11. Bölüm

❤️‍🩹10. BÖLÜM ❤️‍🩹

Öylee
oziiiii

Herkese merhabaaaaaa

Normelde bölüm atmayacaktım ama yeni yıla özel atayım dedim. Bundan sonra yine bir süre bölüm gelemeyebilir. Zaten diğer kitabımın finaline az kaldı, yani yavaş yavaş bu kitaba odaklanacağız. Aynı zamanda yeni yazmaya başladığım kurgumu da yazdım baya, zaten bölümleri kısa olacağı için hızlı yazılıyor.

Bu arada herkesin yeni yılı kutlu olsun, mutlu ve güzel bir yıl olur inşallah.

Daha fazla uzatmadan bölüme geçelim.

İyi okumalarrrrrrrr ❤️

                           ~♡~

13 YIL ÖNCE...

 

Hava daha yeni aydınlanmış, güneş tepeye çıkmak için hazırlanıyordu.

 

Derya ise daha yeni uyanmıştı. Daha 13 yaşında olmasına rağmen erkenden kalkar okulu olmadığı günlerde ailesine kahvaltı hazırlardı.

 

Bugün de o günlerden biriydi.

 

Saat 7'ye doğru kalkmış, elini yüzünü yıkayıp mutfağa geçmişti.

 

Yemek yapmayı seviyordu. Doğuştan geldiğine inanıyordu bu yeteneğinin.

 

Derya patatesleri soyarken fazla dalmıştı. Arkasındaki kapıda onu izleyen kişiden habersizdi.

 

Abisi su içmek için kalkmıştı ama mutfağın önüne geldiğinde kız kardeşinin sessiz bir şekilde şarkı söyleyerek patates soyduğunu görünce durmuştu.

 

Kız kardeşini içten içe seviyordu ama bir yandan da kıskanıyordu. Onu sevdiğine inanmak istemiyordu.

 

Derya doğduğunda 5 yaşındaydı daha. Bir anda tüm ilgilerin yeni doğan kardeşine geçip onu unuttuklarını sandığı için her zaman kız kardeşine kötü davranırdı. Ama bir yerine bir şey olduğunda hızla koşar ama kendini durdururdu, ona yardım etmemek için.

 

5 yıl sonra gerçekleşecek kazayı duyduğunda da çok korkmuştu birşey olacak diye. Babasını kaybettiğini öğrendiğinde ise gözyaşlarını tutmamış, odasına hızla girip kapıyı kilitlemişti. Bir yandan babasını kaybettiğine üzülüyordu, bir yandan ise kız kardeşini de kaybetmekten deli gibi korkuyordu.

 

O günden sonra kardeşine daha kötü davranmaya başlamıştı, daha güçlü olsun diye.

 

Doğan'a göre Derya'ya böyle davranırsa daha güçlü olurdu. Çoğu zaman görmezden gelirdi, bazen ise onun üstüne gelirdi.

 

O yıllarda bunların hiçbirini bilmiyordu ama.

 

Doğan kardeşini izlerken dudaklarında oluşan gülümsemesini daha fark etmemişti.

 

Kendine itiraf edemese bile kardeşini çok seviyordu. Hatta onu Aras'tan kıskanacak kadar.

 

Daha 15 yaşında olmasına rağmen kardeşine yürüyordu!

 

O anlarda gider konuşmalarını kesmek için kız kardeşine bulaşırdı.

 

Doğan dudaklarından gülümsemeyi fark ettiğinde hemen başını iki yana sallayarak kendine geldi. Kapının kenarına yasladığı omzunu kendine çekti ve mutfağa girdi.

 

"Cidden bu saatte kalkıp yemek mi yapıyorsun? Salak mısın sen?"

 

Her kardeşine kötü bir söz söylediğinde kendine kızardı ama yine de duramazdı işte.

 

Derya abisinin sesini duyunca irkildi ve yerinden sıçradığı için bıçak elinden kaydı ve baş parmağının kenarını kesti. Kan hızla akarken, Derya bıçağı hızla bırakıp kenardan peçete almak için uzandı ama Doğan bileğinden tuttu ve kendine çekti.

 

"Dur, çok kötü kanıyor." Dedi ve masadan hemen bir peçete alıp kesilen yere tuttu.

 

Derya abisinin ona iyi davrandığı için şaşkınlıkla ona baktı ama Doğan fark etmemişti. Derya’ya bakarken konuştu. "Şunu tut ."

 

Derya peçeteyi tuttu ama aklı ona iyi davranan abisindeydi. "Tamam,"

 

Doğan mutfaktan çıkıp banyoya girdi. İlk yardım kutusunu aldı ve hemen mutfağa girdi.

 

Ne yaptığının farkında değildi daha ama fark ettiği an eski haline dönecekti.

 

Derya'yı sandalyede otururken gördü. O da hemen karşısındaki sandalyeyi kendine çekti ve oturdu.

 

"Elini uzat." Dedi kutudan pamuk ve sargı bezi alırken.

 

Derya elini uzattı. Dudaklarında mutlu bir gülümseme vardı. Kaç yıldır abisi ona iyi davransın diye onun istediklerini yapıyordu. İlk kez böyle iyi davranıyordu. Hemde birşey yapmadan.

 

Ama eskiden uzaktan fark eden babası, ona, daha yeni doğduğunda abisinin onu meraklı gözlerle, gizli bir şekilde hergün onun başına gelip onu izleyip, onunla oynadığını söylese belki böyle olmazdı.

 

İçinden abisinin onu sevdiğine inanırdı.

Yani gerçek olanı.

 

Abisi bir yandan söylenip bir yandan parmağını sarıyordu. "Az daha dikkatli olamıyor musun? Ya daha fazla kesseydin? Hem sen neden kahvaltı hazırlıyorsun? Sanki evde aşçı yok."

 

Evet evde aşçı vardı ama Derya ailesine kendi yemek hazırlamak istiyordu. Özenle masayı hazırlayıp birlikte yemek yemek istiyordu.

 

Omuzlarını silkti, Derya. "Banane. Ben kendim yemek hazırlamak istiyorum. Sen yemek istemezsen benim yaptıklarımı, yemezsin. Sorun yok. Üzülmem yani." Derken sonlara doğru sesi kısılmıştı.

 

Üzülürdü. Abisi yaptığı kahvaltıyı yemezse çok üzülürdü.

 

Abisi onun üzüldüğünü fark edince içinden bir küfür savurdu kendine. "Üzülme hemen. Yerim. İstediğin kadar yerim hemde."

 

Derya başını hızla kaldırıp abisine baktı. O da ona bakıyordu. Gözleri ışıldarken, "Gerçekten mi?" Diye sordu. İnanamıyordu.

 

Doğan başını salladı. "Gerçekten. Yeter ki ağlama. Zaten çirkinsin, daha çok çirkin oluyorsun."

 

Yine eski haline dönmüştü. Ama Derya bu sefer takmadı. Abisine hızla sarıldı.

 

Doğan şaşırdı ama sonra kendine geldiğinde istemese bile sarıldı. Derya daha da mutlu oldu.

 

Onları kapının kenarından gizlice izleyen babalarından habersizdi ikiside. Murat beyin dudaklarında derin bir gülümseme vardı.

 

Çocuklarını ilk kez kavga ederken değil, sarılırken görüyordu.

 

Bir çok kez oğlu ile konuşmuştu ama Doğan babasını pek dinlediği söylenmezdi.

 

Oğlunu böyle gördüğünde çok mutlu olmuştu ama 2 saat sonra eski haline geri dönecekti, bunu da bilmiyordu.

 

Murat bey arkasında, ona doğru gelen, yeni uyanmış eşini fark etti ama arkasını dönmedi.

 

Alya hanım gelip eşinin koluna sarıldı. "Napıyorsun burada sabah sabah?"

 

Eşine döndü Murat bey. Dudaklarındaki gülümseme daha da büyüdü. Eşinin saçlarının arasına bir öpücük kondurdu.

 

"Bak," dedi başıyla çocuklarını gösterirken.

 

Alya hanım başını oraya çevirdi. Şaşırmıştı ama mutlu olmuştu, oğlunun, kız kardeşine sarıldığını görünce. Kızı ve oğlu ne kadar kardeş olsalar bile yakın değiller diye her zaman üzülüyordu.

 

Doğan daha sıkı sardı kardeşini. Saçlarını kokladı gizlice. Ona kötü davranmak istemiyordu.

 

Derya'nın gözünden bir damla yaş aktı. Mutluluktan.

 

Onlar sarılırken annesi ve babası onları izliyordu.

 

Alya hanım konuştu. "Onları böyle görünce çok mutlu oldum, Murat."

 

"Bende."

 

Murat bey en sonunda, Alya hanım ile içeriye girdi. "Ne oluyor bakayım burada? Bizsiz aile sarılması mı yapıyorsunuz yoksa?"

 

Doğan babasının sesini duyunca hemen kardeşinden ayrıldı. Derya hızla gözlerini sildi abisi görmeden.

 

"Konuşuyorduk." Dedi yerinden kalkarken.

 

Murat bey, oğlunun kolundan tutup gitmesini engelledi. "Dur bi oğlum."

 

Durdu Doğan. Gitmek istiyordu. Odasına giderek kendi düşünceleri ile baş başa kalmak istiyordu.

 

Alya hanım oğlunun kalktığı sandalyeye oturdu. Kızının elini tutup göz kırptı.

 

Gülümsedi hemen, Derya. Bilmiyordu, gelecekte annesinin ona artık böyle davranmayacağını.

 

Ama annesi de isteyerek yapmıyordu. O zorlamıştı. Kızı için, oğlu için ona kötü davranıyordu. Bilmiyordu.

 

Murat bey oğlu ile birlikte kızların yanına geldi. Murat bey bir kolunu karısına bir kolunu kızına attı. Gözleri ile oğluna gelmesini işaret etti.

 

Doğan ilk istemedi ama o da uzun bir zaman sonra ailesi ile böyle olmak istiyordu.

 

Gitti yavaş adımlarla babasının yanına. O da kolunu kardeşinin diğer tarafına attı. Hepsi gülümsüyordu.

 

Murat bey hepsini kendine çekti ve sarıldı.

 

Karısının başına bir öpücük kondurdu sessizce ama Derya hemen fark etti.

 

"Bende istiyorum ya."

 

Güldü Murat bey ve Alya hanım. Doğan ise gülümsüyordu. Babasından önce o öptü kardeşinin saçlarını.

 

Murat bey ve Alya hanım birbirlerine baktılar şaşkın bir gülümseme ile.

 

Derya dondu. Abisi bugün bir garip davranıyordu.

 

Derya başını kaldırdı. Abisine baktı gülümserken.

 

Çekindi ilk ama sonra yanağını öptü abisinin. Sonra hemen başını babasının göğsüne gömdü.

 

Hepsi bir an şaşırdı. En çok da Doğan.

 

Ama sonra bir anda üçü de kahkaha attı. Daha sonra Derya'da katıldı. Daha böyle ailecek gülemeyeceklerini bilmeden.

 

O gün uzun zaman sonra ilk kez böyle ailecek birlikte sarıldılar, güldüler.

 

Ama bundan 5 yıl sonra herşey değişecekti.

 

Murat bey, artık bu dünyadan gidicek,

Derya, hafızasını kaybedecek,

Alya hanım, tehdit edilecek,

Doğan ise kardeşini korumak için herşeyi yapacaktı.

 

Alya hanımın tehdit edildiğini, Doğan'ın ise kardeşini koruduğunu hiç kimse bilmeyecekti.

 

Derya ise her zaman ikisinin de kendisini sevmediğini sanacaktı. Ama hiçbir zaman öyle olmamıştı.

 

Alya hanım hiç bir zaman böyle olmasını istememişti.

Leyla'yı istememişti.

Hakan ile evlenmek istememişti.

Kızına öyle davranmak istememişti.

Kızından gerçekleri saklamak istememişti.

 

Kimse bilmiyordu.

 

Doğan hiç bir zaman böyle olmasını istememişti.

Kardeşine öyle davranmak istememişti.

Kardeşini zorla birşeyler yaptırmak istememişti.

Uzaktan korumak istememişti.

 

Annesine yardım etmek istemişti.

 

Kimse bilmiyordu.

 

Şuan mutlu olan bu aile bir gün dağılacak ve bir daha böyle mutlu olamayacaktı.

 

ŞİMDİKİ ZAMAN...

 

Kızım..

 

Annemin sesi kulağımda uğuldadı.

 

Ne diyecektim? Duymuşlardı, emindim buna. Ama gerçeği söyleyecek miydim?

 

Aras yanımda bana güç vermek ister gibi elimi daha çok sıktı.

 

"Burada ne işiniz var?" Dedim en sonunda.

 

Evet? Burada ne işleri vardı?

 

Annem...

Babam öldükten sonra hemen evlenen kadın onun mezarında ne işi vardı?

 

"Derya," dedi annem. "Hatırlıyor musun? Hatırladın mı?" Yine...

 

Niye ikidir bunu tekrarlıyordu? Hatırlamamı istemediği bir şey mi vardı?

 

Derin bir nefes aldım. "Hatırladım. Herşeyi hatırladım. "

 

Anneme baktım ilk, sonra abime. "Anne... Senin bana eskiden çok iyi davrandığını hatırladım, beni sevdiğini hatırladım." Annem yutkundu bu sözlerim karşısında.

 

Üzülmüş müydü? Beni bunca yıldır üzerlerken bir kez bile yanıma gelmemişti.

 

İçim acıdı bunu fark ettiğimde. Niyeydi? Ben ne yapmıştım ki onlara?

 

Annem neden bir anda bana öyle davranmaya başlamıştı? Hiç mi sevmemişti yoksa beni?

 

Abim... Zaten hep böyleydi ama neden birden daha sert oldu? Ona ne yapmıştım?

 

Doğmak dışında ne yapmıştım ben?

 

Annemin gözlerinden yaşlar aktı. Rol muydu? Bunca yıl sonra rol ve farkı ayırt edecek halim bile kalmamıştı.

 

Dudaklarımı araladım. "Bu seferki yalanınız ne? Ha? Bu sefer ne diyeceksiniz? Şirket için böyle davrandığınızı biliyorum. Ne söyleyeceksiniz bu sefer?"

 

"Seni çok seviyoruz falan mı? Buna inanmam söyleyim şimdiden. "

 

Annem bana baktı. Üzgün, kırgın ve pişmandı. Neye pişmandı?

 

"Derya, neden öyle diyorsun, kızım?" Demişti ki devamına getirmeden bağırdım.

 

"Bana kızım deme! Bana sakın kızım deme. Ben senin kızınsam neden bana böyle davrandın bunca yıl? Ha, anne? Neden!"

 

Aras, "Derya, istersen eve gidelim." Dedi ama hayır. Bugün bu konuşma yapılacaktı. Kimse beni durduramazdı.

 

Başımı iki yana salladım. "Hayır. Bugün herşeyi öğreneceğim." Dedim.

 

"Derya... Bunu söylersem bana inanmazsın ki." Dedi.

 

Neyi? Ne biliyordu?

 

"Ne? Neye inanmam? " Dedim hafif şaşkın bir sesle.

 

Abime baktı. Abimde ona merakla bakıyordu. Demek o da bilmiyordu.

 

Sonra bana baktı. Yutkundu konuşmadan önce. "Derya, Doğan. İkinizin de bilmediği bir şey var. Ama bunu söylersem hiç bir şey eskisi gibi olmayacak."

 

Kalbim korkuyla attı bir an. Ne oluyordu?

 

Aras konuştu. "Alya teyze, ne oluyor? Eğer bu bir oyunsa,"

 

"Hayır. Bu oyun değil, Aras. Yemin ederim bu bir oyun değil. Gerçek." Neydi bu kadar korktuğu şey?

 

"Ne oluyor, anne?" Dedi abim geldiğinden beri ilk kez konuşarak.

 

Etrafa bir anlık sessizlik çöktü. Kuşlar bile susmuştu şuan sanki.

 

Etrafına baktı, sanki birileri varmış gibi. Kimsenin olmadığına emin olduğunda konuştu.

 

"Derya... Doğan, ben bunları hiç istemedim. Hakan beni zorladı. Ben istemedim evlenmek. Ben istemedim böyle olmasını."

 

Ne? Zorladı mı?

 

Hayır. Hayır. Hayır.

 

Yalandı bu. Buna inanmamı bekleyemezlerdi.

 

Ama abim ilk kez duyuyor gibiydi. Gerçek gibiydi.

 

Güldüm. Kahkaha attım. İçimdeki acıları kahkaha atarak susturdum.

 

Aras bana üzgün bir şekilde baktı. Birşey yapamadı bu sefer. Acımı böyle dışarı dökmemi izledi sadece.

 

Kahkahalarım, iç çekişe, iç çekişlerim, göz yaşlarına döndü.

 

Gözlerimden yaşlar akarken konuştum. "Anne yalan de. Bu da bir oyun de bana. Görmezden gelirim. Bana onun sana zorla dokunduğunu söyleme."

 

O da ağlıyordu.

 

Abim inanamıyor gibiydi. Anneme şokla bakıyordu.

 

"Yalan değil. Gerçek. Özür dilerim, Derya. Hepsi gerçek."

 

Dizlerimin bağı çözüldü. Aras bu sefer tutmadı, benimle yere çöktü. Başımı göğsüne yasladı.

 

Hıçkırarak ağladım evim olan kişinin kollarında. Bağırarak ağladım.

 

"Yalan de anne! Yalan de."

 

Aras dişlerini sıkıyordu. Kafamın üstündeki çenesinden hissettim.

 

"Daha bitmedi. Bugün hepsini anlatacağım. Bugün bunların hepsinden kurtulacağım." Başımı kaldırıp anneme baktım.

 

Daha ne vardı? Beni daha fazla yıkacak ne vardı daha?

 

Gözleri ağlamaktan kızarmış, başını iki yana sallıyordu. Yüzünde sadece pişmanlık vardı. Geç kalınmış bir pişmanlık.

 

Abim gözlerini yere dikmiş bir tek oraya bakıyordu. İnanmak istemiyor gibiydi.

 

Annem devam etti. "Beni tehdit etti. Kazadan sonraki gün, ben hastanedeyken yanıma geldi. Evlenmezsen kızını ve oğlunu öldürürüm dedi. Reddedemezdim. Eşim ölmüştü, çocuklarımın ölmesini asla kaldıramazdım."

 

Nefes alamadım. Canım acıyordu artık.

Kalbim acıyordu.

 

"Anne... neden, neden söylemedin? ANNE NEDEN!" Gözyaşları içinde bağırırken ayağa kalkmış yanına gitmiştim.

 

Anneme sarıldım. Kafamı göğsüne koyup ağlamaya devam ettim. Annem de bana sarıldı.

 

En son ne zaman böyle sarılmıştık?

 

"Söyleyemezdim. Beni takip ettiriyordu. Biliyordum." Dedi annem iç çekerek.

 

Abim dişlerini sıkarak, "Anne, bana o herifi öldürmemem için bir neden ver. Tek bir tane." Dedi.

 

Annem derin bir nefes aldı. "Sizi kaybetmekten korktum, Doğan. Ve hala korkuyorum. "

 

"Gidip, onu öldürürsen sende dakikasında hapse gireceğini biliyorsun."

 

Doğruydu. Onu öldürürse, saklansa bile abimi bulmaları zor olmazdı.

 

Doğan bir anda ellerini saçlarına attı, sinirle karıştırdı, sonra tekrar karıştırdı.

Yürüdü, geri geldi, bir ileri bir geri.

 

Yüzü sinirden kızarmış, adımları dengesizdi. Sonra durdu bir anda. Gözlerini bize çevirdi. İlk anneme sonra bana baktı.

 

Ve birden yön değiştirdi, iki adımda annem ve benim yanıma geldi.

 

Kollarını açıp bizi kendine çekti. Hem bana hemde anneme sarılırıyordu.

 

Bu anı önceden yaşadığımızı hatırlıyordum. Ama o zaman babam da vardı yanımızda. Şuan ise yoktu.

 

Ya da vardı. Hemen yanımızdaydı, sayılırdı bu da. Değil mi?

 

Mezarı da olsa yanımızdaydı. Bizden uzakta değildi.

 

Birden abim başımın üstüne öpücük kondurdu. Sonra da annemin başına.

 

Ağlamam daha da şiddetlendi. Abim beni göğsüne daha çok çekti.

 

Sol göğsünde ben varken, sağ göğsünde ise annem vardı. İkimizi de aynı anda sarıyordu.

 

Doğan... Abim, yıllardır benden kaçan, beni sevmediğini inandığım abim, şuan bana sarılmış ve başıma öpücük konduruyordu.

 

Ne olmuştu da birden böyle olmuştu?

 

Annem birden bizden ayrıldı. "Siz konuşun. Belli ki Doğan'ın sana söyleyecekleri var."

 

Bunları söyleyip, Aras'ın yanına gitti.

 

Aras, annemin yanına gittiğini gördüğünde hemen annemi kendine çekti ve sarıldı.

 

Gülümsedim. Çokseviyordum onu.

 

Annem dolu gözlerle Aras'a baktı ve o da sarıldı.

 

Biliyordu, Aras'ın onu ne kadar sevdiğini biliyordu. Küçükken hep gelir, annemin yanında oturur, konuşurdu. Annem ise ona en sevdiği kekten yapar, onunla sohbet ederdi.

 

Ne zaman olursa olsun.

Kaç yaşında olursa olsun.

 

Onlar orada sarılırken, abim bana seslendi.

 

"Derya,"

 

Başımı kaldırdım. Gözleri dolmuştu. Hepimizinki gibi.

 

Yutkunarak, "Efendim? " dedim.

 

Buruk bir şekilde gülümsedi. "Özür dilerim, her şey için özür dilerim."

 

Birşey demedim. Sadece, "Neden yaptın?" Diye sorabildim.

 

"Ben… sana böyle davranırsam daha güçlü olursun sandım. Sana ne kadar sert davranırsam daha güçlü olursun bu hayatta sandım."

 

"Yanlış sanmışım. "

 

Şaşkınlıkla abime baktım. Yalan söylemiyor gibiydi.

 

Kaç yıldır bana bundan mı kötü davranıyordu?

Ben daha güçlü olayım diye.

 

En sonunda konuşabildim. "Gerçek mi?"

 

Başını salladı. Küçük bir çocuktu sanki şuan.

 

"Gerçek. Yemin ederim, Derya. Baştan sona gerçek."

 

Benim birşey dememi beklemeden devam etti. "Çocukken hep sana birşey olduğunda, bir yerin yaralandığında, birisi sana kötü davrandığında hep gelmek istiyor, sana yardım etmek istiyordum. Ama birşey beni durduruyordu işte. Diyordum kendime, 'Dur, kendisi halletsin. Büyüdüğünde ya ben olamazsam, ne yapacak?' Yanlış diyormuşum."

 

Derin bir nefes aldı. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Asla, asla beklemiyordum bunları.

 

Ben hep beni sevmediğini sanıyordum.

Ben hep benden nefret ediyor sanıyordum.

 

Konuşmak istiyordum, 'Bunlar gerçek mi?' Diye sormak istiyordum ama ağzımı dahi açamıyordum. Sadece dolu gözlerle, şaşkınlıkla ona bakıyordum.

 

"Babam bana çok dedi. Kardeşine neden böyle davranıyorsun diye ama hiçbir zaman gerçeği söyleyemedim. Hiç bir zaman... Keşke söyleseymişim."

 

"Abi..." Ona birden daha sıkı sarıldım. O da beni daha çok kendine çekti.

 

"Abim, özür dilerim." Yine saçlarımı öptü. "Affeder misin bu adamı?"

 

Daha çok ağladım.

 

Nasıl affetmeyecektim ki?

 

Evet bana şu zamana kadar ne yaşatmış olursa olsun bilerek yapmamıştı. O da çocuk aklıyla yapmıştı ve bir daha durduramamıştı kendini.

 

"Affederim. Hem ben sana küsmedim ki hiç. Sadece kırıldım."

 

Güldü. Bende güldüm. Hem ağlıyor, hemde gülüyordum. Psikolojim artık boka dönmüştü.

 

"Seni seviyorum, Derya. Seni hep sevdim, sadece inanmadım."

 

İnanamıyordum. Sanki hepsi benim bir rüyamdı ve ben birazdan uyanacaktım. Ve hepsi sonlanacaktı.

 

Aras'a döndüm. Annem ile bize gülümseyerek bakıyorlardı. Aras biraz şaşırmış gibi gözüküyordu ama o kadar olurdu.

 

Birden abimin kollarından çıktım ve koştum. Arkamdan abimin, "Ne oluyor lan?" Dediğini duydum ama duymazlıktan geldim.

 

Aras ona koştuğumu anlamış gibi kollarını açtı. Birden onun kollarına atladım.

 

Hemen başını boynuma gömüp kokladı ve öptü.

 

Hem ağlıyor hemde gülüyordum. "Aras, bu bir rüyaysa beni uyandırma. Tamam mı?"

 

Güldü. "Rüya değil. Hepsi gerçek."

 

Yanımızdan abimin, "Ulan burada biz ne diyoruz bu kız kime koşuyor." Dediğini ve annemin güldüğünü duydum.

 

Kıskanabiliyormuş demekki.

 

Birden başımı kaldırdım ve etrafıma baktım. Biz iki saattir mezarlıktaydık.

 

Ulan inşallah çarpılmayız.

 

"Ne oldu?" Diye sordu Aras.

 

"Eeee... Biz niye mezarlıkta konuştuk ki. Ya çarpılırsak? "

 

Tam o anda hepsi güldü. Neye gülüyorlardı? Ben ciddiyim şuan.

 

Annem gülüşü küçük bir tebessüme dönüştüğünde konuştu. "Özlemişim senin bu hallerini."

 

Bende özlemiştim.

 

Aras, "Doğan abi, Derya’ya bir şey diyeyim mi?" Diye sorduğunda kaşlarım çatıldı. Ne diyecekti bana?

 

Abim hemen anlayıp kaşlarını çattı. "Sakın!"

 

Aras güldü ve bana baktı. "Bu abin varya senin, düğünde-" demişti ki abim beni kendine çekti ve kulaklarımı kapatıp birşeyler dedi.

 

Düğünde ne olmuştu ki?

 

Annemin kaşlarını çatıp abime kızdığını gördüm. Ne konuşuyordu bunlar?

 

Aras'ın sırıtışı daha çok büyüdü.

 

Abimin ellerini çektim ve ona döndüm çatık kaşlarla.

 

"Ya ne oluyor? Ne saklıyorsunuz siz?"

 

Aras'a bakarak konuştu abim. "Önemli değil. Saçmalıyor işte. Boşansan mı?"

 

Kaşlarım daha çok çatıldı. Bunlar yüzünden erken yaşta yüzümde kırışıklıklar çıkacaktı valla.

 

"Ne boşanması be. Tabiki boşanmayacağım. Hem bırak konu değiştirmeyi, ne oluyor?"

 

Aras konuştu hızla. "Bu abin düğünde benim yanıma geldi ve, 'Kardeşimi üzersen seni öldürürüm' falan dedi. Daha doğrusubeni tehdit etti."

 

Şokla abime baktım. Ulan o gün gelmeyecekti birde.

 

"Ya sen evden zor çıktın. Gelmiş birde kocamı tehdit mi ediyorsun sen?" Aras kocam dediğimde sırıttı, abim ise daha çok çattı kaşlarını.

 

"Yalandı o. Gelecektim ne olursa olsun. Hem ne kocası?"

 

"Kocam o benim."

 

Tam bu an annemin telefonunun çalması ile sonlandı.

 

Hepimizin bakışları anneme döndü. "Nasıl oldu?" Tedirgin olmuştu.

 

Abime baktım sorarcasına. O da anlamamıştı.

 

"Şuan neredesiniz?... Tamam, tamam geliyoruz. " dedi hızla ve telefonu kapattı.

 

"Ne oldu anne?" Dedim hızla.

 

Annemin gözünde korku vardı. Kötü bir şey olmuştu eminim.

 

"Leyla..." dediğinde hızla konuştum.

 

"Ne olmuş, Leyla'ya? İyi mi?"

 

Yutkundu annem, "Merdivenden düşmüş, başını çarpmış. Hastanedelermiş."

 

Hayır.

 

Neden tam mutlu olduğumda birsey oluyordu?

Neden ben doğru düzgün mutlu olamıyordum?

 

Kardeşime birşey olamazdı. Olmamalıydı.

 

Hayır. Bu sefer kaybetmeyecektim.

 

                            ~♡~

Bölüm bitti.

Nasıldııı bölümmm?

Oy vermediyseniz verirseniz sevinirim.

Teşekkürlerrrrrrr 😘😘😘

Yeniden yeni yılınız kutlu olsunnnnn.

Bölüm : 01.01.2026 01:21 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...