8. Bölüm

❤️‍🩹7.BÖLÜM❤️‍🩹

Öylee
oziiiii

Oy verir misinizzzz????

İyi okumalarrrrrrr ❤️❤️❤️❤️

~♥︎~

 

Tuvaletin kapısını itip dışarı çıktım. Aklım aşırı karışmış bir durumdaydı.

Aras’ı görünce yine kalbim hızlandı.

 

Hayır, yani ne diye hızlanıyorsa.

 

Konuşamadım. Konuşursam ağzımdan başka şeyler çıkabilirdi. Sadece, "Gidebiliriz." Dedim.

 

Aras gözlerimin içine baktı. Gerilmiştim. Sanki içimi görüyordu. Sanki ne düşündüğümü anlamıştı.

 

"Tamam." Dedi başını sallayarak.

 

Arabaya kadar tek kelime etmeden yürüdük. Kapıyı kapattığım da Aras da binmişti. Sadece nefes seslerimiz vardı.

 

İlerliyorduk ama bir kez bile soluma dönüp bakmadım. Bakamadım.

 

Hissediyordum. Bana bakıyordu.

 

En sonunda Aras konuştu. "İyi misin?"

 

Ağlamak istiyordum. Bağıra çağıra ağlamak. İyi değilim. Ben 8 yıldır hiç iyi değilim demek istiyordum.

 

Ama yapamıyordum.

 

"İyiyim." Dedim ama yalan olduğu sesimden bile anlaşılıyordu.

 

"Derya... Niye yalan söylüyorsun?"

 

"Yalan söylemiyorum."

 

Hala ona değil, camdan dışarı bakıyordum. Ona bakarsam sanki herşey üstüme gelecek gibi hissediyordum.

 

Derin bir nefes verdi ama konuşmadı.

 

Eve geldiğimizde Aras yine bana baktı. Bir şey söylemek istiyordu ama ben kapıyı açıp sessizce indiğimde diyeceği şeyi yuttu.

"İyi geceler, Derya." Dedi.

 

"İyi geceler, Aras." Dedim.

 

Kapıyı sessizce kapattım, arabadan uzaklaştım.

 

O arabada, ben dışarıda birbirimize baktık.

 

En sonunda ben arkamı döndüm ve eve doğru yürüdüm.

 

Geçmişte de olduğu gibi. Ben gittim ama o yine benden vazgeçmedi.

Bilseydim yapmazdım.

 

 

Kimseye görünmeden odama girdim.

 

Çantamı kenara koydum. Bir süre ayakta, olduğum yerde kaldım.

 

En sonunda üstümdekileri çıkarıp, pijamalarımı giydim.

 

Yatağa uzandım. Tavanı izledim. Göz kapaklarım kapanmak istiyordu ama uykum gelmiyordu.

 

Aklımda yine o sesler geldi. Aras ve Beren'in telefon konuşması.

 

Sonra o anı...

 

Beren'e herşeyi anlatmak istiyordum ama olmuyordu. Anlatamıyordum.

 

Ya Aras gerçekten oysa? Ne olacaktı?

 

Söylesem. Ama emin olmadan hiçbir şey yapamazdım. İlk bundan emin olmam gerekiyordu. Aras’ın o olduğundan emin olman gerekiyordu.

 

En sonunda gözlerim ağırlaştı, uykuya yenik düştüm.

 

Ve yine, o kabus geldi.

 

8 YIL ÖNCE...

 

Hava aydınlanmış, güneş ise en tepeye çıkmaya hazırdı.

 

Arabanın camından vuran ılık rüzgar, Derya’nın saçlarını hafifçe uçuruyordu. Koltuğunda rahatça oturmuş, elini camdan dışarı çıkarmıştı. Parmakları ile buluşan hava hoşuna gidiyordu.

 

Telefonundan bildirim gelince, gözlerini yoldan ayırıp telefona baktı. Sevgilisindendi.

 

Ateşimm: Güzelim, eve saat kaçta gelirsin?

 

Derya: Daha yeni evden çıktık, aşkım?

 

Ateşimm: Sensiz bir dakika bile geçmiyor ki.

 

Ateşimm: Akşama geleceksiniz ama şimdiden özledim.

 

Derya: Bende seni özledim.

 

Derya: 1, 2 saate anca ulaşırız.

 

Derya: Babamı da anlamadım, neden bu kadar uzağa gidiyoruz iş için?

 

Ateşimm: Vardır bir bildiği.

 

Ateşimm: Hesaplama yapmam lazım. Bir dakika.

 

Ateşimm: Şimdi 1,2 saate anca orada olursanız... 2, 3 saat da orada olursanız, 5 saat falan oluyor.

 

Ateşimm: Birde bunun geri dönmesi de var. 9 saat sonra anca eve gelirsiniz.

 

Ateşimm: Ne yapacağım, ben sensiz 9 saat?

 

Derya'nın dudaklarıda mutlu bir gülümseme vardı. Bilmiyordu ki bu mutluluğunun bozulacacağını.

 

Derya: Bekleyeceksin, aşkım.

 

Derya: Anlamadığım bir şey daha var, o da niye ben gidiyorum ki?

 

Derya: Annem gidebilirdi, babam ile.

 

Ateşimm: Annen göndermedi mi seni?

 

Derya: Evet ama neden bennnnnn???

 

Derya: Evde kalıp uyumak varken neden burada babam ile bu görüşmeye gidiyorum.

 

Derya: Hem seni özledim ben.

 

Ateşimm: Bende özledim ama dayanacağız ve bunu da atlatacağız.

 

Ateşimm: Birşey soracağım.

 

Ateşimm: Abimi dövebilir miyim?

 

Derya: Yine ne yaptı?

 

Ateşimm: Babamın ona verdiği işi bana yaptırıyor. Tamam sıkıntı yok. Ama adam sana vermiş, bana niye yaptıyorsun? Kalkıp gitmeye üşeniyorum.

 

Ateşimm: Şimdi yapmasam benimle uğraşacak, yapsam da uğraşacak.

 

Ateşimm: Yapacağız mecbur. Hem zaman daha çok hızlı geçer belki.

 

Derya: Şirkete mi geçeceksin?

 

Ateşimm: Maalesef. Ama ararım seni.

 

Derya: Tabiki arayacaksın. Arama da gör.

 

Ateşimm: Sinirlenme hemen, aracağım. Şimdi ben gidiyorum ama geri geleceğim.

 

Derya: Görüşürüz, aşkımm.

 

Derya: Bana bak, Aras. O telefonu yanında taşı. Bir yere bırakıp gitmiyorsun.

 

Derya: En son seni aradığımda Meryem teyze açtı telefonu.

 

Derya: Birde 'Aras o mesajlara neden bakmıyorsun, o telefonu-' diyerek açtım. İyiki devam ettirmedim yoksa boku yerdim.

 

Ateşimm:HSKSHSKSHDKSHDKSHSKDHDJ

 

Ateşimm: Annemin o anki yüz ifadesini tahmin edebiliyorum. Keşke bende olsaydım.

 

Derya: Offf. Bak senin yüzünden yine utandım. Kadının yüzüne bakamadım senin yüzünden.

 

Ateşimm: Korkma telefonu yanımda taşıyacağım. Şimdi gerçekten gitmem gerek yoksa abimi birazdan geberteceğim.

 

Derya: Tamam, sevgilim. Görüşüzzzzz.

 

Ateşimm: Görüşürüzz, Maviş. Seni seviyorum.

 

Derya: Bende seni seviyorum, Koca ayı.

 

Hemen yanında araba kullanan babası Murat bey, kızının bu mutlu hallerini görünce anladı, Aras ile konuştuğunu.

 

Sevgili olduklarını öğrendiğinde ilk başta kabullenememişti ama artık alışmıştı. 2 yıl geçmişti nede olsa.

 

"Yine mi, Aras?"

 

Derya babasının sesini duyunca babasına döndü. "Evet. Şirkete geçecekmiş onu söyledi."

 

Güldü Murat bey. "Her adımını da söylermiş. Bu çocuk böyle değildi kızım. Ne yaptın sen bu çocuğa?"

 

Derya da güldü. "Valla ben birşey yapmadım, baba. O aşık olmasaymış."

 

Derin bir nefes aldı, Murat bey. Kızına baktı sonra tekrardan önüne döndü.

 

"Biliyor musun, Derya?"

 

"Neyi biliyor muyum?"

 

"Ben gittiğimde seni koruyacak kimse yok diye korkuyordum hep. Evet, amcaların, abilerin var ama onların da işi var ne de olsa, her zaman senin başında olamazlardı. "

 

Derya neden bir anda babasının böyle konuştuğunu anlamadı ama babasının sözünü bölmedi de.

 

"Abilerin de bir gün evlenecek, çocukları olacaktı. Kendi ailesi ile de vakit geçirecekler hep senin yanında olmayacaklar. Ama Aras..." Derin bir nefes aldı.

 

"Aras ile sevgili olduktan sonra gözüm arkamda değil artık. Sen gitsen bile, onun gitmeyeceğini anladım. Gerçekten seni seviyor. Ben gittikten sonra ilk Allah'a sonra birbirinize emanetsiniz, kızım. "

 

Derya'nın gözleri dolmuştu. "Baba... neden böyle konuşuyorsun şimdi?"

 

"Bir gün bizde gidiceğiz kızım. Belki 1 yıl sonra, belki 10 yıl sonra, belki de daha uzun veya daha kısa bir süre. Bunu bilemem ama aklıma gelmişken söyleyeyim dedim. "

 

Ama aklına geldiği için değil. Hissettiği için söylemişti bunları. Hissediyordu. Yakında gidecekti.

 

"Niye şimdi aklına geldi ki?"

 

Güldü Murat bey. "Bilmem. Bir sorayım geleyim aklıma, bekle."

 

Gözleri dolmasına rağmen güldü, Derya. "Baba ya."

 

Gözlerini sildi, Derya. Babasına bakıp, "Seni seviyorum. İyiki benim babamsın." Dedi.

 

Murat beyde gülümsedi. "Bende seni seviyorum kızım."

 

Derya kemerin izin verdiği kadar babasına yaklaşıp onun yanağından öptü.

 

"Kız dur, araba kullanıyorum. Kaza yaptıracaksın bak." Gülüyordu, Murat bey.

 

Derya gülerek geri çekildi. "Tamam, tamam. "

 

"Deli kızım benim."

 

Güldü, Derya.

Bilmiyordu, Derya bu gülümsemelerini de yok edeceklerini.

 

Ve işte tam o anda…

Tüm mutlulukları tek bir anda yok oldu.

 

Hemen karşılarından bir araba son hız geliyordu.

 

Derya korkuyla babasına baktı. "Baba! Baba, ne oluyor? Niye bu adam bize doğru geliyor?"

 

Murat beyde korkuyordu ama kızına belli ettirmiyordu daha çok korkmasın diye.

 

"Bilmiyorum. Deli mi bu adam? Niye ters şeritten geliyor?"

 

Araba ile aralarındaki mesafe daha fazla azaldı.

 

"BABA!" Diye bağırdı, Derya.

 

"KIZIM!" Diye bağırdı, Murat bey.

 

İkisi de ilk, kendi canlarını değil, birbirlerinin canlarını önemsemişti.

 

Araba son hızla ilerledi ve aralarındaki mesafe sıfırlandı.

 

Bomboş yolda son hızda çarptı araba, diğer arabaya.

 

Boğazı yırtılırcasına bağırdı, Derya.

 

Murat bey ise kendi canını hiçe sayarak kızının üstüne atladı kemerini çıkartarak.

 

Kızı yaşasın diye kendi canını hiçe saymıştı.

 

Cam parçaları sırtına saplandı, Murat beyin. Nefesi kesildi ama yine de kızının üstünden çekilmedi.

 

Kemer boynunu sıktı, Derya'nın. Çıkarmak istedi ama çıkaramadı.

 

Araba son hızda savruldu.

Bariyerleri kırıp geçti.

Sonra...

Sonrası uçurumdu.

 

Araba yuvarlanırken daha çok bağırdı, Derya.

 

Cam parçaları battı kollarına, ayaklarına. Kısa ebise giydiğine pişman oldu.

 

Araba yuvarlanmayı bıraktı ama Derya da, Murat beyde çok kötü durumdaydı.

 

Murat bey nefesinin yettiği kadar konuştu. Son kez konuştuğunu bilmeden.

 

"Kızım... Seni seviyorum, kızım. İlk Allah'a sonra Aras’a emanetsin."

 

Son nefesini kızını, Aras'a emanet ederek vermişti.

 

Derya duydu ama cevap veremedi.

 

Konuşmak istedi. 'Birşey olmayacak. Bizi bulacaklar, baba.' demek istedi.

Yapamadı.

 

Sadece elini uzatıp, babasının kanlı elini tutabildi.

 

Ve Derya, o uçurumdan sadece bedenini değil...

Hayatının yarısını kaybederek çıktı.

 

1 BUÇUK SAAT SONRA...

 

Aras hemen arabayı durdurup indi. Kalbi çok hızlı atıyordu. Derya’yı kaybetme korkusu her adımında daha çok artıyordu.

 

Beren de hemen peşinden indi. O da çok korkuyordu. Kardeşi bildiği kadını kaybederse yaşayamazdı.

 

İkiside konuşmadan hemen olay yerine doğru yürüdüler. Etraf mahşer alanı gibiydi. Sağlık görevlileri, polisler, olay yeri inceleme, gazeteciler... hepsi oradaydı.

 

Uçurumun olduğu taraftaki bariyer kırılmış ve güvenlik şeridi ile önü kapatılmıştı. Yerlerde hep cam kırıkları, metal parçaları ve kan izleri vardı.

 

Aras ve Beren o kan izlerini görünce daha çok kaybetme korkusu yaşadılar. Beren ağlıyordu artık. Hıçkıra hıçkıra. Bağıra çağıra.

 

Aras, güçlü durmaya çalışıyordu ama o kan izlerini gördükçe daha çok yıkılıyordu. Gözleri dolmuştu artık.

 

Üç tane ambulans vardı. O ambulanslardan birinin önündeki, üzeri örtülü sedyeyi gördüklerinde, Beren yerinde sendeledi. Ağlaması şiddetlenmişti.

 

Aras'ın sol gözünden bir yaş aktı. İçinden dua ediyordu. O sedyedeki kişinin, Derya olmaması için.

 

"Hayır... Hayır, Derya. Beni bırakamazsın." Diye fısıldadı, Aras titreyen sesi ile.

 

Koştu. Tüm gücüyle o sedyeye doğru koştu.

 

Bir polis gelip tuttu Aras’ı. "Beyefendi, lütfen durun. Sakin olun."

 

"Bırak. Bırak, o sedyede yatanın kim olduğunu görmem lazım." Diye konuştu gözyaşlarıyla.

 

Beren hemen Aras'ın arkasındaydı. O da korkuyordu sedyede yatanın Derya olmasından.

 

Beren sordu, Aras'ı tutan polise. "Kim? Kim yatıyor o sedyede?" Ağlamaktan gözleri şişmisti artık.

 

Polis yutkundu. Söylemek çok zordu. "Maalesef. Beyefendiyi kurtaramadık."

 

O an Aras'ın dizlerinin bağı çözüldü. Beren'in gözlerinden yaşlar boşaldı, eliyle yüzünü kapattı.

 

Beyefendiyi kurtaramadık...

 

Doğduluklarından beri amca olarak bildikleri kişi...

 

"H-hayır. Yalan söylüyorsunuz. Benin amcam, bizi bırakmaz. Kızını bırakmaz. Alya teyzeyi bırakmaz!" Sesi titriyordu, Beren'in. Herkesin içi sızladı bu görüntüye.

 

Aras’ın gözleri artık kıpkırmızıydı. "Neden? Neden, Murat amca?"

 

Polise döndü gözyaşlarıyla. "Derya... Derya nerede? O nerede?"

 

Polis hemen yan taraftaki ambulansı işaret etti konuşurken. "Ambulansta. Ama onun da durumu çok ağır. Herşeye hazırlıklı olun."

 

Herşeye hazırlıklı mı olsunlar? Neye? Neye hazırlıklı olacaklardı?

 

"Hayır. Hayır, Derya'm bırakmaz beni." Başını iki yana sallarken hep bu cümleyi sayıkladı. Delirmiş gibiydi artık.

 

Hemen ambulansa doğru koştu. Oradaydı. Derya'sı oradaydı.

 

Derya'nın halini görünce dizleri titredi, Aras'ın. Çok kötüydü...

 

Yüzü solmuş, dudağının kenarından çenesine doğru inen kan izleri vardı. Alnının kenarında, kollarında, bacaklarında hep yaralar vardı. Kan içindeydi sevdiği.

 

Dokunmaya bile kıyamadığı saçları hep kan olmuştu. Kanlı saçları sedyede dağılıyordu.

 

Aras diz çöktü sedyenin yanında, Derya’nın elini tuttu. Soğuktu ama oradaydı. Gitmemişti.

 

"Derya'm. Gitmedin. Bırakmadın beni." Sesi titriyordu.

 

Aras sessizce eğildi, alnına çok hafif bir öpücük kondurdu.

 

"Buradayım, Mavişim. Buradayım."

 

O an tuttuğu elinde bir kıpırtı hissetti, Aras.

 

Sonra o sessiz fısıltıyı; "Aras..."

 

Gözleri ışıldadı. "Derya. Buradayım. Buradayım, güzelim."

 

Gözleri kapalıydı ama konuşuyordu. Kurumuş, kanla kaplı dudaklarını araladı, Derya. "Canım acıyor. Aras... Babam..."

 

Gözlerinden daha çok yaş aktı. Ne diyecekti sevdiğine?

 

Nasıl söyleyecekti, babasının artık gittiğini? Nasıl diyecekti canından çok sevdiği babasının öldüğünü?

 

"Yorma kendini, Derya'm. Geçecek herşey." Nasıl geçecekti?

 

Derya zar zor konuştu. "Seni seviyorum... Seni çok seviyorum, Aras." Sonra bilinci kapandı. Birşeyler oluyordu. Herkes panik içindeydi.

 

Aras bu cümleyi uzun süre duymayacaktı. Bilmiyordu.

 

"Derya?" Diye fısıldadı, Aras.

 

Ses gelmedi.

 

Tekrar fısıldadı ismini.

 

Yine ses gelmedi.

 

"DERYA!"

 

Görevlilerden biri Aras’ı tutup, kenara çekti.

 

"HAYIRR! DERYA! BIRAKMA BENİ!"

 

Artık kendinden geçmişti. Hem Beren, hem Aras.

 

Ambulaslar hızlıca ayrıldı olay yerinden. Aras ve Beren ise arkada kalmıştı.

 

Görevliler Aras'ı sakinleştirmeyi çalışıyordu.

 

Beren ise bağıra çağıra ağlıyordu.

 

O gün, herkesin hayatı değişmişti.

 

O gün, Aras uzun zaman duyamacağı o cümleyi son kez duymuştu.

 

O gün, son kez görmüşlerdi Murat amcalarını.

 

Ve o gün, büyük bir oyunun başlangıcıydı.

 

ŞİMDİKİ ZAMAN...

 

Gözlerimi açtığımda gökyüzü hâlâ karanlıktı. Saate baktığımda sabah 5'i gösteriyordu.

 

Bu sefer daha gerçekçiydi. Sanki 8 yıl önceki olayı bugün tekrar yaşamışım gibiydi. Ter içindeydim.

 

Ama o anın içinde onun ne işi vardı?

 

Yataktan kalktım, banyoya geçtim.

 

Aynadan kendime baktım. Gözlerim şiş, yüzüm sararmış, saçlarım birbirine karışmıştı. Durumum vasattı.

 

Aklıma yine o ses geldi.

Rüyamdaki o ses...

 

"Buradayım Mavişim..."

 

Başımı iki yana salladım. Hemen musluğu açıp yüzüme soğuk suyu çarptım.

 

"Hayır. Hayır, Derya oradaki kişi o değildi. O sadece rüyaydı."

 

Ama çok gerçekçiydi.

 

Nefesim hızlandı. Ellerim titredi. Lavaboya tutundum. “Hayır… hayır, o sadece rüyaydı.” dedim yine ama ben bile inanmadım kendime.

 

O an beynim, kalbime ihanet etti. Beynimin sakladığı o kilitli kutu açıldı yıllar sonra.

 

Ve ben hatırladım.

Her şeyi. En baştan.

 

Onun sesi doldu, ilk aklıma. Sonra babamın sesi.

 

Annem, abim, Meryem teyzem, Levent amcam, Alper abi, Asya... Aras...

 

Hepsi.

 

O son bakışı...

 

Babam...

Babam beni ona emanet etmişti, en son.

 

Yıllar önce uğruna öldüğüm adama, Aras'a.

 

Ve ben…

Bunu şimdi hatırladım.

 

Bacağımdan güç gitti. Yere oturdum. Başımı ellerimin arasına aldım.

 

Zihnim sanki 8 yıl boyunca durdurulmuş bir filmi oynatıyordu.

 

Sol gözümden bir damla yaş aktı.

 

Neden? Neden şimdi?

 

Ve o an anladım… asıl kaza o gün değil, hatırladığım gündü. Bugündü.

  

 

~♥︎~

Lütfen oy verir misinizzzzzzz???

Bölüm nasıldııı????

❤️

Bölüm : 21.11.2025 11:45 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...