
"Beren? Senin ne işin var burada?" diye sordum şaşkınlıkla.
"Asıl sen ne yapıyorsun, Derya? Bu kim?" diye sordu şaşkınlıkla.
Ama sanki Aras'ı tanıyor gibi bakıyordu. Her şeyi biliyordu ama söylemiyordu. Zaten bana ne söyleniyordu ki?
"Bu kim biliyor musun, Beren?" Dedim sahte bir gülüşle Aras'ın yüzüne bakarken.
Aras bana beklenti ile bakıyordu. Neden? Neden bana böyle beklentiyle bakıyorsun, Aras?
Beren'e döndüm ve devam ettim. "Benim müstakbel kocam olacak adammış." Dediğimde Beren gözlerini şaşkınlıkla açtı ve "NE?" Diye bağırdı.
"Ne demek müstakbel kocan? Bana şaka yapma Derya. Şuan hiç sırası değil." İnanmıyor gibi bakıyordu ama gerçek buydu.
Keşke... Keşke şaka olsaydı. Bana yapılan kötü bir şaka.
Aras hiç konuşmadan sadece bizi dinliyor, sanki kendi içinde fırtınalar kopuyordu.
"Şaka olsaydı keşke, Beren, ama şaka değil. Gerçek. " dedim Beren'e bakarak.
Aras'a döndü. Gözleri sinirli bakıyor gibiydi. Ama neden sinirli baksın ki tanımadığı adama?
Ya da... Tanıyor muydu?
Aniden "Siz tanışıyor musunuz?" Diye konuştum.
İkisi de aynı anda bana döndü. Aras’ın yüzünde belli belirsiz bir şaşkınlık vardı ama bir şey söylemedi. Beren ise hiç vakit kaybetmeden, “Hayır. Sadece bir kez senin yanına gelirken şirketin önünde karşılaşmıştık,” dedi.
Ama ellerini arkasına götürmüştü.
Ve ben onu çok iyi tanıyordum. O hareketi sadece paniklediğinde, yalan söylediğinde yapardı.
Niye bana yalan söylüyorsun, Beren? Niye panik yapıyorsun?
Sadece kafamı salladım sonra da "Ben artık içeri geçiyorum. Sonra konuşuruz." Dedim ve diğerlerinin yanına geçtim. Yerime oturduktan sonra peşimden Aras ve Beren geldi.
Aras yanıma otururken, Beren boş bir yere oturdu.
"Böyle birden geldim ama kusura bakmayın. Bilmiyordum misafir geleceğini de. " dediğinde annem sahte bir gülümseme ile Beren'e baktı.
"Önemli değil, Beren. Ne de olsa sende aileden sayılırsın."
Annem Beren’i severdi. Ama üvey babam onun bu eve gelişlerinden hiç hoşlanmazdı. Sebebini bilmiyordum, belki de hiçbir zaman öğrenemeyecektim.
Bir süre sonra Aras yerinden kalktı. “Biraz hava alacağım,” dedi ve odadan çıktı. Normal bir cümleydi, ama ses tonunda ağır bir yük vardı sanki.
Birkaç dakika sonra Beren'in telefonu çaldı. Telefona baktıktan sonra yüzü gerildi. Hemen apar topar ayağa kalkıp, "Müsaadenizle. " dedi ve odadan çıktı.
Gözlerim Beren'in gittiği yere kaydı. Kim aramıştı acaba? Hem niye bu kadar merak etmiştim ki?
Sadece tesadüftü. İkisinin peş peşe çıkması tesadüf olmalıydı.
Aklımı oradan alıp, odadaki konuşmaya geri döndüm. Dinlemiyordum. Anlamıyordum.
Sadece bu odadan çıkıp, merakımı sonlandırmak istiyordum.
*******
Bahçenin serinliği, evin içindeki gürültüye inat, ağır bir sessizlik taşıyordu. Aras, sigarasını yaktı ama hiç içmedi. Parmaklarının arasında tuttu sadece.
Sigara içmezdi. Ama belli ki artık dayanamıyordu. Derya’nın onu hatırlamaması… içini yakıyordu.
Beren en sonunda sessizliği bozdu. "Niye bana daha önce söylemedin, Aras? Hani birlikte ilerliyorduk? Hani birbirimize söylemeden birşeyyapmıyorduk.?"
Aras Beren'e döndü. Gözleri yorgun ama kararlı bakıyordu. "Bunu sana söyleseydim beni durduracaktın, Beren. Bende abime söyleyip devam ettim."
Hemen peşinden devam etti. "Özür dilerim, Beren ama daha fazla duramam. 8 yıldır beklediğim yeter. Artık benim ortaya çıkma vaktim geldi. Hatta geçiyor da."
Beren derin bir nefes aldı ve verdi. "Artık sana ne dur, ne de az daha bekle demeyeceğim, Aras. Doğru diyorsun vakti geldi, hatta geçiyor. Ama Derya'nın üzerine de gitme. O da kendi isteğiile hatırlamıyor. "
Artık Derya'nın kendisinin, tek başına hatırlayacağını pek düşünmüyordular. 8 yıldır bekliyorlardı. Ama artık beklemek de yormuştu onları. Hatırlamıyorsa kendisi anlatırdı her şeyi.
Aras'ın gözleri uzaklara daldı. Dudaklarının kenarında acı bir gülümseme belirdi. “Benim tek dileğim… ona yeniden hatırlatmak herşeyi, onu eskisi gibi görmek. Zorlama olmadan, kendisinin hatırlamasını istiyorum ama ben uzaktayken değil, yanındayken... Daha fazla ondan uzak kalamıyorum. İsterse hatırlamasın ama yanımda olsun."
Beren’in gözleri doldu. “O hâlâ seni hissediyor Aras. Ben görüyorum. Onun bakışları sana yabancı değil. Sadece hafızası kararmış. Ama kalbi hâlâ aynı. Ben inanıyorum hatırlayacak."
Konuşma devam ederken balkon camının kenarından onları izleyen kişiyi görmediler.
Ve onları izleyen biri olduğunu bilmedikleri için birbirlerine sarıldılar.
Aras, Beren'i sıkıca sarmıştı.
Kardeşi olarak gördüğü bu kadın ile sarılırken, onları izleyen kişinin ikisin bir ilişkisi olduğunu düşüneceğine de bilmediler.
Ve uzun bir süre de bilmeyeceklerdi.
"Mavişin sana geri dönecek, Koca ayı." Dedi Beren sessizce Aras'ın kulağına.
"Mavişim bana geri dönecek... Ateş'ine geri dönecek."
********
Bahçeye çıktığımda havanın serinliği yüzüme çarptı ama içimdeki sıcaklığı söndüremedi. Kalbim sanki kendi iradesiyle beni oraya sürüklüyordu.
Adımlarımı yavaş attım, ayak seslerimin duyulmamasına dikkat ettim.
Merakımı dindirememiş ve buraya gelmiştim.
Sadece bir tesadüf olduğuna emin olmalıydım.
Bir adım attım ve onları gördüm.
Beren ve Aras...
Beni göremeyecekleri bir yere geçtim hemen. Ve izlemeye başladım.
Uzaktan çok belli olmuyordu ama Beren'in gözlerinin dolduğunu, Aras’ın yüzünde acı çeken bir ifade olduğunu fark ettim.
Birşeyler söylediler ama duyamadım.
Birden Aras kollarını açtı ve Beren'i sıkıca sardı. Sımsıkı.
Onları o hâlde görünce nefesim boğazıma takıldı.
Bir şey fısıldadı, Beren Aras'ın kulağına ama yine duymadım.
Zaten duyacak halim de yoktu.
İçimdeki bu duygu kıskançlık mıydı?
Ya da arkadaşımın benden birşey saklaması mı?
Nedenini bilmiyordum. Beren benim en yakın dostumdu. Aras ise…bana yabancı olması gereken ama asla öyle hissetmediğim biri.
Kalbimi sanki biri eline alıp sıkıyordu.
Niye... Niye böyle hissediyorum?
Hala sarılıyorlardı. Beren, başını Aras'ın omzuna yaşlamıştı. Aras, ise onu sıkıca sarıyordu.
Daha fazla izleyemedim ve hemen içeri geçtim.
"Salak. Niye böyle hissediyorsun? Tanımıyorsun ki adamı. Niye böyle hissediyorsun?" Dedim kendi kendime. Gözlerim dolmuştu.
Derin bir nefes aldım ve salona girdim.
Sahte bir gülümseme takındım anlamasınlar diye.
Alper abi ile göz göze geldim bir anda. Zorla gülümsemeye çalıştım ama hiç içimden gelmiyordu şuan gülümsemek.
Alper abi, bana bakarak kaşlarını çattı. Sanki anlamıştı ne düşündüğümü veya ne olduğunu.
Hemen gözlerimi çektim ve önüme döndüm.
Benden çok önemli bir şey saklanıyordu ama bana söylemiyordu.
Artık bundan emindim.
Hemde çok.
Bir süre sonra içeri Beren girdi. Bir, iki dakika sonra ise Aras.
Hiçbir şey olmamış, sanki daha demin birbirlerine sarılmıyor gibi yerlerine oturdular ve konuşmaya, dinlemeye devam ettiler.
Ben ise aklımdaki düşünceler ile oturmaya.
*****************************************
Arkadaşlar lütfen oy verir misiniz?
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |