
Ethem Pekkan
Bir aydır mental olarak iyi değildim. Çiçeğin ölümü beni çok etkilemişti. Tamay’ın durumu beni ayrı bir kahrediyordu. Bize ne kadar göstermek istemese de belli ediyordu. Geceleri ağlama sesini duyuyordum. Aramız pek iyi olmasa da onu seviyordum. Huylarının çoğu maalesef ki babasına benziyor. Kendi ne kadar kabul etmese de babasına benziyordu. Geceleri uykuya daldığında yanına gidip, saçlarını okşuyordum. Bize alıştığını söylese bile gözlerinde ki o çekingenliği görüyordum.
Dorukla Ayaz’a annelerinin öldüğünü daha diyememiştik. Tamay babasının duymasını istemiyordu. Kafam çok karışıktı. Ne yapacağımı hiç bilmiyordum.
Öğürme sesleri gelince ayağa kalktım. Sesler Tamay’ın odasından geliyordu. Kapıyı açtığımda Adem, Mert ve Rüzgar üçlüsüyle göz göze geldim. ‘’Bu gidişle üzüntüden kanser olacak.’’ Mert’in söylediği şey beni iyice huzursuz etti. Hızla Tamay’ın odasına girdim. Odasında ki banyodaydı. Rüzgar yanına gidip elini alnına koyup, saçlarını topladı.
‘’Ateşi var.’’ Tamay hemen konuşmaya başladı. ‘’Hayır! Uyursam geçer.’’ Yatağa uzanıp yorganı başına kadar çekti. Yorganı sertçe üzerinden aldım. ‘’Havale geçirmek istiyorsun her halde?’’ Kaşlarını çatıp bana baktı. Aynı hayırsız babası gibi bakıyordu!
‘’Adem sirkeli su yap da getir!’’ Oflayarak odadan çıktı. Tamay’ın yanına oturup, pijamasının düğmelerini açtım. Tebessüm edince bende tebessüm ettim. Bembeyaz teni vardı.
Keşke doğduğundan beri yanında olsaydım. ‘’Siktir!’’ Adem bağırınca arkamı döndüm. Kapıda gördüğüm yüzle bildiğim sureleri okumaya başladım. ‘’Bismillâhirraḣmânirraḣim ḵul eùżû bi rabbin nâs , melikin nâs , ilâhin nâs , min şerril vesvâsil ẖannâs , elleżi yûvesvisû fi s̱udûrin nâs , minel cinneti ven nâs. Bismillahirrahmânirrahîm. Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yü-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim. Allah'’m sen Tamay'’n yüzüne bak!'’
Korkudan komidinin üzerine çıktım. ‘’Ethem!’’ Duyduğum sesin sahibi Belkıs’dı. Komidinden inip Tamay’ın yanına oturdum. ‘’ Sakın yanıma gelme! Sizde yatın zıbarın! Bebeğim, ne oldu sana ?’’ Adem odadan çıkınca bende odadan çıktım. 2 Hafta kanepede yatacaktım!
Doruk Gülmez
‘’Samet! Lan ben Nil’i deli gibi seviyorum!’’ Deli zurna sarhoş olan ikiliye bakıp güldüm. ‘’Hangi Nil?’’ Samet’in yüz ifadesi kahkaha atmama sebep oldu. ‘’Senin kardeşin!’’ Ayazla Samet’e baktık. Eşek gibi anırmaya başladı. ‘’Ben senin kız kardeşin Canay’a aşığım!’’ Ayazla gülümsememiz soldu. Bu iki salak birbirinin kız kardeşine aşık olmuş!
‘’Geri zekalılar.’’ İkisi de birbirine dik dik bakıyordu. Ortamın yumuşaması için konuşmaya başladım. ‘’ Yeter bu günkü içme mesaisi. Yatalım sabah konuşuruz.’’ Samet olduğu yere kafasını koydu. Ben olmasam bu üç salak komaya girene kadar içerlerdi.
‘’Ben Işığı arıyacağım.’’
Hay Işığına! ‘’Işık kadar başına taş düşsün!’’
Mal gibi gülümsedi. ‘’Düşsün. Taş düşmesin kendi düşsün.’’ Gözlerimi devirip Samet’in koluna girdim.
‘’Doruk, Barlas ayıkınca beni döver mi’’ Küçük bir çocuk gibi konuşmuştu. Gülümsedim. ‘’İzin vermem.’’ Samet’i yatağa yatırıp Barlas’ın yanına gittim. Hala içiyordu. ‘’Ulan hala içiyor musun?’’ Omzunu silkti. ‘’Yengem ağzımıza sıçacak!’’ Barlas’ı omzundan tutup ayağa kaldırdım. Onu taşımama yardımcı olmuyordu.
Zar zor ikisini de taşıdıktan sonra mutfağı toplamaya başladım. Mutfağı topladıktan sonra balkona geçtim. Aklıma Tamay geldi. Onunla tanışmak o kadar çok istiyordum ki. Dayımlar 1 aydır Mersin’de kalıyordu. Haber veririm demişti ama daha bir şey demedi.
Adem: LAN UYUDUN MU?
Dayımın kocaman harflerle mesaj atması hiç hayrı alamet değil.
Doruk: Yok dayı uyumadım sen?
Yazdığım şey saçma gelmişti.
Çevrim içi.
Yazıyor…
Adem: Uyusam sana yazar mıydım?
Haklıydı.
Doruk: Dayı ne diyeceksen de
Çevrim içi.
Yazıyor…
Adem: Kötü bir şey oldu.
Doruk: Ne oldu?
İyice merak etmiştim.
Çevrim içi.
Yazıyor…
Adem: TAMAY BİZDE
Yazdığı şey afallamama sebep oldu.
Doruk: Tamay mı?
Doruk: Annemin yanına gidecektiniz
Doruk: Annemle dedem barıştı mı?
Hayatımda ilk defa ardı ardına mesaj atıyordum.
Çevrim içi.
Yazıyor…
Adem: Maalesef barışamadılar.
Adem: Biz annenin yanına gittik.
Adem: Kötü görünüyordu.
Adem: Bizi görünce iyice kötü oldu.
İçim de büyük bir sıkıntı oluştu.
Çevrim içi.
Yazıyor…
Adem: Bu söylediklerimi babana söylemeyeceğine söz ver.
Doruk: Söz.
Çevrim içi.
Yazıyor…
Adem: Tamay’ın üzerine yemin et.
Klasik Adem Pekkan.
Doruk: Tamay’ın üzerine yemin ederim.
Çevrim içi.
Yazıyor…
Adem: Annenin bir tane hastası varmış
Adem: Adil diye bir tane adam.
Adem: Biz odadayken kapıyı açtı.
Adem: Anneni vurdu.
Son okuduğum şeyle kan beynime sıçradı.
Doruk: Dayı ne diyorsun sen?
Doruk: Abuk subuk şakalar yapma!
Adem: Bu işin şakası mı olur ulan
Adem: Annen öldü. Annen Adil Altunışık tarafından vuruldu.
Ekrana damlayan şeyle bakışlarımı tavana çevirdim.
Benim annem ölmüştü.
Telefondan bildirim gelince telefona yöneldim. Dayım annemin mezarının fotoğrafını atmıştı. İçimde tuttuğum gözyaşlarını dışarı çıkardım.
Çevrim içi.
Yazıyor…
Adem: Sakin ol.
Adem: Tamay Özgür’ün duymasını istemedi.
Adem: Mental olarak da iyi değil.
Adem: Üzülmesin diye bir şey sormuyoruz.
Adem: Babandan ölesiye nefret ediyor.
Adem: Arzu babanı arayacaktı
Adem: İzin vermedi.
Doruk: Dayı
Doruk: Benim ona ulaşmam lazım.
Doruk: Ayla babaannemden gizli nasıl yapabilirim bunu?
Çevrim içi.
Yazıyor…
Adem: Güçlü ol.
Adem: Kardeşlerin için
Adem: Yarın ordayım
Adem: Babana söyle horantasını toplasın
Adem: Ağzına sıçacağımı da söyle
Adem: Hadi iyi geceler
Mesajını beğenip, telefonu kapattım. Uzun bir aradan sonra ilk defa ağlıyordum. Telefonu açıp babamı aradım. ‘’Alo?’’ Sesim titriyordu. Şuan yaşadığım duyguları çözemiyorum.
‘’Bir şey mi oldu?’’ Sesi panikli çıkmıştı. Kendimi toparlayıp konuştum. ‘’Yarın Adem dayım bize gelecekmiş. ‘Herkesi toplayın’ filan dedi. Önemli bir şey söyleyecekmiş.’’ O kadar önemli ki baba.
‘’Tamam. Siz ne yaptınız?’’ Aklımı dağıtmak için iki salağın yaptıklarını anlatmaya başladım. ‘’Baba, bizim iki salak birbirinin kız kardeşlerine aşıkmış.’’ Babam kahkaha atmaya başlayınca içim rahatladı. ‘’Yağız ağabeyim Samet’in ağzına bir güzel sıçar vallaha… Benim kapatmam lazım, amcanlarla okey oynayacağız.’’ Bir şey demeden telefonu kapattım.
Ben geldimmm. Ne kadar kitabım okunmasa da okuyucularım varmış gibi davranmayı seviyorum. İnanıyorum bunu başaracağım. Zor gibi görünse de yapacağım. Susan Yara'nın ilk kitabının bitmesine tam tamına 17 bölüm kaldı. 17 BÖLÜMM. Buraya göre böyle. Benim bitirmeme 4 bölüm var. Benim için çok gurur verici bir şey. Artık aktif bir şekilde bölüm atacağım. İster okunsun ister okunmasın. Şuan okunmuyor olabilir. İlerde okunacak ama. Düşünceleriniz benim için çok önemli, yorumlarınızı bekliyorum. Hayalet okuyucu olmayalım lütfenn. Sizi seviyorum. Allah'a emanet olunn.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |