
Oy verir misinizzzz????
İyi okumalarrrrrrr?
~♡~
1 HAFTA SONRA...
DÜĞÜN GÜNÜ...
Bugün o büyük gündü.
Düğün günü.
Aynanın karşısında kendime bakarken kızlar arkada konuşuyorlardı.
Gelinliğimin etekleri yere uzunuyor, taşları ışıldıyordu.
Beren yanıma geldi ve bana baktı. "Nasıl hissediyorsun? " diye sordu.
Artık Beren’in neden benden birşeyler sakladığını biliyordum, ondan dolayı artık ona eskisi davranıyordum.
En eskisi gibi.
"Bilmem. " dedim dudaklarımı büzerek.
"Derya," dedi. Sesinde 'bana yalan söyleme ben anlarım.' tonu vardı.
"Biraz heyecanlıyım." Dedim sadece.
Yani tüm heyecanımı da belli etmezdim. Sonra öğrensin o hatırladığımı. İlk Aras öğrenecek.
"Bir zahmet heyecanlan. Hergün evlenmiyorsun nede olsa."
Gözlerini bana dikti. "Ama sende başka bir şeyler var. Çıkar ortaya." Dedi ve yanımdan geçip kızların yanına geçti.
Söylese miydim?
Üzüldüm şimdi, bak. Söylesem ne diyeceğim? Gidip pat diye 'Beren ben herşeyi hatırlıyorum.' Da diyemem yani.
Kız şoktan gider falan. Onunla uğraşamam birde.
Yanaklarımı hava ile doldurup geri verdim. Fazla heyecanlıydım.
Alara, "Benim evlenmem gerekiyordu ilk. Neden Derya evleniyor? Çok sinirlerim bozuldu. " dedi trip atar gibi. Üzerindeki elbise ile tam prensesler gibiydi. Parlak, buz mavisi bir elbise vardı üzerinde. Yere sürünen elbisesinin en güzel yerlerinden biri de yırtmaçlı olmasıydı.

Saye, "Sizde evlenseydiniz hemen. 4 yıldır sevgilisiniz, hala tık yok." Dedi rujunu tazelerken. Üstünde ona yakışan koyu yeşil, parlak bir düşük omuzlu elbise vardı. Belden sonra bollaşıyor ve yere kadar uzanıyordu.

"Valla bende sorun yok. Ben tamamım, sadece Uraz'dan evlenme teklifi bekliyorum ama yok." İçinde Uraz'a olan tüm öfkesini bizimle onun dedikodusunu yaparak bitirmeye çalışıyordu galiba.
Melisa gülmemek için zor dururken konuştu, "Kapıya bak istersen, Alara." Üstündeki elbise hepsinden farklı, yere kadar uzanmıyordu. Ayak bileğinin oralarda biten siyah elbisesi ile çok sevimli duruyordu.
(Melisa'nın modeli değildir.)
Hemen arkasını dönüp kapıya baktı, Alara. Dönerken kızıl saçları yüzüne geldiği için elini kaldırıp yüzündeki saçları geri itti.
Kapıdaki Uraz'ı görünce dondu kaldı. Uraz yüzündeki şaşkın ifade ile Alara'ya bakıyordu. "Ben sen istemiyorsun diye evlenme teklifi etmiyordum." Üzerinde ona yakışan beyaz gömlek ve siyah bir pantolon vardı.
"Uraz... Ben," dedi ama devam ettirmedi.
Beren, "Siz bence bir baş başa konuşun." dedi. Haklıydı, bencede baş başa konuşmaları gerekiyordu.
"Beren haklı. Gidin baş başa konuşun bencede." Dedim bende.
Alara başını sallayıp, Uraz'ın yanına gitti. Uraz, Alara'nın elini tutup ilerledi.
Saye, "Neyse, en azından artık beklemelezler." Dedi rahatlamış bir sesle.
"Doğru." Hepimiz aynı anda bunu dedikten sonra birbirimize baktık. Sonra ise gülmeye başladık.
"Bakıyorum keyifler yerinde."
Kapı tarafından ses gelince oraya döndük aynı anda.
Alper abiydi.
"Ağlayalım mı?" Diye sordu, Sare.
"Yok, kız. Ama merak ettik yani, neden güldüğünüzü." Derken yanıma doğru geliyordu.
Bana baktı. Bir baştan aşağı bir süzdü beni.
Gerildim. Sanki herşeyi anlamıştı.
"Güzel olmuşsun he."
"Odun." Bu ses hemen yan tarafımdan, Beren'den gelmişti. Duymadık sanıyordu ama hepimiz duymuştuk.
Kapının olduğu taraftan Aras'ın sesi gelince kalbim hızlandı. "Haklılar. İkisi de." Dedi sonra ekledi. "İki saattir gözümü alamıyorum."
Nefesim kesildi.
Aras’a döndüm. Bana bakıyordu zaten. Yutkundum.
Nasıl unutmuştum ben, beni böyle seven birini?
Ben, beni böyle güzel seven birini nasıl unutmuştum?
"Bu ikisi abayı yakmışlar ha."
"Hemde alev ateş."
Yandan gelen fısıldaşmalar bile ondan gözlerimi ayıramamıştı.
Saye, "Artık çıksak iyi olur. Yoksa cidden geç kalıcağız. " derken haklıydı. Az daha bu odada vakit geçirirsek nikaha geç kalacaktık.
Hepsi başlarını sallayıp odadan çıktı.
Biz ise baş başa kaldık.
"Hazır mısın?"
"Galiba."
O an elimden tuttu. Sanki ilk kez tutuyor gibi heyecanlandım.
“Birazdan herkes seni görecek.” dedi. “Ama ben seni kimsenin görmesini istemiyorum. Bu güzelliğin bir tek bana ait olmasını istiyorum."
Kalbim daha fazla hızlandı. 'Zaten sana ait, bu güzellik.' Demek istedim. Diyemedim...
Karar vermiştim. Bu akşam, düğünden sonra baş başa kaldığımızda söyleyecektim.
Her şeyi...
"Gidelim mi artık?" Sanki hemen gidip o deftere imza atmak ister gibiydi sesi.
Başımı salladım. "Gidelim." Dedim sessiz bir şekilde.
Elimi sımsıkı tuttu.
Bir daha bırakmayacak gibi tuttu.
Merdivenlerden indik. Salonun kapısı açıldığında müzik hafifçe duyuldu, herkes ayağa kalktı. Alkış sesi o kadar yüksekti ki.
Gözler, kameralar, fısıldaşmalar...
Ama ben sadece Aras’ın parmaklarının bana kenetlenişini hissediyordum.
Nikah masasına oturduk. Herkes sustu. Nikah memuru konuştu, her zamanki cümleleri söyledi ama kalbim öyle gürültülü atıyordu ki kendi sesimi bile duyabileceğimi sanmıyordum.
Benim şahidim, Beren. Aras’ın şahidi ise tanımadığım ama isminin Meriç olduğunu öğrendiğim bir arkadaşıydı.
Beren'in üzerinde bordo, kalın askılı bir elbise vardı. Yırtmaçı, Alara'nın ki kadar olmasa da vardı. Belinden bollaşıp yere kadar uzanıyordu.

(Beren'in modeli değildir. )
"Derya Baykal, hiçbir baskı altında kalmadan, kendi öz iradeniz ile Aras Kaya'yı eş olarak kabul ediyor musunuz?"
İlk annemlere baktım. Gözüme gerginlikle bakıyordu. Onlar için değil, kendim için evet diyecektim, bugün bu masada.
Aras'a döndüm, heyecanla bakıyordu gözüme. Gülümsedim. En gerçek gülümsememi sundum ona.
"EVET!" Sesim tüm salonda yankılandı.
Aras yutkundu. Sonra gülümsedi.
Çok güzel gülümsedi.
Nikah memuru aynı soruyu Aras’a da sorarken yine gözlerimiz ayrılmadı.
"Aras Kaya, hiçbir baskı altında kalmadan, kendi öz iradeniz ile Derya Baykal'ı eş olarak kabul ediyor musunuz? "
Bana baktı. Yüzümde gezindi gözleri. Sonra gözümün ta içine bakarak cevapladı.
"Her zaman, EVET!"
Kalbim artık yerinde miydi, pek emin değildim.
Sonra Beren ve Meriç'e sordu. "Siz şahitlik ediyor musunuz? "
İkisi de aynı anda, "EVET!" Diye bağırdı.
"Bende belediyenin bana verdiği yetkiye dayanarak sizi karı koca ilan ediyorum."
Nikah memurunun sesi kulağıma ulaştı ama algılyamadım bir an. Rüya mıydı?
Hayır, gerçekti.
Artık benim kocamdı, Aras.
Kocam...
Defteri bize uzattı imzalamamız için. İmzaladıktan sonra elime aldım, baktım.
Aras ve benim...
Aklıma gelen şeyler kaşlarımı çattım.
Benim şuanda Aras’ın ayağına basmam gerekiyor muydu?
"Gelini öpebilirsin."
Neyse basmasam da olur.
Bir dakika, bir dakika? Alnımdan öpecekti demi?
Yavaşça ayağa kalktı, elimi tuttu, beni de kaldırdı.
Sonra çenemi parmaklarıyla hafifçe kaldırdı. Gözleri gözlerime kilitlendi.
Sonra eğildi. Dudaklarıma değil, önce alnıma bir öpücük kondurdu. Derin bir nefes verdi geri çekilirken.
Dudaklarıma eğildi.
Kalbim nefesimin sesini bastırıyordu artık.
Dudaklarını dudaklarıma bastırmadan önce, "İzin varmı?" Diye sordu.
Başımı hafifçe evet anlamında salladım. Konuşabileceğimi sanmıyordum.
Gülümsedi. Dudakları dudaklarıma değdi. Nefes alamadım.
O an sadece ikimiz kaldık o koca salonda. Bir tek bizim nefes seslerimiz.
Acele yoktu öpüşünde. Sakince, yılların acısını çıkarır gibi öpüyordu.
Geri çekildiğinde alnını benim alnıma yasladı. Gözleri kapalıydı.
“Keşke herkes gitse de sadece sen kalsan.”
♡
Alkış sesleri tüm salonu inletti. Herkes bizi alkışlıyordu.
Gözlerimi açtım. Aras bana bakıyordu zaten.
"Artık eminim." Diye fısıldadı ama neyden emindi bilmiyorum.
"Gelin ve damadı piste alalım." Ses gelince alnımı onu alnından yavaş bir şekilde ayırdım.
"Benimle dans etmeye var mısın?" Elini uzatarak sorduğu soruya cevap vermeden önce eline baktım.
Gözlerimi elinden çekip, elimi eline uzattım. "Varım." Dedim.
Gülümsedi. Elimden tutarak ortaya götürdü beni.
Belimi sardı iki eliyle. Bende omzuna koydum ellerimi.
Aras beni kendine yaklaştırdı.
Sanki bizi izleyen yüzlerce insan değil, sadece ikimiz vardık. Sanki... geçmişe dönmüş gibiydik.
Gözlerim onunkilere takıldı dans ederken. Uzun uzun baktım.
Başını omzuna doğru eğdi. “Biliyor musun?” dedi alçak sesle, “Hayatımda ilk kez, bir şeylerin doğru olduğunu hissediyorum.”
Yani bir zahmet, benim gibi güzellikle evlendin.
Tabi bunu demedim. Sadece yüzüne baktım dans ederken.
Aras gözlerime baktı. Uzun uzun...
Dans devam ederken, Aras başını eğdi, alnını hafifçe benim alnıma yasladı.
Gözlerimizi kapadık, o anda kalmak ister gibi.
Sanki herkes yok oldu, zaman durdu.
Sanki yeniden 16 ve 18 yaşına döndük...
Şarkı biterken, salon yine alkışlarla doldu ama biz hala ayrılmamıştık.
Ayrılmak istemiyor gibiydik.
O hala bilmiyordu ama bu gece herşey yine eskisi gibi olacaktı.
~♡~
Odaya adımımı atar atmaz herşey sustu. Sadece kalp atışlarım kaldı.
Düğün bitmiş, otele geçmiştik. Yarın ise eve geçecektik. Bizim evimize...
Odaya girer girmez Aras, ceketini çıkarıp sandalyenin üzerine bıraktı. Kravatını gevşetip, yatağın üzerine oturdu.
Ben ise ayakta, üzerimdeki gelinlik ile dikilmeye devam ettim. Nasıl başlayacağımı bilmiyordum. Ne diyerek başlayacaktım?
Aras ile göz göze geldim.
Aras derin bir nefes aldı. “Benim sana söylemem gereken bir şey var.” dedi.
Hayır.
Tam sözünü devam edecekti ki, hızla ben konuştum. "İlk benim bir şey söylemem gerek."
Kaşları kalktı. Şaşırdı bu hızıma ama birşey demedi sadece, "Tamam." Dedi. Sesinde korku vardı.
Dudaklarım titriyordu. Ellerim terlemişti heyecandan.
"Aras... Ben herşeyi hatırladım."
O an oda sessizleşti. Zaman bile durmuştu sanki.
Aras önce tepkisiz kaldı. Hiç kıpırdamadı. Sonra, gözleri büyüdü şaşkınlıkla. "N-ne?" Dedi sesi titreyerek. "Gerçek mi bu?"
Sessizce başımı salladım. Gözyaşlarım yanaklarımdan aktı. "Gerçek."
O an Aras, hiçbir şey söylemeden ayağa fırladı ve bana sarıldı.
Hiç tereddüt etmeden. Hiç düşünmeden.
Şaşırdım ilk. Ama kendime gelir gelmez bende ona sarıldım.
Kollarını bana doladığı an kokusu etrafımı sardı. Sekiz yıl öncesine dönmüş gibi hissettim.
"Rüyadayım demi?" İnanmıyor gibiydi sesi.
Güldüm ağlarken. "Rüya değil. Gerçek, Aras."
Geri çekildi ama ayrılmadı. Ellerini başımın yan tarafına koydu. "Ne zaman?"
Derin bir nefes aldım. "1 hafta oldu."
Kaşlarını çattı. "1 hafta mı? Derya, neden söylemedin? 1 hafta geçmiş, Derya."
Bundan korkuyordum işte. Bana kızar diye.
"Aras... kendimi hazır hissetmedim. Korktum."
"Neyden?"
"Beni bırakıp gitmenden. "
"Derya, ben seni bırakmam. Bu 8 yılda bırakmamışım, şimdi mi bırakacağım?"
"Bırakmazsın demi?"
Gülümsedi. "Mümkün mü sence?"
Bende gülümsedim. "Değil. "
Başını salladı cevap vermedi. Yeniden sarıldı. Bende ona sarıldım.
Kalbim yerinden çıkacak gibiydi.
"Herşeyi hatırlıyorsun değil mi?" Bana sarılırken konuştuğu için sesi boğuk geliyordu. Nefesi boynumu gıdıklamıştı.
"Doğumumu bile hatırlıyorum. O kadar."
Güldü. "Çok özledim."
"Bende özlemişim." Sesim titriyordu.
Özledim değil, özlemişim...
"Derya... Çok korktum. Hatırlamayacaksın diye."
Birşey demedim. Gözlerim dudaklarına kaydı. Fazla yakınınımdaydı. Dayanamadım.
Eğilip dudaklarına kapandım.
Önce şaşırdı ama sonra ellerini belime koydu ve beni kendine çekti. Kollarımı boynuna daha iyi doladım.
Bu öpücük hem bir özür, hemde herşeyin gerçek olduğunu anlaması içindi.
Biraz da özlediğim için.
Bu kez düğündeki gibi yavaş, tereddütlü değildi. Sanki yıllardır bekliyor ve daha yeni kavuşmuş gibiydi. Tutkuluydu.
Geri çekildi ama alnını alnımdan ayırmadı. Gözlerimiz kapalı, nefeslerimiz karışmıştı.
"Biliyor musun?" Diye sordu kısık sesle. "Şu an, evlendiğimize gerçekten ikna oldum."
Kalbim göğsümden fırlayacak gibi attı.
"Bende." Dedim sadece. Kısaydı ama anlamı büyüktü.
Birbirimize uzun uzun baktık. Geçmişin özlemini gidermek ister gibi...
"Sen hala benim Mavişim’sin... Ben de senin Ateşin."
Emin olmak ister gibiydi sesi. Ve evet o hala benim Ateşim, ben ise hala onun Mavişiydim.
"Hiç bir zaman değişmedi ki."
Ve biz o gece yeniden birlikte olduk. Yeniden başlamadık, sadece kaldığımız yerden devam ettik.
~♡~
Bölüm nasıldıııı?
Oy vermediyseniz verirseniz sevinirim.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |