8. Bölüm

KOD: K KARANLIĞIN İÇİNDEKİ İZ

Noctrixa
noctrixa


Karanlıkta doğmak bir secimmidir yoksa hayatta kalmakmıdır . Bir çocuğun karanlıkta büyümesi nekadar doğru yada eline silah, bıcak ve kanlı elleri olması bir secimidir ... yoksa bir zorunlulukmudur. Çicekleri sevmeyi öğretilmemiş bir çocuk büyüdüğünde gercekten bür çiceği sevebilir mi ? hayatını çicekleri sevmeden devam edebilir mi ? Kimsenin cesaret edemediği şeyleri yaptınız mı ? Hayır hayır yanlış oldu düzelteyim . Hiç hayatta kalmak için bunları göze aldınız mı . Karanlık insanı korkutucu gelir aslında gercek gelir kimilerş gerceklerden kacar yada ışığı acarlar ama yüzleşemeyip ışıkları kapatırlar ... bama kimileri karanlıkta hiç bir ışık olmadan yürürler . Işık her zaman doğru yol deyildir . Kestirme yol her zaman en güvenli yol deyildir. Her gördüğümüş şey gercek deyildşr . Görünüş yanıltıcıdır. Bunları bir çocuğun öğrenmesi daha acımasızxır çünkü o gercekliği daha erken görmüş demektir belki yada o çocuk artık çocuk deyil belki ölümün kendisi olabilir . Bir çocuğun elinde oyuncak yerine bıcak görmek ... masum, temiz, bir kelebekten bile hasas olan bir çocuk için artık hayat ona sadece hayatta kalmasını söyler. Ama ... nereye kadar hayata kalabilirsin.

GECE SAAT 00:13

Ayın ışığı ile aydınlanan bir orman , orman dışardan sesiz olsada içeri girdiğinde bir çocuğun hayatta kalışını izleyeceksiniz.

Ayakları sert bir şekilde toprağa basmaktadır , nefes sesleri ormanın içinde yankılanmaktaydı . Beyaz converseler ise camur ve kan izleri ile doluydu . Çocuk hızla ormanın içinde canına pahasına koşuyordu. Elleri titiriyordu ama bu onu durduramazdı bu karanlıkta dodoğup ve büyümeye devam ediyorsa hayatta kalması gerekiyordu .üstünde kanlı bir grimsi bir tişört altında ise koyu yeşil bir şort vardı başında ise siyah bir şapka. Bu ormanda olmaması gerekiyordu ama secimleri onu bu yola sokmaya zorlamıştı . Arkasında ağır botların ayak izleri, bir telsizin cızırtı sesleri geliyordu.

Çocuk tabanına kuvvet, ayın ormanı aydınlatmasıyla ilerlerliyordu . Kollarında bacaklarında derin kesikler kurumuş kanlar vardı . Yüzünde ise sol yanağından burnun üstünden ilerlyerek sağ yanağına doğru derin bir kesik vardı bu kesik derin ve hayla kan sızıyordu . Çocuk koluyla yüzündeki sızan kanı siler. Ama kolluda yüzüde acı bir sızıltı olur . Çocuk , ince bir inilti cıkartır ama bu acıyı katlanyacak başka caresi yoktu . Gözlerinden yaşlar süzüyordu ama göz yaşı kan ile birleşip damlıyordu . Arkasındaki sesler artıyordu . Bacakları ağrıyıp, sızlasada koşmaya devam ediyordu . Bu dünya onu için bir cehennemden farksızdı. Çicek bile sevememiş bir çocuktan bahsediyoruz .

Bir çocuk karanlıkta doğduğunda ya ışığı ile bu karanlıktan cıkar yada başka bir çocuk o karanlığın içinde büyüp yetişiyor ama şurda bir farktır . Kimisi ığığını bir rehber olarak görür , kimisi ise o karanlığı alışmak zorunda kalır. Bir çocuk için hayatta gözelken karanlıkla birlikte büyümüş bir çocuğun gözleri çocuk gibi bakmaz . O çocuk, artık büyümek zorunda kalan biridir. Kimilerin elleri temizdir , normaldir , emek vqrdır, sevinc , üzüntü,şaşakınlık v.b. şeyler vqrken kimilerin ellerinde ise sadece iki kelime ile acıklanır oda " Hayatta kalmak"

 

Çocuk, durmaksızın koşuyordur. Ağacların dalları vücudu keskin bir bıcak gibi kesiyordur . Ama karanlıkta doğup büyümüş bir çocuk için bunlar normakdir sadece omuzlarında yük dahada artmasına neden oluyor . Yağmur damlaları çocuğun tenine düşüyordur bir yandan ise tende olan kan ise bir kısmı yıkanıyor gibidir . Aslında o kanlar hiç bir zaman silinmeyeceğinide çok iyi biliyordur .

Ay ışığı arada cıkıp ormanı aydınlatıyırdur. Çocuk bir köprüye varır ,köprü salam durmasada burdan gecmek zorundadır altındaki dere ise aynı bir kaos gibi hızla geciyordur. Dere, ağacların dallarından kopmuş dal parcaları, bir kaç kuş cesedi ve gecmişi alıp götürüyor gibiydi ama izleri bir yana kalıyorduda.

Çocuk, köprüğe doğru koşar arkasından bir yetişkin bir erkek sesi gelir.

???: SENİ KÜÇÜK FAİŞE GEL LAN BUARAYA , ELİME BİR GEÇ UNUTAMAYACAN BİR KABUSUN OLACAĞIM.

Çocuk , durmaz köprüye 6 adım atığı anda 7. Adımı atacakken köprünün tahta parcaları kırılır. Çocuk bir şey anlamadan , dereye boylayacakken , köprünün tahta parcalarına tutunur ama eli tahta parcası keser ve derye boylar sadece dererenin kaos içindeki suyun sesleri ve gökyüzünün gürültüsü duyulur.

Dere onu yutmamıştı o zaten çoktan kaybolmuştu. Köprü kırılmadı. Zaten hiç sağlam deyildi. Çocuğun son anda gördüğü şey sadece karanlıktı , hep gördüğü şeydi ama bu sefer daha yoğundu . Her zaman olduğu gibi.

 

GÜNÜMÜZ, AKŞAM, BİRLEŞMİŞ GÜVENLİK KONSEYİ (23:37)

Oda sesizdi . 15 ülke temsilcisi , ekranlarda yansıyan ceset görüntülerine bakıyordu. Ama kimse konuşmuyordu. Çünkü bu ceset , sadece ölüm deyil bir tehlikeydi. Çünkü son 10 yılda Naja 'nın ismi anılmamıştı, görülmeme ve duyulmamıştı. Najanın ne kadar acımasız olduğunu yaptıklarından, öldürdüğü insanlardan çok iyi anlaşıyordu. Naja tam bir psikopattı . Ama şuda vardıki bir psikopatta kontrolleri kaybedip av durumuna düşebilirdi . Najanın yaşadığı şey ise buydu.

Temsilciler gergindi bir kacı kimileri sesizdi ama bir kişi vardıki gözleri bıcaktan daha keskin, yüzündeki ifadesiz yüz onun gecmişinin bir yansıması ve kendisiydi . O Türkiye Cumhuriyetinin Ulusal Güvenlik Danışmanı Asena Selay Demirtaş . Kendi bu ülke için adamış bir kadın yada daha fazlasıdır.

Asen Selay Demirtaş. Olduğu sandalyede sakince oturmakta ve masalara konulmuş dosyayı gözden geciriyordur bir yandan defterine not alıyordur. Bir yandan kafasındaki soruşarını tek tek cevap aramaya çalışıyordu. Her cevap bir başka soru işaretleri doğuruyordu . Ekranda yansıtılan ceset görüntülerine bakar . Vahşi bir ölüm. Ama hak ettiğini bulmuş gibiydi. Suriyede, Gölgelerin Fısıltısı adındaki bir bölgede 30 yıl önce bir katliam olmuş ve o katliamların başında Naja'nın da olduğu kanıtlanmış ama kimse son 10 yıl içinden gözden kaybolmuş ve şimdi burda bir parcalanmış bir ceset olarak karşılarındaydı. Kalbindek iki , kafasından bir kurşun yemiş, vahşi hayvanların saldırasına uğramış bir ceset vardı . Demirtaş , notlarından başına kaldırıp etraftekinlere bakar . Elindeki tükenmez kalemi döndürüyordu hızlı nir şekilde

A.S.D(İÇ SESİ): Naja... seni çok uyarmıştık. Ama sen bunu bile aldırış etmedin . Eylence olarak adlandırdığın şey ise senin tam olarak bir ceset yığını olarak kaldın.... Çok yazık senin gibi pezevengi kendi ellerimde öldürmek isterdim .... ama ... biri benden önce davranmış. Dünya kendi etrandı döndü sandın ama birisi seni çoktan av olarak görmüş.

Demirtaş , notlarına baktı kağıda şöyle bşr not aldı " avcı olarak görülen biri av olması nekadar tehlikeli . Yoksa bizler kendimizi avcı sanerken ya başka bir avcı bizi av bellerse nasıl olcağız" . Demirtaşın gözkeri yazdığı cümlededir . Tekrar. başına kakdırır. Etrafına tekrara bakar . Temsilcileri gözden gezdirmeye başlar.

Fransız temsilci , Fransananın BM Güvenlik Konseyi Daimi temsilcisi olan Claire Moreau derin bir nefes alıp verir. Nefesi odada yankılanır. Claire Moreau aya kalkar

C.M: Sayın temsilciler bu ceset , bir ölüm deyil . Son 10 yılda bizler Naja'nın gercekten nerde olduğunu bilmiyorduk . Ve şimdi karşımızda bir ceset yığını olarak duruyor . Najayı öldüren kişi ... kim olduğu bilinmiyor ve bizler bu bilinmezliğin derin sularına cekiliyoruz ... Najayı öldüren kişi , kırmızı listede aranan bir teröristi bulup öldürmesi bile onun nekadar tehlikeli olduğunu bize çok iyi gösteriyor .... Sayın yetkililer , karşımızda bir ceset yok , tehlikenin son eserini bakıyoruz .

Oda yine sesizliğe büründü , sadece nefes sesleri duyuluyordu . Hiç bukadar sesiz olunmamıştı. Demirtaş , Fransız yetkiliye doğru baktı . İstifini hiç bozmazdı . Tekrar notlarına döndü , deri mavi defterini bir takım notlar aldı ve bir çümleyi üçkez çizdi . Demirtaş tekrar odadaki kişilere baktı. Dudaklarını araladı

A.S.D: Avcı avını av sandı , aslı avcı avdı . Böyle bir psikopatın böyle bir ölüm... aslına bakarsınızki ... Tilki her zaman kürkcü dükkanına döner . Naja da döndü . Ama onu bu kez kürkcü bekliyordu .

Yetkililer birbirlerine bakmaya başlarlar, uğultu olurlar . Ortam gerildikce gerilir . Alman Federal İstihbarat Servisi (BND) Güvenlik Analiz Kurt Neuman. Gözlerini kısıp , Demirtaşa bakar , gözkerinde sorgulayıcı tetikte bir bakışı vardır . Demirtaş , aldırış etmez gözlerini bile kacırmaz . Elindeki tükenmez kalemi elinde döndüyordu .

K.N: Sayın Demirtaş , söylediklerinizin diplomatik anlamını netleştirebilir misin?

Demirtaş sakindir , istifini bozmaz iç sesi

A.S.D(İÇ SESİ) : Sabır , sabır, sabır ... Tanrım sabır ver Ey rüzgar taşı beni. Ey dağ sakla beni. Ey su sabrımı akıt . Aynı sorular, aynı tehtidler , aynı diplomatik maskeler.... artık sabrım sınanıyor lütfen tanrım su kadar sabır ver bana şimdilik .

Demirtaş derin bir nefes alıp verir

A.S.D: Bu bir tehtid deyildir sayın yetkililer . Gerceği söylüyorum sadece. Tilki her zaman kürkcü dükkanına döner . Çünkü , suclu nekadar kacarsa kacsın , sonunda izine yakalanır. Tilki kendi oyununa kendi yenilir . Ama kürkcü dükkanı hep ordaydı aynı Najanın yaptıkları kürkcü dükkanına uğramasıyla orda olan gercek avcıyı fark etmez avcı zaten onu öldürmeden bile öldürmüştür. Demek istedim . Amacım tehtid deyildi sadece gercekleri söyledim . Gerceklerden rahatsızsanız kulaklarınızı kapatabilirsiniz .

Orda buz gibi kesilir . Onlarda hissetmiş burda büyük bir şey vardı varlığı bile insanı ürkütüyordu insanı . İnsanların gercek yüzlerini görebilen bir varlık tam bu odada. İfadesiz yüzüyle herkese bakıyordu. Ama herkes onun içindeki bıcaktan keskin sözleri insanın nefesini kesecek kadar ölümcüldü . Sanki boğazlarına dayanmış bir bıcak var gibiydi. Asena Selay Demirtaş. O herkesin yüzündeki süslü maskeyi çok iyi görebilen bir insan. Böyle bir insana rakip olmak, bir orduyla rakip olmaktan eş deyerdi .

Demirtaş boğazını temizler

A.S.D: Adliye sonuclarında Naja gercekten de ölmüştür . Bütün deliller Naja'nın öldüğünü göstermekte . Ama bu ikinci sorun . Birinci sorun Najayı kim öldürdü. Son 10 yıl içinde bulunamaya, psikopat olarak belgelenen , kırmızı listedeki bir teröristi . İçimizden biri bulamadı ve şimdi karşımızda bir et parcası olarak duruyor . Bu Naja nasıl olduda avını bir avcı olduğunu bilemedi yada bu avcı nasıl olduda Najayı ortadan kakdırdı . Lütfen gercek soruları soralım sayın yetkiliker

Ortam tekrar sesizleşir, ama bu sesizlik neye göre doğru neye göre yankışı neye göre gölge neye göre maskeydi

 

.kimileri vardı ki... Kendi ayakları üstünde durmuş bir çocuğun gözleri yumuşak olmazdı. Sadece amacı hayatta kalmaktı, onlar bir ülkeninin vatandaşı , çocuk , insan, hayaller, renkler, çicekler ve bir çok şeyy onlar için bir lüks olanlan şeyler artık dahada yabancıydı . Çünkü onlar hiç bir ülkenin ne çocuğu ne vatandaşıydı onlar isimsizdi karanlıkta doğmuş büyümüş olan o çocuklar çocuk deyildi onların ellerinde istemeselerdi kan , bıcak, kurşun ve yumruklar vardı. Karanlıkta büyümek , gercekleri önceden görmekti. Ölüm hep enselerindeydi ya kendileri mezar olcaktı yada ecelin kendisi . Kim secimler kaderimizi belirler ama bazı secimler vardıki o secimi onlar yapmadı onlarda karanlıkta büyümek istemediler . Normal olmak istediler ama doğdukları yer onların peşine asla bırakmadı ölümün , düşmanların , yalancıların, iki yüzlü maskesi olan kişilerin aralarında büyüdüler . Kendisinden başkasını güvenmek , onlar için kendi elleriyle bıcağı onları verip kendi boğazlarına bıcak dayamak gibiydi . Ya bıcağı kendin tutacaksın yada o bıcağı başkasına vereceksin .

5 YILL ÖNCE AFGANİSATAN SAAT 00: 07

Afganistanda , dağların yakınnında acık bir alan . Hava karanlık sadece gökyüzünü yıldızlar ve ay aydınlatıyordur. Hava dondurucu bir bir soğuk vardır . Herkes in ağzından ve burnundan nefesleri buhar olup gökyüzüne karışıyordu . 17 kişinin elinde silahlar sımsıkı kavranmış gözler cevreyi tarıyordur.

Ama bu hava normal deyil bu hava ölüm kokuyordu . Kan kokusu hafifce sarıyordu uzaktan kurtkarın ulama sesleri geliyordu . Kan kokusunu almışlardı . Ziyafete yakında başlayacaklardı . Onlar için güzel , kanlı , cığlığı bol bir ziyafet.

Dizlerinin üstüne çökmüş beş tane Türk askeri vardı . Pusuya düşmüşlerdi. Elleri kelepcelenmiş , üstleri başları kana bulanmış askeri yeşil pantolonlar dışında üstleri cıplaktı. Vücütladında türlü türlü yaralar bıcak , darp, morluk , yanık ve kan vardı . Vücutlarına tuz ve kolanya basılmış. Kimilerin parmaklar kırılmış, kimilerin kolları yanıklardan dolayı su toplamış , kimilerin bacaklarındaki kemikler ya kırlımış yada catlamıştı. Yüzler , kana bulanmış dudakların kenarları yarılmış kaş patlamış , elmacık kemiklerde morluklar , gözker şişmiş bir şekildeydiler.

Karşılarında 2 kişi yani iki pezevenk bakmataydı . Ellerinde sigaranın dumanı tütüyordu . Bide kamera onlara doğru bakıyordu . Kamera yayındaydı . Karargahta bilgisayar acıktı. Caresizlik , sinir, birbirine karışmış . Kimse emir veremiyordu . Askerler harekete bile gecemiyordu . Komutanlar,esir olan askerlerin hallerini çok iyi görüyorlardı . İçlerindeki duyguları çok iyi okuyordu .

Hava baya soğuktu . Askerler , soğuktan titriyordu.

Karşılarındaki teröristlerin lideri olan Warden, öne cıkıp bir kaç adım yaklaşır . Sigarasından duman cekip dışara bırakır .

W: küçük kuzulara bebziyorsun valla haaa . Asker , bukadar dayanıklımıydınz siz yav . Kim olsa ölmüştü . Yooookk sizler kolay kolay ölmezsiniz bizde eylenelim o zaman eylence başlasın.

Askerlerin komutanı olan Yüz başı Tigin

Y.T: seni kendi ellerimle kurtlara yem eden iti pezevenk herif kendi ellerimle , yem edecem lan seni . Götüne sokacam silahı .

Demesiyle beş adam ellerinde benzin bidonları ile beş askerin üstüne bocalamaya başlar. Yaraya temas eden benzin, sinirlerin hemen beyne sinyal vermesi ve acıyı vücuda hissetmesiyle birden olur . Askerler cığlık atar. Benzinin yaraya demesi , bıcaktan daha beter oluyordu . Yaralar zonklamaya , vücuda baskı yopuyordu.

Ama uzaktan siyah bir köpek onları izliyordu . Hiç görülmüyordu sanki. Sadece izliyor zamanı bekliyordu . Kimsenin bilmediği şey ise Killy yüksek bir tepenin üstünde güzelce hizalanmış. Parmakları tetikte gözleri dürbünde . Killy dudaklarını ayırarak.

K: sende o bezinden daha farklı bir acı hissedeceksin Warden. Kacak delik bulsanda ecelin peşinde . Seni sağ bırakacağımı sanma .

Killy , tetiği cekmesiyle bir teristğ vurur bir olur iki olur üç olur ard arda 3 silah sesi üç ölü yerdedir . Herkes şok ve panik karışımı duygular birbirine girmiş

Karargahteki , komutanlar şok olur ne olduğunu anlayamaz kamera yere düşmüş bir şekildedir sadece askerlerin yere yatmış bir şekilde durdukları ve acıdan mırıldandıktığı çok az duyuluyordur .

Siyah köpek , harekete gecer krşunların arasından hızla gecerek . Wardennın üstüne atlar . Köpek güçlüdür . Warden ı hemen yere sermiş , kolunu apzınn arasına almış ısrıp cekiştiriyordur Warden, silahı diyer tarafa fırladığından alamaz köpeğe vursa bile , köpeğe hiç işlemiyor bildiğin parcalayacakmış gibidir . Köpek ,warden sağ yanağını bir hışıpla ısırıp yanağını kapaırır ve silah seslerinin arasına tiz bir cığlık duyulur . Ama kimse bakmaz . Herkes kendi derdinde burdan kaçmaktır

Köpek hırlıyordur . Köpek ,Warden nın patileriyle sertce göğsüne bastıruyordu. Warden acıdan kendini bile savunamıyordur. Killy ise tek tek sakince hedeflerini bir güzel indir . Bölge kan gölüne dönmüştür . Askerler ise yerde yatıyor, gözlerinin önündeki kaosu çok net bir şekilde görüyorlardı . Warden , köpeği üstünden atara ve ayağa hızla kalkıp kacacağı sırada , tamda sol omzundan sarsıcı acı ve ardın köpeğin tekrar Warden' ın sırtına atlar ve yere düşüşer . Köpek bu sefer hedefini , Warden'ın omzuna dikip , ısırmaya cekiştirmeye başlar . Wardenın nefesi kesikcek gibi olur, köpek Warden'ın üstüne cullanmış omzunu dişliyordur . Askerlerin kafaları karışır ama bir askerin gözüne bir adam çarpar, karanlık adam zar zor ayakata elinde bir çakmak vardı. Askerin gözleri büyür o tam anda . Silah sesiz duyulur, çakmağı tutan adam yere yapışır . Ve bir sesizlik olur . Sadece köpeğin, dişlerinden gelen liflerin kopma sesleri gelmekteydi. Bölge kan gölüne dönmüştü , hayatta kalan sadece 6 kişi vardı. Askerler , birinin gercekten kurtulduklarını düşünmek isterler ama köpeğin bu hali, hiç bir köpeğin yapmayacağı bir şeydi . İçinlerinde his hiç gitmiyordu. Bir şey vardı ama görülmüyordu . Görülemeyen şeylerde insanı korkuturdu . Bölge çok boş hissettiriyordu .

Köpek durur ve Warden'ın üstünden kalkalkar ve ondan uzaklaşır. Bir adım sesiz duyulur . Adım sesleri , yankılıyordu . Bulutlar ay ışığını kapatmış ve yağmur çilemeye başlamıştı . Killy elindeki fenerle yaklaşır , köpek doğru Killye bakar harekete etmez sadece bakar. Killy 'nin yüzü görülmez sadece şapkası, ayağındaki botlar ve eldivenleri görülür . Killy, düşen kameranın yanına yaklaşır , düşen kameraya bakar . Sağ ayağını kaldırıp kamerayı bir güzel ayzğında ezer, ayanın kenarıyla kamerayı kenara ister . Warden'ın yanına doğru yürür. Warden'ın dibine gelir ve bakar . Sadece bakar . Killy nin elinde birde acık bir kamera vardır . Kamerada Warden'ı cekiyordur. Killy elindeki fenere kapatır . Su damlalırı, küçük küçük su gölleri oluşturur ama tek fark, renginin kırmızı olmasıydı . Sadece yağmur damlalarının ve gök gürültüsünün sesi duyuluyordu. Killy sadece tek bir çümle

KILLY: tatlı kabuslar, selam söyle

BAM 

Warden orda, kan birinkintilerin içinde ölmüştü. Gözleri acık bir şekilde ama kimse onun gözlerini kapatmaz . Warden tek gördüğü şey ise karanlığın karanlığın kendisiydi. Askerler ise seslerini bile cıkaramaz , kafalarında tek bir düşünce " Bizde ölecekmiyiz onun elinde" bu çümle beyinlerinde yankılanıyordu. Killy askerlere döner, yağmur şiddetlenmeye başlar . Hava kan ve benzin kokusuyla karışmış insanın burnunu yakacakmış gibiydi. Killy belindeki telsizden ...

K: Hedef temiz ve taze

Der ve telsizi tekrara beline sokar . Tekrar askerlere döner . Yaklaşır. 10, 8, 5, 3, 2, sadece bir adım kalır . Karanlıkta sadece Killy'nin siliyeti duruyordu. Ay ışığı az da olsa aydınlatıyordu. Yağmur damlaları vücutlarına düşüyordu .

Killy hızla belinde silağı alıp , en küçükleri olan askere doğrultur . Asker , killy görnez ama hisseder . Yutkunur. Killy gözkerini askere diker . Tekrar killynin sesi kulaklarına dolar ...

K: Seceneğinizi yapın , yaaaa papağan olursunuz yada karga. Secenek sizin . Kurşunlar beyninizinde yankılanmasını istemiyorsanız . Doğru olanı yapın .

GÜNÜMÜZ

Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı İstibarat Analisti Wei Fang , elindeki kalemi bırakır ve konuşur

W.F: Sayın Demirtaş… Gerçeklerden rahatsız olanlar kulaklarını kapatabilir dediniz. Ama bazı gerçekler göz kapalıyken bile yakar. Naja öldü. Ama onu öldüren kişi, hâlâ yaşıyor. Ve biz hâlâ onun adını bilmiyoruz. Bu, ölümden daha tehlikeli.

Secenek sizin ya papağanı secersiniz yada kargayı . Ama şunu untmayın . Aralarından birinde hayata kalacaksınız sizler hangisini sececeksiniz ?

 

8. BÖLÜM SONU

 

Bölüm : 25.09.2025 19:09 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...