13. Bölüm
Beyza Arabacı / HAYDİ / 13. Bölüm

13. Bölüm

Beyza Arabacı
olumsuzusavar

"Esneme benim de uykumu getiriyorsun" dedim. ekran başında kullandığım gözlüğümü çıkarıp ağrıyan gözlerimi ovalarken.

"Kusura bakma ama bu ücretsiz mesai sayılır." Kaan'da o esnada üretim defterimi ve yaptığım harcamaları inceliyordu.

"Gidebileceğini biliyorsun değil mi?"

"Gitmek istesem giderdim. Bu evin ışığı az mı yanıyor."

"Loş ışık kullanıyorum. Hem gözlerimi yormuyor hem de tasarruflu oluyor."

Ritmik hareketlerle kalemi masaya vuruyordu artık karşıya bir yere odaklanmıştı. Üstelik gözlerini kısmıştı.

Geri sayım başlamıştı belli ki birazdan bilmiş bir tavırla bana bir fikir sunacaktı ve ben kahretsin ki daha şimdiden o fikrin çok mantıklı olacağını biliyordum.

"Panel var mı burada, Güneş paneli?" Zifiri karanlıkta görebilmesi mümkünmüş gibi çatıya doğru bakıyordu.

"Hayıt yok."

"Neden yok?"

"Kaan ben bir başıma küçük bir çiftlik geliştirmeye çalışıyorum. Gelirlerim henüz kendimi idare edecek kadar."

"Hibe, destek, kredi?"

"Proje, para, geri ödemesi?" dedim aynı soran gözleri ona yöneltirken.

"Sana sponsor ve reklam gerekli." dedi bu sefer. Kendinden emin duruşu beni güldürüyordu.

"Ah öyle desene bir koşu bakkaldan alıp geleyim hemen (!)"

"Dalga geçme ben burada çözüm önerisi sunuyorum." alınmış gibi ellerini göğsünde birleştirdi.

"Tamam internet sayfasını hallettik sayılır değil mi? Yarın da gün ışığında fotoğrafları çeker paylaşırım. Bakalım satışlar ve geri dönüşler nasıl olacak?"

"Yine de sana artık perakende satış yapacağın düşünülürse soğuk zincir için bir araç lazım olacak. Benim kamyonet bu durumda iş görmez." dediğinde derin bir 'of' çektim istemsizce. Gözlerimi kapayıp saçlarımı karıştırdım.

"Proje çizdirebilecek maddi gücüm yok ama yarın okuldan kalma bilgilerimle bir şeyler karalarım bir gün de üniversitenin hocalarına sorarım uygun derlerse, teklifi müdürlüğe gönderirim. Belki oradan hibe çıkar. "

"Hemen karartma yüzünü proje için ben de sana yardımcı olurum hem içerisinde bir veteriner hekimin adının geçiyor olması da işe yarar."

"Klinik veteriner" diye düzelttim.

"Sayende baytar oldum baksana şu morluğa. " Gömleğini sıyırdı ve kumral teni açığa çıktı. Bizim inek kızlar sabah acımamış vurmuşlar tekmeyi.

"Ayy doğru o benim aklımdan çıktı bekle geliyorum. İçeri geçip bu tür morluklar için kullandığım merhemimi aldım. Geri döndüğümde gömleğinin yakasını düzeltmiş düğmesini iliklemeye çalışıyordu.

"Bir bakabilir miyim nasıl oldu?" diye yaklaştım. Kımıldamadan elimdeki merheme bakıyordu. Uzanıp yanına oturdum ve gömleğinin yakasını sıyırdım. Teni yanıyordu fena bir morluktu istemsizce yüzümü buruşturdum.

"Canın çok yanmış olmalı."

"Yandı." dediğinde kafamı kaldırıp yüzüne baktım. Gözleri tam gözlerime hizalandığında kalbim sızladı. Kanım hızlı akıyor yanaklarım alev alıyordu. Heyecan tüm bedenimi sardığında ve nefesim hızlandığında onun nasıl bu kadar yakınımda böyle sakin kalabildiğini anlayamıyordum.

Sertçe yutkundum ve gözlerimi omuzuna geri indirdim. Merhemin kapağını açarken titreyen ellerimi görüp görmediğini bilmiyor sadece görmediğini umuyordum. Parmak uçlarıma biraz alıp omuzuna götürdüm. Dokunduğumda gerildiğini hissettim. Nazikçe gezdirdim elimi ve merhemi iyice yedirdim.

"Yarına geçer ağrısı." dedim. Merhemin kapağını kapatırken.

"Merheme gerek yoktu. Öpsen geçerdi." dediğinde gözlerim yuvalarından fırlayacak gibi oldu.

"Sen benimle flört mü ediyorsun?" Diye sordum pervasızca.

İçten bir gülüş yerleşti yüzüne ve ufak bir kahkaha bile çıktı dudaklarından.

"Ne yani sen flört ne hatırlıyor musun? Sizin zamanınızda ne deniyordu ona kur yapmak mı?"

"Sus istersen öteki omuzunu da ben tekmelemeyeyim." dedim hemen arkasından tatlı tatlı gülümsedim.

Ayağa kalktı. Sessizce yanıma geldi ve tam karşımda durdu. Bir an hiçbirimiz konuşmadık. Sonra elini kaldırdı, yanağıma dokundu. Başparmağıyla yüzümü hafifçe okşadı. Bakışları doğrudan dudaklarımdaydı.

Kıpırdamadım. O anın içinde kaldım. Gözleri gözlerime takılıydı; alnına düşen birkaç saç teli dikkatimi çekti. Kirpiklerinin gölgesi yüzüne düşmüştü. Eli çeneme doğru kaydı. Hiç alkol almamıştım ama içimden geçen dalga dalga bir sıcaklıkla sersem gibiydim.

Çenemi hafifçe kaldırdı ve dudaklarını dudaklarıma çok kısa, hafif bir şekilde dokundurdu. Ne hızla ne de aceleyle... Sadece kısa, sakin bir öpücük.

Ardından biraz geri çekildi. “Geç oldu. İyi geceler,” dedi ve uzaklaştı.

Ben yerimde kaldım. Aklımda onun bakışı, parmaklarının teması ve o kısa an...

Ayak seslerini duydum. Çalı'nın pati seslerini duydum. Demir kapının kapanma sesini duydum. Rüzgarın sesini duydum. Ne zaman sonra kendime geldim bilmiyorum.

Gece sanki üstüme çökmüştü. Sessizlik delici bir şeydi bu çiftlikte; her köşesinden geçmişimin yankıları duyuluyordu.

Umar…
Adını içimden bile geçirince kalbim kasıldı. Ne çok canımı yakmıştı. Hem de öyle usul usul, öyle sessizce ki, başta fark etmemiştim bile. Şimdi dönüp bakınca, kendi ellerimle verdiğim tavizleri, onun için değiştirdiğim yönlerimi görüyorum. Sanki benliğimin haritasını ona teslim etmişim de, o da canı nereye isterse orayı karalamış gibi.

Aşk mıydı bu?
Hayır… Bu, bir işgaldi.

Kaan aklıma gelince içimde garip bir huzur ve bir o kadar da korku oluyor. O kadar doğru ki… işte bu yüzden korkutuyor beni. Benim dünyamda ‘doğru’ olan pek barınamaz. O, bu karmaşaya ait değil. Sessizliğiyle, sabrıyla, nazik varlığıyla bana geçici bir liman oldu belki… ama biliyorum, bir gün gidecek. Ve ben, aynı fırtınanın ortasında yeniden kalacağım.

Tüm bu duygu fırtınasının ortasında gözlerimi kapadım, içime derin bir nefes çektim. Ne yaşandıysa yaşanmıştı artık. Yarın ne getirirse getirsin, bugün çoktan geçmişti ve izi kalmıştı. Yarın yeniden kâğıt üzerinde bir çiftlik kuracaktım.

Yavaşça battaniyeyi üzerime çektim. Sanki bu hareketle tüm karmaşayı da üzerimden süpürmek istedim. Bir elim saçlarımda gezindi, usulca, kendime iyi gelmeye çalışarak. İçimden sessizce fısıldadım:

“Uyu bakalım kızım… Yarın yeni bir gün.”

...

Uykumun ağır olduğunu savunamam fakat bu duyduğum ses en derin uykudan bile uyandırabilecek kadar güçlü bir korna sesiydi. Henüz alarmım çalmamış olmasına rağmen kapımda bu denli bir ses duymak aklıma bir dizi korkunç ihtimal savurdu. Annem ve babam artık o kadar genç sayılmazdı. Üstelik onlardan uzaktaydım. Apar topar üzerime bulduğum sabahlığımı geçirip elime de duvardaki ahşap panelde duran tüfeğimi aldığım gibi dışarı attım kendimi.

Kapının önünde gıcır gıcır yepyeni yüksek bir arazi aracı duruyordu. Tapu üstünde çiftliğimin fiyatından daha pahalı olduğuna emin sayılırdım. Kapı açılıp da Umar ütülü pantolon ve gömleği ile jilet gibi indiğinde hem rahat bir nefes verdim hem de elimdeki tüfeğin tetiğini çekmek için delicesine bir istek duydum.

"Ooooo gün geçtikçe daha da güzel karşılıyorsun beni."

"Ne işin var burada?" Tüfeğimi indirip saçlarımı karıştırdım.

"Sana bunları getirdim." Arabanın içerisine uzanıp kesme çiçeklerden güzel bir buket aranjman çıkardığında inanmaz gözlerle ona baktım.

"Sen benimle dalga mı geçiyorsun?"

"Seveceğini düşündüm eskiden severdin."

"Eskiden sevdiğim şey sendin... Benim bu çiçeklerden koca bir bahçem var ve biliyor musun iki gün sonra solmayacaklar." Elimle bahçemi gösterdiğimde o tarafa bakmadı bile.

"Çare eskiden deme sen beni seviyorsun. Sen benden vazgeçemezsin." Bir adım daha attı.

"Anılarımda bile güzel kalamadın biliyor musun. Sen benim en büyük pişmanlığımsın." Gözlerim doldu istemsizce. Aklıma aşık olduğu adamla sevdiği işi yapacağını hayal kurarak uyuyan yaşça benden küçük zavallı Çare geldi.

"Seni kırdım biliyorum ve özür dilerim ama artık değiştim ben senin istediğin gibi bir adam olacağım." Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım serin hava her zerreme işliyordu.

"Bana sadece benimle geleceğini söyle. İstersen buraya bir çalışan alırız arada uğrar her şey yolunda mı diye bakarsın." Gözlerimi açıp kuşkuyla kara gözlerine baktım. Pişman bir adamın gözleriydi evet ama Umar her zaman çok güzel oynardı. Bir elini bana doğru uzattı. Öyle güzel manipüle ediyordu ve ben de kandırılması öyle kolay bir kızdım ki... Hızlı adımlarla yürüyüp yanına ulaştım ve gözlerimi gözlerinden çekip bana uzattığı eline indirdim. Yüzümde bir gülümsemeyle bir iki saniye düşündüm.

Yakışıklı bir adamdı. Bir çok kadını etkileyebilecek duruşu, görüntüsü vardı ama hiçbir kadını yanında kalmaya ikna edecek yüreği yoktu. Avucuna doğru kuru bir tükürük atıp, bir adım geri çekildim. "Git buradan." Arkamı dönüp gidiyordum ki kolumdan tutup yüzüme eğildi bir canavar gibi görünüyordu. İlk defa bu denli şahit olduğum öfkesiyle beni sımsıkı tutuyordu.

"Hiç mi özlemedin beni?" Dehşete düştüm. Umar beni korkutamaz sanıyordum fakat herkes değişirdi. "Bırak beni!" diye tepindim kollarının arasında. Yüzündeki korkunç gülümseme gözlerindeki öfke ile birleşince beni bıraktı ve benim de kendimi kurtarma çabamla geriye doğru yere düştüm.

"Kollarımın arasına girmek için çırpındığın zamanları hatırlıyor musun?" Kaşlarımı çattım ve yere çarptığım elimi ovalamaya devam ettim. Bir tür kurt ve kuzu portresine benzettim o an bulunduğumuz tabloyu.

"Yine geleceksin Çare. Bana geleceksin ve yalvaracaksın." Kendi kendine kafasını salladı.

"Yapamazsın sen bensiz ama merak etme ben iyi bir adamım bana sığınmış bir kadını geri çevirmem."

"Hastasın sen."

Güldü. "Belki ama Güçlü bir deli, zayıf bir akıllıdan her zaman daha iyidir." Uzanıp tüfeğimi aldım elime.

"Ne o beni mi vuracaksın?"

"Arazimden hemen defolup gitmezsen, tetiği çekerim."

"Zaten gidiyordum. Bu benim buraya son gelişimdi artık sıra sende. Evimi biliyorsun değil mi?" Derken arabasına doğru davrandı.

Arabasının kapısını kapatmadan önce bir şey söylemeyi unutmuş gibi döndü.

"Yatağıma koşarak geldiğin zamanların hatırına uğrarsın." Diyerek göz kırptığında bende kayış çoktan kopmuştu. Öfkeden gözüm döndü ve nişan dahi almadan ateşledim silahı. Aynı anda gaza yüklendi ve arazimden ayrıldı. Yeni arabasında güzel bir kurşun deliği açtığıma emindim ama yine de içim soğumuyordu.

Polise gidip uzaklaştırma kararı çıkartmalıydım.

Merhabalar efendizadelerim. Öyle sanıyorum ki yazmak benim hobim ve kitap olarak bastırmak gibi bir niyetim yok sadece kendi yazdıklarımdan bir arşiv oluşturmayı hedefliyorum ne yazık ki kurgularımı yarıda bırakmak gibi bir huyum var ama bunu yeneceğim. Göreceksiniz ki bu kurgu bitecek. Sizden ricam sadece beni yorum ve beğenilerle biraz teşvik etmeniz. Bana bu kurguyu unutturmayın lütfen orada okuyan birileri varsa bana hatırlatın sizleri seviyorum <3 <3 <3

Bölüm : 09.12.2025 02:04 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...