108. Bölüm
RabiaSofi / Sevmeyi Yaşamak / 21. BÖLÜM

21. BÖLÜM

RabiaSofi
rabiasofi

herkese kocaman merhabalar

finalden önceki son bölüme hoş geldiniz.

iyi okumalar dilerim

 

BÖLÜM

Bir çift eldiven

Elinde paket, kaç saat sokaklarda yürüdüğünü bilmiyordu. Aklı, kalbi, ruhu dağılmıştı sanki. Yüzünü bile görmediği bir evlattan geriye eline alelacele tutuşturulan bir paket kalmıştı sadece. Kendini o kadar kötü hissediyordu ki bir ara durup yola çöktüğünü hatırlıyordu. Yapıp ettiklerinin bedelinin bir sonu yok muydu? Sürekli karşısına çıkan bir geçmişle mi yaşamaya devam edecekti artık? Sürekli ona ne kadar büyük bir hata yaptığını hatırlatan bir mezar mı olacaktı hayatında? Kendi kızını ziyaret etmek için bir Hristiyan mezarlığına mühürlenmişti.

Kızını düşündü. Kızım diye geçirdi içinden dehşetle. Bir kızı vardı ve gitmişti. Ölmüştü öyle mi? Neden kendini bu kadar suçlu hissediyordu? Yanında olsaydım diye geçirdi içinden ona ben baksaydım belki de ölmeyecekti.

İşte onu yiyip bitiren şey buydu. Lily, kızına iyi bakamadığı için mi ölmüştü? İhmal mi etmişti. Bir gece uykusunda yitip giden bir evlat…

Toparlanıp eve gitmesi gerektiğinin farkındaydı. Aklının kalan son kırıntısıyla Neva’ya son dakikada bir toplantı çıktığını ve gelemeyeceğini haber vermişti. Ancak saat gece yarısına yaklaşıyordu. Karısı onu görür görmez anlayacaktı. Belki de Sinan’ın buna ihtiyacı vardı. Neva’nın onu sarıp sarmalamasına. Ama hayır, çektiği vicdan azabı buna engel oluyordu. Hiçbir şekilde teselli edilmeyi hak etmiyordu çünkü.

Bu düşünceler içinde siteye girdiğinde her yere sessizlik çökmüştü. Bahçe kapısını açıp içeri girdiğinde Neva’nın onu dışarıda beklediğini görünce içi sızladı.

“nerede kaldın Allah aşkına?” dedi Neva. Üstüne incecik bir şal almıştı, “kaç kez aradım açmadın. Biraz daha gelmeseydin İsmail abiye haber verecektim.”

“ben-“

Neva, Sinan’ın ne kadar perişan halde gözüktüğünü kapıdan içeri girer girmez anlamıştı zaten. Saçları karışmış, gözlerindeki ışıltı gitmiş, yüzünün rengi solmuştu.

“ne oluyor anlat artık?” dedi Neva rica eder gibi. Gecenin sessizliğinde bahçedeki böceklerin ötüşünden başka çıt çıkmıyordu.

Sinan bir anda ağlamaya başladığında Neva onu tutup sarıldı. Sinan, karısına tutunup ağlamaya devam etti.

“beni korkutuyorsun Sinan,” dedi Neva. Paniklemeye başlamıştı. Kocasının koluna girip onu eve soktu. Salondaki koltuğa yığılır gibi oturan Sinan elinde sıkıca tuttuğu pakete bakıyordu.

Neva ona bir bardak su getirip “iç lütfen,” dedi. Sinan hafifçe titreyen eliyle bardağı alıp bir dikişte bitirdi. İçi yanmıştı.

“bir bardak daha getireyim mi?” diye sordu Neva. Sinan başını iki yana salladı. Biraz toparlamıştı kendini.

“dün akşamdan beri halin bir garipti zaten,” dedi Neva “neler oluyor?”

Kocası için nasıl endişelendiği gözlerinden belli oluyordu. Sinan “dün akşam-“ diye başladı ama sesi ağlamaktan boğulmuştu. Boğazını temizleyip devam etti, “dün akşam Lily bana bir mesaj atmış.”

“Lily?” dedi Neva emin olmak ister gibi. Sinan başını salladı.

“ne istiyormuş?”

“konuşmak.”

“neden?”

Sinan’ın yüzü yine acı ile buruşunda Neva onun elini tutup kucağına çekti. O uğursuz kadın yine Sinan’ı dağıtmayı başarmıştı. Neslihan ablanın dediği kadar vardı. Tam bir Zily’di.

“ben mesajların hiçbirine cevap vermedim,” diye devam etti Sinan “nasıl olsa önünde sonunda vazgeçer diye düşündüm.”

“vazgeçmemiş ama” diye tahmin yürüttü Neva. Sinan ona baktı. İçi acıyarak kızına ne güzel annelik yapacağını düşündü. Gözünden yine bir damla yaş akıp gitti. Neva hemen o yaşı silip “karşına mı çıktı?” diye sordu devam etmesi için.

“evet,” dedi Sinan “kampüste karşıma çıktı bir anda. Israrla konuşmak istedi. Sana diyeceğim çok önemli bir şey var dedi.”

“ne söyledi sana?”

Sinan, karısının elini sıkıca tutup ondan güç alarak devam etti, “benden ayrıldığı zaman-“

“ee?”

“meğer benden ayrılırken hamileymiş,” dedi Sinan sonunda. Neva’nın taş kestiğini hissetti. Onun yüzüne bakmadan anlatmaya devam etti.

“doğurmuş, bir kızım olmuş Neva.”

“ne diyorsun sen Sinan?” dedi karısı şok içinde. Uyuşmuş gibi hissediyordu. Sinan ondan beterdi. Neva onun halinin perişanlığına bakarak hikayenin sonunu tahmin etse de dinlemeye devam etti.

“kızım üç ay yaşamış sadece,” Sinan’ın sesindeki acı öyle keskindi ki Neva’nın gözlerinden de yaşlar boşaldı o anda.

“bana dedi ki; kızının mezarını-“

Sinan cümlesini tamamlamak için kendini zorladı, “kızının mezarını ziyaret etmek senin de hakkın.”

“Sinan,” dedi Neva sesi titriyordu. Kocası sonunda onun yüzüne baktığında “saçları bana benziyormuş,” dedi. Neva dayanamayıp ona sarıldı. Sinan yüzünü onun omzuna gömüp “bir kere bile babasının varlığını hissedemeden gitmiş kızım, bana küsmüş müdür? Gelmediğim için, yanında olamadığım için,” dedi, “ne yapacağım ben Neva? Kalbim paramparça oldu.”

Karısı kendini çekip onun yüzünü tuttu. Gözlerinin içine bakıp “kızın seni cennetin kapısında bekleyecek,” dedi “unutma bir melek olarak gitmiş bu dünyadan. Sana düşen ona layık bir baba olarak yaşamak. Buradaki ayrılıklar bitmeyecek bir vuslatın doğum sancılarıdır Sinan. Kızını bu dünyada hiç görmemiş olabilirsin ama ahirette mutlaka göreceksin.”

“rabbim beni affeder mi?” diye sordu kocası “onca günahtan sonra-“

“sen tövbeni ettin,” diye hatırlattı Neva ona “gerisi onun takdiri. Biz kuluz. İmtihan evlattan da gelir sevdiğim. Belli ki sen de evladınla imtihan oluyorsun. Payına düşen güzelce sabretmek.”

Sinan başını sallayıp paketi gösterdi, “içinde kızımın resimleri varmış. Açıp bakamadım.”

“senin için açmamı ister misin?” diye sordu Neva şefkatle. Sinan ona minnetle bakıp “lütfen,” dedi. Genç kadın paketi alıp yırtmamaya özen göstererek açtı. Evvela içinden bir çift bebek eldiveni düştü. Neva eldivenleri titreyen elleriyle alıp avucunda tutan kocasına baktı.

“adını Mary koymuş,” dedi Sinan. Başparmaklarıyla usulca eldivenleri okşuyordu. Ardından bir doğum belgesi çıktı içinden. Mary, Ömer’den sadece dört ay büyüktü. Doğum belgesine adı tam olarak Marianne Kaya Davies olarak geçmişti. O kadın Sinan’ın soyadını ikinci adı olarak kaydettirmişti.

Paketin içinden çıkan flashbelleği sehpanın üstüne koyup sonunda resimleri çıkarttı. Sinan ilk resmi eline aldığında uzunca baktı. Hayatında gördüğü en güzel bebeklerden biriydi fotoğraftaki bebek.

“kızım,” dedi. Gözlerini kapayıp resmi kalbine bastırdı. Neva diğer resme baktı. Kırkı çıkmış bir bebekti objektife gülen. Saçları kıvırcıktı, gözleri de Sinan’a benziyordu. Neva bile böyle parça parça olmuş gibi hissederken kocasının nasıl hissettiğini tahayyül bile edemedi.

“çok güzelmiş,” diyebildi usulca. Sinan diğer resme de baktı. Elinde ondan kalan bu resimlerdi artık. Gözyaşları akıp giderken Neva onu bir an olsun yalnız bırakmadı.

“ben bu gerçekle nasıl yaşayacağım?” diye sordu Sinan “nasıl?”

“bilmiyorum,” dedi Neva açıkça “ama bir yolunu bulacağız.”

“bana kızgın mısın?”

Neva başını iki yana salladı. Sinan onun ellerine tutunup “ben kendime çok kızgınım,” diye mırıldandı.

“bu çok normal bir tepki,” dedi Neva “kendine kızacaksın, öfkeleneceksin, bunlar yasın evreleridir.”

“yas,” dedi Sinan acıyla “hiç görmediğim evladımın yasını tutacağım.”

“görmedin ama varlığını biliyorsun artık, uzakta bir mezarı olduğunu biliyorsun. Senin canından kanından bir parça olduğunu biliyorsun.”

“ömrüm boyunca hep bunun pişmanlığını yaşayacağım,” dedi Sinan “yapıp ettiklerimin kızımın hayatına mal-“

“hayır,” diye onun sözünü kesti Neva hemen “senin yaptıklarınla ne ilgisi var ki? O kaza olmasaydı, siz birlikte olmaya devam etseydiniz Mary yanında doğsaydı yaşamaya devam edip etmeyeceğini bilemezsin ki.”

“ama-“

“Sinan,” dedi Neva ciddi bir tonda “biliyorum şu anda kendini suçlamak çok kolay geliyor sana. Daha adilmiş gibi. Ama inan bana değil. İnan çünkü ben de senin geçtiğin yoldan geçtim. Arif’in ölümü yüzünden kendimi çok suçladım. Ama zaman bütün bu yanılgılarımızı düzeltiyor. Mary’nin ölümü senin suçun değil. Ve ben biliyorum ki eğer yaşasaydı sen onun için elinden gelen her şeyi yapardın. Harika bir baba olurdun ve öylesin zaten. Ömer’in sana bakarken gözlerinin nasıl sevgiyle parladığını ben biliyorum.”

Sinan, karısının yatıştıran bir ses tonuyla dediklerini dinlerken kalbindeki fırtınanın biraz da olsa dinmeye başladığını hissetti.

“teşekkür ederim,” dedi sonunda. Saat gece üçü geçmişti artık. Saatlerdir birlikte konuşuyor, bazen ağlıyor bazen de tebessümle bu gerçeği sindirmeye çalışıyorlardı.

“ne için?” diye sordu Neva

“benim idrak edemediğim şeyleri bana gösterdiğin için. Beni bu acının içinde bir başıma bırakmadığın için. Bana destek olduğun için.”

Neva anlayışla gülümseyip “biz buna karı koca olmak diyoruz Sinan Kaya,” dedi. Sinan sonunda gülümsemeye çalışıp “hayır,” dedi “buna Neva’nın güzel kalbi denir ancak.”

“hayatım,” dedi kadın onun saçlarını okşayıp “hadi artık biraz yatıp uyumaya çalış. Bak görürsün gün doğduğunda her şey biraz daha düzelmiş olacak.”

“öyle mi dersin?”

“tecrübeyle sabit.”

Sinan başını sallayıp ayağa kalktı. Kızına dair elinde ne varsa hepsini toplarken Neva da içi acıyarak minik eldivenleri aldı. Hiç hak etmese de Lily için de üzülmüştü. Evladını kaybeden bir anne için ne kadar üzülmesi gerekiyorsa o kadar üzülmüştü.

Odalarına çıktıklarında Sinan banyoya gitti. Bir an sonra su sesini duyduğunda kocasının duşa girdiğini anlayan Neva üstünü değiştirip saçlarını ördü. O da dağılmıştı. Resimleri, doğum belgesini, eldivenleri ve flashbelleği özenle komodinin üstüne koyup yatağı açtı. Birkaç dakika sonra Sinan üstüne gecelik eşofman takımını giymiş şampuan ve sabun kokarak banyodan çıktı.

Kendi yerine geçip yatarken Neva üstüne özenle örtüyü örtüp “iyi uykular,” dedi şefkatle. Sinan mırıldanarak karşılık verdi. Bir an sonra hemen uykuya dalmıştı. Neva ise bu kez uyku tutturamayan taraftı. Biraz dönüp durduktan sonra kalkıp oğlunun odasına gitti. Ömer mışıl mışıl uyuyordu. Ona bakarken Neva, Sinan için daha çok üzüldüğünü hissetti. Bir evlat kaybetmek diye geçti gitti aklından. Ömer’e bakarken ürperdi.

“Allah’ım,” dedi gece bitmek üzereydi “sen kocamın gönlünü koru, acısını azalt, ferahlat ve yardım et.”

….

İlerleyen günler sessiz bir kabulleniş içinde geçti. Sinan kendinde bunu yapabilecek cesareti bulduğunda flashbelleği takıp kızının videolarını seyretti. Gözyaşları akıp giderken güzel gülümsemesini, sesini kaydetti zihnine. Videolar toplamda on dakika bile değildi. Bittiğinde hiç düşünmeden tekrar oynat tuşuna bastı. Dalıp gitmişti ki bacağına dokunan minik bir el ile kendine geldi. Ömer ona bakıyordu. Sinan hemen onu kucağına alıp “oğlum,” dedi içi acıyarak “sen ne ara geldin?”

Ömer ise ekrandaki güzel bebeği görmüş “bebek!” demişti merakla. Sinan ekrana baktığında kızının gülen yüzüne içi giderek “bebek,” dedi “benim kızım.”

Ömer gözleri irileşerek tekrar ekrana baktı. Sonra Sinan’a dönüp “baba?” diye sordu yine. Tıpkı kelebeğin babasını sorduğu gibi.

“evet,” dedi Sinan “ben onun babasıyım.”

Ömer bu kez elini kendi göğsüne koyup “baba,” dedi içtenlikle. Sonra başını Sinan’ın göğsüne yaslayıp “baba,” diye tekrar etti. Sinan, oğluna sıkıca sarılıp “doğru,” diye onayladı boğuk bir sesle “ben ikinizin de babasıyım.”

Uzun zamandır beklediği hitap öyle bir anda gelmişti ki Sinan’ın yüreğindeki yangını Ömer’in dudaklarından çıkan tek bir kelimeden başka hiçbir şey dindiremezdi. Yine minicik bedeniyle kahramanlık yapan oğlu onu dalıp gittiği karanlıktan çıkarmayı başarmıştı.

Yüreği bu acıyla yaşamayı da öğrenecekti. Bunu da kabullenecekti. Hayat belki de kabullenmekten ibaretti. Olanı ve olmayanı kabullenmek.

Süreç boyunca ona desteğini esirgemeyen karısı, Sinan acısını rahatça yaşasın diye elinden geleni yapmıştı. Sinan bunun farkındaydı. Ona olan sevgisi gün geçtikçe daha da kökleşiyordu içinde. Onun sayesinde yani onun gölgesinde iyileşiyordu ruhu.

Kalbinde bir kız evlat taşıyacaktı artık. Bir gün kavuşacağını bildiği bir evlat daha. Tıpkı Ömer gibi o da parçası olacaktı. Sinan buna da alışacaktı.

 

 

lütfen minik yıldızı parlatmayı unutmayın

hepiniz Allah'a emanet olun :)

Bölüm : 01.01.2026 17:23 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
RabiaSofi / Sevmeyi Yaşamak / 21. BÖLÜM
RabiaSofi
Sevmeyi Yaşamak

31.79k Okunma

3.32k Oy

0 Takip
109
Bölümlü Kitap
1. Bölüm2. Bölüm3. Bölüm4. Bölüm5. Bölüm6. Bölüm7. Bölüm8. Bölüm9. Bölüm10. Bölüm11. Bölüm12. Bölüm12. Bölüm 2. Kısım13. Bölüm13. Bölüm 2. Kısım14. Bölüm15. Bölüm16. Bölüm16. Bölüm 2. Kısım17. Bölüm18. Bölüm19. BölümSEVMEYİ SINAMAK (2. KİTAP) NESLİHAN KAYA'NIN HİKAYESİBÖLÜM BİR KISIM İKİBÖLÜM İKİBÖLÜM ÜÇBÖLÜM DÖRTBÖLÜM BEŞBÖLÜM BEŞ KISIM İKİBÖLÜM ALTIBÖLÜM YEDİBÖLÜM SEKİZBÖLÜM DOKUZBÖLÜM ONBÖLÜM ON BİRBÖLÜM ON İKİBÖLÜM ON ÜÇBÖLÜM ON DÖRTBÖLÜM ON BEŞBÖLÜM ON ALTIBÖLÜM ON YEDİBÖLÜM ON SEKİZBÖLÜM ON DOKUZBÖLÜM YİRMİBÖLÜM YİRMİ BİRBÖLÜM YİRMİ İKİSEVMEYİ ALDATMAK (3. KİTAP) OĞUZHAN KAYA'NIN HİKAYESİ 1. BÖLÜM2&3. BÖLÜM4. BÖLÜM5&6. BÖLÜM7. BÖLÜM8. BÖLÜM9. BÖLÜM10. BÖLÜM11. BÖLÜM12. BÖLÜM13. BÖLÜM14. BÖLÜM15. BÖLÜM16. BÖLÜM17. BÖLÜM18. BÖLÜM19&20. BÖLÜM21&22. BÖLÜM23. BÖLÜM24. BÖLÜM25. BÖLÜM26. BÖLÜMSEVMEYİ BEKLEMEK (4. KİTAP) İSMAİL KAYA'NIN HİKAYESİBÖLÜM 2&3BÖLÜM 4BÖLÜM 5BÖLÜM 6BÖLÜM 7BÖLÜM 8BÖLÜM 9BÖLÜM 10 & 11BÖLÜM 12BÖLÜM 13BÖLÜM 14BÖLÜM 15BÖLÜM 16BÖLÜM 17BÖLÜM 18BÖLÜM 19BÖLÜM 20BÖLÜM 21BÖLÜM 22BÖLÜM 23 (final)SEVMEYİ ANLAMAK (5.KİTAP) SİNAN KAYA'NIN HİKAYESİ2. BÖLÜM3&4. BÖLÜM5. BÖLÜM6. BÖLÜM7 & 8. BÖLÜM9. BÖLÜM10. BÖLÜM11. BÖLÜM12. BÖLÜM13. BÖLÜM14. BÖLÜM15. BÖLÜM16. BÖLÜM17. BÖLÜM18. BÖLÜM19. BÖLÜM20. BÖLÜM21. BÖLÜM22. BÖLÜM (FİNAL)
Hikayeyi Paylaş
Loading...