
SAAT: 12:30
Kılly elinde bir kahve fincanı ile dışarı çıkar. Üstünde , üstüne kaplayan koyu lacivert bir tişört ,siyah kargo pantolon, ayağında düz taban bir bot ve olmazsa olmazı şapkası kafasındaydı . Sol elinde kahve diğer elinde sigara vardı . Bir yandan kahvesinden yudum alıp etrafına bakınıyordu . Hava açılmıştı ama biraz serindir. Evin içinde bir misafir daha vardı oda bakıcıdır . Kısa bir zaman diliminde bulmak bile şans gibidir. Garsonun bulduğu bir bakıcıydı. İspanyol bir kadındı özel olarak İspanyol istemişti Kılly . 19 yaşında ismi Luz . Kendisi bir baristaydı. Çok enerjik , bir o kadar çocukları seven birisiydi. Luz çalıştığı barda bir adamın ona sarkması üzerine Luz da adamın yakalarından tutup kafa attığı için işinden olmuştu. Kılly bunu duyunca onu işe almıştı. 7/24 bebekle ilgilenecekti Kılly nin yanında duracaktı. Kılly de gereken ihtiyaçları kendisi karşılayacaktı. İzin ve dinleme hakkını veriyordu Kılly ama Kılly bir sözleştirme imzalatmıştı.
GİZLİLİK VE GÜVENLİK TEMELLİ BAKICI SÖZLEŞMESİ
Taraflar:
İşveren: Kılly
Çalışan: Luz
Sözleşme Türü: Yatılı çocuk bakıcılığı (7/24)
Süre: Belirsiz süreli, karşılıklı fesih hakkı saklıdır.
GÖREVLER
• Çocuğun tüm fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını karşılamak.
• Günlük bakım, beslenme, uyku düzeni ve güvenlik takibini sağlamak.
• Ev içi düzenin korunmasına katkıda bulunmak.
GİZLİLİK VE GÜVENLİK MADDELERİ
1. Bebek güvende olacak
2. İş veren hakkında dışarıya bilgi sızdırılmayacak .
3. Bir sorun oluştuğunda kendisi veya bebek hakkında (büyük , küçük fark etmez) iş verene haber verilecek .
4.Burada olan burada kalacak
5. Evdeki iç güvenlik sistemine müdahale edilmeyecek.
6. Misafir kabulü kesinlikle yasaktır .
7. Evde bulunan her hangi bir eşya izinsiz kullanılmayacaktık
8. Evcil hayvanlara bir zarar verilmeyecek
9.Yüksek sesle konuşmak, bağırmak veya tartışmak yasaktır.
10. Bebeğin veya çocuğun duygusal durumu iş verene söylenecektir.
11.Sözleşme ihlali durumunda işverenin tek taraflı fesih hakkı vardır.
12. Dijital gizlilik korunacak
13. Sosyal medya paylaşımı yasaktır.
14. Acil durum protokolüne uyulacaktır
15. Uyku ve dinlenme saatleri işverenle birlikte planlanacaktır.
15. Bakıcının ruhsal durumu da takip edilecektir.
17. Bebekle ilgili alanlar her gün temizlenecektir.
18. Kişisel alanlara saygı gösterilecek
19. Sözleşme dışı görevler kabul edilmeyecek
İŞ VERENİN GÖREVLERİ
1. Güvenli ve sağlıklı bir çalışa ortamı sağlamak
2.Yeterli dinlenme ve uyku süresi tanımak
3.Temel ihtiyaçların karşılanması
4. İletişim ve geri bildirim sağlamak
5. Yasal haklara saygı göstermek
6. Acil durumlarda destek sağlamak
7. Gizliliğe saygı göstermek
8. Eğitim ve gelişim fırsatları sunmak (isteğe bağlı)
9. Sözleşmeye sadık kalmak
10. Saygılı ve adil davranmak
Luz bu maddeleri görünce afallar gibi olur . Her maddeyi okudukça Kılly nin gerçekten de kolay biri olmadığını daha iyi anlar ama diğer iş verenlerden daha fazla adil olması bir yandan geriyor bir yandan güven vermektedir.
LUZ(iç ses): Kurallar sert ama net .Benden ne beklediğini açıkça söylüyor. Bu iyi. Ama bazı şeyler fazla katı... Misafir yasağı mı? Peki ya nefes almak? Bebek için buradayım. Kadın bana güvendi . Bende onun güvenini boşa çıkaramam.
Bir şey daha vardır.
LUZ: Size nasıl hitap edeyim ... bayan
KILLY: İstediğin gibi seslenebilirsin bu sana kalmış
LUZ: Tamam ...Jefa
Kılly sigarından bir yudum içine çekip dışarı bırakır , Gökyüzüne bakarken dudakları kıpırdar.
KILLY: Sanırım fazla sert mi davrandım mı ne ? Sen ne düşünüyorsun Pusu?
Pusu, Kılly'nin yanına biraz daha sokuldu. Kulaklarını dikti, gözlerini etrafa çevirdi. Tehlike var mı diye kontrol eder gibiydi. Ama sonra tekrar Kılly'ye döndü, sessizce başını onun bacağına yasladı.
KILLY: Bende öyle düşünüyordum .
Kılly kahvesinden yudumlarken uzaktan bir aracın yaklaştığını fark eder . Pusu ayağa kalkar .
KILLY: Nerde o sessizlik? Bela beni bulur . Pusu eve geç .
Pusu , aralık olan kapıdan içeri geçer ve kapıyı örter . Araç evin önüne park edilir. Kılly elindeki kahveyi döker . Fincanı yere koyar . Sigarasını yere atar ve ezer . Araçtan iki kişi çıkar bir Yaguara diğeri bir kadın vardı . Kadını tanımıyordum ama yanındaki şahsiyeti tanıyordu . İki elimde ceplerimde , dimdik onlara doğru bakıyordu . Yaguara , Kılly doğru gülümser.
YAGUARA: Sizleri görmek ne güzel bir duygu. Baykuş hanım.
KILLY: Ne istiyorsun ? Beni bulmayı başardığına göre bir şeyler olmuş demektir .
YAGUARA: Hemen konuya giriyorsunuz , eskisi gibi...
Yaguara'nın arkasında olan kadın Kılly ' nin yüzüne bakarken ürperir. Kılly'nin yüzündeki bir yarayı görmüştür. Kadının içinde bilinmez bir korku girer .
YAGUARA : Sadece ikimizin konuşması gereken bir şey . Sana karşı bir şey yapmayacağım . Bu önemli . Seninle bir yürüyüşe çıkalım.
Kılly hayla sesizdir . Evin içinde duran Luz . Dışardaki gergin konuşmayı hissedebiliyordu. Hayatında hiç bu kadar gerilmemişti. Yaguara'nın arkasında duran kadın ona bir garip gelmişti ona. Pusu ve Gölgenin davranışları değişmişti . Luz perdeyi çok az bir şekilde aralamış bakmaktaydı sonra pencereden uzaklaşır koltuğa oturmuş bebeğe bakıyordu. Kapı açılır . Gelen Kıllydir . Kılly nin arksından bir kadın gelmekteydi oda Yaguaranın arkasında duran bir kadındı . Luz bebeği kucaklar. Kılly koltuğu üstünde duran deri ceketini alır . Kılly , Luz'un kulağına yaklaşıp şöyle der
KILLY: İkiniz güvendesiniz bir sorun çıkmayacak hemen döneceğim . Pusu ve Gölge seninle onlar seni korur ama kimseye güvenme, kimseye bir şeyler açıklamak zorunda değilsin . Bebek sana emanet . Bu telefondan beni ararsın bir şey olursa
Der ve telefonu Luz'a verir ve evden uzaklaşır . Kadın ise ayakta kalmış etrafına bakındı . Genç biriydi. Aynı yaşta olabilirlerdi. Kadın Luz'a bakıp gülümser .
KADIN: Oturabilir miyim?
LUZ: Evet oturabilirsin
Kadın tekli bir koltuğa oturur . Pusu, Luz'un dibinde durmaktadır. Gölgede diğer tekli koltukla yatmakta ama kulakları tetiktedir. Luz sakindi bebek onda olduğu sürece bir şey olmazdı. Luz , Kılly'nin gerçekte kim olduğunu dahada meraklandırır . Odada bir gerginlik hakimdi . Bebekte bunu hissetmiş ve ağlamaya başlamıştı . Luz bebeği alıp yatak odasına götürdü . Kadın sadece bakmıştı ama onun içinde de bir ürperti vardı . Kılly bulmak zordu ve bebekten hiç haberleri yoktu. Bebeğin nerden çıktığına hiç bir fikri yoktu .
KADIN(İÇ SESİ): Onu araştırdığımızda bebek ile ilgi bir bilgi bulmamıştım ama şimdi karşımda bir bebek var . Kimsenin bilmediği bir ilişkisi mi vardı? O bakıcı sanırım, sessiz biri. Hayatımda ilk defa böyle bir paralı asker gördüm . Bana verdiği hissiyat çok karanlık ve ürkütücüydü. Konuşmasa bile onun otoritesini hissediyordu insan . Galiba onun keyfini kaçırdık gibi. Elindeki kahveyi döktü, sigarasını yere atıp bastı ve ellerini cebine koyup doğrudan bize bakması ... o şapkada yüzünü tam göremiyordum . Ama sessizliği ile ben buradayım değiyordu. Yaguara'nın ona saygı duymasını tam anlayamıyordum. Sol kolundaki kırmızı kol kılıfı ... diğer elinde yoktu . O kol kılıfı eskimiş ve solmuşa benziyordu ama hiç yırtık yoktu.
Kılly ve Yagura orman yolunda yürüyordur. İkiside sesizdir . Kılly'nin elleri arkasında birleştirmiş bir şekilde yürüyordur. Yaguarada aynı şekilde. Kılly dudaklarını aralar ve
KILLY: Sorun nedir ?
Yaguara durur . Kılly de durur. Kılly şapkasını biraz oynatır . Yaguarayı tam görmek için
YAGUARA: Diğerlerinden geriye kalan sadece ikimiz kaldık. Diğerleri ya öldüler yada kayboldular. Sadece ikimiz kaldık.
KILLY: Özel bölgede çıkan olaydan sonra geri kalan 17 kişiydik . Diğerlerinin hepsi öldü . Hepimiz farkındaydık . Hepimiz yada bazılarımız ya ölecek ya kaybolacaktı. Artık herkes kendi yolundaydı. Kimse emir veremezdi ama onlar hayla bizi bulmak istiyorlar . Çünkü özel bölgede hayatta kaldık ve devam ediyoruz .
YAGUARA: Evet herkes kendi yolunda ama hayla diken üstündeyiz. Kimsenin bilmediği şeyleri gördük ve öğrendik. Peşimizi bırakmazlar . Hepimiz bir şey taşıyoruz. Hepimiz bir şeyleri korumak istiyoruz ama o bölgeye adımızı attığımız anda hepimizin geri dönülmez bir yola girdik . Onlarda bizi istiyorlar . Hele Kılly en çok seni
KILLY: Beynimden dolayımı?
YAGUARA: Evet . Her şeyi hatırlıyorsun ...
KILLY: Bizde savaşırız . Her zaman yaptığımız bir şey . Kimsenin kuklası olmayacağım.
YAGUARA: Bende bu cümleyi bekliyordum... eskiden birlikte olduğumuz dostlarımız için
sağ yumruğunu uzattı Kıllyde kendi yumruğu ile yumruk çaktı
KILLY: Eskiden birlikte olduğumuz dostlarımız için
Yaguara , uzun uzn Kılly baktı birden Kılly sarılır. Uzun zamandır birisine sarılmamıştı .Kılly anlık donakalır nasıl bir tepki vereceğini bilemez. Yaguara'nın hayla kendisine sarılmaya devam edince . Kılly de kollarını ona doladı
Eskiden 17 kişilerdi şimdi ise ikisi kalmışlardı. Ama hayla onları omuzlarında taşıyorlardı. Bazen bu yorucu olsada taşımaktan vazgeçmiyorlardı . Artık onların hayatın bir parçasıydı. Ölümler , ihanetler, pişmanlıklar , umutlar , acılar... Hepsi bir parçaydı .
18: 00
Kılly mutfaktan açılan bahçededir. Bir sandalyede oturmaktadır. Bacak üstüne atmış. Bacağının üzerinde deri deftere yazı yazmaktadır . Başındaki şapkayı çıkarmaz. Sadece yazmaya devam eder . Luz kucağındaki bebekle bahçeye girer. Luz bir sandalye çekip oturur. Kılly'e bakar . Şapkadan dolayı yine yüzünü tam göremez . Kılly yazmaya devam ederken
KILLY: Bir sorun mu var Luz?
Luz irkilir, kendini toplar. Cekinerek ve
LUZ: Jefa... neden şapka takıyorsunuz... evin içinde bile
KILLY: Alışkanlıktan .
LUZ: Ama sizin yüzünüzü tam göremedim ... Sanki yüzünüzü değil geçmişinizi saklıyor gibisiniz
Kılly başını hafifçe çevirir, ama hâlâ şapka gözlerini gölgelemektedir.
KILLY: Görmek bazen bilmekten daha tehlikelidir Luz. Bazı yüzler, bazı anılar gibi... unutulmaz ama gösterilmez.
Kılly sandalyesinden kalkar Luz a dönüp
KILLY: Dışarda çok kalma hava bu aralar sert . Hasta olmayın .
Der ve gider . Luz baka kalır sonra ayağa kalkıp içeri geçer. Kılly kendi odasına girer . Defteri sehpanın üstüne bırakır . Üstündeki kıyafetleri çıkarı .Yerine temiz rahat bir tişört ve eşortman giyer. Saçlarını çözer . Parmaklarıyla saçlarında gezdirir. Derin bir nefes alıp verir. Ayağa kalkıp ışıkları söndürdü ve yatağa doğru yattı. Gözlerini kapattı . Sağ tarafa döndü bacaklarını kendine çekti ve uykuya daldı...
22:17
Kılly gözlerini aralar , yataktan doğrulur. Sadece yere doğru bakar dalar . Sonra ayağa kalkar . Odasından çıkar . Saçlarını toplarken Luz ile karşı karşıya gelir. Luz gözleri faltaşı gibi açılır . Kılly bir anlam veremez . Luz şok içinde
LUZ: Tanrım... jefa... bunlar ne zaman oldu.
Kılly yeni fark eder yüzünde şapkası ve Kol kılıfı yoktur. Luz , Kılly'nin yüzündeki ve kolundaki yaraları görmüştür. Sessizlik oluşur.
KILLY: Önemli bir şey değil . Bir araba kazasında oldu . Normal.
Sessizlik . Luz gözlerini alamaz yaralardan .Kılly saçlarını toplamaya devam eder ama elleri hafif titremektedir. Luz fısıltıyla
LUZ: Ama ... çok eskiler-
Kılly'nin sesi sertleşir.
KILLY: Sadece bir kaza . Önemli bir şey değil .
LUZ: Özür dilerim Jefa ... sizi hiç böyle görmedim .
KILLY: Sadece işini yap . Bu yeterli senden .
Luz'un yanından geçer. Luz olduğu yerde kalır. İlk günden bunların olması , onun canını sıkmıştır. Kılly salona girer. Sehpanın üstündeki sigara ve çakmağını alır. Askılıkta asılı olan deri ceketini alır . Çekmecenin içinden el fenerini alır çıkar evden . Sigara paketinden bir dal sigara çıkartır dudaklarının arasına koyar . Çakmağı yakar. Sigarayı yakar . Bir yandan ayakkabısını giyer . Orman yoluna doğru gider . Biraz hava almanın iyi geleceğini düşünür. El fenerini yakar ve yürümeye başlar .
FLASHBAKC
Soğuk , karanlık bir gece . Gökyüzü yıldızlar ile kaplıdır ama yeryüzü vahşetle kaplıdır. Bir çatışma sona ermiştir. Ama şehitlerde vardır . 3 asker Şehit düşmüştür. Şehitlerin üstünde Türk bayrağı örtülür. Kılly'nin takımından iki kişi can vermiştir. Kılly olduğu yerde durur. Maskesini burnuna kadar indirir. Derin bir nefes alıp verir . Nefesi Buhar olup gökyüzüne karışır. Kılly takımından bir askeri göremez. Histerik olarak uçurumun olduğu yere doğu gider ve orda keskin gövdeli ağacın tam ortasına düşmüş karnın içinden sivri bir dal çıkmış bir halde görmüştür. Hafif hafif kendine kıpırdatıyordur ama yaşaması imkansıza yakındır . Onu oradan almak imkansızdır . Kılly'nin tek bir seçeneği var oda ölümüne hızlandırmak . Kılly silahını hizalar. Dürbüne bakar, o bakması sonucu takım arkadaşının başının oynatıp Kılly doğru zorda olsa gülümsediğini görür .Türk komutan Kılly'nin tam olarak ne yaptığını anlamdıramaz
T.K.: Sen ne yapıyorsun?
KILLY: Olması gerekeni
Kılly nefesine tutar ve
BAM
Sessizlik oluşur. Artık Kılly'nin takımından üç kişi ölmüştür.
T.K: Sen ne yaptığını sanıyorsun asker ? Bu bir infaz !
Kılly'nin yakasına yapışır.
KILLY: Olması gereken buydu Komutan . Ya hayatta kalır devam edersin yada ölürsün biter .
T.K: Bu bir infaz kendi silah arkadaşının kafasını sıkıyorsun . Biz böyle yapmayız . Biz son ana kadar yaşatırız
KILLY: İster beni cani olarak gör ya da görme . Ben olması gerekeni yaptım . Herkes son ana kadar savaşır komutan . Birinin acı çekmesini görmeğe dayanabiliyorsanız bu sizin sorununuz. Onun yaşama şansı yoktu . Kan kaybından ölüp gidecekti ben sadece acısına son verdim .
T.K: Aklını başına al asker . Kendine gel .
KILLY: Bizler sizler gibi etik kurallar içinde doğmadık ve büyümedik . Burası bir savaş alanı ve burada her şeyi görebilirsin komutan. Son ana kadar yaşatmak bile işkencedir . Aynı bir kanserin insanı bitirdiği gibi. Sizden biri öldüğünde bayraklara sararsınız ama bizler sadece olduğumuz yerde çürürüz .
Kılly komutanın ellerinden sert bir şekilde kurtulur. Kılly'nin takımından hiç bir duygu yoktur. Sanki Kılly'nin yaptığı doğru bir şeymiş gibi tavırları vardır . Kimse onların böyle bir davranışlarını anlayamaz . Kılly'nin takımından biri bir adım yaklaşır. Kılly'nin takımı ona hep Küçük derlerdi. Tam bir şey söyleyecek gibi olur ama sonra vazgeçer. Arkasına döner . Tekrar Türk askerlerine bakar şunu söyler .
KÜÇÜK: Bizler buna alışığız . Resmi olarak infaz olsa da . Savaş yerlerinde hukuk diye bir şey yoktur. Bir çok örneği vardır. Komutan . Takım liderimiz sadece gerekeni yaptı. Birinin ölümünü izleyeceğini onu öldürmek daha az yıkıcıdır. Azda olsa empati kurmazsın onla. Bağ kurmak tehlikelidir. Çünkü canınla ödersin.
Teğmen , Küçüğe bakarak sert ve sakin bir şekilde .
TEĞMEN: Alışmak, doğruları değiştirmez evlat. Bizler acıyıda alışırız . Ama insanlığımızdan vazgeçmeyiz. O son nefesler bazen bir mucize çıkar . Çünkü biz yaşatmak için savaşırız . Öldürmek için değil.
Kılly'nin takımdan olan Keskin nişancı tam bir şey söyleyecekken. Kadın onun omzunu tutar. Başını sağ sola doğru nafile dercesine sallar. Kısık bir sesle
KADIN: Dil dökmeye gerek yok. Anlamazlar.
FLAŞHBACK BİTTİ
Kılly sigarasının dumanını üfler ve tekrarlar
KILLY: Anlamazlar. Hiçbir zaman anlaşılacak bir insan olmadık ki . Olmaya çalıştık ama içimizdeki canavara yenik düştük
KILLY: Onlar kahramandı... ama bizler hayatta kalanlardık. Saygı değer kahramanlar . Onların bizim gibi duygusuz insana gerek yok. Onlar her zaman kahraman ve kendi vatanların kahramanları . O kahramanlar hatırlanacak. Çünkü onların gençleri hiçbir zaman o kahramanları unutmayacak .
Kılly sigarının bir yudum daha ceker ve hava bırakır. Kendi kendine.
KILLY: Bu ülkeden gitsek iyi olacak gibi. Papağanların fazla ses çıkarıyor.
Kılly adımlarını eve doğru yöneltir ... Eve yaklaştığında evin önünde Luz'u görür. Luz kollarını göğsüne başlamış. Gözleri endişeliydi. Kılly görünce gözlerine bir yumuşama gelir . Gözünden bir damla yaş düşer . Kılly yanına doğru gelir.
KILLY: Bir şey mi oldu Luz?
Luz gülümsedi, içi rahatlamışa benziyordu.
LUZ: Hayır bir şey olmadı.... sadece sizi merak ettim . Biraz sinirliydiniz aniden çıkınca bir oldu sandım...
Gözünden bir yaş daha geldi. Kılly , Luz'un kendine suçlu hissettiğini anlar.
KILLY: Kendine böyle hissetme. Yetişkinleri bazen sinirleri bozulabiliyor.
LUZ: Size o soruyu sorunca bana si-
KILLY: Hayır. Öyle bir şey yok boş ver . Çokta önemli bir şey değil. İçeri girelim .
Kılly , Luz'un yanından geçti . Luz ise Kılly'nin arkasından gelir . İkiside eve girer . Bebek uyumuş , huzurlu bir şekilde yatağında uyumaktadır . Kıll deri ceketini askılığa asar . Işık dahada yaralarını aydınlatır. Luz yaralara baktıkça içinde bir şeyin sızladığını hisseder vücudunda . Sağ eliyle sol koluna tutar . Luz gözlerini yere sabitler . Düşünceleri dahada kalabalıklaşmaya başlar . Birden irkilir ve kılly'e bakar. Kılly ona doğru bakıyordur . Elleri arkasında . Sakin bir sesle
KILLY: Senin bir hatan değil. Benim hatam... Senin karşına öyle çıkmamalıydım . Özür dilerim ... Kafaya takılacak bir konu değil Luz . Sadece bir kaza olduğunu bil bu kadarı yeter . Ama şunu bil bu senin hatan değil. Başkaların hatalarından kendini suçlama... İyi geceler.
Kılly odasına çekilir. Luz olduğu yerde durmaktadır. Sol kolunu sıkar .Fısıldar bir şekilde.
LUZ: Kendimi bu kadar kötü hissetmemiştim... İlk günden bu kadar şeyin olması ... İster istemez beni korkutuyor . Jefa .... bir çok şey saklıyorsunuz ama güçlüsünüz , güvenilir ve soğuk ... Bu kadar soğukluk sizi etkilemiyor mu?... O yaralar ... Sizinle konuşmak yada dinlemek isterim ama vereceğiniz cevap ...
AKAY'IN ANLATIMI
FRANSA , BÜYÜK HANIMIN EVİ, AKAY'IN ODASI
Yatağıma bağdaş kurmuş bir şekilde oturuyorum . Elimde bir fotoğraf var . Ona bakıyordum . 5 yıl öncesine ait bir fotoğraf . Unutamadım anlardan biriydi . O zaman Ivan ve ben 17 yaşındaydık . Ama en merak ettiğimiz kişi ablamdı. Ona Kılly diyorlardı. O ismi sevmezdik . Hep ona abla derdik . O bize hep Küçük yada Çocuk derdi. İsmimizi söylediği nadirdi . Ama o an dünyanın sustuğu huzur bulduğu bir andı.
5 yıl önce ablam Büyük Hanımın misafir odasında yatağa yatmış uzanıyordu. Genelde kalmazdı . Onu yılda bir yada iki kere görüyorduk. O günlerin birinde Ivan ile ben ablamın odasına girdik . Saat tam gece yarısıydı . Ablam genelde uyumazdı o defterine bir şeyler yazardı ama ne yazdığını bilmezdik . Geceleri uyuyamadığından yazı yazardı . Onu bu sefer uyurken görmek bir tuhaf olmuştu. Sırt üstü bir şekilde yatmış yüzünü şapkasıyla kapatmıştı. Ivan sağ tarafa ben ise sol tarafa geçtim . İkimizde baya tedirgindik ama bunu yapmayı kafayı koymuştuk . İkimiz aynı anda yaklaştık . Yavaş ve sesiz olmayı dikkat ederek . Kendimizi yatağa yerleştirdik ve Kılly doğru sarıldık. Kollarımızı ona sarmıştık . Sonra ablam iki eline hareket ettirdi Kollarını bizden kurtardı ve iki kolunu iki yana açtı ve kolları başımızı getirdi .Başımızı kollarımızın üstüne aldı. Öylece durdu . Ivan ve ben bu duruma şaşırdık ama en güzel anlarımızdan biriydi . Ablamın böyle yapacağını düşünmemiştim ama onun böyle bir yönünü şahit olmak benim içimi dahada ısıtmıştı.
Bu fotoğrafta biz uyurken çekilmişti. Bunu Büyük Hanım çekmişti . İyi ki çekmişti. Her gördüğümde içim dahada ısınıyor ama en son mezarlıkta olan şey ... onu görmek güzeldi ama bize dahada uzaktı. Sanki uzaklaşıyor gibiydi. Çok uzak. Biz ona doğru koştukça o dahada uzaklaşıyordu sanki . Değişmişti. Kendisi aynı bir robot gibiydi . Onu özledim ama o sarılmayı sevmezdi, konuşmayı... sevmiyordu yada bunu göstermeyi bilmiyordu. Onu tanımlayamıyordum . Ablamı tutmak istiyordum ama elimden tekrar tekrar kayıp gidiyordu. Onu gerçekten özlüyordum .
10 yıl öne beni onlardan kurtarmıştı . İstese beni de öldür parasını alıp giderdi ... Geçmişten bu yana çok değişmişti. Dahada sessiz, soğuk, duygusuz ve acımasız . Geçmişinde ne yaşadığını bilmiyorum ama onu böyle görmek ... kelimeler ile anlatılamazdı. O bebek. O bebeğe ne olacak peki?
FLASHBACK 10 YIL ÖNCE ARABA YOLCULUĞU
Bir arabanın içindeyim . Üstümdeki battaniye kendime daha da sardım. Arabanın içinde bir kadın vardı. Elleri direksiyonda ,gözleri yola bakıyordu ama yüzünü göremiyordum . Yüzünü şapkanın gölgesi kaplıydı. Dışarısı zifiri karanlıktı. Bir boşluğun içine doğru ilerliyor gibiydim .
Yüzümü battaniye ile kapattım . Vücudum titriyordu ama neden titrediğini bilmiyordum . Her şey bana çok korkunç geliyordu. Annem ve babam gözlerimin önünde kırmızı bir boyaya kaplanmıştı. Hiç hareket etmiyorlardı. Annemin yanına çöküp ağlamıştım ama o beni duymuyordu. Ellerim kırmızı boya ile kaplanmıştı, kötü kokuyordu. Ayakta siyahlar içinde kaplı insanlar ve o kadın vardı. Yerde bisürü insan yatıyordu. Onlarda hareket etmiyordu...
Yüzümü battaniyeden ayırdım ve o kadının bana bir şey uzattığını gördüm . Kadına doğru baktım ama o bana bakmadı gözleri yoldaydı. Titreyen ellerimle yavaşça elindeki şeyi aldım . Tekrar baktım ve kadının verdiği şey bir çikolataydı. Gözlerim doldu . Dudaklarım titredi . En son bana çikolatayı babam almıştı. Hep o alırdı ama şimdi o yanımda değil . Gözümden yaşlar aktı. Burnumu çektim. Titreyen ellerimle çikolata ambalajını actım . Çikolatayı ağzıma götürür bir ısırık aldım . Çikolata eskisi kadar mutlu hissettirmiyordu. Ağzımda eriyen tatlı tat bana acı bir tat yerine koymuştu .
FLASHBACK BİTTİ
1 AY SONRA ÖZEL BÖLGE (CEHENNEM BÖLGESİ)
Sık ağacların arasında kaybolan eski bir bina , cevresinde külüstür olmuş arabalar, tahtadan sandıklar , siyah eski bir bot. Yerde eski tip silahlar vardı . Bu bölgeyi doğa ele geçirmişti. Binayı saran sarmaşıklar . Yerdeki eşyaların görülmesini zorlaştıran otlar ile cevriliydi .
Buraya adım atan Amerikan , Alman ve İngiz askerleri gördükleri manzara onları şüphelendirmişti . Gereyinden fazla sesizdi. Bu sesizlik insan beyninin içinde korku , dehşet ve ölümü çağrıştırıyordu . Her bir adım onları gercekliğe yaklaştırıyordur . Görülmeyeni görmek . Unutulmuş olanı hatırlatmak. Kurumuş olan bataklığın içine bakmak .
Bütün askerler dikkatke ilerliyor, bölge büyüktür. Ağacların arasına saklanmış 5 bina daha vardır. Bu binaların hepsi sarmaşıklar ile kaplıdır. Paslanmış kapılar , duvarda belli belirsiz koyu renkli izler, Büyük konteynırlar . Kisi paslanmış kimisi sarmaşıklar ve çalılıklar ile kaplıdır. Çok sesizdir her yer . Askerler bu sesizlikten tedirgin bile olsalar gözleri dört açmış ellerindeki silahları dahada kavramışlardı. Çünkü bu sesizlik hayre alemet olmadığını onlarda biliyordu. Sabah olmasına rahmen bölge korku oyunlarından çıkmışa benziyordur. Sanki hiç girilmemiş bir oyunun içinde gibi hissederler . Askerler gruplara bölünürler . Bir grup İngiliz askeri cevreyi tarayacaklardı. Bir grup Amerikan askeri ise binalara kontrol edecekti. Diğer grup Alman askerler ise konteynırlara bakacaktır. Ama gördükleri şeyler beyinlerinin bile inkar edeceği bir duruma düşeceklerdi. Çünkü havadaki ağır hava enselerine yapışmıştı. Birinci grup büyük binaya temkinli , sesiz ve emin adınlar ile girerler . Binaya ilk girdiklerinde , dikkat ceken şey çok kötü bir kokunun binanın her yerine sarmasıydı. Koku dayanılmaz derecede iğrenc kokuyordu. Sanki eskiden beri burda bir katliamın olduğu ama birden sesizliğe çekildiğini işaret ediyordu. Neden mi böyle düşünüyorlar? Çünkü duvarlarda belli belirsiz büyük lekeler, yerde kemikler, silahlar, bıcaklar her yerdeydi. Her adımlarında içlerindeki tedirginlik gid gide artıyordu. Aynı bir kum tanesinin kum yığını düşmesi gibiydi .
TİK TAK TİK TAK TAİK TAK TİK TAK TİK TAK TİK TAK TİK TAK TİK TAK TİK TAK TİK TAK TİK TAK
Bu ses kulaklarına dolar merdivenlerde ilerleyen üç asker bir birine bakar telsizi eline alır ve
A.A.S: Yukarıdan düzenli bir ses geliyor . Ne yapalım?
A.K.A.S: İlerleyin. Yukarıda neler var bakın .
A.A.S: Anlaşıldı.
Merdivenlerden yukarıya çıkmaya başlarlar, eski tahta merdivenlerin tiz gibi cıkan sesleri binanın içinde yankılanır, Her bir basamaya çıkış
TİK TAK TİK TAK TİK TAK TİK TAK TİK TAK TİK TAK
Merdivenin son basamağına geldiklerinde sesin nerden geldiğini gördüler. Karşılarında bir aslı bir saat vardı . Eskiydi yıpranmıştı. Son saniyelerini sayıyordu.
TİK TAK TİK TAK TİK TAK TİK TAK TİK
TİK TAK
Saat durur. Üç asker dikkatli adımlar ile katı gezmeye başlarlar. Her odayı açtıklarında kağıt yığınları ve kağıdın üstünde kırmızımsı lekeler vardır . Kimi odada yatakların üstünde insan iskeletleri bulurlar. Beyaz çarşaflara sinmiş kurumuş kan masanın üstünde tabanca , masaya saplanmış paslı bir bıcak , kimi iskletler yerde darmadığın olmuş kemikler bulunuyordu. Kötü konun nedrden geldiği anlamışlardı. Burası bir mezarlıktı. Bir asker yere eski bir kağıt parcası görür . Eline alır ve kağıdın diğer yüzünü cevirir ve gördüğü şey ile şok olur.
Denek : 0
İsim : Yok
Yaş: 14
Cinsiyet: Kız
ÖN RAPOR
UYGUN , ONAYLANDI
TEHLİKELİ
KARA LİSTE
Fotoğraftaki çocuğun resmi görülmüyordu . Asker bir an kendini kaybedecekmiş gibi oldu . Çünkü gördüğü şeyleri idrak edemiyordu. Eline başka bir kağıt aldı
ÖLDÜ , UYUMSUZ
Başka bir kağıtta
ÖLDÜ, UYUMZUS
Başka bir kağıt
UYGUN , ONAYLI
TEHLİKELİ
KARA LİSTE
Askerin hangi kağıdı eline alırsa nerdeyse hepsi 'ölü' kelimesi geçiyordu. Ama bazı kağıtlar ' TEHLİKELİ , UYUMLU , KARA LİST' geçiyordu . Kendi aklını yitircekmiş gibi olur .
A.A.S : Tanrım ... burası orası
10 SAAT SONRA AMERİKAN KARARGAHI , TOPLANTI ODASI
Amerikan , İngiliz ve Alman komutanlar toplantı odasında ayakta durmaktadırlar . Ama üçününde aklında o bölgede gördükleri şeylerdeydi . Kimi askerler gördükleri şeuler yüzünden kusmuş kimisi idrak edememişti . Çünkü gördükleri savaştan bile beter olan bir şeydi .
Büyük masanın üstünde Özel bölgeden çıkardıkları kağıtlar , dosyalar, flash bellekler ve bir kaç çocuğun fotoğrafları bulunuyordu aöa o fotoğrafların üstüne kırmızı bir yazıyla TEHLİKE yazmışlardı. Bazı fotoğraflar her ay çekilmiş ve her fotoğrafta çocukların gözlerindeki ışık sönmüştü. Donuk bakışlar ile kameraya bakmışlardı. Ama en açı olan fotoğraflardan bir kaçı . Çocukların ellerinde ya bir demir parcası yada ellerinde bıcak yada bir tabanca vardı . Erkek kız farketmeksizin vardı . Üstleribaşları kanla kaplıydı . Bir kız çocuğun sol kolu derin bir yanık izi yüzünde yeni kesikler bulunuyordu. Diğer fotoğrafta bir erkek çocuğu saçı kazıtılmış anlından saçına doğru bir kesik kollarında derinkesikler , elmacık kemiğinde morluklar . Boğazında boğuşma izleri görülüyordu ama o gözdeki ışıltılar hepsinde kaybolmuş ve büyük bir karanlığın içinde kaybolmuştu. Fatağrafların arkasında küçük bir şekilde yazılmış 'İSİMSİZ' 'YAGUARA' yazısı yazılmıştı ama onların isimlerimi yoksa bir kod mu anlaşılmıyordu . Çünkü kimi fotoğrafta yazmıyordur. Büyük ekranda bir video vardır . 18 yıl önce çekişmiş bir videodur . Ama içindekinler ile yüzleşmek insan beynine nasıl bir etkisi olcak bilmiyorlardı. Çünkü büyük ekrandaki video senin benim anlayacağı bir şey değildi bunu sadece yaşayanların bile bilceği bir şeydi
Ve video oynatılır .
Bir sabah gökyüzü masmavidir , acık bir alan 50 den fazla çocuk vardır. Küçüklerdir 7-14 yaşlarında çocuklar vardır . Hepsi korkmuş vücutları titriyordur ama bazaları titremiyordu gözleri boş bir şekilde bakıyordu . Üstlerinde numaralar yazıyordu . Saçları başları dağılmış gözlerinden sesiz yaşlar akmaktadır . Arkadan büssürü köpeğin sesleri geliyordu ama kamera köpeklere dönüldüğünde . Ağızlarında salyalar, keskin hırlamalar , kıpkırmızı gözler ile çocuklara doğru bakıyorlardı . 50 tane köpekler kafaeslerin içinde çocuklara doğru yiyecekmiş gibi bakıyorlardı. Çocuklar korkudan titriyor konuşamıyordu ve bir düdük sesi ve aynı anda köpeklerin kafesleri açılır ve hurra çocukların üstüne doğru koşmaya başlarlar . Çocuklar can havliyle canlarına pahasına koşmaya başlarlar . Bir kaç çocuk sağ tarafa doğru koşar orda bir tahta masa vardır masanın üstünde delici kesici aletler vardır . Bir kız çocuğu bıcağı alır ve köpek onu tam ısaracakken bıcağı köpeğe saplayıp cıkarır aya ile köpeğe tekme atar . Bir erkek çocuğu elindeki demir bezbol sopasını alıp tamda köpeğin kafasına sert bit şekilde vurur . Köpek yerdedir ama bir çoğu çocuk köpeklere yem olmuştu . Bağrışlar çığlıklar ağlama sesleri . Kırılmış kemik sesleri duyulmaktadır ve bir ses duyulur.
???: Gerikalan denekler ...KÖPEKLERİ ÖLDÜRÜN ONLAR SİZİ ÖLDÜRMEDEN .
Hayatta kalan çocuklar hızla köpeklerin üstüne çullandılar .... büyük bir kan gölü . Toprak artık kana bulanmıştı . Çocukların üstü başı kan olmuştu ama hiç bir duygu belirtisi görülmüyordu . Ama üç 17 çocuk tamda kameraya yani onu çeken kişiye doğru bakıyordu . Gözlerindeki karanlık boşluk insanın içini ürpetecek bir şekilde bakıyordu. Bir çocuk yüzündeki kanı koluyla siler ve burnunu çeker . Bir çocuk elinde bıcağı sıkıca kavrar . Bir kaç kişinin kahkaha sesleri gelir çocukların gözleri onlara döner tekrar aynı ses
???: Şu 17 çocuk
Denek:0
Denek:1
Denek:3
Denek:6
Denek:7
Denek:10
Denek:13
Denek17
Denek:21
Denek:33
Denek:38
Denek: 39
Denek:41
Denek: 45
Denek:50
Denek:51
Ellerinizdeki silahları olduğunuz yerde bırakın diz çökün elleriniz arkaya götürün ve durun küçük bir harekette ölürsünüz.
Çocuklar ellerindeki silahları bırakmazlar bir kaç dakika ve birinin elinde silaho düşer ardından diğerlerinde düşer . Hepsi yere kanlı torağa diz çöker ve ellerini arkaya götürürler . 17 siyah giyinimli yüzü görülmeyen kişiler çocukların elleri bağlar ve siyah bir torbayı kafalarını geçirip . Onları itekleyerwk bir kamyonetin içinse sıralar ve kollarını iğneyle bir şey enjekte ederler .
Odada derin bir sesilik oluşur . Gördükleri ... tam bir vahşete şahit olmuşlardı . Kadın anlizcinin gözünden bir damla yaş düşer. Herkes ellerini yumruk yapmış ama o yumruklar yıllar önce masaya vurulmalıydı . Şimdi o çocuklar çocuk değil . Çocuk görünümlü katillerdi .
Kimse onları görmemişti . Ama onlar hep bağırıyordu . Bu bağırışlar sustuğunda artık geri dönülmez bir yola dönüşmüştü artık o yolun başı ve sonu belili olmayan belirsizliklerdi . Onları gören bir ülke vardı . Oda Türkiyedi .
Türkiye artan kacırılma vakalarını görmüş ve harekete geçmişti . 7 yıl önce . Bir çok operasyan yapılmış ama işler kör düğümüne dönmüştü . İçlerine kadar sızan papağanlar bu işi zorlaştırmıştı . Ama kimse Türkiyenin çocuklar için operasyon yaptığını hiç bir ülke bilmiyordu . Türkler ilerleme kaydetmişti ama papağanlar yüzünden bir çok asker Şehit vermiş . Aralarındaki papağanı bulmaları ve bu kör düğümü açmaları lazımdı . Çünkü bir çocuğun hayalleri , gülüşü, sokaklarda koşması , oyunlar oynaması gerekiyordu . Sokaklarda çocuk sesi duymamak en büyük tehlikedir yada sessizlik ölümle eş değer boyuttadır . Gizli operasyonlar yapılmış ama artık gözlerinin önünde daha çok kaybolmasına yol açmıştır . Kaybolan çocular hakında bilgilerin gid gide azalması yada yok olması yüzünden bulamamşıtır.
Bir çocuğun geleceğini hallerini çalmakta bir suçtur. Çünkü gelecekler genclerdir , çocuklardır .
DEVAM EDECEK
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 103 Okunma |
74 Oy |
0 Takip |
17 Bölümlü Kitap |