. Komidenin üstünde duran kumandayı aldım . Televizyonun fişini takıp, actım . Kumandanın düğmelerini basıyordum haber kanallarını arıyordum ve bir haber kanalı . Durdum. Birazcık sesini actım.

 

Kendi cantamın içinden siyah bir pantolon ,bodysuit cıkardım. Ve bonyoya geçip giyinmeye başladım. Haber kanalı birden çiddi bir konuşma yaptığın da kulak kesildi. Bir yandan üstümü giyiniyordum .

 

SPİKER: Bir yangın haberimiz var , İspanya da bir kökte yangın çıkmıştır. Yangının 03:37 sularında çıktığı tahmin ediliyor. İtfaicilerin cabalarıyla ormana sıçramadan yangın zor da olsa söndürülmüştür. Yaralanan kimse yoktur sadece 1 ölü olduğu ama ölünün saatler önce kurşunla öldürüldüğü. Yetkililer tarafından belirlenmiştir . Köşkün nerdeyse her tarafının yandığı...

 

Banyodan cıktım , deri ceketimi giydim . Sonra habere baktım.

 

 

 

 

 

 

İSİMSİZ: Sanırım, benden sonra misafirlerde olmuş . Bu iş kör düğüm olmadan ayrılsak iyi olacak. Ama ilk önce senin karnını doyuralım.

 

Bebek hecanlı heyecanlı ayaklarını ve kollarını sallqdı. Küçük küçük sesler çıkararak odanın içini kendi sesiyle dolduruyorud.

 

İSİMSİZ: Ahhhhh bana emanetsin artık , baban ne düşünüyordu beni secerek , seninle çok güzel maceralara atılacaz gibi görünüyor.

 

08:37

 

Hazırlanmıştım. Her şey tam görünüyordu. Telefonum çaldı . Arayan balerindi

 

KILLY: Evet Balerin

 

RHEA: Her şey hazır , karşı tarafta seni bekliyoruz. Siyah bir araba göreceksin , arka janları kırmız olan araca bin.

 

KILLY: Anlaşıldı.

 

Telefonu kapattım . Bebeği kucaklaıp iki çantayla birlikte odadan cıktık. Asansöre bindim . Asansörden cıkıp . Rezervasyon bölümüne gidip , odanın anahtarını verdim . Nakit parayla ödedim . Ve otelden dışarı çıktım . Otenlin karşısında beş araç duruyordu. Kırmızı jantları olan araca doğru ilerledim . Bir yandan cevreme bakıyordum. Lucien aractan cıktı elimdeki iki çantayı aldı. Lucien bebeği görünce anlık bir şok yaşadı ama bir şey söylemedi . Araca bebekle beraber bindim . Ardından Lucien bindi ve otelden uzaklaştık.

 

Aracın içinde sadece nefes seslerimiz duyuyordu. Bebek ise göğsümde uyuya kalmıştı.

 

LUCİEN: Bebek... bebek nerden cıktı. Bana sadece sen olduğu söylendi.

 

KILLY: Sadece bir emanet. Birinden emanet ...

 

LUCİEN: Bir bebek emanet etmek ... cesaret ister.

 

KILLY: Evet, cesaret ve ölüm ister

 

Tekrar sesizliğe gömüldük. Bebeğin kim olduğu önemi yoktu . Sadece bir emanet . Yaşatmamı istenen bir bebek . Bir düşmandan, bir emanete sahip cıkmak. Marco seni çok önceden de uyarmıştım. Ama karanlığı rehber olarak gördün . Bende yarım kalmış işimi bitirdim. Şimdi bu bebek ne olcak. Hem yetim hem öksüz kaldı. Bu bebek er yada geç gercekleri öğrenecek. Ama o gercekleri benden öğrenecek. Maskesiz bir şekilde . Merak etmeki bu bebek benim elimde olduğu sürece yaşayacaktır. Ya benimle birlikte ölücek yada ben ölücem o yaşayacak.

 

LUCİEN: Başına bela olmasın bebek.

 

KILLY: Zaten bela hep peşimdeydi. Bu emanet , bir hiç diyerlerinin yanında.

 

LUCİEN: Bebeği ne yapacaksın , onuda...

 

KILLY: Sende beni cani olarak görüyorsun. Saygı duyarım . Benim gibi paralı asker için . Öldürmek .

 

...

 

Seçimler bir bebeğin hayatını değiştirebilir ama geçmişi onun peşini bırakırmı bilinmez

 

DEVAM EDECEK

 

 

 

 

 

Bölüm : 25.01.2026 18:40 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...