7. Bölüm

❤️‍🩹6.BÖLÜM❤️‍🩹

Öylee
oziiiii

Davetiyeyi hala elimde tutuyordum. Kâğıt sanki yanıyordu avuçlarımda.

 

Davetiyeyi her okuduğumda kalbim daha çok acıyordu.

 

Aklımda olan tek bir soru vardı.

Neden bu kadar erken?

 

Bir buçuk saattir odamda boş gözlerle duvara bakıp hayatı sorguladım.

 

Neden vardım ben?

Bu hayata neden gelmiştim? Neden o kazada babam ile gitmemiştim?

 

Telefonum çaldı ama duymazlıktan geldim.

 

Şuan kimseyle konuşmak istemiyordum.

 

Sustu telefon. Tekrar çaldı.

 

Kafamı telefonuma çevirdim ve kim aradığına baktım.

 

Aras.

 

Telefon numarasını almıştım ama neden aldığımı bilmiyordum.

 

Açtım.

 

“Efendim?” dedim, sesim neredeyse fısıltı gibiydi.

 

Saniyeler süren bir sessizlik oldu. Sonra sesi geldi. “Uyumadın mı?”

 

"Hayır. Uyuyamadım." Dedim

 

"Bende." Dedi sadece.

 

Birkaç dakika konuşmadık. Sadece nefes seslerimizi dinledik.

 

"Düğün gününü, öğrendin mi?" Dedi dakikalar sonra.

 

Keşke öğrenmeseydim.

 

"Öğrendim." Dedim. Sesim fazla hüzünlüydü.

 

Derin bir nefes verdi. "Biraz erken oldu. Babaları ikna edemedim. Ama istemezsen bu kadar erken olmasını, erteleyebiliriz tabi."

 

Yüzüme hüzünlü bir gülümseme yayıldı.

 

Annemler bile bana sormadan hemen ayarlıyordu herşeyi ama Aras, tanımadığım bir adam, bana benim isteğimi soruyordu.

 

Neden?

 

"Önemli değil. Hem ne kadar erken olursa iyi. Bari bu evden kurtulurum." Dedim normel bir sesle.

 

"Derya... Çok mu istiyorsun? O evden ayrılmayı."

 

"Evet. Hemde herşeyden çok. Evden ayrılmak istiyorum ama ben babamın yanına gitmek istiyorum. Başkabir yere değil."

 

Sessizlik oldu. "Hemen gitmesen olur mu? Ben sensiz nasıl yaşayacağımı bilmiyorum da."

 

Kalbim hızlandı.

 

Tanıdıksın... Hemde çok... Ama hatırlamıyorum...

 

“Derya,” dedi sonunda, sesi neredeyse yumuşamıştı, "Özür dilerim. "

 

"Neden özür diliyorsun?"

 

"Öğrenirsin sonra. İyi geceler... Maviş."

 

Telefon kapandı ama sonradan algıladım. "İyi geceler..." dedim ama kapanmıştı telefon.

 

Maviş mi?

 

Nereden tanıdık geliyordu bana bu lakap?

 

Yoksa... Hayır!

 

Başımı yastığa yasladım.

 

Uyumaya çalıştım, ama uykumun eşiğinde bile onun sesini duydum. Onun ismi aklıma geldi.

 

Uyumadan önce gözlerimin önüne gelen şey bir çift gözdü.

 

Mavi ama yeşil olan bir göz...

 

**********

​​3 HAFTA SONRA...

 

Her sabah gözlerimi açtığımda aynı kabusu yaşıyordum.

 

O ses, o çığlık, o frenin sesi...

Babamın elini tuttuğum o son an.

 

Her sabah aynı görüntü ile uyanmaktan, 8 yıl önce değil de daha dün yaşamışım gibi hissediyordum.

 

Normelde bu kadar fazla görmezdim bu anı rüyamda ama şu 3 haftadır hergün , her uyuduğumda, her gözümü açtığımda bu an vardı gözümün önünde.

 

Bu 3 haftada, düğünün yapılacağı salon ayarlanmış, gelinliğim seçilmiş ve sadece bugün son provası kalmıştı.

 

Gelinliğimi ise yine ben değil, annem seçmişti.

 

Evet güzeldi ama işte...

Kendi seçimim değildi.

 

Birde bu 3 haftada şüphelendiğim çok şey oldu.

 

Bunlardan biri ise geçmişim ve Aras'tı.

 

Asla yabancı gelmemişti,

 

Tam tersine, sanki yıllardır tanıyormuş gibi bakıyordu bana.

O kadar tanıdık bir bakıştı ki... Beni aklımdaki o şüpheyi düşünmeye itiyordu.

 

Ama emin değildim.

 

O mu diye düşünüyorum ama emin olamıyorum.

 

Annemin odama girmesi ile düşüncelerimden sıyrıldım.

 

"Hazırlan, Aras gelinlik provası için seni almaya gelecek." Sonra hiçbir şey demeden odadan çıktı.

 

Yataktan kalkıp üstüme bir pantolon ve tişört giydim. Biraz makyaj yaptım ve saçımı taradım.

 

Çantamı alıp aşağı indim. Kimseye gözükmeden kapıdan çıktım.

 

Çıktığım an Aras da gelmişti. Kapıyı açtım ve ön koltuğa oturdum.

 

"Selam." Dedi Aras.

 

"Selam." Dedim ama sesim fazla soğuk çıkmıştı.

 

"Derya," dedi Aras bana dönmeden.

 

"Efendim?"

 

Derin bir nefes aldı. Dudaklarını araladı ama konuşmadı.

 

"Yok birşey." Diye geçiştirdi ama birşey vardı.

 

Yolun devamında sessizdik. Gelinlikçinin önünde durduk ve indik.

 

İçeri girdik, kadının birkaç konuşmasını dinledik ama bekim dinlediğim pek söylenemez. Bana gelinliği verdi en sonunda giymem için.

 

Güzeldi. Abartılı bir gelinlik değildi. Belden sonra biraz kabarıyordu. Göğüs dekoltesi biraz fazlaydı ama rahatsız edici kadar değildi.

 

Gelinliği alıp kabine girdim.

 

Kabinin perdesini kapattım, elbiseyi giydim.

 

Aynaya baktım. Bir kadın vardı karşımda, bana benziyordu.

Ama bu kadının ruhunu yok etmişlerdi.

 

“Hazır mısın, Derya?" dedi dışarıdan bir ses. Aras’ın sesiydi.

 

Perdeyi araladım ve çıktım, cevap vermeden. Beni gördüğü an gözleri dondu kaldı. Bir süre sadece baktı. Sonra dudakları kıpırdadı.

 

"Çok... çok güzel olmuşsun. Hayalimdekinden de güzel."

 

O an nefesim kesildi. Sadece güzel olduğumu söyledi neden bu kadar heyecan yaptım ben şimdi?

 

“Teşekkür ederim.” dedim. Sesim kısık çıkmıştı. Kelimeler boğazıma düğümlenmişti sanki.

 

Birkaç şey ayarlandı ve bitmişti sonunda.

 

Ama gitmeden önce bir lavaboya gitmem gerekiyordu.

 

Aras'a döndüm. "Ben az lavaboya gidip geliyorum." Dedim.

 

Başını salladığında arkamı dönmüştüm.

 

Tuvalete gittim ve kapıyı kapattım. Biraz yalnız kalmam lazımdı.

 

Soğuk suyu yüzüme çarptım. Biraz daha durduktan sonra kapıya yaklaştım çıkmak için. Tam çıkacakken, dışarıdan Aras’ın sesi geldi.

 

"Beren, emin değilim ama sanki biliyor." Beren ile konuşuyordu.

 

Beren ile tanıştığını biliyordum ama bu kadar yakın olduklarını bilmiyordum.

 

Tuvaletten çıkmadım ve dinlemeye başladım.

 

“Sadece biraz daha zaman. Düğüne kadar. Hatırlamazsa ben anlatırım... ama belki, belki hatırlar. Ve bana birşeyler hatırlıyor gibi geldi.”

 

Kalbim hızla atmaya başladı. Nefesim kesildi.

Ne hakkında konuşuyorlardı?

Benim hakkımda mı? Tabiki benim hakkımdaydı bu konuşma. Ama neden?

 

Neyi hatırlayacaktım?

Neyi anlatacaktı?

 

"Derya'ya artık söylemek istiyorum. Her şeyi. Düğünü beklemek istiyorum ama dayanamıyorum, Beren."

 

"Hayır. Söylemeyeceğim düğüne kadar. Ama işte... Bir yanım bas bas bağırıyor artık söyle diye." Derin bir nefes aldı.

 

Neydi?

 

"Görüşürüz, Beren." Dediğinde telefonu kapatmıştı galiba.

 

Gözlerimi kapattım. Sırtımı kapıya yasladım.

 

Niye böyleydi ki hayatım?

 

Aklıma yine bir anı düştü. Ama bu sefer çoğu şey netti.

 

10 YIL ÖNCE...

Hafif bir rüzgar esiyordu. Uzaktan kahkaha sesleri, ailelerin mutlu sesleri geliyordu.

 

Derya ise herkesten uzak bir yere oturmuş ve düşüncelere dalmıştı. Yanına gelen kişiyi fark etmemişti.

 

Aras konuşunca kendine geldi. "Ne düşünüyorsun, Maviş? "

 

Derya bir an korkuyla yerinde sıçradı. "Sen ne ara geldin ya? İnsan bir ses verir gelirken."

 

"Seslendim ama duymadın." Hayır, yalandı. Seslenmemişti.

 

Aras, Derya’nın cevap vermediğini fark ettiğinde tekrar sordu. "Soruma cevap vermedin. Ne düşünüyordun?"

 

Derya derin bir nefes aldı. Ne düşündüğünü söylerse herşey değişebilirdi.

Belki de... belki de artık onun yüzüne bile bakmazdı.

 

Zaten bundan korkuyordu ya.

 

"Hiç..." dedi uzatarak.

 

"Yalan söyleme, Maviş. Ne düşünüyorsun?"

 

"Koca ayı, bana bak, beni sinirlendirme. Söylemek istemiyorum." Dedi yalancı bir sinirle.

 

"Yok sinirlendireceğim. Sinirlenince daha tatlı oluyorsun. Hem neden söylemiyorsun? Biz birbirimizden ne saklıyoruz?"

 

Omuz silkti, Derya. Birşey demedi. Aklına Beren gelince sordu. "Beren nerede?"

 

"Midesi bulanıyormuş, gelmedi benimle birlikte." Dedi Aras.

 

İkisi de bir süre sessiz kaldı. Güzel bir sessizlikti bu.

 

En sonunda Derya konuştu. "Korkuyorum."

 

Aras ona dönerek, "Neden, korkuyorsun? " diye sordu.

 

"Mutluluğumuzun bozulmasından. Birşey gelip ya da birşey olup herşeyi bozmasından korkuyorum."

 

"Korkma. Hiç bir şey olmayacak. Herşey hep böyle güzel olucak."

 

"Nasıl bu kadar eminsin?"

 

Güldü, Aras. Güven veren bir sesle, "Bilmem. Ama içimdeki his böyle, herşey çok güzel olacak. " dedi ama o an bilmiyordu. O içindeki his yanılmış, tüm mutlulukları bozulmuştu.

 

Derya derin bir nefes aldı, Aras'a bakarken.

Aras da ona baktı. Birbirlerinin gözlerine baktılar sadece.

 

Bir çift mavi ve bir çift yeşil göz buluştu.

Ve birbirlerinin gözlerinde kayboldu...

 

Aras, "Derya..." dedi.

 

Derya ise Aras'ın gözlerine dalmıştı. ''Hı?" Dedi sadece.

 

"Seni seviyorum." Diye birden söyledi.

 

Derya'nın kalbi hızlandı. Hiç bu kadar hızlandığını hatırlmıyordu.

 

"N-ne?" Diye kekeledi.

 

"Seni seviyorum, Maviş. Seni çok seviyorum."

 

Kalbi hızla atarken, sakince gülümsedi.

 

"Bende." Dedi, Derya. "Bende seni seviyorum. Çok..."

 

Aras yavaş bir şekilde Derya'ya yaklaştı.

 

Aralarındaki mesafe sıfırlandı.

Aras’ın dudakları, Derya’nın dudaklarına değdi.

 

Derya gözlerini kapattığında, bütün dünya susmuştu sanki.

 

O anyalnızca kalplerinin sesi vardı.

 

Ve bu an Derya'nın zihnine kazındı.

 

Herşeyi unutmuş olsa bile aklına gelen ilk en net anı bu olmuştu.

Yıllar sonra geçmişi ile ilgili ilk aklına gelen anı bu olmuştu.

İlk aklına gelen Aras'ın o güzel gülümsemesi ve 'Seni seviyorum' demesi olmuştu.

 

ŞİMDİKİ ZAMAN...

 

O olabilir miydi?

 

Ettiğim tüm dualar kabul mu, olmuştu?

 

Ağlayarak, babama yalvardığım herşey gerçek miydi?

 

Ben mi bilmiyordum?

⋆౨ৎ ₊˚ 🦢・₊✧

Oy verir misiniz ballarım???

Bölüm : 16.11.2025 14:44 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...