12. Bölüm

❤️‍🩹11. BÖLÜM ❤️‍🩹

Öylee
oziiiii

Uzun zaman sonra merhabaaaaaaaaa!!

Artık devam ediyoruz ve tekrar geliyorum.

Küçük bir şaka, büyük bir hikaye bitti sadece yayınlaması kaldığı için artık Geçmişin Küllerine yazmaya devam ediyorum. Ama yazamaya başladığım an sanki unutmuş gibi hissettim. Yavaş yazıyordum bundan dolayı hemen yazmaya başlıyorum geçmişin yoksa asla yazamam biliyorum.

Oy verdiyseniz başlayalım hemen. Yorum yapmayı unutmayınız lütfen ❤️❤️

İyi okumalarrrrrrr

                            ~♡~

Hastanenin kapısından içeri koşarken kalbim deli gibi çarpıyordu. Aras yanımda nefes nefese, elimden tutarak koşuyordu. Bana güç vermek ister gibi tutuyordu elimi.

 

Adımlarımızı hızlandırdıkça Leyla’nın yanına ulaşma isteğim daha da büyüyordu.

 

Kardeşime bir şey olursa yaşayamazdım. Ona da bir şey olursa yaşayamazdım.

 

Odasının numarasını öğrenip hemen oraya gittik. Tam orada bizim evde çalışan, Leyla'ya daha çok bakan, Nevin ablayı gördüm.

 

Hemen onun yanına koştum Aras'ın ellerini bırakıp. "Nevin abla!"

 

Hemen yanında durup yüzüne baktım. Ağlamış gibi gözleri kızarmıştı. "Kardeşim nasıl? İyi mi, Leyla? Bir şey oldu mu?"

 

Tüm sorularımı tek tek sıralayıp Nevin ablaya baktım.

 

"Durumu iyi. Sadece kafasında küçük bir yara var. " dedi. Sakince nefes aldım.

 

Aras'a baktım. O da gülümsüyordu. Yanına gidip ona sarıldım.

 

O da bana sarılıp, saçlarımı okşadı. "Bir şey olmayacak demedim mi ben?"

 

Başımı salladım. "Dedin. Dedin ama ben çok korkmuştum, Aras." Saçıma bir öpücük bırakıp konuştu. "Biliyorum, güzelim. Ama bak; bir şey olmamış, sakin ol. "

 

Bir süre Aras’a sarılıp nefes aldım. Aras’tam ayrıldığımda anneme baktım. Odanın yanındaki sandalyeye oturmuş mutluluktan ağlıyordu. Mutlu olduğunu gülümsemesinden anlamıştım.

 

Annem kafasını kaldırıp bana baktı. Gülümsedim. O da gülümsedi.

 

Tam Nevin ablaya dönüp, içeri girebilir miyiz diye soracaktım ki kapı açıldı ve hayatımda en çok nefret ettiğim kişi çıktı.

 

Leyla’nın öz babası, benim ve abimin ise üvey babası.

 

Hakan Soylu.

 

Aynı anda ikimizde kaşlarımızı çattık. Tek tek hepimize baktı ve bende durdu.

 

"Ne işin var burada?" Dedi ve Aras'ı gösterdi. "Hemde bununla."

 

Aras bir adım attı ona doğru ama durdurdum onu.

 

"Ne mi işim var? Ben buraya kardeşimi görmeye geldim ama seni görmeyi beklemiyordum." Yüzümü hafif bir şekilde buruşturup, "Zamanın yetmiyordu hani Leyla'ya. Bulmuşsun zamanı."

 

Ona böyle demem onu sinirlendirmiş olmalı ki, "Sen fazla olmaya başladın." Diyerek benim üzerime yürüdü ama aynı zamanda önünü iki kişi kesti.

 

Aras ve abim.

 

Üvey babam ikisine de bakıp abimde durdu. "Sen... Sen onun için beni önüne mi alıyorsun?"

 

"Alıyorum. Kardeşim için tüm dünyayı da alırım karşıma artık." Gülümsedim buruk bir şekilde.

 

Niye daha önce böyle değildi?

 

"Sen aklını mı kaybettin? Ne diyorsun sen, Doğan." Sinirle konuşuyordu.

 

Aras, "Duydun ne dediğini... Hakan amca." Son söylediğini vurgulamıştı.

 

Aras'a döndü şaşkın ama sinirle. "Sen sus."

 

"Orada dur işte." Dedim ikisinin arkasından çıkıp.

 

Kimse benim kocama sus diyemezdi.

 

"Kimse benim yanımda kocama sus diyemez... Hakan amca." Aras gibi son kelimemi bende vurgulamıştım.

 

Hem abimin hemde Aras'ın dudakları kıvrıldı.

 

Kaşları havalandı şaşkınlıkla. "Daha dün evlenmek istemediğin adamı mı koruyorsun bana?"

 

Hakan amca dediğimi duymazlıktan geldi. Belki de duymak istemedi.

 

"Evlenmek istemediğin adam, mı?" Şaşırmış gibi kaşlarımı kaldırdım. "Ama sen bildiğin halde neden böyle diyorsun ki, Hakan amca."

 

"Benim daha küçükken bile Aras ile evlenmek istediğimi biliyordun. Hatta gelip sana Aras'ı anlatıyordum, nasıl unutursun hemen?"

 

Kimseden saklamayacaktım hatırladığımı.

Bu kişi nefret ettiğim üvey babam olsa bile.

 

"Sen... yoksa?" Şaşkınlıkla konuşurken cevapladım.

 

"Evet, hatırladım. Her şeyi hemde. Ve biliyor musun, Hakan amca?"

 

"Neyi?"

 

"Bence o kazada senin bir parmağın vardı. Benim hafızamı kaybetmemde de."

 

Herkes bana baktı şaşkınlıkla. Annem, "Ne?" Dedi şaşkın bir şekilde.

 

Nevin abla olayları bildiği için şokla bizi izliyordu.

 

"Sen bana iftira mı atıyorsun? Sende biliyorsun ne kadar üzüldüğümü, kaç gün senin yanında durduğumu." Kendisine itira atılmış gibiydi ama bu iftira değildi ki. Bence gerçekti.

 

"O yüzden mi annemi tehdit ettin seninle evlenmesi için, kazadan hemen sonra hemde! Ulan babam senin için her şeyi yaptı be." Ağzıma geleni hiç düşünmeden söylüyordum artık.

 

"Bunu nereden biliyorsun sen?" Anneme döndü sinirle, "Sen mi söyledin?"

 

Annem bir adım öne geldi.

 

Artık susmak istemiyordu.

Artık gerçekleri saklamak istemiyordu.

 

"Kızımdan ve oğlumdan artık bir şey saklamayacağım. Bana ne yaptıysan, ne dediysen hepsini anlattım."

 

"Sen ne dedin onlara, Alya? Bana... Kocana iftira mı atıyorsun?" Hala iftira diyor ya.

 

Annem sinirle konuştu. "Sen benim kocam değilsin. Benim kocam 8 yıl önce toprağa girdi."

 

Yutkundum. Annemin o cümlesi benim için çok ağırdı.

 

8 yıl önce babamla birlikte benim de geçmişim toprağa girmişti.

 

Abim anlamış gibi yanıma geldi ve omzumdan beni kendine çekti.

 

O da kaybetmişti. İkimizde aynı anda babamızı kaybetmiştik.

 

"Sonra."

 

Sonra...

Sonra ağlarsın,

Sonra üzülürsün,

Sonra bağırırsın,

Sonra içindeki acıyı dışarı çıkarırsın.

 

Ama şuan olmaz. Burada böyleyken olmaz.

 

Başımı salladım dolu gözlerle. Beni, ben bir şey demeden, anlaması çok hoşuma gitmişti.

 

"Ama şuan senin kocan benim. Bunu da aklına sok, Alya. Murat 8 yıl önce öldü. ÖLDÜ."

 

Abim birden beni bırakıp hızla ona ilerledi ona vurmak için ama tam o anda arkadaki kapı açılıp, "Abi," diyen küçük, masum sesi duyunca durmak zorunda kaldı.

 

Hepimizin bakışları o kıza kaydı. Leyla'ya.

 

Abim derin bir nefes verdi.

 

Leyla’nın yanına gitti ve hizasında eğilip konuştu. "Leyla, neden çıktın odadan?"

 

Annemin gözleri ile aynı olan kahve gözlerini kırpıştırarak, "Çok ses geliyordu. Siz bağırıyordunuz, bende korktum." Dedi hafif titreyen bir sesle.

 

Bizim yüzümüzden Leyla korkmuştu.

 

Annem tam Leyla'ya bir şey diyecekken Leyla beni gördü ve birden bana koştu.

 

"Abla!" Eğilip onu yakaladım ve kucağıma aldım.

 

"Güzelim, ne oldu sana? Kafanı mı vurdun bakayım sen?" Ona bir şey belli etmemeye çalışarak konuştum.

 

Dudaklarını büzüp başını salladı, "Evet. Abla biliyor musun, benim canım çok acıdı ve çok korktum. Ama doktor abla bana şeker verdi ve geçti." Yerdim ben bu kızı.

 

Yanağına bir öpücük kondurdum. "Oh. Balım benim. Geçecek tamam mı?"

 

"Hı hı." Dedi ve bana daha çok sarıldı.

 

Aras bana bakarken bende ona baktım. Gülümsedi.

 

Şuan ne düşünüyordu bilmiyorum ama ben onun çok güzel bir baba olacağını düşünüyordum.

 

Benim gibi mavi gözlü ama onun gibi kahve saçlı.

 

Erkek çocuğumuz olsaydı ismi Ege olurdu.

Kızımız olsaydı Deniz.

 

Belki de ikisi de olurdu. Bunu bilemezdim şuan.

 

Yanımdan gelen öksürük sesi ile kendime geldim. Yanıma döndüm ve abime baktım.

 

Bugün abim hakkında yeni bir bilgi öğrenmiştim;

 

KISKANABİLİYORMUŞ!!!

 

Kafamı salladım 'Ne oldu?' Diye.

 

"Yok bir şey," dedi ama vardı. Beni Aras’tan kıskanmıştı. Kabul etmeliydi.

 

"Abla eve mi gideceğiz?" Dedi Leyla ama doktorun ne dediğini bilmiyordum.

 

Nevin ablaya baktım sorarcasına. Hemen anlayıp cevapladı. "Bu akşam hastanede kalması gerekiyor, dedi doktor."

 

Dudaklarımı büzüp, Leyla'ya döndüm. "Eve gidemiyoruz ama ben ve Aras abin senin yanında kalırız. Tamam mı?"

 

"Tamam." Dedi gözleri parıldayarak. Aras'a aşık olabilirdi.

 

"Benim kızım hastanede kalmayacak. O kadar abartılacak bir şey yok." Demişti ki, annem konuştu hiddetle.

 

"Buna sen karar vermiyorsun, Hakan! O senin kızınsa, benimde kızım. Ve ben burada kalmasını istiyorum."

 

Ağzını açıp bir şey diyecekken abim annemi kendine çekti, Aras ise onu alıp, "Sen eve gitsen iyi olur, Hakan amca." Dedi ve ileri doğru itti.

 

"Bana bakın. Benim kızım ve karım hakkında ne yapacağıma karışamazsınız! Kim olursanız olun." Diye konuştu olduğu yerden. Sesi fazla yüksekti ve Leyla'yı korkutuyordu.

 

"Abla," dedi Leyla. Sesi titriyordu ve bana daha fazla sokuluyordu.

 

"Bir şey yok, güzelim. Bir şey yok!" Dedim ve ona döndüm. "Sende git şuradan bir kaza çıkmadan."

 

Gitmek için arkasını dönerken konuştu. "Her şeyin hesabını vereceksiniz. Hepiniz."

 

Arkasına dönüp giderken hepimiz arkasından bakıyorduk. Bu kadar hızlı gitmesini beklemiyordum ama şuan umurumda değildi.

 

Abim, "Leyla'yı ver, ben içeri götürüyeyim." Dedi. Başımı sallarken Leyla'yı ona uzattım.

 

"Birazdan geleceğim yanına tamam mı?"

 

Başını yukarı aşağı salladı. "Tamam." Abime döndü. "Abi! Beni uçurur musun?" Diye sordu tatlı bir şekilde.

 

"Tabiki uçururum. Hatta uzaya çıkartırım." Dedi ve onu omzuna aldı.

 

Bana geç kalmıştı ama Leyla'ya geç kalmayacaktı.

 

Abimin sesi ve Leyla’nın kıkırdaması uzaklaşıp, kesildi. Gözlerim istemsizce anneme kaydı.

 

Annem yılların ağırlığını üzerinden atar gibi bir duvara yaslanmıştı. Nevin abla onun yanında durmuş, destek olmaya çalışıyordu.

 

O da yorulmuştu. Biz bilmeden, kimseye söylemeden, çok zor şeyler yaşamıştı.

 

Aras derin bir nefes verdi, bana döndü. "Ellerin titriyor." dedi.

 

Fark etmemiştim. Gerçekten titriyordu.

 

"Elim değil, içim titriyor benim." dedim.

 

"Bunca olay... bunca şey, bir günde olması..."

 

O anda Aras bir adım attı. Eğilmedi, sarılmadı, dokunmadı.

 

Sadece alnını benim alnıma yasladı.

 

"Nefes al. Artık yalnız değilsin, Maviş."

 

Gözlerim kapandı.

 

Bir saniye, bir nefes, bir an…

 

Aras'ın varlığı kafamdaki gürültüyü susturmuştu.

 

Aras elimi tuttu. Bu sefer ben sıkı sıkı tuttum,

Hiç bırakmayacak gibi sıkıca tuttum.

 

Hafifçe gülümsedi. "Gel. Biraz nefes alalım."

 

"Aras…" diye mırıldandım.

 

Bana baktı. Yüzünde o tanıdık sıcaklık vardı.

 

"Evet, güzelim?"

 

Sadece bir adım attım ona doğru. Dizlerimdeki bütün güç tükenmiş gibiydi ama o beni düşürmezdi. Tutardı.

 

Bunu biliyordum.

 

"Bugün... Çok korktum."

 

Başıyla onayladı. "Biliyorum."

 

Birkaç saniye konuşmadık. Hiçbir şey demedik. Sonra o konuştu.

 

"Seni kimsenin incitmesine izin vermem, biliyorsun değil mi?"

 

Başımı salladım evet dercesine.

 

Biliyordum. Bırakmazdı beni. 8 yıl boyunca bırakmamıştı.

 

Bir elimi bırakıp yanağıma dokundu. Hafifçe okşadı.

 

Ve o an, fark ettim.

 

Kaç zamandır ilk kez güvende hissediyordum. Aras’ın yanında.

 

Kafamı onun omzuna yasladım. O da kolunu omzuma sardı.

 

Koridorun ucundan bir hemşire geçti.

Bir bebek ağladı.

Birkaç hasta geçti.

 

Ama biz, o küçücük anın içinde kaldık. Sanki zaman durmuştu.

 

Belki de ilk kez gerçekten bir yere ait hissediyorum.

 

                             ~♡~

Bölüm nasıldıııı??

Oy vermediyseniz verirseniz sevinirimmmmmmmm ❤️

Bölüm : 01.03.2026 15:21 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...