106. Bölüm
RabiaSofi / Sevmeyi Yaşamak / 19. BÖLÜM

19. BÖLÜM

RabiaSofi
rabiasofi

Herkese merhabalar

yeni bölüm biraz gecikmeli geldi iş güçten dolayı

hepinize iyi okumalar

BÖLÜM

Lef-ü Neşr

 

“son günlerde yazma işini hızlandırdın,” dedi kocası. Kolunu ona sarmış ağır adımlarla caddede yürümeye devam ediyorlardı. Neva ona yan bir bakış atıp “istersen şifremi kırıp yazdıklarımı okumaya devam edebilirsin,” dedi kinayeli bir tonda. Sinan onu biraz daha kendine çekip başından öptü.

“yok ben o işe de tövbe ettim,” dedi muzip bir tavırla. Neva gülmemek için kendini tutup hafifçe kolunu çimdiklemekle yetindi.

Baş başa yemeğe çıkmışlardı. Ömer’i annesine bırakırken “geç kalmayız,” diyen Neva’ya annesi “el evine mı bırakıyorsun kızım,” demiş ve eklemişti, “gönlünüzce gezin, tozun.”

Birlikte güzel bir yemek yiyip bolca muhabbet etmişlerdi. Sinan onunla uğraşmayı ne kadar seviyorsa Neva da ona karşılık vermeyi ona meydan okumayı seviyordu.

Nitekim şimdi de kocası kolunu ovuşturup “ama gerçekten yazdıklarını okumak isterdim hayatım,” diye konuşmaya devam ediyordu.

Neva “ikinci kitabı yazmaya başladığımı biliyorsun,” diye karşılık verdi “bitince ilk sana okutacağım zaten. Fikirlerini çok merak ediyorum.”

“öyle mi?” dedi Sinan “bana yine beklemek düştü yani.”

“gören de 15 yıl sevdiğini bekledin zanneder,” dedi Neva tebessümle. Sinan ona göz kırpıp “soyadım Kaya olabilir ama bir İsmail değilim,” diye cevap verdi.

Yürümeye devam ederlerken Neva güzel havanın tadını çıkartmak ister gibi içine derin bir nefes çekip “sevdiğim şeyleri yapmayı özlemişim,” diye mırıldandı, “yazmayı, hevesle bir kitap okumayı, gezmeyi…”

“çok uzun zaman sen de bir karanlığın içinde kaldın,” dedi Sinan onu korumak ister gibi tutuşunu sıkılaştırıp.

“haklısın,” Neva geçmişe dönüp baktığında günden güne nasıl o karanlığa çekildiğini hatırlıyordu. İlk defa Sinan’dan vazgeçmeye çalışmak yormuştu kalbini. Sonra Arif’le birlikte tekrar iyileşmeye başlamış oğlunun doğumuyla bambaşka bir Neva ile tanışmıştı kendi içinde. Ardından Arif’i kaybetmiş derin bir kuyu gibi olan yas süreci başlamıştı. Sinan’la evlenmek ise onun için bir imtihandı. O kadar uzun zaman onu istemiş onu sevmişti ki nihayetinde onunla evlendiğinde bir süre bunu idrak edememişti. Suçluluk hissetmiş, vicdan azabı çekmişti. Bütün bu duyguları kabul etmek, yüzleşmek kolay bir süreç değildi.

“birlikte çıktık o karanlıktan,” dedi kocası. Neva ona sevgiyle bakıp başını salladı. Sonra birden “sen de sevdiğin şeyleri yapmayı özlemedin mi?” diye sordu. Sinan omuz silkip “sevdiğim şeyleri yaparken başıma korkunç olaylar geldi,” dedi.

“motora binmeyi özlemedin mi?” diye sordu Neva “tekrar yarışlara katılmak istemiyor musun?”

“hayır,” dedi Sinan net bir tavırla “çok uzunca bir süre gözümü ne zaman kapatsam aklıma yaptığım o kaza geldi hep.”

“anlatsana,” dedi Neva. Adamın kolundaki elini sıkıca tutup “senin gözünden dinlemek istiyorum,” diye ekledi. El ele yürümeye devam ederlerken Sinan o günü zihninde canlandırıp “kafam çok doluydu,” diye itiraf etti, “yapıp ettiklerim beni her geçen gün daha fazla rahatsız etmeye başlamıştı ama bir türlü içimde çırpınıp duran o sese kulak veremiyordum. Bir şeyler içimde çığlık çığlığa bağırıyordu ama ben duymamak için kendime daha çok dünyalık işler bulup duruyordum. Daha fazla spor, daha fazla antreman, daha fazla iş!”

“bu da dikkatini dağıttı değil mi?” dedi Neva, “yani bu ikilik?”

Sinan başını salladı. Karısının ona destek veren elini sıkıp “içimdeki çatışmanın dozu gün geçtikçe artıyordu,” diye devam etti “yani bir türlü kendimi ait hissedemiyordum. Bu çok berbat bir his Neva. Yapıp ettiklerin içine sinmeden yaşamaya devam ederken kendini kaybediyorsun. Ruhunu, benliğini…”

“sonra?”

“sonra o kafayla piste çıktım,” Sinan pişmanlıkla gülümsemeye çalıştı, “bir anlığına dikkatim dağıldı ve yoldan çıkmışım. Taklalar atarak yeşil alana sürüklendiğimi hatırlıyorum. O anın şokuyla hiçbir şey hissedememiştim. Kaskımı çıkartıp ne olduğunu anlamaya çalışırken kaza yapan başka bir motordan kopan parçanın yüzüme doğru gelişini izledim. Sonrası karanlık. Gözlerimi tekrar açtığımda çok büyük bir dehşet hissettiğimi hatırlıyorum.”

Sinan anlatmayı bitirdiğinde karı koca bir süre sessizce el ele yürümeye devam ettiler. Neva sonunda “tekrar motora binmeyi ister misin?” diye sordu.

“ben-“

“yüzleşmek gibi düşün,” diye devam etti Neva “hem sen motora binmeyi çok seviyorsun. Yaptığın kaza yüzünden bundan niye vazgeçesin ki?”

“sen emin misin?” diye sordu Sinan. Neva başını sallayıp “ikimizin de hayatını bir kaza değiştirdi Sinan,” dedi usulca “eğer ben Arif’in kaza yaptığı yere gidip yüzleşmeseydim içimde bir şeyler eksik kalacaktı.”

“birlikte gittiğimiz günden mi bahsediyorsun?” diye sordu kocası şaşkınlıkla. Neva ona bakıp “tek başıma gidecek gücüm yoktu,” diye kabul etti “ama sonra insanların o kavşaktan gelip geçmesini izlerken sanırım bazı şeyleri de kabullenmiştim.”

“seni çok sevdiğimi söylemiş miydim?” dedi Sinan başka ne diyeceğini bilemezmiş gibiydi. Nitekim Neva gülümseyip “bir kere daha söyle,” diye rica etti.

“seni çok seviyorum,” diye fısıldadı Sinan kulağına. Neva’nın gülümsemesi büyürken “bak ne yapalım biliyor musun?” diye devam etti “belirli kurallar koyalım.”

“nasıl kurallar.”

“bir; motorla trafiğe çıkmak yok, iki; motora bensiz binmek yok, üç; belli bir hız sınırını aşmak yok, dört; güzel bir pist bulalım ve canımız istediği zaman motor binmeye gidelim.”

“neden bu kadar ısrar ediyorsun?” diye sordu Sinan sonunda dayanamayıp. Neva onu karşısına geçip gözlerinin içine bakarak “çünkü tamamen iyileşmeni istiyorum,” dedi şefkatle “korktuğun, çekindiğin hiçbir şey kalmasın geçmişinle ilgili. Ayrıca motora binmek senin bir tutkun. Bundan vazgeçmeni istemiyorum.”

“sanırım haklısın,” diye kabul etti kocası “hiç değilse bir kere denemem lazım.”

“anlaştık o zaman,” dedi Neva. Sinan onun kollarından tutup kendine çekti ve “eve gidince sen de bana yazdıklarını okutacaksın o zaman,” diye şart koştu. Neva itiraz edecekken kocası onu susturmak için yanağından öpüp “anlaştık mı?” diye sordu. Neva utanıp kendini çekerken başını salladı sadece.

Tekrar yürümeye başladıklarında saate bakıp “annem çoktan Ömer’i uyutmuştur,” dedi.

“o zaman dönerken taksiye bineriz,”

“Kartal-“ diyecek oldu ama Sinan “o senin araban,” dedi yumuşak bir tavırla “kullanmak istemene bir itirazım yok ama lütfen sen de beni anla.”

“Arif’in arabasına binmek istemiyorsun,” dedi Neva biraz kırgın bir tavırla. Sinan başını salladı.

“anladım,”

“yaz başlangıcında bir araba bakmayı düşünüyorum,” diye devam etti Sinan bu hassas anın üstünden geçmek için “sen ne dersin?”

“olur,” dedi karısı “hem sen de üniversiteye rahat rahat gidersin.”

“aslında,” Sinan bu noktada durup bir an düşündü “sanırım üniversitede kalmak istemiyorum Neva.”

“öyle mi?” dedi genç kadın biraz şaşırarak “sevdiğini sanmıştım.”

“sevdim,” diye kabul etti Sinan “ama laboratuvarda olmak bana kendimi daha iyi hissettiriyordu. Bir şeyleri araştırmak ve keşfetmek!”

“o zaman dönem sonu ayrılacaksın.”

“büyük ihtimalle.”

“eh ne demiştik,” dedi karısı “sevdiğimiz şeyleri yapacağız.”

“kendimizi yeniden keşfedeceğiz.”

“birlikte,” dedi Neva. Sinan onun elini sıkıp tekrar etti “birlikte!”

….

Sonunda bir gün kendini yeniden bir yarış pistinde bulduğunda Sinan kalbinde delikanlı bir heyecanla pistin sesini dinledi bir süre. Yoldan gelen sesler ona eskiden motorun üstündeyken hissettiği şeyleri hatırlattı.

Görevli, karı kocaya pist hakkında bilgiler verirken Sinan yoldan geçen motorlardan bir an bile gözünü ayırmıyordu.

Hazırlanmaya başladıklarında Sinan önce karısını giydirdi. Bütün güvenlik önlemlerini alırken Neva biraz sitemle “mumya gibi her yerime bir şey taktın artık yeter!” dedi. Sinan gülüp “ama motorcu ceketi sana çok yakıştı,” diye iltifat etti. Neva başını iki yana sallayıp “o devasa kaskı takınca da aynı şeyi söyleyecek misin bakalım?” diye takıldı. Sinan parlak sarı kaskı alıp karısının başına nazikçe taktı. Şeffaf vizörü kaldırıp “hazır mısın?” diye sordu. Neva başını salladı.

Sinan da hazırlandıktan sonra kiraladıkları Honda motorsiklete bindiler. Sinan içinde hem bir heyecan hem de korku hissediyordu. Gidonu kavrayıp “sıkı tutun,” dedi karısına. Neva ona sıkıca sarılıp omzuna yasladığı başını salladı.

Sinan içinden besmele çekip yola çıkarken kısa zamanda korkusu yerini o bilindik adrenalin ve mutluluğa bırakırken tekrar yolda olmanın tadını çıkarttı. Hız sınırını aşmadan pistin 15 km’lik yolunu tamamladıktan sonra yoldan çıkıp alana geri döndüklerinde Neva keyifle bir çığlık atıp motordan indi.

“bu çok güzeldi!” dedi kaskını çıkarıp. Sinan ise kıpırdamadan duruyordu. Neva hemen yanına gidip elini omzuna koydu ve “iyi misin canım?” diye sordu. Kocası kaskını çıkartıp ona baktığında gözlerinin yaşlarla parladığını görünce hemen ona sarılıp “ne oldu?” diye sordu telaşla. Yoksa bu kadar ısrar etmemesi mi gerekiyordu?

“teşekkür ederim,” dedi Sinan ona sıkıca sarılırken “çok teşekkür ederim.”

Neva biraz rahatlayıp kendini çekti ve kocasının yüzünü iki eliyle kavrayıp “nasıl hissediyorsun?” diye sordu hemen.

Sinan gülümsedi. Neva’nın hayran olduğu o gülümseme daha da büyürken “çok iyi,” dedi “çok iyi hissediyorum.”

Motoru iade edip pisten çıktıklarında Sinan’ın yürüyüşünde bile bir farklılık vardı. Neva da halinden memnundu. Motora binmeyi sandığından daha çok sevmişti.

“bunu tekrar yapalım,” dedi kendini tutamayıp. Sinan onun elinden tutup “anlaştık,” diye karşılık verdi ve ekledi “hadi pikniğe gidelim.”

“yanımıza hiçbir şey almadık ki,” dedi Neva.

“hallederiz güzelim,” diyen kocasının sesindeki bir tını Neva’nın kalbini eritmişti sanki. Sinan ona gün geçtikçe öyle büyük bir güven veriyordu ki Neva onun peşinden dünyanın sonuna kadar gideceğini biliyordu.

Nitekim yürüme mesafesinde olan bir piknik alanına girdiklerinde hemen bir örtü alıp çimlere serdiler. Bu piknik alanının harika bir göl manzarası vardı. Neva ayakkabılarını çıkartıp örtünün üstüne bağdaş kurup otururken Sinan “ben hemen geliyorum,” dedi. Hızlı adımlarla gözden kaybolurken Neva da manzaranın tadını çıkarttı bir süre.

Bahar mevsiminin gelişi tüm doğayı canlandırdığı gibi insanları da hareketlendirmişti. Piknik alanı kalabalık sayılırdı. Biraz ötedeki çocuk parkında oynayan çocukların sesini dinlerken oğlunu düşünüp gülümsedi. Yaz geldiğinden Ömer’i de buraya getirmeyi düşündü.

Sinan elinde bir poşetle geri döndüğünde ayakkabılarını çıkartıp karısının yanına oturdu hemen.

“yiyecek bir şeyler aldım,” dedi. İkisi de acıkmıştı. Sinan’ın getirdiği sandviçleri yerken “çok lezzetliymiş,” dedi. Sinan muzip bir tavırla uzanıp karısının dudağının kenarına bulaşan mayonezi silerken “sen çok acıkmışsın belli,” diye dalga geçti. Neva biraz utansa da peçete alıp dudaklarını silip “acıktım ne yapayım,” diye kendini savundu. Sinan gülmeye başlayınca sandviçi yarım bırakıp kocasına arkasını döndü.

“yemiyorum işte!” diye söylendi. Sinan ona arkadan sarılıp “tribini sevdiğim hatunum,” dedi “sen yemezsen ben yerim haberin olsun.”

Neva şaşkınlıkla ağzını açıp “dediğine bak!” diye karşılık verdi. Kollarını birleştirip çocuk gibi küstü, “iyi sana afiyet olsun.”

Sinan gülmemek için kendini tutmaya çalışıp “tabi karnın doydu böyle konuşuyorsun,” diye hinliğine devam edince Neva onun karın boşluğuna dirsek attı.

“Ah!” diye geri çekildi Sinan “elin de ağırmış hatunum.”

“senin de dilin ağır!” diye lafı yapıştırdı Neva. Sinan sonunda kendini toparlayıp zorla karısını kendine çevirdi. Neva ona bakmıyordu ama Sinan kollarını açıp ellerinden tutunca itiraz etmedi. Şimdi karşılıklı bağdaş kurmuş otururlarken dizleri birbirine değiyordu.

“bana bak,” dedi kocası. Omuzlarını silkmekle karşılık verince Sinan onun çenesinden tutup kendisine çevirdi. Kocasının gözlerindeki sevgiyi görünce hemen yumuşadı.

“seninle uğraşmak çok hoşuma gidiyor ne yapayım,” dedi adam, “ama gönlün inciniyorsa yapmam bir daha.”

Neva tebessüm edip “yok incinmiyor,” dedi hemen “aksine benim de hoşuma gidiyor.”

“özellikle bana şiddet uyguladığın kısımlar değil mi?” diye sordu Sinan. Neva da gülmeye başlamıştı artık. Sinan onu hayranlıkla izlerken bugüne şükretti. Onun güldüğünü görmek, onunla böylesine yakın olmak, onunla yaşamak onunla hatıralar biriktirmek bir şifaydı. Sinan’ın şifası.

“narım,” dedi yine usulca “sen bugün bana ne yaptığının farkındasın değil mi?”

“ne yaptım ki?” diye sordu karısı merakla.

“bana çok uzun zaman bir kâbusu hatırlatan şeyi düzelttin içimde.”

Neva şimdi gözleri dolmuş olduğu halde hafifçe burnunu çekip “ben seni çocukluğumdan beri kalbimde taşıyorum Sinan,” dedi “değil bir kâbusun içinde yaşamana bir an bile incinmene dayanamaz kalbim.”

Genç adam bu adanmış cümle karşısında zorlukla yutkunup bir süre hiçbir şey demeden karısına baktı. Neva sonunda utanıp bakışlarını kaçırırken adam içini çekip “biliyor musun,” dedi usulca “ben büyürken etrafımda kardeşlerimin aşk yüzünden acı çektiklerini, sınandıklarını izledim. Ama sonunda hepsi sevdikleri insanlarla birleştiler. Bu yüzden onlara hep özendim. Şimdiyse anlıyorum ki Rabbimin benim için sakladığı bana nasip ettiği şey, yani sen; en güzeli en kıymetlisiymişsin.”

Sinan, karısının alnından öpüp “çok şükür,” dedi içtenlikle “çok şükür.”

Neva ise konuşamayacak kadar yoğun hissediyordu. Bu yüzden sadece akan gözyaşlarını silip tebessüm edebildi.

Piknikten sonra toparlanıp geri döndüklerinde önce Ömer’i aldılar. Ömer onları görünce sevinç çığlıkları atıp annesinin kollarına atlarken Sinan da kayınvalidesinin elini öpüp “hakkını helal et anne,” dedi.

“ay ne demek çocuğum,” diye karşılık verdi Mehlika Hanım “helal olsun tabi. Ben torunumla vakit geçirmekten memnunum.”

“çok yormadı sizi değil mi?” diye sordu Neva. Mehlika Hanım kızının ay gibi parlayan yüzüne bakıp “yok,” dedi “benim oğlum beni hiç üzmez. Dedesi biraz uyukluyor içeride. Hadi gelin bir yemek yiyelim.”

“yok anne,” dedi Sinan “babama çok selam söyle. Biz eve geçelim artık. Yarın erkenden dersim var.”

“peki o zaman selamınızı söylerim.”

“tamam anneciğim.”

Apartmandan çıkıp kendi evlerine doğru yürürlerken Ömer ikisinin elinden tutup mutlu mutlu bir şeyler anlatmaya başlamıştı bile. Sinan huzurla onu dinliyordu. Anladığı kadarıyla dedesi ile kovboyculuk oynamışlardı ve Talha Bey at olmuştu.

“oğlum,” dedi Neva nitekim “dedenin bel fıtığı var onu böyle yorma!”

“Ömer şimdilik laftan anlamaz” diye karşılık verdi Sinan “ama ben babamla konuşurum bir ara. İzin vermez sırtına binmesine bir daha.”

“inşallah,” dedi Neva ama çok bir umudu yoktu.

Eve girdiklerinde çoktan akşam ezanı okunmuş Ömer esnemeye başlamıştı bile. Karnının tok olduğunu bildiğinden Neva onu odasına çıkartıp kolayca uyuttu. Sonra odasına geçip üstünü değiştirip namaz kıldı. Saçlarını açıp rahatlayan saç derisini parmaklarının uçlarıyla hafifçe ovuşturdu. Fırçasını alıp saçlarını tararken aynada ona bakan yüzünde gördüğü mutluluk hoşuna gitti.

Salona indiğinde kocasının çay bardaklarını sehpanın üstüne koyduğunu görünce “ooo,” dedi keyifle “ne ara demledin?”

“bu konuda maharetliyimdir,” dedi Sinan ona göz kırpıp koltuğa otururken. “sen Ömer’i uyuturken ben de namaz kılıp çay demledim. Çünkü çok hamarat bir ev erkeğiyim.”

Neva kahkaha atıp yanına kıvrılırken “on parmağında on marifet,” diye onayladı. Başını kocasının göğsüne yaslayıp “çok yorulmuşum,” dedi. Sinan ona kolunu sarıp saçlarından öptü.

“ben de ama çok güzel bir gündü.”

“hem de nasıl,”

Birlikte çaylarını içerlerken sohbet etmeye devam ettiler. Zaten birbirleriyle konuşmayı birbirleri ile uğraşmayı çok seviyorlardı. Neva esnemeye başlayınca Sinan “uykun mu geldi güzellik?” dedi yanağında bir makas alıp “geldi,” dedi genç kadın. Ayağa kalkıp çay bardaklarını mutfağa götürürken Sinan da “ben bir Ömer’i kontrol edeyim,” dedi “sonra da yatarız.”

“olur.”

Neva mutfaktaki işleri halledip bardakları bulaşık makinesine koydu. Işıkları söndürüp yukarı çıkarken Sinan da Ömer’in odasından çıkıyordu. Kapısını sessizce kapatıp “derin derin uyuyor,” dedi fısıltıyla ve ekledi “bezini de değiştirdim.”

“eline sağlık.”

Neva yine esneyince Sinan muzip bir tavırla ona yaklaşıp “ama olmaz ki!” dedi “oyunbozanlık ediyorsun.”

“nedenmiş o?” dedi genç kadın “uykum geldi, suç mu?”

“çok büyük bir suç!” dedi Sinan. Saçlarından bir tutam parmaklarının arasında gezdirirken karısına bakıp “kendini affettirmen lazım,” diye ekledi.

Neva onun elini itip “hadi oradan,” dedi ama kıkırdamamak için kendini zor tutuyordu. Sinan onu aniden kucağına aldığında Neva çığlık atmamak için kendini tutup “ne yapıyorsun?” dedi hayretle.

“karımın uykusunu açıyorum,” dedi adam utanmaz bir sırıtışla.

“ya Sinan!” dedi Neva ama gülümsemesine mani olamamıştı. Kollarını boynuna dolayıp “çok adisin,” dedi ve kendini tutamayıp ekledi “indir beni belin ağrıyacak.”

“hiçbir şey olmaz,” dedi Sinan “küçücük bir şeysin zaten.”

“hiçte bile,” diye itiraz etti Neva “bir bu kadar da yerin altında var.”

“bilmez miyim?” diyen kocasının sesindeki bir tını Neva’nın kalp atışlarını çoktan hızlandırmıştı bile. Birlikte yatak odalarına girerlerken kapı arkalarından yavaşça kapandı.


hepiniz Allah'a emanet olun.

Bölüm : 19.12.2025 18:10 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
RabiaSofi / Sevmeyi Yaşamak / 19. BÖLÜM
RabiaSofi
Sevmeyi Yaşamak

31.79k Okunma

3.32k Oy

0 Takip
109
Bölümlü Kitap
1. Bölüm2. Bölüm3. Bölüm4. Bölüm5. Bölüm6. Bölüm7. Bölüm8. Bölüm9. Bölüm10. Bölüm11. Bölüm12. Bölüm12. Bölüm 2. Kısım13. Bölüm13. Bölüm 2. Kısım14. Bölüm15. Bölüm16. Bölüm16. Bölüm 2. Kısım17. Bölüm18. Bölüm19. BölümSEVMEYİ SINAMAK (2. KİTAP) NESLİHAN KAYA'NIN HİKAYESİBÖLÜM BİR KISIM İKİBÖLÜM İKİBÖLÜM ÜÇBÖLÜM DÖRTBÖLÜM BEŞBÖLÜM BEŞ KISIM İKİBÖLÜM ALTIBÖLÜM YEDİBÖLÜM SEKİZBÖLÜM DOKUZBÖLÜM ONBÖLÜM ON BİRBÖLÜM ON İKİBÖLÜM ON ÜÇBÖLÜM ON DÖRTBÖLÜM ON BEŞBÖLÜM ON ALTIBÖLÜM ON YEDİBÖLÜM ON SEKİZBÖLÜM ON DOKUZBÖLÜM YİRMİBÖLÜM YİRMİ BİRBÖLÜM YİRMİ İKİSEVMEYİ ALDATMAK (3. KİTAP) OĞUZHAN KAYA'NIN HİKAYESİ 1. BÖLÜM2&3. BÖLÜM4. BÖLÜM5&6. BÖLÜM7. BÖLÜM8. BÖLÜM9. BÖLÜM10. BÖLÜM11. BÖLÜM12. BÖLÜM13. BÖLÜM14. BÖLÜM15. BÖLÜM16. BÖLÜM17. BÖLÜM18. BÖLÜM19&20. BÖLÜM21&22. BÖLÜM23. BÖLÜM24. BÖLÜM25. BÖLÜM26. BÖLÜMSEVMEYİ BEKLEMEK (4. KİTAP) İSMAİL KAYA'NIN HİKAYESİBÖLÜM 2&3BÖLÜM 4BÖLÜM 5BÖLÜM 6BÖLÜM 7BÖLÜM 8BÖLÜM 9BÖLÜM 10 & 11BÖLÜM 12BÖLÜM 13BÖLÜM 14BÖLÜM 15BÖLÜM 16BÖLÜM 17BÖLÜM 18BÖLÜM 19BÖLÜM 20BÖLÜM 21BÖLÜM 22BÖLÜM 23 (final)SEVMEYİ ANLAMAK (5.KİTAP) SİNAN KAYA'NIN HİKAYESİ2. BÖLÜM3&4. BÖLÜM5. BÖLÜM6. BÖLÜM7 & 8. BÖLÜM9. BÖLÜM10. BÖLÜM11. BÖLÜM12. BÖLÜM13. BÖLÜM14. BÖLÜM15. BÖLÜM16. BÖLÜM17. BÖLÜM18. BÖLÜM19. BÖLÜM20. BÖLÜM21. BÖLÜM22. BÖLÜM (FİNAL)
Hikayeyi Paylaş
Loading...