10. Bölüm

10. Bölüm

Hatice nur Türkben
nur19907

Geçmişin Gölgesi

Geçmiş, yarınlara uzanan bir köprüdür.

 

*****

 

Maya

Şubat 2021

 

Geçmişin gölgesi, geleceğin yolunu aydınlatır. Geçmiş, şimdiki anın aynasıdır. Geçmişini unutan, geleceğini inşa edebilir mi?

Gölge uzadıkça geçmiş yakınlaşır. Tıpkı bir ağacın gölgesinin günbatımında uzaması gibi, geçmişin de zamanla büyüdüğünü, hayatımızda daha belirgin bir hale geldiğini hissederiz. Geçmiş, bazen bir sığınak, bazen de kaçmak istediğimiz karanlık bir köşedir.

 

Hatıralar, tıpkı eski fotoğraflar gibi, zamanla sararır ve köşelerinde tozlanır. Bazen onları açıp bakmak istemeyiz, çünkü içinde saklı acılarımız, pişmanlıklarımız vardır. Ancak bazen de, o eski fotoğrafları karıştırırken, bir gülümseme belirir yüzümüzde. Mutlu anılar, geçmişin en güzel hediyeleridir.

 

Geçmişin gölgesi, hayatımızın bir parçasıdır. Onu yok sayamayız, ancak ona takılıp kalmamalıyız da. Önemli olan, geçmişten ders alarak, geleceğe sağlam adımlarla yürümeliyiz. Tıpkı bir ağacın geçmişindeki dalların, yeni dallara zemin hazırlaması gibi, geçmişimiz de geleceğimiz için bir temel oluşturur.

 

Gölgesinde saklanan bir çiçek gibiydim. Bir zamanlar o çiçek rengarenk açmış, hayatın tüm güzelliklerini soluyan bir ruhdu. Şimdi ise solgun yaprakları arasında kalan son nefesini vermeye çalışıyordu. İçimdeki fırtınalar dinmek bilmez, yüreğimde derin yaralar açılmıştı. Gözlerimdeki ışıltı sönmüş, yerine derin bir hüzün çökmüştü.

 

Bir kırık ayna parçaları gibiydim. Her parçam ayrı bir acıyı, ayrı bir kaybı temsil ediyordu. Bir araya gelmeye çalışan bu parçalar, bir türlü bütünleşemiyordu. İçimdeki boşluk, ne kadar doldurmaya çalışsa da bir türlü kapanmıyordu.

Sanki ruhum, sonsuza dek onarılmayacak şekilde yaralanmıştı.

 

Sessiz çığlıklarım vardı. Dışarıya güçlü görünmeye çalışsam da iç dünyamda büyük bir çığlık kopuyordu. Bu çığlığı kimse duymuyordu ya da duymak işlerine gelmiyordu. Belki de kimse duyamıyordu, çünkü o, sessizliğin derinliklerinde kaybolmuştu. Yüzümdeki buruk gülümseme, içimdeki fırtınaları gizlemeye çalışıyordu. Koyu kahverengi gözlerim, ruhumun derinliklerindeki karanlığı yansıtıyordu.

 

Bir kuşun kırık kanadı gibiydim. Uçmak isterdim, özgürlüğe kavuşmak isterdim, ama kırık kanadım buna izin vermiyordu. Dünyadan kopmuş, yalnızlığa mahkum olmuştum. Operasyon 2309'u kabul ederken bu kadar yalnızlığa itileceğimi terörist ile anılacağımı bilmiyordum. Kendi öz kuzenlerim bile beni terörist sanıyordu. Derin bir nefes aldım. Azat korkuyla gözlerimin içine baktı. Eflin Doğan'ın silahı bana doğrultulmuştu ve annesinin katili sandığı kuzenine nefretle bakıyordu.

 

"Sen annemin, babamın ve kocamın katilisin Maya Yüce Özdemir." Sesi de en az siyah gözleri kadar nefret doluydu. Ben ve Azat senin kuzeniniz demek isterdim ama yapamıyordum.

 

Yıllar önce henüz biz çok küçükken annem ve dayımın yolları çok uzaklara düşmüş bu yüzden Eflin Doğan ve Oğuz Güçlüsoy bizi tanımıyordu. Can ve Yıldız annenin yaşadığını onları Göktuğ Özdemir'den korumak için öldü diye göstermek zorunda kaldığımı da söylemek isterdim ama elimden bir şey gelmiyordu. 2309 operasyonunun tehlikeye atmamak için terörist gibi davranmaya devam ediyordum belki biraz sonra Eflin kuzeni olduğunu bilmediği beni vuracaktı. Ben zaten bu yola şehadet şerbetini içmek için çıkmıştım.

 

"Orada dur," diye bağıran kadının tanıdık gelen ela gözlerinin içine baktım. Öznur Dağdeviren tam karşıma geçti. 2309 seferli yolcu uçağını kaçırdığımızda onun da bu uçakta olacağını bilmiyordum. Ne ona ne de Eflin'e yolcu uçağını kaçırmamızın operasyonun bir parçası olduğunu söylemiyordum ve bu söyleyemediklerim içimde çığ gibi büyüyor zehirli bir sarmaşık olup etrafımdaki insanları sarıyordu.

 

"Çok garip ama bu kötülüğün içinde aslında iyi biri varmış gibi hissediyorum gözlerimin önünde o kadar kişiyi öldürdün ama ben sana güveniyorum. Söylesene neden sana güveniyorum bu kadar?" Öznur'un sesi çaresiz çıktı. Cevabı olan ama benim cevabını veremeyeceğim bir soru sormuştu. O ölümlerin sahte olduğunu öldüğünü zannettikleri kişilerin ekip arkadaşım olduğunu kalplerini birkaç saat durduracak ilaç içtiklerini söylemek isterdim.

 

"Görünen bazen yanıltıcı olabilir." Sesim ifadesiz çıkmıştı. Bir cevap veremezdim ama derdimi bu sözlerle anlatmaya çalışırdım.

 

"Sayın Savcım bu katili konuşturacak mıyız?" Eflin'in sesi sabırsızca çıktı. Uzun, düz kumral saçları rüzgarın esintisi ile havada uçuşuyordu. Gözlerimi sımsıkı kapattım elimde olmadan Eflin'in bu sözüne kırıldım.

 

Ben katil falan değildim tıpkı Eflin gibi Milli İstihbarat Teşkilatından ajandım. Ellerimi yumruk yaptım derin bir nefes aldım. Azat'a baktım. O da Özel Kuvvetlerden bordo bereli bir askerdi ama şimdi ikimizde terörist diye anılıyorduk. 2309'u kabul edererek kimliklerinizi geride bıraktık. Kimliklerimizi geri alabilecek miydik?

 

Kalbim, sevgiye açıktı, ama güvenmekten korkuyordum. Ben ve kardeşim Azat bugün terörist diye anılıyorsak bunda kocamın öz babasının parmağı vardı. Onun başlattığı 2309 kanlı eylemi durdurmak istediğimiz için vatan haini ilan edildik. İnsanlar gerçeği bilmeden Azat ve bana nefretlerini kustular. İnsanlara yaklaşmak istiyordum, ama yaralanmaktan çekiniyordum.

 

Bir yağmur damlası gibiydim. Bir süreliğine bir yaprağa konmuştum, sonra da yere düştüm. Hayatın akışına kapılmış, sürükleniyordum peşimden de kardeşimi sürüklüyordum. Nereye gittiğimizi bilmeden, amaçsızca dolaşıyorduk. İçimizdeki fırtınalar dinene kadar bu böyle devam edecek gibiydi.

 

Kalbim yorgundu, ruhum yaralıydı. Bu yaralı ruh, aslında hepimizin içinde saklıdır. Hayatın iniş çıkışları, herkesin ruhunda izler bırakmıştır. Önemli olan, bu yaraları sarabilmek, içimizdeki gücü keşfederek yeniden doğabilmektir. Tıpkı bir kelebeğin kozasından çıkması gibi, biz de içimizdeki güzelliğe ulaşabiliriz.

 

"Maya bir sorunumuz var." Nefes nefese yanıma gelen ekip arkadaşımın endişeli sesini duyunca korku ile harmanlanmış kehribar gözlerinin içine baktım. Elinde tuttuğu telefonumu bana uzattı. Kalbim göğsümden fırlayacak gibi atmaya başladı. Telefonu aldığımda gördüğüm şeyle elim karnıma gitti.

 

"Bebeğim," diye fısıldadım. Hamileydim ve bir silah ateşlenmek üzere bana doğrultulmuştu. Bir kez daha kan sonuçlarıma baktım. Ve dört haftalık hamile olduğumu yazan sonuca baktım.

 

"Azat koş," diye bağırdım. Karnımda bir can olduğunu öğrendiğim an 2309 operasyonu aklımdan uçup gitmişti bile. Arkamı döndüm ve koşmaya başladım. Şu an tek düşünebildiğim evladımdı. Silahın ürkütücü sesi gökyüzünü delip kulaklarıma doldu. Sırtımda hissettiğim yanma hissiyle adımlarım sekteye uğradı.

 

"Abla!" Azat'ın korku dolu sesi beynimin içinde yankılandı. Bacaklarım uyuştu. Gözlerim doldu.

 

"Eflin sen yaptın sen," diye bağıran Azat ile beni vuranın öz kuzenim olduğunu anladım. Önüme döndüğümde Eflin silahı bir kez daha ateşledi. Karnımda hissettiğim yanma hissi ile elimi karnıma sardım. Dizlerimin üzerine düştüm Azat beni kollarının arasına aldı.

 

"Maya." Yanıma çöken Yüşra yaşlı gözlerle baktı.

 

"Yüşra bebeğim." Sesim varla yok arası çıkmıştı. Çok korkuyordum ona bir şey olacak diye.

 

Ölüm, hayatın kaçınılmaz sonu, varoluşun en büyük sırrı. Bir başlangıcı olan her şeyin birde sonu vardır. Ölüm, kimi zaman korkutucu bir uçurum gibi görünürken, kimi zaman ise huzurlu bir uykuya dalmak gibidir. Ben bu yola çıktığımda öleceğimi hesap ederek adım atmıştım. Şimdi ise ölmekten korkuyordum.

 

Ruh, insanı hayata bağlayan, ona anlam veren, onu özel kılan her şeyin kaynağıdır. Ruh, bir ayna gibidir. İç dünyamızı, dış dünyaya yansıtır. Ve şimdi ruhumun bedenimi terk ettiğini hissediyorum.

 

"Maya kızım gel buraya." Uzaktan bir yerden annemin sesini duydum. Elimi anneme doğru uzattım.

 

"Anne," diye fısıldadım. Karanlık beni içine hapsetti.

 

********

 

Aralık 2024

Öznur'dan

 

"Geçmiş, yarınlara uzanan bir köprüdür. Zor durumdayım Asaf Çetin'in yanında üç yıldır tutsağım beni kurtar Öznur.

Maya Yüce Özdemir."

 

Okuduğum notla kaşlarım olabildiğince çatıldı. Maya Yüce Özdemir üç yıl önce havaalanında kendi kuzeni tarafından terörist sanılarak şehit edilmişti. Ama şimdi aldığım bu notta yaşadığını ve Asaf Çetin tarafından tutsak edildiği yazıyordu. Notun doğruluk payını bilmiyordum ama hiçbir şey yapmadan da duramazdım. Maya Yüce Özdemir dokuz yaşındaki küçük Öznur için kendini tehlikeye atmıştı. O, beni kurtarmak için her şeyi göze almıştı ben onu bulmak için MİT'in teklifini kabul ederek Gölge olmuştum. Kurtarıcım yaşıyorsa ve tutsak ise onu kurtarmak için her şeyi yapardım.

 

"Nergis," diye bağırdım. Sandalyeden hızla kalktım. Sesimi duyan kalemim korku ile odaya girdi.

 

"Sayın Savcım." Sesi de korku dolu çıkmıştı. Derin bir nefes aldım.

 

"Asaf Çetin'in dosyası hangi Savcı'da?" Asaf Çetin yeraltı mafyasıydı.

 

Bölüm sonu yanlışlarım varsa affola.

Maya, Azat, Eflin ve Oğuz Kod Adı Vatan kitabımın başrol oyuncuları bu bölüm onlar ağırlıklıydı.

24.12.2024

 

 

Bölüm : 24.12.2024 17:00 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...