3. Bölüm

❤️‍🩹2.BÖLÜM❤️‍🩹

Öylee
oziiiii

Üvey babamın dudaklarından çıkan sözler kulaklarımda yankılandı.

 

“Aras… Senin müstakbel eşin olacak, Derya.”

 

Ne demekti bu? Benim niye haberim yoktu?

 

Dudaklarım aralandı ama birşey demedim. Diyemedim. Anneme döndüm hızla. Bana bakıyordu. Biliyordu. O da biliyordu. Ondan dolayı sabahtan beri bu kadar telaşlıydı herkes.

 

Yine geri plana atılmıştım. Yine benim hakkımda karar verilmişti. Hem de her şeyden önemli bir karar.

 

Üvey babam, benim itiraz edeceğimi anlamış olmalı ki hemen konuştu. Ama yüzünde sanki bir mecburiyet vardı.

İstemiyordu sanki bu evliliği. Ya da benim kafamın oyunuydu bu.

 

"İtiraz istemiyorum, Derya. Müstakbel eşin ile tanış."

 

Müstakbel eşin...

 

Ben istemiyordum ki. İstemiyorum başkası ile evlenmek. Ben ona söz verdim, başkasına değil; ona.

 

Sevgilime. Unuttuğum, sevgilime.

 

Aras yerinden kalktı, ağır adımlarla yanıma yürümeye başladı.

 

Üzerinde ona yakışan koyu renk bir takım vardı. Saçları ne çok uzun ne de çok kısaydı. Gözleri... Gözleri mavi desem değil, yeşil desem değildi. Ama çok güzeldi.

Gözleri çok güzeldi.

 

Kalbim hiç bilmediğim bir ritimle atıyordu.

 

Karşıma geldiğinde elini uzattı. Geri adım atmak istedim, elini uzattığında ama yapamadım. Tüm gözler bendeydi.

 

"Aras Kaya. Memnun oldum, Derya." dedi ama sanki kendini tanıtmak istemiyor gibiydi sesi. Sanki beni tanıyordu.

 

Elimi uzatıp, uzattığı elini tuttum. "Derya Baykal. Memnun oldum demek isterdim ama olmadım."

 

Bunu dedikten sonra annem sinirle bana döndü. "Derya. Düzgün konuş, kızım." diye konuştu sinirle.

 

Ama bu dediğim Aras'da bir etki bırakmamıştı galiba, çünkü gülüyordu.

 

Tek o değil arkada oturan genç bir kız da gülüyordu. Kardeşiydi galiba. Benziyorlardı.

 

"Önemli değil. Bir gün memnun kalırsın." dedi ve tuttuğu elimi dudaklarına götürüp bana bakarak öptü.

 

Kalbim ritmini şaşmıştı.

Derya, neden heyecanlanıyorsun, sinirlenmen gereken yerde?

 

Kendime geldiğimde hemen elimi çektim. O ise yine güldü. Deli falan mıydı bu?

 

Elimi çektim ama elim elindeyken tuhaf bir his geçti içimden.

Sanki kaybettiğim birini bulmuş gibi... Tanımadığım birini tanıyormuş gibi...

 

Üvey babam en sonunda konuştu. "Otursanıza. Daha çok konuşacak şeyimiz var."

 

Tek boş yer onun yanıydı. Gidip oturdum. Ona bakmamak için zor duruyordum.

 

Herkese tek tek baktım. Anneme, üvey babama, abime ve onun ailesine. Hepsi biliyor gibiydi. Tek ben bilmiyordum.

Benim hakkımda verilen kararı ben hariç herkes biliyordu.

 

Üvey babam bana bakarak konuşmaya başladı.

 

“Aras bizim aile dostumuz. Uzun zamandır tanışıyoruz. Şirketlerimiz de ortaklık kuracak. Bu evlilikle iki taraf da daha güçlü olacak.”

 

Şirketlerimiz? İnşallah benim şirketimden değil kendi şirketinden bahsediyordur.

Ve aile dostumuz mu? Benim niye haberim yoktu böyle bir aile dostumuzdan?

 

"Şirketlerimiz derken? Hangi şirketimiz?" diye sordum normel bir sesle.

 

"Bizim şirketimiz. İstersen senin şirketle ortaklık kurarız, kızım."

 

Sadece işin gelince kızın oluyoruz zaten.

 

"İstemez. Ben tek başıma yürütürüm şirketimi." dedim yeni normal bir sesle.

 

Galiba annem de üvey babam da bu kadar sakin kalacağımı beklemiyorlardı ki yüzlerinde şaşkınlık vardı.

 

Bunu bende beklemiyordum. Evleneceğimi söylüyorlar ama ben birşey demiyorum. Bu benlik bir hareket değildi.

 

Neden itiraz edemiyorum, bilmiyorum. Ağzımı açıp birşey diyemiyorum. Sanki birşey vardı benim ağzımı açmama izin vermeyen.

 

Aras'a döndüm. O da bana bakıyordu. Ama çaresiz, kırgın bir bakışla bakıyordu. Neden böyle bakıyordu? Neden hiç birşey bilmiyordum?

 

Gözlerindeki tanıdıklık hissi nereden geliyordu?

Nereden tanıyordum?

 

En sonunda gözlerimi Aras'tan çekip onun ailesine baktım. Anne ve babası anlaşıyordu. Diğer ikili de galiba kardeşleriydi.

 

Ben onlara bakarken yanımdan bir ses yükseldi. "Tanıştırayım."

 

Eliyle annem yaşındaki kadını gösterdi. "Annem Meryem." dedikten sonra yüzüme baktı. Sanki bir şey arıyordu. Ama benim yüzümde boş bir ifadeyi görünce omuzları düştü.

 

Kadının yanındaki adamı gösterdi. "Babam Levent." Yanındaki adam ve genç kızı gösterdi. "Abim Alper ve kız kardeşim Asya."

 

Asya'nın siması daha çok abisine benziyordu. Aras ve o annesine çekmiş olmalıydılar. Abisi ise babasının kopyası gibiydi.

 

"Memnun oldum." dedim ayağa kalkarken. Ne olursa olsun bu insanlar bana kötü bir şey yapmadılar saygı duymam gerekiyordu.

 

İlk kadının elini tutup öptüm ve alnıma yasladım. Sonra da adama aynısını yaptım.

 

Abisinin yanına geldiğimde kaşlarım çatıldı çünkü çok tanıdık gelmişti. Elimi uzattığımda sordum. "Daha önce karşılaştık mı?"

 

O da elimi tuttuğunda kısaca tokalaştık sonra cevap verdi. "Olabilir."

 

Çok tanıdıktı. Hem de çok.

 

Bunu sonra düşünürüm diyerek Asya'ya döndüm. Onunla da kısaca sarıldım.

 

Aras'ın yanına geri oturduğumda sessiz bir homurdanma duydum ama ne dediğini anlamadım. "8 yıl geçti ama hala sadece bana ters davranıyor. Bir insan hiç mi değişmez lan?"

 

"Birşey mi dedin?" diye sordum.

 

Bana dönerek, "Hayır." dedi sadece.

 

Galiba yanlış duyduğumu düşündüm ama birşey dediğini duyduğuma emindim.

   

                                  ***

 

Konuşmalar yavaş yavaş dağıldı, salonda bir sessizlik yayıldı.

 

Misafirlik havası, süslü cümlelerin ardında gizlenen gerilimle doluydu.

Herkes gülümsemeye çalışıyor, ama hiçbir gülümseme gözlere ulaşmıyordu. Buradaki herkesin, burada olmak istemediğine eminim.

 

Bir süre sonra üvey babam, yüksek sesle “Hadi masaya geçelim.” dedi.

 

Masa çoktan hazırlanmıştı. Yeni kadehler, ilk kez kullanılan tabaklar, evde bir kez bile görmediğim çiçek vazoları… Hepsi fazla gösterişliydi. İçim daraldı.

 

Aras bana sandalyeyi çekti ve bana yer gösterdi. Bunu yaparken bana bakmadı bile ama bu bile kalbimin heyecanla atmasına yetti.

 

Sandalyeye oturduktan sonra o da benim yanıma oturdu.

 

Herkesin önündeki tabağa yemekler konuldu. Odada sadece çatal, bıçakların sesi vardı. Kimse konuşmuyordu.

 

İştahım olmamasına rağmen birkaç birşey yedim. Ya da yemek zorunda kaldım.

 

Bir süre sonra üvey babam şirketle ilgili konuşmaya başladı. Dinlemiyordum. Dinlemek istemiyordum.

 

Aras'ın bakışlarını birkaç kez bana bakarken yakaladım. Ve yine bana bakıyordu.

Dönmedim, görmedim ama hissettim. Üstümdeki bir çift gözü hissettim.

 

Sanki bir şey diyecekti ama diyemiyordu.

 

Sonunda ayağa kalkıp konuştu. Herkesin gözü ona dönmüştü. "İzin verirseniz Derya ile konuşmak istiyorum."

 

Odadaki bakışlar bana çevrildi. Annem tam karşı çıkacak gibi oldu ama üvey babam sessizce başıyla onayladı.

 

Aras bana kalkmam için elini uzattı ama onun elini tutmadan kendim kalktım ve önden ilerledim.

 

Arkamdan annemin konuştuğunu duydum ama arkamı dönmedim.

 

"Sizi daha tanımadığı için böyle davranıyor, lütfen kusuruna bakmayın."

 

Abim, "Tanımadığı için değil ki herkese böyle bu. Yabani." dediğinde sinirlendim ama belli etmedim.

 

Bir gün kardeşini savunsan şaşırırım zaten.

 

Evin arka bahçesine geçip oradaki sandalyelerden birine oturdum ve Aras'ı bekledim.

 

******

 

O sırada Aras'ı abisi Alper durdurmuş ve kulağına fısıldamıştı. "Zorlama. Eninde sonunda hatırlayacak herşeyi."

 

Aras," Ne zaman ama?" Dedi abisine sessiz ama kırgın bir sesle.

 

"Az sabırlı ol, Aras. Bir gün mutlaka hatırlayacak. Şimdi git ve konuş. Ama kendisinin hatırlamasına izin ver. Gidip herşeyi baştan sona anlatma kıza. " Dedi ve önüne döndü Alper.

 

Bu konuşmadan Derya'nın haberi olmayacaktı ama Aras o gün abisini dinleyecek Derya'ya hiçbir şey anlatmayacaktı.

******

 

Aras gelip karşıma oturdu. Birkaç dakika sessiz kaldık. En sonunda Aras konuşmaya başladı.

 

"Derya... Biliyorum istemiyorsun ama zorundasın." dedi ama ben bunları zaten biliyordum ki.

 

"Bana bildiğim şeyleri anlatmaya mı geldin? Ha onun için geldiysek gidiceğim de." dedim normal bir sesle.

 

"Hayır, bunun için gelmedik tabi ki. Başka bir şey konuşmak istiyorum seninle."

 

"Nedir? Ya da dur ilk ben birşey sormak istiyorum." Aklımdaki bu soru işaretini silmek istiyordum.

Yada sadece bir tanesini.

 

"Sorabilirsin."

 

"Sen bu evliliği istiyor musun? Ya da ailen için mi evleniyorsun?"

 

Her türlü cevabı bekliyordum ama bunu asla beklemiyordum. Hemde hiç.

 

"Senin için."

 

Kalbim yine tekledi. Kalbimi söküp atmak istedim o an.

 

"Ne? Benim için mi?"

 

"Evet, senin için, Derya. Çünkü sen artık bu evde kalmak istemiyorsun. Gitmek istiyorsun ama gidemiyorsun."

 

Bunu nereden biliyordu? Ben kimseye söylemedim ki. Fazla mı belli ediyordum hepsinden bıktığımı?

 

"Bunu nereden çıkardın? Yok öylebir şey. " dedim sahte bir sinirle.

 

"Bir yerden çıkarmadım. Biliyorum çünkü. Ben seni tanıyorum, Derya." dedi ama nereden, nereden tanıyordu beni?

 

Tam ağzımı açacaktım ki birden bir ses geldi.

 

“Derya?”

 

Beren’in sesi.

 

Onun burada ne işi vardı?

 

Bölüm : 07.10.2025 20:51 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...